Donald Spoto – Grace Kelly (2014)

Donald Spoto’nun birebir görüşmeler yaparak hazırladığı kitabı, 1982 yılında ölen Hollywood sinemasının popüler figürlerinden Grace Kelly’nin ayrıntılı bir biyografisini sunuyor.

Spoto, Kelly’nin 1929’daki doğumundan başlayarak, yetiştiği çevreyi, 1950’li yıllarda başladığı sinema kariyerini, Monaco prensi ile evlenerek jet sosyeteye girişini ve bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybedişini anlatıyor.

Kitapta, Kelly’nin çevresinde bulunmuş kişilerin tanıklığına da başvurulmuş.

  • Künye: Donald Spoto – Grace Kelly, çeviren: Demet Altınyeleklioğlu, Artemis Yayınları, biyografi, 322 sayfa

Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş (2008)

Usta sinema tarihçisi Nijat Özön’ün, ‘Sinema Sanatına Giriş’i, sinema konusunda, gerek öğrenciler ve gerekse bu alanla henüz yeni yeni ilgilenmeye başlayan okurlar için, kapsamlı ve pratik bir rehber niteliğinde.

Özön’ün temel konuları ayrıntıcı bir bakışla işleyen çalışması, sinemanın yüzyıllık tarihinden edindiği deneyimleri ve bir sanat olarak sinemanın temel öğelerini anlatıyor.

Kitapta, sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, türleri ve film okuma gibi, sinemaya dair akla gelebilecek birçok konu yer alıyor.

Özön’ün çalışmasının sonunda, sinema alanına özgü kavramların açıklamalarına yer veren bir sözlük de bulunuyor.

  • Künye: Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş, Agora Kitaplığı, sinema, 308 sayfa

Giovanni Scognamillo – Cadde-i Kebir’de Sinema (2008)

Sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo, ‘Cadde-i Kebir’de Sinema’ isimli bu çalışmasında, sinemanın doğuşundan itibaren önce Osmanlı, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu esnasındaki macerasını, Türkiye’de sinemanın ilk durağı olan Beyoğlu üzerinden izliyor.

Filmciler, dış alımcılar, yerli film yapımcıları ve sinema izleyicileri, bu sunumda okurun karşısına çıkacak başlıca aktörler.

Scognamillo, çalışmasında, ağırlıklı payı neden Beyoğlu’na verdiğini de, “Türkiye’ye sinema, ister yerli, ister yabancı olsun, komutlarını, emirlerini Beyoğlu’ndan alıyor ve her zaman almıştır. Ölçüyü Beyoğlu saptıyor, hasılatları Beyoğlu yönlendiriyor,” cümlesiyle açıklıyor.

  • Künye: Giovanni Scognamillo – Cadde-i Kebir’de Sinema, Agora Kitaplığı, sinema, 211 sayfa

Cüneyt Arkın – Fakir Gencin Hikâyesi (2014)

Türkiye sinemasının meşhur simalarından Cüneyt Arkın ‘Fakir Gencin Hikâyesi’nde, çocukluğundan ünlü olduğu dönemlere hayatının dönüm noktalarını paylaşıyor.

Arkın, büyük bir yoksulluk içinde yaşadığı çocukluk yıllarını, yetiştiği çevreyi, eğitim dönemini, tıp fakültesine girme sürecini, sinemayla tanıştığı yılları, sanat dünyasında tanıdığı isimleri ve meslek yaşamında karşılaştığı garip olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Öğrenciliği yıllarında kazandığı ilk parayla ekmek alışı, üniversitenin ardından 1963’te Yeşilçam’a adım atmasına vesile olan tesadüfler ve mafyadan ölüm tehditleri alışı, Arkın’ın anlatımındaki ilginç detaylardan.

  • Künye: Cüneyt Arkın – Fakir Gencin Hikâyesi, Epsilon Yayıncılık, otobiyografi, 206 sayfa

Şenay Aydemir – 100 Sinema Klişesi (2017)

Biz Şenay Aydemir’i ilk önce keyifli sinema yazılarıyla tanımıştık. Bu keşfi de, bir süre önce yayımlanan, neoliberal zamanlarda tembellik hakkı üzerine düşündüğü ‘Organik Bozukluk’ kitabıyla tanışıklığa dönüştürmüştük.

Aydemir şimdi de, keyifli ve keyifli olduğu kadar düşündürücü bir kitapla karşımızda: ‘100 Sinema Klişesi’.

Yazar burada, Türkiye ve dünya sinemasında artık alışkanlık halini almış tam 100 klişeyi masaya yatırıyor.

Sinemaya meraklı olanlar iyi bilir: Her türün kendince klişeleri vardır. Yani her romantik komedi, her western, her polisiye belli klişeleri kullanmadan duramaz.

Tabii klişeleri yerinde kullanmak da apayrı bir maharet gerektirir.

Aydemir’in kitabında evlenmeden olmazdan Yılmaz Güney oturuşuna, kadının sabah yataktan çıktıktan sonra erkeğin gömleğini giymesinden kötü kalpli sarışına ve “Kırmızı kablo mu, mavi kablo mu?”ya tam 100 klişeyi, ironik ve keyifli bir üslupla ele alıyor.

  • Künye: Şenay Aydemir – 100 Sinema Klişesi, Ağaçkakan Yayınları, sinema, 232 sayfa

Nejat Ulusay – Melez İmgeler: Sinema ve Ulusötesi Oluşumlar (2008)

Nejat Ulusay’ın ‘Melez İmgeler’i, Fatih Akın sineması başta olmak üzere, Ferzan Özpetek ve Kutluğ Ataman ile ulusötesi bir nitelik kazanan Türkiye sinemasına odaklanıyor.

Ülkeler arasındaki filmlerin alışverişi ya da ortak yapımlar nedeniyle, başından beri uluslararası bir özelliğe sahip olan sinema, küreselleşme sürecinin ekonomik, politik ve kültürel sonuçlarıyla birlikte, ulusal sınırları daha da aşarak ulusötesi bir nitelik kazandı.

Ulusay, küreselleşmeyle sinema arasındaki ilişkiyi, Türkiye sinemasının ulusötesi niteliğini ve burada öne çıkan başlıca örnekleri anlatıyor.

Kitapta, Ulusay’ın çalışmasına konu aldığı bazı sinemacılarla yaptığı söyleşiler de yer alıyor.

  • Künye: Nejat Ulusay – Melez İmgeler: Sinema ve Ulusötesi Oluşumlar, Dost Kitabevi, sinema, 461 sayfa

Metin Gönen – Western ve Amerika (2008)

Metin Gönen, bir felsefe-sinema-politika sentezinden oluşan ‘Western ve Amerika’da, ulusal kimliklerin, özünde Aristoteles’in ‘Poetika’da belirttiği anlamda orijin bir kurgusal operasyonla yapılandırıldığı hipotezini temel alıyor.

Yazar bu hipotezden hareketle, kurmaca bir sanat olan western sinema türü ile Amerikan uygarlığının kuruluş efsanesi olan “Vahşi Batı’nın fethi”nin karşılaşmasında, bir başka kurmaca olan Amerikan ulusal kimliğinin yapılandırılmasını tartışıyor.

Gönen’in çalışması, westernin olgusal-estetik gerçekliğini inceleyerek bir sinematografik türün Amerikan ulus-uygarlık kimliği kurgusuyla olan ilişkisini ortaya koymasıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Metin Gönen – Western ve Amerika: Bir Ulus-Uygarlık Kurgusu, Versus Kitap, sinema, 121 sayfa

Turhan Feyizoğlu – Yılmaz Güney (2014)

Turhan Feyizoğlu’nun yeni bir baskıyla yayınlanan çalışması, Türkiye sinemasının Çirkin Kral’ı Yılmaz Güney’e dair en kapsamlı ve nitelikli biyografilerden biri.

Kitabı için pek çok kaynaktan yararlanmış Feyizoğlu, Yılmaz Güney’in hikâyeciliğinden başlayarak,

Güney’in sinema alanındaki çalışmalarını,

Siyasal etkinliklerini,

Aşk yaşamını,

Hastalığını,

Paris’teki son günlerini ve ölümünü anlatıyor.

Aynı zamanda Güney’in fırtınalı hayatında; siyaset dünyasından sanat camiasına kendisiyle yolu kesişmiş pek çok ünlü ismin karşımıza çıktığı kitap, Güney’in farklı dönemlerinden fotoğraflarına yer veren bir albüm de sunuyor.

  • Künye: Turhan Feyizoğlu – Yılmaz Güney, Tekin Yayınevi, biyografi, 600 sayfa

Gilles Deleuze – Sinema 1: Hareket-İmge (2014)

Gilles Deleuze ‘Sinema’ çalışmasının elimizdeki ilk cildinde, bir sinema tarihi vermekten ziyade, imgelerin ve göstergelerin taksonomisine, sınıflandırılmasına yönelik kapsamlı bir analiz sunmakta.

İkinci cildin konusu da, sinemada zaman-imge.

Düşünürün, bilhassa hareket-imgenin ve daha derininde de zaman-imgenin Bergsoncu keşiflerini serimlemesiyle öne çıkan çalışması, hareket-imge ile sinematografik imge arasındaki kesişmeyi aydınlatıyor.

Büyük yönetmenlerin kavramlar yerine hareket-imgeler ve zaman-imgelerle düşündüğünü vurgulayan Deleuze, yönetmenlerin icat ettiği özerk biçimleri tartışıyor.

  • Künye: Gilles Deleuze – Sinema 1: Hareket-İmge, çeviren: Soner Özdemir, Norgunk Yayıncılık, sinema, 290 sayfa

Jack Sargent ve Stephanie Watson – Kayıp Otobanlar (2008)

Alt başlığı ‘Yol Filmlerinin Sıra Dışı Tarihi’ olan iki yazarlı ‘Kayıp Otobanlar’, yol filmi türünün tarihçesine yer veren yazılardan oluşuyor.

Türün ‘The Wizard of Oz’, ‘Crash’, ‘Apocalypse Now’, ‘Vanishing Point’, ‘The Wild Bunch’, ‘Easy Rider’ ve daha birçok kilit filmine ve yönetmenine odaklanan yazılar, aynı zamanda, yol filmi ile western, kara film, korku ve bilimkurgu gibi türler arasındaki ilişkiye de kafa yoruyor.

Sargent ve Watson’ın kitabı, yol filmlerine meraklı okurlar için tam bir kılavuz.

  • Künye: Jack Sargent ve Stephanie Watson – Kayıp Otobanlar, çeviren: Pelin Özdoğru, Altıkırkbeş Yayınları, sinema, 312 sayfa