Cüneyt Arkın – Fakir Gencin Hikâyesi (2014)

Türkiye sinemasının meşhur simalarından Cüneyt Arkın ‘Fakir Gencin Hikâyesi’nde, çocukluğundan ünlü olduğu dönemlere hayatının dönüm noktalarını paylaşıyor.

Arkın, büyük bir yoksulluk içinde yaşadığı çocukluk yıllarını, yetiştiği çevreyi, eğitim dönemini, tıp fakültesine girme sürecini, sinemayla tanıştığı yılları, sanat dünyasında tanıdığı isimleri ve meslek yaşamında karşılaştığı garip olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Öğrenciliği yıllarında kazandığı ilk parayla ekmek alışı, üniversitenin ardından 1963’te Yeşilçam’a adım atmasına vesile olan tesadüfler ve mafyadan ölüm tehditleri alışı, Arkın’ın anlatımındaki ilginç detaylardan.

  • Künye: Cüneyt Arkın – Fakir Gencin Hikâyesi, Epsilon Yayıncılık, otobiyografi, 206 sayfa

Şenay Aydemir – 100 Sinema Klişesi (2017)

Biz Şenay Aydemir’i ilk önce keyifli sinema yazılarıyla tanımıştık. Bu keşfi de, bir süre önce yayımlanan, neoliberal zamanlarda tembellik hakkı üzerine düşündüğü ‘Organik Bozukluk’ kitabıyla tanışıklığa dönüştürmüştük.

Aydemir şimdi de, keyifli ve keyifli olduğu kadar düşündürücü bir kitapla karşımızda: ‘100 Sinema Klişesi’.

Yazar burada, Türkiye ve dünya sinemasında artık alışkanlık halini almış tam 100 klişeyi masaya yatırıyor.

Sinemaya meraklı olanlar iyi bilir: Her türün kendince klişeleri vardır. Yani her romantik komedi, her western, her polisiye belli klişeleri kullanmadan duramaz.

Tabii klişeleri yerinde kullanmak da apayrı bir maharet gerektirir.

Aydemir’in kitabında evlenmeden olmazdan Yılmaz Güney oturuşuna, kadının sabah yataktan çıktıktan sonra erkeğin gömleğini giymesinden kötü kalpli sarışına ve “Kırmızı kablo mu, mavi kablo mu?”ya tam 100 klişeyi, ironik ve keyifli bir üslupla ele alıyor.

  • Künye: Şenay Aydemir – 100 Sinema Klişesi, Ağaçkakan Yayınları, sinema, 232 sayfa

Nejat Ulusay – Melez İmgeler: Sinema ve Ulusötesi Oluşumlar (2008)

Nejat Ulusay’ın ‘Melez İmgeler’i, Fatih Akın sineması başta olmak üzere, Ferzan Özpetek ve Kutluğ Ataman ile ulusötesi bir nitelik kazanan Türkiye sinemasına odaklanıyor.

Ülkeler arasındaki filmlerin alışverişi ya da ortak yapımlar nedeniyle, başından beri uluslararası bir özelliğe sahip olan sinema, küreselleşme sürecinin ekonomik, politik ve kültürel sonuçlarıyla birlikte, ulusal sınırları daha da aşarak ulusötesi bir nitelik kazandı.

Ulusay, küreselleşmeyle sinema arasındaki ilişkiyi, Türkiye sinemasının ulusötesi niteliğini ve burada öne çıkan başlıca örnekleri anlatıyor.

Kitapta, Ulusay’ın çalışmasına konu aldığı bazı sinemacılarla yaptığı söyleşiler de yer alıyor.

  • Künye: Nejat Ulusay – Melez İmgeler: Sinema ve Ulusötesi Oluşumlar, Dost Kitabevi, sinema, 461 sayfa

Metin Gönen – Western ve Amerika (2008)

Metin Gönen, bir felsefe-sinema-politika sentezinden oluşan ‘Western ve Amerika’da, ulusal kimliklerin, özünde Aristoteles’in ‘Poetika’da belirttiği anlamda orijin bir kurgusal operasyonla yapılandırıldığı hipotezini temel alıyor.

Yazar bu hipotezden hareketle, kurmaca bir sanat olan western sinema türü ile Amerikan uygarlığının kuruluş efsanesi olan “Vahşi Batı’nın fethi”nin karşılaşmasında, bir başka kurmaca olan Amerikan ulusal kimliğinin yapılandırılmasını tartışıyor.

Gönen’in çalışması, westernin olgusal-estetik gerçekliğini inceleyerek bir sinematografik türün Amerikan ulus-uygarlık kimliği kurgusuyla olan ilişkisini ortaya koymasıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Metin Gönen – Western ve Amerika: Bir Ulus-Uygarlık Kurgusu, Versus Kitap, sinema, 121 sayfa

Turhan Feyizoğlu – Yılmaz Güney (2014)

Turhan Feyizoğlu’nun yeni bir baskıyla yayınlanan çalışması, Türkiye sinemasının Çirkin Kral’ı Yılmaz Güney’e dair en kapsamlı ve nitelikli biyografilerden biri.

Kitabı için pek çok kaynaktan yararlanmış Feyizoğlu, Yılmaz Güney’in hikâyeciliğinden başlayarak,

Güney’in sinema alanındaki çalışmalarını,

Siyasal etkinliklerini,

Aşk yaşamını,

Hastalığını,

Paris’teki son günlerini ve ölümünü anlatıyor.

Aynı zamanda Güney’in fırtınalı hayatında; siyaset dünyasından sanat camiasına kendisiyle yolu kesişmiş pek çok ünlü ismin karşımıza çıktığı kitap, Güney’in farklı dönemlerinden fotoğraflarına yer veren bir albüm de sunuyor.

  • Künye: Turhan Feyizoğlu – Yılmaz Güney, Tekin Yayınevi, biyografi, 600 sayfa

Gilles Deleuze – Sinema 1: Hareket-İmge (2014)

Gilles Deleuze ‘Sinema’ çalışmasının elimizdeki ilk cildinde, bir sinema tarihi vermekten ziyade, imgelerin ve göstergelerin taksonomisine, sınıflandırılmasına yönelik kapsamlı bir analiz sunmakta.

İkinci cildin konusu da, sinemada zaman-imge.

Düşünürün, bilhassa hareket-imgenin ve daha derininde de zaman-imgenin Bergsoncu keşiflerini serimlemesiyle öne çıkan çalışması, hareket-imge ile sinematografik imge arasındaki kesişmeyi aydınlatıyor.

Büyük yönetmenlerin kavramlar yerine hareket-imgeler ve zaman-imgelerle düşündüğünü vurgulayan Deleuze, yönetmenlerin icat ettiği özerk biçimleri tartışıyor.

  • Künye: Gilles Deleuze – Sinema 1: Hareket-İmge, çeviren: Soner Özdemir, Norgunk Yayıncılık, sinema, 290 sayfa

Jack Sargent ve Stephanie Watson – Kayıp Otobanlar (2008)

Alt başlığı ‘Yol Filmlerinin Sıra Dışı Tarihi’ olan iki yazarlı ‘Kayıp Otobanlar’, yol filmi türünün tarihçesine yer veren yazılardan oluşuyor.

Türün ‘The Wizard of Oz’, ‘Crash’, ‘Apocalypse Now’, ‘Vanishing Point’, ‘The Wild Bunch’, ‘Easy Rider’ ve daha birçok kilit filmine ve yönetmenine odaklanan yazılar, aynı zamanda, yol filmi ile western, kara film, korku ve bilimkurgu gibi türler arasındaki ilişkiye de kafa yoruyor.

Sargent ve Watson’ın kitabı, yol filmlerine meraklı okurlar için tam bir kılavuz.

  • Künye: Jack Sargent ve Stephanie Watson – Kayıp Otobanlar, çeviren: Pelin Özdoğru, Altıkırkbeş Yayınları, sinema, 312 sayfa

Türkan Şoray – Sinemam ve Ben (2017)

Türkan Şoray…

O sıradan bir oyuncu değil. Bir oyuncudan da ve kesinlikle güzel bir kadından da öte bir şey…

1960’larda sinemayla tanışmış, ilk ödülünü 1964’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu seçilerek almış ve toplamda 222 filmde rol alarak rekor kırmış, yaşayan bir efsane.

Aynı zamanda senarist, aynı zamanda yönetmen…

Türkan Şoray ‘Sinemam ve Ben’de, hayatına ve Yeşilçam günlerine dair bilinmeyenleri bizimle paylaşıyor.

İstanbul’da orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olarak başlayan hayat…

Eski İstanbul mahallelerinde insan ilişkileri…

Erken yaşlarda başlayan sinema tutkusu…

Yeşilçam’da ilk günler…

Sinemanın büyülü dünyasında tanık olduğu ilginç olaylar…

Bu dünyadan edindiği arkadaşlıklar ve dostluklar…

Bunlar ve ilgi çekici daha pek çok şey, Türkan Şoray’ın sahici anlatımıyla okurunu karşılıyor.

Kitap, yalnızca Türkan Şoray’ın hayatının değil, Türkiye sinemasının ve toplumunun yaşadığı büyük dönüşümün de hikâyesi.

  • Künye: Türkan Şoray – Sinemam ve Ben, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa

Onat Kutlar – Senaryolar (2014)

Eksikliğini hep hissedeceğimiz yazarlarımızdan Onat Kutlar, 1950 kuşağının en yetenekli öykü yazarlarından olmasının yanı sıra, kurduğu Sinematek ile Türkiye sinemasına ve genç yönetmenlerin yetişmesine muazzam katkılarda bulunmuştu.

Bu kitap, Kutlar’ın sinema serüveninin bir parçası olan senaryolarını bir araya getiriyor.

Kitapta, Kutlar’ın ‘Yusuf ile Kenan’, ‘Hazal’ ve ‘Hakkâri’de Bir Mevsim’ adlı senaryoları ile ‘Kuyucaklı Yusuf’, ‘Kürk Mantolu Madonna’ ve ‘İstanbul’ isminde üç sinopsisi yer alıyor.

Kutlar, sağlığında senaryolarını yayınlamayı düşünmüş, fakat farklı nedenlerle buna fırsat bulamamıştı.

Bu kitapla, Kutlar’ın o hayali de gerçekleşmiş oldu.

  • Künye: Senaryolar, Onat Kutlar, Yapı Kredi Yayınları, senaryo, 275 sayfa

 

 

Petros Markaris – Sonsuzluk ve Bir GünLük (2014)

Theo Angelopulos’un ‘Sonsuzluk ve Bir Gün’ünün senaristlerinden olan ünlü polisiye yazarı Petros Markaris günlüğünde, bu kült filmin senaryosunun yazılış sürecini anlatıyor.

Daha önce senaryo için Angelopulos ile çalışmış Markaris, bu günlüğün, ünlü yönetmenle aralarındaki “daimi anlaşmazlığın” ürünü olduğunu söylüyor.

Yazar burada, senaryonun gün gün nasıl ilerlediğini kayıt altına alır ve böylece sinemanın dönüm noktası kabul edilen filmin nasıl ortaya çıktığını aydınlatırken, aynı zamanda aralarında kırk yıllık arkadaşlık bulunan Angelopulos’un kişiliğine ve yönetmenliğine dair önemli detaylar da sunuyor.

  • Künye: Sonsuzluk Ve Bir GünLük, Petros Markaris, çeviren: Anna Maria Aslanoğlu, İstos Yayın, sinema, 184 sayfa