Gilles Deleuze – Nietzsche (2021)

Gilles Deleuze’ün bu muazzam çalışması, Nietzsche felsefesini tekrar keşfetmek için harika bir vesile.

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitap, Deleuze’ün yeni bir düşünce imgesi yaratma idealinin, Spinoza ve Bergson’la birlikte temel dayanaklarından olmasıyla çok önemli.

İlk olarak 1965’te yayımlanmış çalışma, anlaşılır diliyle hem Nietzsche’nin delilik ve ihanet tarafından gölgelenen felsefesini tekrar keşfetmeye olanak tanıması, hem de Deleuzecü yeni düşünce imgesine ilişkin ipuçları sunmasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, Nietzsche’nin temel kavramlarına ilişkin yanılsamaları eleştirel bir okumayla gideriyor.

Deleuze’e göre, Bengi dönüş aynının tekrarı değil, olumlananın geri dönüşüdür, güç istencinin gücü istemekle bir ilgisi yoktur, o etkin kuvvetleri tepkisel kuvvetlerden ayırmaya yarayan bir seçim ilkesidir, üstinsan tarihsel bir momenti değil, tarihüstü bir dönüşüm figürünü ifade eder.

Deleuze, Nietzsche’nin felsefesinden çıkarabileceğimiz en önemli dersin, düşünürün, üstün değerlerin taşıyıcısı olmadığı, bir yaratıcı, yasa koyucu olduğudur.

  • Künye: Gilles Deleuze – Nietzsche, çeviren: İlke Karadağ, Alfa Yayınları, felsefe, 2021

Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu (2021)

Felsefe nedir?

Edebiyat nedir?

Gül Turanlı, felsefe ve edebiyat alanında devrimci çözümlemeler yapmış Gilles Deleuze’ün felsefe ve sanat tarihinden seçtiği isimlere dair yorumlarını analiz ederek bu sorulara yanıt arıyor.

Turanlı kitabının ilk bölümünde, Deleuze’ün ‘Felsefe Nedir?’ kitabını merkeze alarak kavram yaratma sanatını Deleuze’ün Spinoza, Bergson ve Nietzsche okumalarıyla çözümlüyor.

İkinci bölümde, Deleuze’ün Platon’dan Descartes’a uzanan geniş bir zaman diliminde, felsefe dünyasına ne gibi eleştiriler getirdiğini çözümlüyor.

Üçüncü bölüm, Deleuze’ün felsefe-edebiyat ilişkisine odaklanarak özellikle edebiyat tarihinden seçtiği metinlerde genelde sanat, özelde edebiyatla karşılaştırma biçimlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Turanlı çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise, toplum ve kültürün temelindeki dil, yapı, tarih, ekonomik üretim ya da iktidar ilişkileri üzerinde duruyor ve bunu yaparken de Deleuze ve Félix Guattari’nin araştırma alanlarını edebiyat metinleri üzerinden arzuya yöneltme durumlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu, Çizgi Kitabevi, felsefe, 304 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Sinema 2: Zaman-İmge (2021)

“Öyle olur ki, daima günün öyle bir saati gelir ki, gece yarısında veya gün ortasında artık ‘sinema nedir?’ diye değil, ‘felsefe nedir?’ diye sormak gerekir.”

Daha önce ilk cildine burada da yer verdiğimiz Gilles Deleuze’ün sinema üzerine yazıları, ‘Zaman-İmge’ başlıklı ikinci cildiyle karşımızda.

Deleuze, sinemanın zamanı dolaysız bir şekilde sunma kapasitesine kavuşmuş yeni bir imge türüne sahip olduğunu belirtiyor ve bu yeni kavramsal pratikleri zaman-imge kavramıyla karşılıyor.

Düşünür bunu yaparken Rosselini, De Sica, Godard, Rivette, Antonioni, Visconti, Fellini ve Orson Welles gibi pek çok yönetmenin yapıtlarını kat ediyor ve bu bağlamda,

  • Sinemada yeni gerçekçilik,
  • Sinema, semiyoloji ve dil,
  • Zaman-imgenin hareket-imgeye tabiiyeti,
  • Zamanın dolaylı temsili olarak montaj,
  • Orson Welles’te hakikat meselesi,
  • Bedenin sineması ve bedenlerin sinematografik yaratımı,
  • Sinema ve politika,
  • Görsel imgenin boyutu olarak sesli film,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu tartışıyor.

Deleuze’ün buradaki yazıları, yönetmenlerin nasıl birer filozof ve kuramcı olduklarını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Gilles Deleuze – Sinema 2: Zaman-İmge, çeviren: Burcu Yalım ve Emre Koyuncu, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 343 sayfa, 2021

Zeynep Direk – Çağdaş Kıta Felsefesi (2021)

Yirminci yüzyıl Kıta Avrupa felsefesinin başlıca aktörleri, ana güzergâhları, önemli kavramları ve savları hakkında çok iyi bir giriş.

Zeynep Direk’in güncellenmiş ve genişletilmiş bir baskıyla yeniden okurun karşısına çıkan kitabı, özellikle alanın temel metinleriyle ilişki kurmak isteyen okurların işini kolaylaştıracak türden.

2000’li yıllardan bu yana Kıta Avrupa felsefesi dersleri veren Direk’in çalışması, çağdaş felsefe okumak isteyen ve Bergson, Husserl, Heidegger, Arendt, Sartre, Simone de Beauvoir, Merleau-Ponty, Levinas, Derrida ve Deleuze gibi düşünürlerle tanışmak ve felsefi bir ilişki kurmak isteyen okurlara faydalı olacaktır.

  • Künye: Zeynep Direk – Çağdaş Kıta Felsefesi: Bergson’dan Derrida’ya, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2021

Aaron Schuster – Haz Sorunu (2020)

 

İnsanoğlunun hazla ilişkisi tuhaf ve zahmetlidir.

Aaron Schuster, psikanalizde yoğun bir şekilde analiz edilen hazzı, aynı zamanda uzun zamandır tartışılmakta olan haz sorununu, Deleuze ve Lacan’ın perspektiflerinin sistematik ve karşılaştırılabilir bir analizini sunarak irdeliyor.

Güdüye, arzuya ve onların insanları hareket ettiren güçlerle tuhaf sarmal ilişkisine yani haz sorununa çok yönlü bir şekilde odaklanan Schuster’in çalışması, Deleuze ve Lacan’ın katkılarını ortaya koymakla yetinmiyor, aynı zamanda kurduğu ilgi çekici bağlantılarla da dikkat çekiyor.

‘Saf Yakınmanın Eleştirisi’nde Freud’un kurduğu nevroz teorisi, Spinoza’nın Tanrı’dan entelektüel yakınması, Deleuzecü büyük yakınma, yakınma felsefesi, “Karşılıklı uyumlu semptomlar” olarak bir aşk teorisi, hazzın kuramsal Heideggerci tezi ve 1920’lerin “ölüm güdüsü edebiyatı” söz konusu ilgi çekici konulardan birkaçı.

Kitabın önsözünün de Slavoj Žižek’in kaleminden çıktığını da belirtelim.

  • Künye: Aaron Schuster – Haz Sorunu: Deleuze ve Psikanaliz, çeviren: Cumhur Özkaya, Sander Yayınları, psikanaliz, 320 sayfa, 2020

Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin (2020)

Kafka edebiyatının sıkı bir felsefi analizi için muhakkak okunması gereken bir yapıt.

Gilles Deleuze ve Félix Guattari, çağımızın en büyük yazarlarından olan Kafka’nın yapıtlarından mektuplarına ve günlüklerine neredeyse tüm külliyatını kat ederek, Kafka’yı kullandığı kelimeler, metaforlar, simgeler ve semboller üzerinden politik ve felsefi bir bakış açısıyla yeniden okuyor ve bu büyük yazarın yarattığı müstesna dilin büyük toplumsal makineleri nasıl parçalayıp dağıttığını ortaya koyuyor.

Felsefenin sanat yapıtını kullanma, onu kendine mal etme stratejileri; aşırı yorumun olanakları; dil üzerinde yeni bir alan oluşturma gerekliliği gibi konular üzerine okurunu düşünmeye davet eden çalışma, Kafka’yı başka bir gözle okumak için harika bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Kafka yalnızca yabancılaşmış çalışma koşullarını düşünmekle kalmaz: Dehası, erkeklerin ve kadınların, yan yana sürdürdükleri faaliyetlerinde, aşklarında, protestolarında, öfkelerinde de makinenin parçası olduklarını öne sürmesinden ileri gelmektedir.”

  • Künye: Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 144 sayfa, 2020

Brent Adkins – Arzu ve Ölüm (2020)

 

“Yaram benden önce vardı;

Ben onu cisimleştirmek için doğdum.” –Joë Bousquet

Bu kitap, Hegel, Heidegger ve Deleuze felsefesinde “arzu” ve “ölüm”ün tuttuğu yeri irdeleyen, en önemlisi de bunu yaparken yaşam üzerine derinlemesine düşünen bir çalışma.

Hegel, çağdaş Fransız felsefesi ve özellikle de Deleuze ile Guattari felsefesi üzerine birçok yayını bulunan Brent Adkins, yalnızca Hegel, Heidegger ve Deleuze’ün ‘arzu’, ‘eksiklik’ ve ‘yas’a ilişkin fikirlerini aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bu isimlerin Freud, Lacan ve Žižek’le kesiştikleri ve ayrıştıkları noktaları açığa çıkararak bir anlamda sıkı bir felsefe tarihi okuması gerçekleştiriyor.

Adkins, Heidegger’in ölüme yaklaşımını, eksiklik ve melankoli bağlantısı ekseninde irdeliyor.

Hegel’in ‘Tinin Fenomenolojisi’nden yola çıkarak yas, bilincin gelişimi ve olumsuzlama arasındaki bağıntıyı inceliyor.

Ve nihayet, Deleuze’ün ‘üretkenlik olarak arzu’ yaklaşımını da Freudcu ‘ölüm arzusu’ yorumu bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Brent Adkins – Arzu ve Ölüm: Hegel, Heidegger, Deleuze, çeviren: A. Kadir Gülen, Fol Kitap, 296 sayfa, 2020

Serhat Celâl Birdal – Bir Başka Devrim (2020)

 

1960-1980 arası Türkiye sol hareketini, Deleuze ve Guattari’nin genişlettiği Spinozacı arzu kavramının ışığında inceleyen özgün bir çalışma.

Politik bir kavram olarak arzuyu irdeleyerek çalışmasına başlayan Serhat Celâl Birdal, devamında da, Türkiye solunun arzu politikasını ve bir kimlik olarak devrimciliği çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Kitap, ’60’lar ve ’70’lerde büyük kalabalıkları yepyeni bir dünyanın imkânında siyasal mücadeleye sevk eden, çoğu zaman ideolojik konumların ve tarihsel gelişmelerin altında kalan dinamiğinin, Birdal’ın deyimiyle “tarihselliğin altındaki şiirselliğin” izlerini arzu kavramı zemininde takip ediyor.

Çalışma, söz konusu süreçte devrim perspektifine sahip sol siyasetin, salt ideoloji ve bilinç düzeyinde halkın ya da sınıfın çıkarlarının temsil edilmesinden ve gerçekleştirilmesinden ibaret görülemeyeceği kabulünden hareketle, ’60’lar ve ’70’ler boyunca ortaya çıkan toplumsal dönüşüm olanaklarını ve bu olanaklar zemininde tetiklenen siyasallaşma sürecini, bilinçdışı toplumsal arzu yatırımları düzeyinde değerlendiriyor.

Yazar böylece, söz konusu siyasallaşmayı kapitalist üretim ilişkilerinin yerleşmeye başlamasının ardından sınıfsal çelişkilerin keskinleşmesinin “zorunlu” bir sonucu olarak, sömürülen sınıfların ve halk kesimlerinin gerçek çıkarlarının bilincine varması ve mücadeleye atılması olarak tarif eden klasik Marksist anlayışın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

  • Künye: Serhat Celâl Birdal – Bir Başka Devrim: Türkiye Sol Hareketinde Arzu, İdeoloji, Politika (1960-1980), İletişim Yayınları, siyaset, 259 sayfa, 2020

Jacques Rancière – Dissensus (2020)

Politikanın estetiği ve estetiğin politikası üzerine sıkı bir metin.

Jacques Rancière ‘Dissenseus’ta, hem sanat ve politika meselelerini derinlemesine irdeliyor hem de bu konu bağlamında Gilles Deleuze, Antonio Negri, Giorgio Agamben, Alain Badiou ve Jacques Derrida gibi çağdaşlarından bazılarının sağlam bir eleştirisini yapıyor.

Politika üzerine on tezle kitabına başlayan Rancière, devamında da,

  • Politikanın günümüzde bir anlamının olup olmadığını,
  • İnsan haklarının öznesinin kim olduğunu,
  • Biyopolitika ve politika arasındaki girift ilişkiyi,
  • 11 Eylül sonrasında simgesel düzende yaşanan geri döndürülemez kopuşu,
  • İleri plütokratik konsensüsün yüce formu olarak savaşı,
  • Estetik devrimi ve bunun sonuçlarını,
  • Politik sanatın barındırdığı çelişkilerini,
  • Edebiyatın politikasını,
  • Deleuze bağlamında sanatın direniş kabiliyetini,
  • Estetik ve politikanın bugün karşı karşıya bulunduğu etik dönemeci tartışıyor.

Rancière, bütün bu konuları çok yönlü bir bakışla ele alırken, estetiğin ve politikanın etik dönüşümü dahil olmak üzere hem sanat hem de politikadaki çağdaş eğilimleri analiz etmek için nasıl kullanılabileceğini de gösteriyor.

Bu derlemenin, daha önce İngilizcede hiç yayımlanmamış birkaç makaleyle birlikte, eleştirmenlere yanıt olarak yazılmış yepyeni bir “Sonsöz” içerdiğini de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jacques Rancière – Dissensus: Politika ve Estetik Üzerine, çeviren: Mustafa Yalçınkaya, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2020

Gary Gutting – İmkânsızı Düşünmek (2020)

1960 sonrasında büyük atılım gerçekleştiren Fransız felsefesi üzerine harika bir inceleme.

Gary Gutting, söz konusu dönemde Fransız felsefesinin üç önde gelen filozofu olan Foucault, Deleuze ve Derrida’yı merkeze alarak, Fransız felsefesinin hemen hemen aynı zamanda filizlenen analitik felsefeden nasıl farklılaştığını irdeliyor.

Yazar aynı zamanda, Hegel ve Heidegger’in bu dönüşümdeki paylarını ve bunun yanı sıra yeni kuşağın idolü Sartre’ın bu filozoflarla kurduğu gerilimli ilişkiyi de tartışıyor.

Foucault, Derrida ve Deleuze’ün felsefi yapılarındaki Nietzsche okumaları ve hesaplaşmaları ve 1980’ler ile 90’larda ‘etiğe dönüş’ün kurucu isimlerinden Levinas’ın bu filozoflarla ilişkisi ve Alain Badiou ontolojisinin ve fenomenolojinin ‘imkânsızı düşünme projesi’ndeki konumu da, kitapta ele alınan diğer ilgi çekici konular.

  • Künye: Gary Gutting – İmkânsızı Düşünmek: 1960 Sonrası Fransız Felsefesi, çeviren: Mukadder Erkan, Fol Kitap, felsefe, 344 sayfa, 2020