Kolektif – Yas Kitabı (2010)

1938’de Dersim’de yaşananlar, özellikle 10 Kasım 2009’da TBMM’de Onur Öymen’in konuşması ekseninde yeni bir tartışmanın alevlenmesine sebep oldu.

Öymen konuşmasında, Dersim katliamını bir yöntem olarak öven ve öneren sözler sarf etmişti.

İşte Mehmet Çetin’in derlediği ‘Yas Kitabı’nda, Öymen’in konuşmasının vesile olduğu yazılar bir araya getirilmiş.

Burada, Akif Beki’den Alper Görmüş’e, Can Dündar’dan Baskın Oran’a, Cengiz Çandar’dan Cüneyt Arcayürek’e, Ertuğrul Özkök’ten Yıldırım Türker’e, Evrim Alataş’tan İsmail Beşikçi’ye birçok ismin katliamla ilgili yazıları bulunuyor.

Kitap, Dersim 38 konusundaki tartışmaları bir araya getirmesiyle önemli bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Yas Kitabı: Dersim 38’i Yazdılar, yayına hazırlayan: Mehmet Çetin, Sur Kitaplığı, siyaset, 278 sayfa

Hilmi Köksal Alişanoğlu – Netekim! 12 Eylül’de Geldiler (2010)

Hilmi Köksal Alişanoğlu, ilk baskısı 2005’te yapılan ‘Netekim! 12 Eylül’le Geldiler’de, darbe sonrası dönemde yaşadığı trajikomik olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Alişanoğlu, 1980’in mart ayında İstanbul Sarıyer’ de bir gecekonduda sol örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı.

Kendisi cezaevindeyken 12 Eylül darbesi gerçekleşti. İşkence gören Alişanoğlu, idamla yargılandı.

Yazar, bu süreçte yaşadıklarını mizahi bir dille elimizdeki kitabında kaleme getiriyor.

Darbenin gadrine uğrayanların anlatımları, genel olarak trajik bir üslup taşır. Alişanoğlu’nun tanıklığını farklı ve özgün kılan başlıca husus ise, “acıyı bal eylemesi”dir diyebiliriz.

  • Künye: Hilmi Köksal Alişanoğlu – Netekim! 12 Eylül’de Geldiler, Apollon Yayıncılık, anı, 312 sayfa

Dursun Yıldız – Su’dan Savaşlar (2010)

Dursun Yıldız ‘Su’dan Savaşlar’da, jeopolitik bir kaynak niteliği kazanmış suyun, uluslararası güç dengeleri üzerinde etkili oluşunu irdeliyor.

Bilindiği gibi, su kaynaklarının küresel ölçekte eşitsiz dağılımının ve artan su yetersizliğinin, dünya çapında gerginliklere ve hatta savaşlara neden olabileceği öngörülüyor.

Dünyadaki kullanılabilir su oranının ne olduğunu inceleyerek çalışmasına başlayan Yıldız, su sıkıntısının yaratacağı sorunlar ve ihtilaflar; dünyanın büyük nehir havzaları ve sınır aşan sular sorunu gibi konulara odaklanıyor.

Kitap, su kaynakları üstünde artacak olan küresel siyasî planları ve gündemdeki tehdit algılamalarını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Dursun Yıldız – Su’dan Savaşlar, Truva Yayınları, siyaset, 365 sayfa

Taha Parla – Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye`de Korporatizm (2020)

Taha Parla, 20. yüzyıl egemen Türk siyasal düşüncesinin ve hatta Türk kamu felsefesinin korporatist olduğunu belirtiyor.

Yazara göre ideolojik ve kültürel yapılar gibi, örneğin 1982 anayasası da esas olarak korporatisttir ve genelde solidarist-dayanışmacı; zaman zaman, yer yer de faşizan ve faşist tonları ve dozlarıyla korporatisttir; bu nedenle de Türkiye’de politik-ideolojik “merkez” ortada değil, hep sağda olagelmiştir.

Parla, Türk işi korporatist siyasetin hem liberalizmin bireyciliğini, hem de sosyal sınıfların varlığını, sınıf çatışmasını, emek-sermaye çelişkisini reddettiğini, bunu da sıkı korporatif yapılarla sağlandığını belirtiyor.

Parla’ya göre, Türkiye’deki egemen koporatist düşüncenin ilk ve hâlâ en yetkin sistematik düşünürü ise Ziya Gökalp’tir.

İşte bu yetkin çalışma, Gökalp’in yaşadığı tarihsel ve toplumsal ortam, yaşamı ve siyasi kariyeri ve düşünsel gelişimini merkeze alarak Türkiye’de Kemalizm ve korporatizmin gelişimini kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Kitap, esas olarak Ziya Gökalp’in düşünce sistemi üzerine, ama bu düşüncenin ardalanında duran İttihatçılar’a, Jön Türkler’e, 1. ve 2. Meşrutiyet’lere, hatta

Tanzimat’a ve bu düşüncenin uzantıları çeşitlemeleri olan Kemalizm ile

Cumhuriyet döneminin çeşitli akımlarına kadar uzanıyor.

Netice olarak kitabı, Türkiye’deki egemen korporatist dünya görüşü ve siyasal ideolojinin ortaya çıkışını Ziya Gökalp’in düşünsel ve siyasal macerası bağlamında ele alan çok önemli bir çalışma olarak tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Taha Parla – Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye`de Korporatizm, Metis Yayınları, siyaset, 2020

M. Şefik Dinç – Kanlı Mavi Marmara (2010)

Gazeteci Şefik Dinç, İsrail’in müdahale ettiği Mavi Marmara gemisinde bulunuyordu.

Dinç, deneyimlerini paylaştığı bu kitap, Mavi Marmara’daki kanlı operasyonu bir muhabirin gözünden aktarmasıyla dikkat çekiyor.

Kitabına, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmaların tarihiyle başlayan Dinç, Filistin’e yardım götüren Mavi Marmara’ya nasıl bindiğinden, gemide bulunan farklı aidiyet ve kökenlerden insanlara; yolculuk esnasında yaşananlardan, askerlerin gemiye saldırısına ve cezaevine konmalarından bırakılışlarına uzanan süreci anlatıyor.

Dinç, İsrail’in gemiye saldıracağı belliyken yola devam etme ısrarının da, “bile bile lades” olduğunu savunuyor.

  • Künye: M. Şefik Dinç – Kanlı Mavi Marmara, Kalkedon Yayınları, siyaset, 134 sayfa

Jeremy Scahill – Blackwater (2010)

Jeremy Scahill, Kuzey Carolina kırsalında üslenmiş paralı askeri şirket Blackwater’ın hikâyesini ve işleyişini anlatıyor.

Scahill, personelinin, çarpışma da dâhil olmak üzere savaşın her safhasında yer aldığı Blackwater’ın, modern savaş tarihinde ne anlama geldiğini araştırırken, aynı zamanda 11 Eylül faciasının hemen ardından Bush yönetimindeki savaş ekibinin hayatlarını kazandıkları asıl meslekleri de gözler önüne seriyor.

Blackwater’ın, Bush yönetiminin “terörle küresel savaşı”nda bir muhafız haline geldiğini gösteren yazar, ABD dâhil dokuz ülkede konuşlanmış 2 bin 300’ü aşkın askere sahip, para için ölen ve öldüren Blackwater’ın dehşet verici öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Jeremy Scahill – Blackwater, çeviren: Meral Delikara Üst, APRIL Yayıncılık, siyaset, 600 sayfa

Fevzi Karadeniz – Yaralı Zamanlar (2010)

Sendikacı Fevzi Karadeniz ‘Yaralı Zamanlar’da, Türkiye’nin 1968’den sonraki hızlı, gerilimli zamanlarına dair tanıklığını anlatıyor.

DİSK-Teknik İş İstanbul Şube Başkanlığı, Bank-Sen GYK üyeliği ve aynı sendikanın iki yıl Doğu-Güneydoğu bölge temsilciliği görevlerinde bulunan Karadeniz, 12 Eylül öncesi ve sonrasında kısa süre tutuklu kalmıştı.

Diyarbakır, Lice ve Van’da yapılan mitinglerde yaptığı Türkçe-Kürtçe konuşmalar nedeniyle gıyabında yargılanan Karadeniz, 1983’ün sonunda yurtdışına kaçmıştı.

Uzun yıllar muhalif hareketin içinde bulunarak bedel ödemiş Karadeniz, görüp geçirdiklerini okurlarıyla paylaşırken, Türkiye’nin çalkantılı yakın tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Fevzi Karadeniz – Yaralı Zamanlar, Belge Yayınları, anı, 360 sayfa

Jacques Ellul – Anarşi ve Hıristiyanlık (2010)

Filozof, hukuk profesörü, sosyolog ve teolog Jacques Ellul ‘Anarşi ve Hıristiyanlık’ta, anarşi ve Hıristiyanlığın aynı amaç peşinde olduğunu savunuyor.

Kendisini anarşist Hıristiyan olarak tanımlayan Ellul, tüm kiliselerin devlet otoritelerine saygı duyduğunu, otoriteleri sıklıkta desteklediğini vurguluyor.

Anarşi ve Hıristiyanlık arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilmek için dinin kökenlerine uzanan ve İncil’deki mesajların anlamlarını araştıran yazar, Hıristiyanlığın mesajlarını derinlemesine anlayan kişinin, devlete körü körüne itaat etmesinin mümkün olmadığını, bu dinin gerçekte anarşizmle aynı amaca ulaşmaya çalıştığını iddia ediyor.

  • Künye: Jacques Ellul – Anarşi ve Hıristiyanlık, çeviren: Ali Toprak, Karşı Yayınları, siyaset, 128 sayfa

Erdal Sarıçam – Sürgün Edilen Ünlüler (2010)

‘İntihar Eden Ünlüler’, Erdal Sarıçam’ın daha önce yayımlanan çalışmalarından.

Yazar, ‘Ünlüler’ serisinin elimizdeki kitabında ise, büyük kalabalıklara yön vermiş, önemli kitleleri etkilemiş isimlerin sürgün maceralarını işliyor.

Kitapta, yerli ve yabancı kırk bir ünlünün fikirleri, mücadeleleri, yaşadıkları trajediler, eserlerinden kısa alıntılar ve sürgün öyküleri yer alıyor.

Mehmet Akif Ersoy’dan Nâzım Hikmet’e, II. Abdülhamit’ten Ayetullah Humeyni’ye, Benazir Butto’dan Fidel Castro’ya, Şeyh Şamil’den Şivan Perwer’e, Ahmet Kaya’dan Rabia Kadir’e, Pablo Neruda’dan Yılmaz Güney’e kadar birçok ünlü isim, fırtınalı ve hayatları ve sürgün hikâyeleriyle okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Erdal Sarıçam – Sürgün Edilen Ünlüler, Gezgin Yayınları, tarih, 271 sayfa

Yılmaz Okumuş – Laz Kapital 2 (2010)

Yılmaz Okumuş tarafından yaratılan “Laz Marks Emice”, siyasî mizahın iyi örneklerinden.

Projeyi nitelikli kılan başlıca husus, Okumuş’un Laz Marks Emice’yi Karadeniz ağzıyla konuşturarak Dünya’da yaşanan güncel ekonomik-politik sorunlara anlaşılabilir bir tarzla irdelemesidir diyebiliriz.

Laz Marks Emice, serinin elimizdeki ikinci kitabında da, büyük bir pervasızlıkla yol almaya devam eden kapitalist sistemi yermeye, “Laz Marksist saptamalar”da bulunmaya devam ediyor.

Ekonomik krizler, kapitalizm ve inanç dünyası, demokrasi, diyalektik materyalizm, piyasa ekonomisi, burjuva medyası, meta fetişizmi ve TEKEL işçileri, Laz Marks Emice’nin kendine has üslubuyla ele aldığı konulardan birkaçı.

  • Künye: Yılmaz Okumuş – Laz Kapital 2, O2 Yayınevi, mizah, 133 sayfa