Quentin Skinner – Modern Siyasal Düşüncenin Temelleri (2014)

Quentin Skinner’ın klasik eserinin, Rönesans dönemine odaklanan ilk cildi.

Yazar, Dante, Marsilyus, Erasmus ve Machiavelli gibi düşünürler üzerinden geç ortaçağ ve erken modern siyaset düşüncesinin temel metinlerini aktarıyor; modern devlet kavramının nasıl ortaya çıktığını araştırıyor.

  • Künye: Quentin Skinner – Modern Siyasal Düşüncenin Temelleri, Birinci Cilt: Rönesans, çeviren: Eren Buğlalılar ve Barış Yıldırım, Phoenix Yayınları

Hüseyin Köse – Şovenist İnşa (2014)

Medya gösterisinin ideolojik kapsama alanının nitelikli bir analizi.

Dizilerdeki baba figürü ile otoriter toplumsal doku arasındaki ilişki, medyatik popüler kültür, bir “kültürel fast-food” olarak televizyon, medya araçları ve yeni iktidar yapılanması, medyada roller ve tipolojiler, hacker güdüsünün ekonomi politik temelleri ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu, Hüseyin Köse’nin burada tartıştığı kimi konular.

  • Künye: Hüseyin Köse – Şovenist İnşa, Ayrıntı Yayınları

 

Edward Hallett Carr – Devrim Okumaları (2008)

Türkçe’ye en çok çevrilen tarihçilerden biri olan Edward Hallett Carr, tarih ve Bolşevik devrimi konulu kitaplarıyla bilinir.

Carr ‘Devrim Okumaları’ isimli bu kitabında, asıl uzmanlık alanlarından olan, Avrupa’nın devrimler tarihinde yer etmiş isimler ile dönemleri ele alıyor.

Carr, bu kitapta bir araya getirilen on dört makalesinde, Avrupa devrimleri tarihi denince ilk akla gelen Saint-Simon, Proudhon, Herzen, Plehanov, Lenin, Sorel, Gallacher ve Stalin gibi isimler ile Komünist Manifesto’nun yazılışı, Sovyetler’in Bolşevizmin beşiği haline gelişi ve Almanya’da devrimin başarısızlığa uğraması gibi, devrimler tarihinin hayati süreçlerini değerlendiriyor.

  • Künye: Edward Hallet Carr – Devrim Okumaları, çeviren: Elif Gazioğlu, Daktylos Yayınları, siyaset, 156 sayfa

Ronald Barnett – Üniversitede İdeoloji ile Yaşamak (2008)

Ronald Barnett ‘Üniversitede İdeoloji ile Yaşamak’ta, üniversitelerde aklın yeniden egemen kılınması gerekliliğinden hareketle, “özgür üniversite fikrini yeniden inşa etmek mümkün müdür?” sorusunun yanıtını arıyor.

Barnett, günümüzün üniversitelerinde girişimcilik eğiliminin ön plana çıktığını belirterek, üniversitenin artık akılcılığın yeri olmaktan çıktığını, ideolojik bir kurum haline geldiğini söylüyor.

Ardından, yukarıdaki sorunun izini süren yazar, bu durumdan kurtuluşun, üniversitelerin çıkar gruplarına teslim olmayışıyla, politikadan kaçmamasıyla ve toplumsal sorunlara eğilmesiyle mümkün olabileceğini savunuyor.

  • Künye: Ronald Barnett – Üniversitede İdeoloji ile Yaşamak, çeviren: Sema Eren, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 313 sayfa

Haluk Yurtsever – Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960 – 1980 (2008)

Haluk Yurtsever’in, Türkiye’nin sol hareketini eleştirel bir gözle değerlendirdiği ‘Yükseliş ve Düşüş’ü, Türkiye solunu, güçlü olduğu ve düşüşe geçtiği yirmi yıllık zaman diliminde inceliyor.

Türkiye solunun gücünün doruğunda olduğu 1960-1980 arasına odaklanan Yurtsever, bu dönemin karakteristik özelliklerini; Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal ve ekonomik durumu analiz ediyor.

Solun o dönemde kaydettiği gelişmelerin kalıcı izler bıraktığını söyleyen Yurtsever’in çalışması, sıkıntılı bir dönem yaşayan Türkiye soluna, hareketin geçmişte kaydettiği başarıları aktardığı kadar, yanlış yapılanlar ve yapılmaması gerekenler konusunda da bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Haluk Yurtsever – Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960-1980, Yordam Kitap, siyaset, 332 sayfa

Paul Blackledge – Marksist Tarih Kuramı Üzerine (2017)

Karl Marx, kapitalizmin kalıcı olmadığını, kendisinden önceki köleci ve feodal toplumlar gibi tarihsel bir sürecin olduğunu ve misyonunu üstlenince tarih sahnesinden çekileceğini öngörmüştü.

Paul Blackdale de, bu şekilde özetlenebilecek Marksist tarih anlayışına, yeni siyasal ve toplumsal gelişmelerle değerlendirerek katkıda bulunuyor.

Blackdale, tarihin incelemesini amaçlayan Marksist yaklaşımı anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Marx ve Engels’in ölümünden sonra başta Lenin, Troçki ve Lukács olmak üzere, Marksist kuramcıların bu yaklaşıma getirdikleri özgün bakış açılarını da kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek tarihin hareketinde yapı ve öznenin etkinliği sorununa dair Sartre ve Althusser arasında geçen tartışmadan günümüzün dönemleştirilmesi konusunda Marksistlerin yürüttüğü güncel yaklaşımlara kadar uzanıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Marx, Engels ve tarihsel maddecilik,
  • Kautsky, Plehanov, Lenin, Troçki, Lukács ve Boris Hessen’in Marksist tarihçiliğe katkıları,
  • Üretim tarzları ve toplumsal geçişler,
  • Sartre’ın mekanik maddeciliğe karşı varoluşçu isyanı,
  • Edward Thompson’da etkin öznenin yeniden vurgulanması,
  • MacIntyre ve Callinicos’ta etkin öznenin sentezi,
  • Postmodern süreçte Marksizm…

Tarih meraklılarının yanı sıra, siyaset bilimine ilgi duyanların ve genel olarak da tüm kapitalizm karşıtlarının muhakkak okuması gereken bir eser.

  • Künye: Paul Blackledge – Marksist Tarih Kuramı Üzerine, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017

Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler (2008)

Brenda Schaffer ‘Sınırlar ve Kardeşler’de, Azerbaycanlı kimliğini tarihten günümüze uzanan bir süreçte, köken, kültür, din, dil, siyaset ve nüfus dağılımı çerçevesinde inceliyor; siyasi, edebi süreli yayınlar ile radyo ve televizyon yayınlarından da örnekler vererek, Azerbaycanlı kimliği konusundaki tartışmalara katkıda bulunuyor.

Schaffer, İran İslam Devrimi’ni, Sovyetlerin dağılmasını ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk on yılının büyük çoğunluğunu kapsayan, 1979-2000 arasında Azerbaycanlı ortak kimliğindeki eğilimleri irdeliyor, ayrıca bu iki toplumun karşılıklı ilişkisini ve etkileşimini ele alıyor.

  • Künye: Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler, çeviren: Ali Gara ve Vüsal Kerimov, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 296 sayfa

Jülide Gülizar – Ben Bilmem Beyim Bilir (2008)

Jülide Gülizar ‘Ben Bilmem Beyim Bilir’ isimli bu kitabında, yaşanmış olaylar üzerinden, Türkiye’de kadına reva görülen hayatları anlatıyor.

Gülizar’ın, genellikle tanık olduğu ve hepsinin utanç vermek gibi ortak bir paydada buluştuğu olaylara dayanarak kaleme aldığı kitabı, okuru, kadın sorunu üzerine düşünmeye, içinde bulunduğumuz kötü durumla yüzleşmeye davet ediyor.

Türkiye’de kadına uygulanan sonu gelmez şiddet, töre ve geleneklere bağlanıyor.

Halbuki, Gülizar’ın da örnek olaylar, mantık yürütmeler ve yorumlarla çok iyi gösterdiği gibi, bunun başlıca müsebbibi, erkek egemen anlayışın kendini dayatma, iktidarını devam ettirme, dediğini yaptırma konusundaki inadıdır.

  • Künye: Jülide Gülizar – Ben Bilmem Beyim Bilir, Sinemis Yayınları, kadın, 169 sayfa

Kolektif – Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri (2017)

Ekim 2016’da düzenlenen bir konferansta, Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’da barış süreçlerinde aktif rol almış, müzakerelere katılmış kişilerin deneyimlerini bir araya getirmişti.

Bu çalışma ise, söz konusu konferansın ürünü olarak ortaya çıktı.

Kitapta,

  • Barış süreçlerinde ve canlandırılmasında sivil toplumun rolü,
  • Çözüm sürecinin toplumsallaştırılması,
  • Çözüm sürecinde üçüncü tarafların rolü,
  • Temel yasa hazırlığı,
  • Çatışmaların sona erdirilmesi,
  • Barışı bekleyen güçlükler,
  • Hakikat komisyonunun kuruluşu,
  • Ve müzakere süreçlerinde kapsayıcı uygulamalar gibi konular ayrıntılı bir şekilde tartışılıyor.

Kitapta, Türkiye’de Kürt Açılımı ile adlandırılan barış sürecine dair Cuma Çiçek imzalı kapsamlı bir analiz de yer alıyor.

Çiçek burada, Kürt çatışmasındaki uzlaşı arayışlarını, çözüm sürecindeki başarısızlığın ulusal ve uluslararası dinamiklerini ve diyalog ve müzakereye dönüşün imkânlarını irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Evren Balta, M. Nur Djuli, Pieter C. Feith, Sevtap Yokuş, Miriam Coronel Ferrer, Mohagher Iqbal, Hüseyin Oruç, Çerağ Esra Çuhadar, Kristian Herbolzheimer, Catalina Diaz, Helga Flamtermesky, Quintin Oliver, Thania Paffenholz, Roger Mac Ginty, Neophytos Loizides ve Cuma Çiçek.

  • Künye: Kolektif – Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri, derleyen: Ayşe Betül Çelik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 260 sayfa, 2017

 

Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi (2018)

Çeliğe can verenlerin ülkesi Karabük hakkında çok güzel bir çalışma.

Ali Karatay, Türkiye’nin ilk ağır sanayi merkezi olan Karabük’ün siyasal ve sosyal/sınıfsal evrimini ve bu evrimin ardındaki etkenleri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Cumhuriyet’in Karabük ve Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda cisimleşen ekonomi-politiği,
  • Fabrika işçilerinin yaşam koşulları,
  • Karabük burjuvazisinin doğuşu,
  • Karabük’te işçilerin sendikayla tanışması,
  • 1950’li yılların Karabük’ünde siyaset,
  • 1960-1981 arasında Karabük işçi sınıfının durumu ve işçi hareketi,
  • Karabük’ün ve Karabük işçisinin darbeyle imtihanı,
  • Siyasi cephede Karabük ve 12 Eylül,
  • Karabük’ün çelik işçisinin sağcılığı, solculuğu, köylülüğü ve muhafazakârlığı,
  • Ve Karabük işçisinin sağcılığının temel nedenleri gibi konular ele alınıyor.

Ali Karatay’ın çalışmasının çerçevesini, bir işçi kenti olarak Karabük’ün siyasi duruşunun ve sınıf mücadelesinin yakın tarihi süreç içindeki evrimi oluşturuyor.

Dolayısıyla kitap, Karabük’ün bu kimliğiyle uyumlu siyasi-sınıfsal eğilimleri ve refleksleri neden göstermediğini tartışmasıyla da önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi, İletişim Yayınları, şehir, 464 sayfa, 2018