August Bebel – Kadın ve Sosyalizm (2019)

Türkiye’de ilk kez 1935’te yayımlanan ‘Kadın ve Sosyalizm’, o dönem ülkede kadın sorununu temel boyutlarıyla ele alan ilk çalışmalardan biri oldu.

Kitabın bu baskısı ise, Sertel’in çevirisini esas alarak Sevinç Altınçekiç’in eksik bölümleri Almancasından baştan çevirmesiyle hazırlanmış.

Bebel’in ilk olarak 1879’da yayımlanmış ve bugün klasik olmuş yapıtı, kadın sorununun çözümlenmesinin ancak toplumsal sorunun çözümlenmesiyle mümkün olacağı gerçeğini esas alarak sosyalist tahayyülün bu sorunun aşılmasında bize ne gibi perspektifler sunacağını ayrıntılı şekilde açıklıyor.

“Kadına tam eşitliği kabul eden ve veren, kadını her çeşit baskı ve sömürüden kurtaran, bunu programına esas olarak koyan tek parti, sosyalistlerin partisidir.” diyen Bebel, ilkel toplumlarda kadının yerinden günümüzde ve gelecekte kadına uzanarak konuyu tarihsel bir bakışla tartışıyor.

Kitapta,

  • Anaerki ve ataerki arasındaki tarihsel çatışma,
  • Hıristiyanlık ve kadın,
  • Ortaçağ’da kadın,
  • Modern evlilik,
  • Geçim aracı olarak evlilik,
  • Burjuva toplumu ve fuhuş,
  • Kadının kazanç durumu ve sanayide kadın,
  • Kadınların eğitim ve öğretim mücadelesi,
  • Kadının yasalar karşısındaki durumu,
  • Sınıflı devlette kadının konumu,
  • Ve sosyalist toplumda kadın gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: August Bebel – Kadın ve Sosyalizm, çeviren: Sabiha Sertel ve Sevinç Altınçekiç, Yordam Kitap, kadın, 560 sayfa, 2019

Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936 (2010)

Umumî Müfettişler’in 1936’da gerçekleştirdikleri toplantının tutanaklarından oluşan elimizdeki çalışma, dönemin Türkiye’sinin siyasal, sosyolojik, demografik, ekonomik, ve sosyal bir fotoğrafını ortaya koymasıyla çok önemli.

Zira bu tutanaklar, iktidarın gözüyle doğu, güneydoğu bölgesinin ve Kürt sorununun nasıl değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Kürtlerin aslında Türk olduğu tezinin ısrarla savunulduğu tutanaklarda, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Urfa, Van, Muş ve Bitlis’in nüfus rakamları veriliyor; Kürt nüfusun sürratle artmakta olduğuna dikkat çekiliyor ve Kürtlüğün dış etkenlerle, Ermenilik ve Hıristiyanlıkla örtüştüğü iddia ediliyor.

  • Künye: Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936, yayına hazırlayan: M. Bülent Varlık, Dipnot Yayınları, tarih, 384 sayfa

Kolektif – Marx & Foucault (2020)

Foucault’nun düşünsel serüveninde Marx’ın çok hayati yeri vardır.

Peki, iki düşünür arasındaki karmaşık ilişkiler ve bu ilişkilerin bize kattıkları üzerine neler biliyoruz?

İşte Balibar’dan Negri’ye ve Dardot’ya pek çok ismin metinleriyle katkıda bulunduğu bu zengin derleme, Foucault’nun Marx düşüncesiyle kurduğu zengin, çeşitli, evrimsel ve karmaşık ilişkileri sistematik bir biçimde sorgulamasıyla bu açıdan çok önemli.

Marx’ın ve Foucault’nun metinleri arasındaki diyalogu ortaya koyan ve bununla da yetinmeyerek bu ilişkinin bizim güncel düşünce ve eylem dünyamızı nasıl şekillendirdiğini izleyen derleme, Foucault’nun çalışmalarıyla kurduğumuz ilişkinin Marx’ı okuyuşumuzu nasıl dönüştürdüğünü de ele alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise yöyle: Ferhat Taylan, Christian Laval, Sandro Chignola, Rudy M. Leonelli, Roberto Nigro, Étienne Balibar, Jean-François Bert, Herve Oulc’hen, Julien Pallotta, Manlio Iofrida, Judith Revel, Antonio Negri, Pierre Dardot, Emmanuel Renault, Laurent Jeanpierre, Guillaume Sibertin-Blanc, Diogo Sardinha, Federica Giardini, Pierre Sauvetre, Jacques Bidet, Isabell Lorey, Stephane Haber, Massimiliano Nicoli ve Luca Paltrinieri.

  • Künye: Kolektif – Marx & Foucault: Okumalar, Kullanımlar, Yüzleştirmeler, derleyen: Ferhat Taylan, Christian Laval ve Luca Paltrinieri, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, felsefe, 438 sayfa, 2020

Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman – Benim Adım Dilaver (2019)

Mehmet Fatih Öktülmüş, 17 Haziran 1984 yılında Ölüm Orucunda hayatını kaybetti.

Henüz 35 yaşındaydı ve Türkiye’de 1970’lerin ikinci yarısından itibaren kitleselleşerek antifaşist bir karakterde gelişen siyasal mücadelede yer almış seçkin devrimcilerden biriydi.

Vasiyetinde, “Arkamızdan bizi çok övüp de toprak altında yüzümüzü kızartmayın olmaz mı” demişti.

Her çalkantılı siyasal dönem kendi kahraman ve öznelerini yaratır.

Onlar, içinden geldikleri sınıfsal ve siyasal süreçlerin kristalize ve billurlaşmış haliyle kişiliklerinde taşırlar.

Öktülmüş de böyle biriydi işte.

Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman’ın kaleme aldığı ve tam üç yıl sürmüş bu yetkin sözel tarih çalışması da, Öktülmüş’ün ve onun dokunduğu kişilerin dünyasına iniyor.

Öktülmüş’ün dava arkadaşları ile Almanya, Fransa, İsviçre ve Türkiye’de 12 kentte yüz yüze yapılmış ve Öktülmüş’ün on altı yıla sığdırdığı kısa fakat çarpıcı, zengin ve öğretici profesyonel devrimci yaşamını ortaya koyan kitap, günümüzde siyasal mücadelenin zorluklarının aşılmasında bir esin ve direnç kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman – Benim Adım Dilaver: Mehmet Fatih Öktülmüş Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 352 sayfa, 2019

Daron Acemoğlu ve James Robinson – Dar Koridor (2020)

Güçlü bir devlet, toplumu baskı altında tutar ve bu da özgürlüğün zayıflaması anlamına gelir.

Daron Acemoğlu ve James A. Robinson ‘Dar Koridor’da, özgürlüğün tarihsel gelişimini irdeliyor ve özgürlüğün yeşermesi için neden güçlü bir devletin yanı sıra güçlü bir sivil toplum hareketinin de vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyorlar.

Devlet, toplum, demokrasi, ekonomik büyüme gibi kavramları ekonomi politiğin tarihsel perspektifinden ve küresel gelişmeler bağlamında irdeleyen yazarlar, demokrasinin ve özgürlüklerin şu an içinde bulunduğu krizden kurtulmamız için şiddeti engelleyecek, yasaları uygulayacak ve insanların kendi tercihlerini yapıp hayata geçirmeleri için hayati öneme sahip kamu hizmetlerini sunacak güçlü bir devlete ve bununla paralel olarak devleti denetleyecek ve sınırlandıracak güçlü ve hareketli bir topluma ihtiyaç duyduğumuzu belirtiyorlar.

Özgürlüğün bir süreç olduğunu ve zaman içinde erişilebildiğini ifade eden yazarlara göre,  despotik devletlerce yönetilen toplumların bu yoldan çıkmalarının tek yolu örgütlenmek, haklarının bilincinde olmak ve demokrasiyi daha çok sahip çıkmak.

  • Künye: Daron Acemoğlu ve James A. Robinson – Dar Koridor, çeviren: Yüksel Taşkın, Doğan Kitap, siyaset, 648 sayfa, 2020

Ali Murat Özdemir – Ulusların Sefaleti (2010)

Ali Murat Özdemir’in kaleme aldığı ‘Ulusların Sefaleti’, uluslararası ekonomi politiği, Marksist bakış açısıyla yorumluyor.

İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, yapı fikriyatı üzerine eğilen geleneklerin belli başlıları olarak Amerikan Yapısal Sosyolojisi, Yapılaşma Kuramı, Yapısalcı Marksizm ve Eleştirel Realizm inceleniyor.

Çalışmanın ikinci bölümü ise, uluslararası ekonomi politik disiplininin kapsadığı alana tekabül eden belli başlı Marksist yaklaşımları ele alıyor.

“Güler yüzlü kapitalizm yoktur. Kapitalizm hep bazılarına güler ve hep çoğunluğu ezer.” diyen Özdemir, kapsamlı çalışmasında ayrıca, Marksizme dair güncel tartışmaları da okurlarına sunuyor.

  • Künye: Ali Murat Özdemir – Ulusların Sefaleti, İmge Yayınları, ekonomi, 381 sayfa

Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü (2010)

12 Eylül darbesiyle beraber, Türkiye sol hareketi içinde bulunan birçok kişi cezaevlerine hapsedilmiş; kaçabilenlerin büyük bir kısmı Avrupa’ya giderken, bir kısmı da Suriye üzerinden Lübnan’a geçmişti.

Lübnan’a gidenler, İsrail’in Filistin’e saldırısına ve Sabra-Şatilla katliamına tanık olacaktı.

İşte ’12 Eylül ve Filistin Günlüğü’, 12 Eylül darbesi yapıldıktan sonra Lübnan’a kaçan ve orada İsrail-Filistin savaşına tanık olan Adil Okay’ın bu süre zarfında tuttuğu günlüğünden oluşuyor.

Hem acımasız 12 Eylül darbesini hem Filistin’de yaşanan savaşı, o zamanlar henüz yirmili yaşlarında bir genç olan Okay’ın gözlerinden anlatan kitap, iyi bir tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü, Ütopya Yayınları, günlük, 327 sayfa

Kolektif – İbrahim Kaypakkaya (2010)

‘İbrahim Kaypakkaya’, 2009 yılında gerçekleşen ‘Kaypakkaya Sempozyumu’na sunulan bildirilerden oluşuyor.

Açış konuşmalarını Vedat Türkali ve Mihri Belli’nin yaptığı sempozyuma, Murat Belge, Oral Çalışlar, Aydın Çubukçu, Avni Özgürel, Muzaffer Oruçoğlu, Şükran Soner ve Ertuğrul Kürkçü’nün de içinde bulunduğu birçok isim katkıda bulunmuştu.

Dağınık sesleri bir araya getiren, değerlendirme, yorum ve eleştirileri birleştiren bu kapsamlı çalışma, Türkiye’nin ilk politik Marksisti olarak tanımlanan İbrahim Kaypakkaya’nın, genel olarak sol hareket ve özel olarak da 71 devrimciliği içinde nasıl bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyor diyebiliriz.

  • Künye: Kolektif – İbrahim Kaypakkaya: Hayatı, Teorik ve Politik Eseri, derleyen: Emek Aytaç, Ok Yayınları, siyaset, 295 sayfa

Martin Parker, Valerie Fournier ve Patrick Reedy – Alternatifler Sözlüğü (2010)

Üç yazarlı ‘Alternatifler Sözlüğü’, varolagelen anlayışları farklı ve eleştirel bir gözle yeniden yorumluyor.

Sözlükte bunu sağlamak için de, Marksizm, Anarşizm, Feminizm, Fourier, St. Simon ve demokrasi gibi çok farklı kaynak, sistem ve tarza ait maddeler bir araya getiriliyor.

Ayrıca, alternatif bir bakış açısı geliştirmek amacıyla, çevrecilik, antikapitalizm gibi toplumsal hareketler; Brook Çiftliği ya da Oneida gibi Amerika’daki ütopyacı denemeler; kooperatifler ve ekolojik köyler gibi somut alternatifler de göz önünde bulundurulmuş.

Sözlük, alternatif örgütlenme biçimlerini açığa çıkarıyor.

  • Künye: Martin Parker, Valerie Fournier ve Patrick Reedy – Alternatifler Sözlüğü, çeviren: Bülent Doğan ve Emine Ayhan, NTV Yayınları, sözlük, 328 sayfa

Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar (2010)

yasanmamis anilar son matbaa.cdr

Mehmet Tepebaşı ‘Yaşanmamış Sayılan Anılar’da, yirmi yaşındayken 12 Eylül’ün baskısından bunalarak, büyük umutlarla yurt dışına çıkışını, sonra umutlarının nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünü anlatıyor.

Solun geleneksel tavrı olan susmayı ve yazma işini başkalarına bırakmasını eleştiren Tepebaşı, anılarını anlatma nedeni olarak, bu dönemin bazıları tarafından “yaşanmamış yıllar” denilerek unutulmaya terk edilmesini gösteriyor.

12 Eylül darbesinin hemen ertesinde, bir şeyler yapmak için harekete geçen gençlerin Suriye’de kurduğu kamp; kamptaki tartışmalar ve hesaplaşmalar; Filistin hareketiyle ilişkiler, umutlar ve hayal kırıklıkları, Tepebaşı’nın anılarının omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar, Dipnot Yayınları, anı, 361 sayfa