Kolektif – Kıbrıslılık (2008)

Mehmet Hasgüler tarafından derlenen ‘Kıbrıslılık’, Kıbrıslılık kimliği ile Kıbrıs sorununun çözüm parametrelerine ilişkin tartışmalardan oluşuyor.

Kitap, Kıbrıs’ı bir kimlik meselesinden ibaret görmeyip, adanın bunun ötesindeki niteliklerine de açıklık getirmeye çalışıyor.

Türkiye’de ve KKTC’de çözüm sürecinde, bir ön tartışma olarak Kıbrıslılık konusunu gündeme getirmeyi amaçlayan kitaba, yazılarıyla katılan isimler de şöyle:

Mehmet Hasgüler, Levent Köker, Etienne Copeaux, Ümit İnatçı, Mehmet Ratip, Turgut Turhan, Kıvanç Ulusoy, Özdemir A. Özgür ve Mustafa Semih Mehmetçik.

  • Künye: Kolektif – Kıbrıslılık, derleyen: Mehmet Hasgüler, Agora Kitaplığı, siyaset, 222 sayfa

Niccolo Machiavelli – Savaş Sanatı (2014)

Gerek kendi zamanı, gerekse antik dönem üzerinde araştırma yapan Machiavelli’den, en iyi piyade donanımı için bir kombinasyon.

Düşünür, “Yurttaş asker”in nitelikleri; hareket halindeki ordunun başat özellikleri; düşman bölgesinde askeri ilerleme ve şehirlerin kuşatılmasında göz önünde bulundurulması gereken hususlar konularını ele alıyor.

  • Künye: Niccolo Machiavelli – Savaş Sanatı, çeviren: Alev Tolga, Say Yayınları

Pyotr Kropotkin – Bir İsyancının Sözleri (2018)

“Anarşist Prens” Pyotr Kropotkin’in bu kitabı, ilk olarak, kendisinin uzun zamandır cezaevinde yattığı bir zamanda, 1885 yılında yayınlanmıştı.

Kropotkin burada, devlet örgütlenmesiyle sıkı bir hesaplaşmaya giriyor ve tarihte yaşanmış örneklerden de yola çıkarak hiçbir gücün bilinçli yığınların, halkın karşısında duramayacağını söylüyor.

Kropotkin burada,

  • Devletlerin çözülüp dağılması,
  • Devrimin gerekliliği,
  • Geleceğin devrimi,
  • Siyasi haklar için mücadele etmek,
  • Devrimci azınlıklar,
  • Düzen,
  • Topluluk,
  • Paris Komünü,
  • Tarım sorunu,
  • Temsili yönetim,
  • Yasa ve yetki,
  • Devrimci yönetim,
  • Ve kamulaştırma gibi, birçok konuyu tartışıyor.

“Yönetici sınıflar bizlere çalışma özgürlüğü sözü vermişlerdi… bizleri fabrikanın, patronun, ustabaşının köleleri yaptılar; herkes için öğrenim vaat etmişlerdi… bizleri kendi kendimizi yetiştirme olanaksızlığı seviyesine düşürdüler; siyasî özgürlük vaat ettiler… bizleri savaşlara, bitip tükenmez savaşlara sürüklediler.” diyen Kropotkin, tam 133 yıl öncesinden bize seslenerek var olan düzeni sorgulamaya davet ediyor.

Künye: Pyotr Kropotkin – Bir İsyancının Sözleri, çeviren: İhya Kahraman, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2018

Max Haiven – Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri (2018)

Max Haiven’ın araştırmaları, geçen kırk yılda toplumun finansallaşması ve kültür üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yazarın ‘Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri’ ise, sermayenin yaratıcılık, hayalgücü ve müşterekler üzerinde kurduğu hegemonyayı nasıl aşabileceğimizi tartışıyor.

Haiven, sağcı “değerlerin” toplumsal hayata yön verdiği bugün, yaratıcılığın özelleştirildiğini, sermayenin hayalgücünü baskılamaya başladığını ve yaratıcılığın devasa bir krizle boğuştuğunu gözler önüne seriyor.

Yazar, buna karşı çıkmanın tek yolunun, ortak değerleri yeniden gözden geçirerek bunları radikal bir yaratıcılıkla birleştirmek ve bu yolla yeni bir toplumsal hareketler bütünü inşa etmek olduğunu belirtiyor.

Haiven, hayalgücü ve yaratıcılığın finansallaşmasıyla ortaya çıkan güncel krizi saptıyor, değer kavramı üzerine yeniden düşünüyor ve nihayet, kamu ve müşterekler üzerindeki işgallerin, tarihin ve yaratıcılığın çitlenmesini nasıl aşabileceğimizi tartışıyor.

  • Künye: Max Haiven – Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri: Kapitalizm, Yaratıcılık, Müşterekler, çeviren: Kübra Kelebekoğlu, Sel Yayıncılık, siyaset, 296 sayfa, 2018

Bayram Kaya – Babam Sağolsun (2014)

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ortalığa saçılan, “Yeni Türkiye” belgeseli.

Bayram Kaya, bu tarihlerdeki gelişmeleri ve yolsuzluğu örtme çabalarını kapsamlı bir şekilde ele alırken, kitabını yolsuzluk operasyonuna medyanın gösterdiği tepkiler, Türkiye ve Dünyada yolsuzlukların tarihçesi gibi bilgilerle de zenginleştiriyor.

  • Künye: Bayram Kaya – Babam Sağolsun, Ufuk Yayınları

Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi (2017)

1789 Fransız Devrimi, feodal monarşiyi yenilgiye uğratarak dünya tarihinde büyük bir kırılmaya vesile oldu.

Taner Timur da, kısa süre içinde ikinci baskıya ulaşan bu önemli kitabında, Fransız Devrimi’ni yaratan dinamiklere odaklandığı gibi, devrim sürecinde ya da sonra İngiltere ve Almanya’da yaşanan dönüşümleri de ayrıntılı bir perspektifle irdeliyor.

Bu bağlamda mutlak monarşi, aydınlanma, materyalizm, cumhuriyet, sınıf kavgası, terör ve özgürlük, din ve vicdan özgürlüğü gibi kavramları yeniden tartışmaya açan Timur, Fransız Devrimi’ni Batı Avrupa’daki diğer gelişmelerle karşılaştırıyor ve insanlığın aydınlanma serüvenindeki bu önemli durağı hakkında merak edilenleri yanıtlıyor.

“Batı Avrupa’da sermaye birikimi, burjuvazinin doğuşu ve Aydınlanma süreçleri incelenmeden, dün ‘sömürge/yarı sömürge’, bugün ise ‘gelişmekte olan ülkeler’ denilen toplumları anlamak zordur.” diyen Timur’un çalışması, bu süreçte yaşanan tarihsel gelişmeleri bizzat karşılaştırma yöntemini kullanarak irdelemesiyle öne çıkıyor.

  • Künye: Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017

Kolektif – Arap Baharı’ndan Kesitler (2014)

Bir açılış, uzun süreli bir mücadelenin bir aşaması olan Arap Baharı’nın farklı perspektiflerle yorumlanışı.

Yeni Ortadoğu’nun şifrelerini öğrenmek açısından önemli detaylar sunan çalışma, Tunus, Mısır, Yemen, Cezayir, Libya, Bahreyn, Suriye ve Sudan gibi ülkelerde Arap Baharı’nın izlerini sürüyor.

  • Künye: Kolektif – Arap Baharı’ndan Kesitler, derleyen: Paul Amar ve Vijay Prashad, çeviren: kolektif, İntifada Yayınları

David Sedaris – Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak (2014)

Kitabın başlığının aksine, dili eğip bükmede usta bir yazarın, David Sedaris’in ülkesi Amerika’yı mizahın, taşlamanın penceresinden yorumlayışı.

Alaycı espri anlayışı ve keskin toplumsal eleştirileriyle bilinen Sedaris bu kitaptaki metinlerinde, Amerika’daki kültürel klişeleri ve siyaseten doğruculuğu hedef tahtasına koyuyor.

  • Künye: David Sedaris – Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak, çeviren: Enis Köksaldı, Epsilon Yayınları

Levent Üzümcü – Boyun Eğme (2018)

Türkiye çok zor zamanlardan geçiyor ve göründüğü kadarıyla bu durum, kısa süre içinde de bitmeyecek gibi.

AKP’nin 2002’de iktidara gelişi ve sonrasında yürüttüğü politikalara karşı çıkan ciddi bir kesimin yanı sıra, bu dönemin öne çıkan isimleri de oldu.

İşte tiyatrocu Levent Üzümcü de bu simge isimlerden biri.

Üzümcü, başından beri doğru bildiklerinden hiç taviz vermemesi ve en önemlisi de sözünü hiç sakınmadan söylemesiyle dikkatleri üzerine çekti.

Şimdi baktığımızda, Üzümcü ve onun gibi cesur birkaç insanın, ümidimizi diri tutmamız açısından ne denli değerli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

İşte Üzümcü’nün elimizdeki kitabı da, okurunu teslim olmamaya, boyun eğmemeye, bu kötüye gidişi durdurmak adına sesini çıkarmaya ve asıl önemlisi de gerçek anlamda demokratik bir ülke için direnmeye davet ediyor.

“Gücünüzün farkında olun. Demokrasi beden ağırlığı üstünde yürüyor ama akıl ağırlığı çok daha etkilidir. Bir başkası yok, sadece siz varsınız. Lütfen boyun eğmeyin.” diyen Üzümcü, demokrasinin tüm imkânlarını kullanarak demokrasiyi yok etmekte olan bir zümreyi, onların itinayla ve gözlerini kırpmadan kandırdıkları koca bir kalabalığı, üstüne üstlük kötülüğü fütursuzca destekleyen bir yığını anlatıyor.

Üzümcü belki ilk etapta karamsar bir tablo sunuyor.

Fakat kitap aynı zamanda, ne yapmamız ve neden yılmadan mücadele etmemiz gerektiği konusunda bizi ikna edecek pek çok gerekçe de sunuyor.

Ses çıkarmak, hayır demek isteyen her okura önerilir.

  • Künye: Levent Üzümcü – Boyun Eğme, İnkılap Kitabevi, siyaset, 174 sayfa, 2018

Barış Ünlü – Türklük Sözleşmesi (2018)

 

Barış Ünlü’nün elimizdeki kitabı, Türkiye’nin yazılı olmayan esas anayasası dediği Türklük Sözleşmesi’nin ortaya çıkışını, kimlere ne gibi imtiyazlar getirdiğini, gelişimini, doğurduğu sonuçları ve bugün yaşadığımız krizle nasıl bir ilişkisi olduğunu tartışıyor.

Ünlü’nün burada tarif ettiği şekliyle Türklüğün kökenleri, gayrimüslimlerin ve Türk-olmayanların oluşmakta olan Türk ulus-devletinden dışlandıkları 1910’lara ve 1920’lere kadar uzanır.

Yazar “Türklük Sözleşmesi”yle tanımladığı bu içerme ve dışlamanın da, devlet ve Türkleşmeyi kabul eden çeşitli Müslüman etnik gruplar arasındaki karşılıklı bir anlaşma olduğunu ve yazılı olmayan bu Sözleşmenin hayati maddelerinden birisinin de, Müslüman ve Türk olmayanlara/Türkleşmeyenlere yapılanlarla ilgili herhangi bir siyaset veya bilimsel çalışma üretmenin yasak olduğunu söylüyor.

Yani Ünlü, kişinin gayrimüslimlere (özellikle Ermenilere) ve Kürtlere yapılanlar hakkında konuşup yazmadığı sürece Türklüğün potansiyel ve reel imtiyazlarından yararlandığını, bu maddeye uyulmadığı takdirde çok ağır cezaların verileceğini de açıkça belli ettiğini, dolayısıyla bu metaforik sözleşmenin, modern Türkiye tarihinin ve bu tarihin içinde şekillenen kişilerin epistemolojik, psikolojik ve duygusal dünyalarının tarihsel ve maddi temellerini attığını belirtiyor.

Beyazlık çalışmalarından duygular sosyolojisine kadar kapsamlı bir çerçevede, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt sorunu ve Ermeni soykırımından Barış İçin Akademisyenler’e kadar çeşitli meseleleri ele alan Ünlü, siyasal yelpazenin çok farklı noktalarında duran kişilerin bile “yeri gelince” nasıl aynı paydada buluşabildiğini gözler önüne seriyor.

Türklük halinin ideal bir stereotip olarak dayatılmasının ne büyük sorunlara yol açtığını ve bunun günümüze uzanan etkileriyle nasıl yakıcı bir meseleye dönüştüğünü daha iyi kavramak için bu kitaba bakmalı.

Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, barış metinine imza attıktan sonra KHK ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi bölümünden ihraç edilen akademisyenlerden.

  • Künye: Barış ünlü – Türklük Sözleşmesi, Dipnot Yayınları, siyaset, 386 sayfa, 2018