Marc Van De Mieroop – Hammurabi (2025)

Marc Van De Mieroop, Babil’in ünlü kralı Hammurabi’nin hayatını ve hükümdarlığını detaylı bir şekilde inceliyor. ‘Hammurabi’ (‘King Hammurabi of Babylon’), Hammurabi’nin sadece bir kanun koyucu olarak değil, aynı zamanda yetenekli bir askeri lider, diplomat ve yönetici olarak da portresini çiziyor.

Hammurabi’nin Babil tahtına yükselişi ve ilk yılları ele alınıyor. Kralın, babasından devraldığı küçük krallığı nasıl genişlettiği, siyasi ve askeri stratejileri detaylandırılıyor. Hammurabi’nin, Mezopotamya’daki diğer şehir devletleriyle olan ilişkileri, ittifakları ve savaşları inceleniyor. Özellikle Larsa, Mari ve Eşnunna gibi önemli şehir devletleriyle olan mücadeleleri ve bu mücadelelerin Babil İmparatorluğu’nun genişlemesindeki rolü vurgulanıyor.

Kitapta, Hammurabi’nin ünlü kanunları, yani Hammurabi Kanunları’nın ortaya çıkışı ve içeriği detaylandırılıyor. Kanunların, Babil toplumunun yapısını, adalet anlayışını ve günlük yaşamını nasıl şekillendirdiği analiz ediliyor. Kanunların sadece cezalandırıcı değil, aynı zamanda koruyucu ve düzenleyici bir işlevi olduğu vurgulanıyor.

Hammurabi’nin yönetim anlayışı, bürokrasisi ve ekonomik politikaları ele alınıyor. Kralın, tarım, ticaret ve sulama sistemleri gibi alanlarda yaptığı reformlar, Babil ekonomisinin güçlenmesine nasıl katkı sağladığı inceleniyor. Hammurabi’nin, merkezi bir yönetim kurma çabaları ve bu çabaların Babil İmparatorluğu’nun istikrarına etkisi değerlendiriliyor.

Kitapta, Hammurabi’nin kişisel özellikleri, karakteri ve dönemin kültürel atmosferi hakkında da bilgiler veriliyor. Kralın, mektupları, yazıtları ve diğer tarihi kaynaklar aracılığıyla portresi çiziliyor. Hammurabi’nin, tanrılarla olan ilişkisi, dini inançları ve dönemin mitolojik dünyası hakkında da bilgiler sunuluyor.

Son olarak kitap, Hammurabi’nin mirasını ve Babil İmparatorluğu’nun sonraki dönemlerini ele alıyor. Hammurabi’nin, Mezopotamya tarihinde nasıl bir iz bıraktığı, kanunlarının ve yönetim anlayışının sonraki medeniyetlere etkisi değerlendiriliyor. Kitap, Hammurabi’nin sadece bir kral değil, aynı zamanda bir medeniyetin kurucusu ve şekillendiricisi olarak da önemini vurguluyor.

  • Künye: Marc Van De Mieroop – Hammurabi, çeviren: Bülent O. Doğan, İş Kültür Yayınları, biyografi, 176 sayfa, 2025

Yervant Tolayan – Gavroşname (2025)

Yervant Tolayan’ın ‘Gavroşname’ adlı kitabı, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin tiyatro ve gazetecilik serüvenini anlatan önemli bir eser. Tolayan, bu kitabında, o dönemde İstanbul’da yaşayan Ermeniler ve Türkler arasındaki ilişkilere, özellikle tiyatrocuların ve gazetecilerin kültürel, sanatsal ve politik yaşamına odaklanıyor. Kitap, yazarın kendi anılarından ve gözlemlerinden oluşuyor ve dönemin sosyokültürel atmosferini canlı bir şekilde yansıtıyor.

Tolayan, kitabında, dönemin tiyatro ve gazetecilik dünyasında yer alan önemli isimleri, olayları ve anekdotları detaylı bir şekilde anlatmaktadır. Kitapta, Mardiros Mınakyan gibi ünlü tiyatrocuların yanı sıra, dönemin gazetecileri ve yazarları da yer almaktadır. Tolayan, bu kişilerin hayatlarını, çalışmalarını ve aralarındaki ilişkileri okuyucuya aktarırken, aynı zamanda dönemin toplumsal ve politik olaylarına da değinmektedir. Kitap, sadece tiyatro ve gazetecilik tarihine değil, aynı zamanda Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin tarihine de ışık tutmaktadır.

‘Gavroşname’, sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin sosyokültürel ve politik panoramasıdır. Tolayan, kitabında, dönemin çokkültürlü yapısını, insanların yaşam tarzlarını, geleneklerini ve inançlarını da anlatmaktadır. Kitap, okuyucuya, o dönemde İstanbul’da yaşayan Ermenilerin ve Türklerin nasıl bir arada yaşadıklarını, neler paylaştıklarını ve neler yaşadıklarını göstermektedir. Bu yönüyle, “Gavroşname”, sadece bir tiyatro ve gazetecilik tarihi kitabı değil, aynı zamanda bir toplumsal tarih kitabıdır.

  • Künye: Yervant Tolayan – Gavroşname: Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin Tiyatro ve Gazetecilik Serüveni, 1900-1935, çeviren: Solina Silahlı, Aras Yayıncılık, anı, 512 sayfa, 2025

Marinos Sariyannis, E. Ekin Tuşalp Atiyas – Osmanlı Siyasal Düşünce Tarihi (2025)

Marinos Sariyannis’in bu kitabı, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan 19. yüzyılın başlarına kadar geçen süredeki siyasi düşünceyi kapsamlı bir şekilde ele alan önemli bir çalışmadır. ‘Başlangıcından On Dokuzuncu Yüzyılın Başına Kadar Osmanlı Siyasal Düşünce Tarihi’ (‘A History of Ottoman Political Thought up to the Early Nineteenth Century’), bu dönemdeki Osmanlı siyasi düşüncesinin sadece İslam hukuku ve gelenekleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Bizans, İran ve Avrupa gibi farklı kültürlerden de etkilendiğini ortaya koyuyor. Kitap, Osmanlı siyasi düşüncesinin gelişimini kronolojik bir sırayla izleyerek, farklı dönemlerdeki düşünürlerin ve eserlerin siyasi düşünceye katkılarını inceler.

Öte yandan E. Ekin Tuşalp Atiyas’ın da bir bölümle katkıda bulunduğu eserde, Osmanlı siyasi düşüncesinin temel kavramları, kurumları ve tartışmaları detaylı bir şekilde ele alınır. Sariyannis, adalet, meşruiyet, egemenlik, hukuk, devlet ve toplum gibi kavramların Osmanlı düşünürleri tarafından nasıl yorumlandığını ve kullanıldığını analiz eder. Ayrıca, Osmanlı siyasi kurumlarının (örneğin, padişahlık, divan, ulema) işleyişi ve bu kurumların siyasi düşünceyle ilişkisi de incelenir. Kitapta, Osmanlı siyasi düşüncesinin farklı dönemlerdeki değişimleri ve dönüşümleri de ele alınır. Özellikle, 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaştığı zorluklar ve bu zorluklara verilen siyasi cevaplar üzerinde durulur. Sariyannis, bu dönemin Osmanlı siyasi düşüncesi için bir dönüm noktası olduğunu ve modernleşme çabalarının başladığını vurgular.

‘Osmanlı Siyasal Düşüncesi’, Osmanlı siyasi düşüncesinin zenginliğini ve çeşitliliğini ortaya koyan önemli bir çalışma. Sariyannis, Osmanlı siyasi düşüncesinin sadece İslam dünyasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda farklı kültürlerle etkileşim içinde olduğunu gösterir. Bu eser, Osmanlı tarihine ve siyasi düşüncesine ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak.

  • Künye: Marinos Sariyannis, E. Ekin Tuşalp Atiyas – Başlangıcından On Dokuzuncu Yüzyılın Başına Kadar Osmanlı Siyasal Düşünce Tarihi, çeviren: Çağda Türkmen, Selenge Yayınları, tarih, 552 sayfa, 2025

Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey – 1848: Unutulmuş Devrim (2025)

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey’nin ‘1848: Unutulmuş Devrim’ (‘La Révolution Oubliée’) adlı kitabı, 1848 Fransız Devrimi’ni geleneksel tarih yazımının ötesine geçerek yeniden ele alan bir eserdir. Yazarlar, bu kitapta, devrimin sadece siyasi bir olay olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir dönüşüm süreci olduğunu savunuyorlar.

Kitapta, 1848 Devrimi’nin farklı boyutları ele alınıyor. Yazarlar, devrimin nedenlerini, aktörlerini, olaylarını ve sonuçlarını inceliyorlar. Ancak, geleneksel tarih yazımından farklı olarak, devrimin sadece Paris’teki olaylarla sınırlı olmadığını, taşradaki ve işçi sınıfı arasındaki hareketleri de inceliyorlar. Ayrıca, devrimin sadece erkeklerin değil, kadınların da katılımıyla gerçekleştiğini ve kadınların devrimdeki rollerini vurguluyorlar.

Yazarlar, 1848 Devrimi’nin sadece bir başarısızlık olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda toplumsal ve siyasi değişim için bir potansiyel taşıdığını da öne sürüyorlar. Devrimin, işçi sınıfının ve kadınların hakları için mücadele etme bilincini artırdığını ve gelecekteki toplumsal hareketlere ilham verdiğini savunuyorlar. Kitap, 1848 Devrimi’nin sadece geçmişte kalmış bir olay olmadığını, aynı zamanda günümüzdeki toplumsal ve siyasi mücadeleler için de bir ders olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey – 1848: Unutulmuş Devrim, çeviren: Beyza Başer, Ayrıntı Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2025

Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm (2025)

Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale’de, İngiliz 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Aylmer Hunter-Weston’ın ‘Taarruz ve Ölüm’ (‘Private War Diary, Dardanelles’) adlı kitabı, Aylmer Hunter-Weston’ın savaş sırasındaki kişisel notlarını ve gözlemlerini içeriyor. Türkçede ilk kez yayımlanan günlükler, Hunter-Weston’ın savaşın gidişatına dair aldığı kritik kararları, stratejik düşüncelerini ve cephedeki zorlu koşulları ilk elden aktarıyor.

Günlükte, Hunter-Weston’ın Çanakkale’ye gelişinden itibaren cephedeki durumu değerlendirmesi, birliklerinin hareketleri, yapılan taarruzlar ve karşılaşılan zorluklar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Hunter-Weston, Osmanlı ordusunun direncini, cephedeki coğrafi zorlukları ve ikmal sorunlarını açıkça ifade ediyor. Ayrıca, savaşın siyasi boyutlarına, İtilaf Devletleri arasındaki iş birliğine ve kendi komutanlarıyla olan ilişkilerine de değiniyor.

Günlük, Çanakkale Savaşı’nın sadece askeri bir mücadele olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisinin, liderlik becerilerinin ve stratejik düşüncenin de sınandığı bir arena olduğunu gösteriyor. Hunter-Weston’ın notları, savaşın acımasızlığını, askerlerin yaşadığı zorlukları ve cephedeki belirsizliği gözler önüne seriyor. Günlük, Çanakkale Savaşı’na dair önemli bir tarihi belge niteliği taşıyor ve savaşın farklı bir perspektiften anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitap, Hunter-Weston’ın savaş sonrası Çanakkale Komisyonu’na verdiği ifade tutanakları da ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

  • Künye: Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm: Bir İngiliz Komutanının Çanakkale Savaşı Günlüğü, çeviren: Mehmet Kıbıl, Kronik Kitap, tarih, 256 sayfa, 2025

Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl (2025)

Sonuçlarıyla sadece kendi coğrafyasını değil, dünya tarihini de etkilemiş Çanakkale muharebelerinin 110. yıldönümü. İtilaf Devletleri o güne değin toplanmış en büyük armadayla Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u düşürüp hem nefesi kesilmekte olan Rusya’ya yardım sağlamak hem de doğuda yeni bir cephe daha açarak Almanya’yı sıkıştırmak istiyordu.

1915 Şubat ayında denizden bombardımanlarla açılan Çanakkale cephesi, Ocak 1916’da son İtilaf kuvvetleri askerinin de çekilmesiyle yaklaşık bir yıl sürdü.

Başar Eryöner, ‘Gelibolu’da Bir Yıl’ adıyla hazırladığı bu albümde, Osmanlı ordusunun seferberlik faaliyetlerinden başlayarak, deniz muharebeleri, çıkarma harekâtı, kara muharebeleri, tahliye, mütareke günleri ve işgal dönemiyle savaş propagandasına dair fotoğraf ve efemeralardan oluşan, bir kısmı şimdiye kadar görülmemiş veya nadir rastlanabilecek görsel malzemeyi bir araya getirerek Çanakkale zaferinin görsel tarihine sıra dışı bir katkı sunuyor.

  • Künye: Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl: Fotoğraflar, Kartpostallar ve Propaganda Kartlarında Çanakkale Muharebeleri, İş Kültür Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2025

Paul Strathern – Borgialar (2025)

Paul Strathern’in bu kitabı, Rönesans İtalya’sının en tartışmalı ailelerinden biri olan Borgia ailesinin yükselişini ve düşüşünü detaylı bir şekilde ele alıyor. ‘Borgialar: Tarihin En Kötü Şöhretli Ailesi’ (‘The Borgias’), ailenin siyasi entrikalarını, skandallarını ve Rönesans dönemindeki etkilerini inceliyor. Strathern, Borgia ailesinin kökenlerinden başlayarak, Rodrigo Borgia’nın Papa VI. Alexander olarak seçilmesine ve ailesinin Vatikan’daki gücünü artırmasına kadar olan süreci anlatıyor. Papa VI. Alexander’ın liderliğinde, Borgia ailesi, siyasi manevralar, evlilik ittifakları ve hatta cinayet gibi yöntemlerle İtalya’daki etkilerini genişletiyor.

Kitap, ailenin en dikkat çekici üyelerinden Cesare ve Lucrezia Borgia’nın hayatlarına da odaklanıyor. Cesare Borgia’nın askeri dehası ve siyasi hırsları, onu dönemin en güçlü figürlerinden biri haline getirirken, Lucrezia Borgia’nın evlilikleri ve sosyal konumu, ailenin siyasi stratejilerinin bir parçası olarak kullanılıyor. Strathern, Borgia ailesinin iktidar hırsının ve acımasız yöntemlerinin, onları hem hayranlık uyandıran hem de korkulan bir aile yaptığını vurguluyor. Ancak, ailenin yükselişi kadar düşüşü de hızlı oluyor. Papa VI. Alexander’ın ölümü ve Cesare Borgia’nın siyasi hataları, ailenin Vatikan’daki gücünü kaybetmesine neden oluyor.

Kitap, Borgia ailesinin Rönesans İtalya’sındaki etkisini ve mirasını değerlendirerek sona eriyor.

Strathern, ailenin siyasi entrikalarının ve skandallarının, onları tarihin en tartışmalı ailelerinden biri yaptığını belirtiyor.

  • Künye: Paul Strathern – Borgialar: Tarihin En Kötü Şöhretli Ailesi, çeviren: Gökçen İleri, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa, 2025

Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi (2025)

Ivan T. Berend’in ‘20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi’ (‘An Economic History of Twentieth-Century Europe’) Avrupa’nın yirminci yüzyıldaki ekonomik gelişimini kapsamlı bir şekilde ele alan bir eser. Genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini alan bu kitabında Berend, yüzyılın başından sonuna kadar Avrupa ekonomisini şekillendiren önemli olayları, eğilimleri ve yapısal değişimleri inceler. Kitap, Avrupa ekonomisinin iki dünya savaşı, Büyük Buhran, Soğuk Savaş ve Avrupa entegrasyonu gibi önemli olaylardan nasıl etkilendiğini analiz eder.

Berend, yirminci yüzyıl Avrupa ekonomisini üç ana döneme ayırır: 1900-1945, iki dünya savaşı ve Büyük Buhran’ın damgasını vurduğu bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl çöktüğünü ve yeniden inşa edildiğini inceler. 1945-1973, “Altın Çağ” olarak da bilinen, Avrupa ekonomisinin hızlı bir şekilde büyüdüğü ve refahın arttığı bir dönemdir. Berend, bu büyümenin nedenlerini ve sonuçlarını analiz eder. 1973-2000, petrol krizleri, stagflasyon ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi gibi olayların yaşandığı bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl yavaşladığını ve yeniden yapılandığını inceler.

Kitapta ele alınan bazı önemli temalar şunlardır: Avrupa ekonomisinin küreselleşme, teknolojik değişim ve demografik değişim gibi uzun vadeli eğilimlerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin farklı bölgeleri arasındaki (Batı, Doğu, Kuzey ve Güney) farklılıklar ve benzerlikler. Avrupa ekonomisinin devlet müdahalesi, piyasa mekanizmaları ve sosyal politikalar gibi farklı kurumsal düzenlemelerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin çevre, enerji ve eşitsizlik gibi önemli sorunlarla nasıl başa çıktığı.

Berend, Avrupa ekonomisinin yirminci yüzyıldaki karmaşık ve dinamik gelişimini anlamak için zengin bir tarihsel bakış açısı sunuyor. Kitap, Avrupa ekonomisinin geleceği hakkında düşünmek için de değerli bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi, çeviren: Serpil Çağlayan, İş Kültür Yayınları, iktisat, 392 sayfa, 2025

Vitus Huber – Konkistadorlar (2025)

Vitus Huber’in ‘Konkistadorlar: Amerika’nın İşgali’ (‘Die Konquistadoren: Cortés, Pizarro und die Eroberung Amerikas’) adlı kitabı, İspanyol fatihlerin Amerika kıtasını nasıl keşfedip işgal ettiklerini ve yerli halkları nasıl etkilediklerini inceleyen bir eserdir. Kitap, Hernán Cortés ve Francisco Pizarro gibi önemli isimlerin liderliğinde gerçekleşen fetih hareketlerini ve bu hareketlerin sonuçlarını detaylı bir şekilde ele alıyor.

Huber, İspanyol fatihlerin motivasyonlarını, stratejilerini ve yerli halklarla olan etkileşimlerini analiz ediyor. Fatihlerin, altın ve toprak arayışıyla motive olduklarını, ancak aynı zamanda Hristiyanlığı yayma ve İspanyol İmparatorluğu’nu genişletme gibi ideolojik hedeflere de sahip olduklarını gösteriyor. Kitap, Aztek ve İnka imparatorlukları gibi büyük yerli medeniyetlerin fethini ve bu medeniyetlerin çöküşünü anlatıyor.

Kitap, sadece askeri fetihlere değil, aynı zamanda bu süreçte yaşanan kültürel karşılaşmalara, yerli halkların direnişine ve sömürge düzeninin kurulmasına da odaklanıyor. Kitap, fatihlerin yerli halklara karşı uyguladığı şiddeti, hastalıkların yayılmasını ve yerli kültürlerin nasıl yok edildiğini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, bazı yerli grupların İspanyollara karşı nasıl direndiğini ve kendi kültürlerini korumaya çalıştığını da anlatıyor.

Huber’in eseri, Amerika’nın fethinin çok boyutlu bir tarihini sunuyor. Kitap, fatihlerin kahramanlıklarını abartmadan, onların eylemlerinin sonuçlarını ve yerli halklar üzerindeki etkilerini eleştirel bir şekilde değerlendiriyor. “Fatihleri”, Amerika kıtasının keşfi ve işgali hakkında daha derin bir anlayış geliştirmek isteyen herkes için önemli bir kaynaktır.

  • Künye: Vitus Huber – Konkistadorlar: Amerika’nın İşgali, çeviren: Muhammed Mustafa Albayrak, Runik Kitap, tarih, 124 sayfa, 2025

Pascal Acot – Bilim Tarihi (2025)

Pascal Acot’un ‘Bilim Tarihi’ (‘L’Histoire des sciences’) adlı kitabı, bilimin insanlık tarihi boyunca nasıl geliştiğini ve şekillendiğini inceleyen kapsamlı bir eserdir. Kitap, bilimin doğuşundan günümüze kadar olan serüvenini, farklı medeniyetlerdeki bilimsel gelişmeleri ve bilim insanlarının katkılarını ele alır.

Acot, bilimin sadece bilgi birikimi olmadığını, aynı zamanda bir düşünce biçimi ve bir dünya görüşü olduğunu vurguluyor. Bilimin, insanın doğayı anlama ve kontrol etme çabasının bir sonucu olduğunu, bu çabanın da merak, gözlem, deney ve akıl yürütme gibi temel unsurlara dayandığını belirtiyor.

Kitapta, antik çağdaki Mısır, Mezopotamya ve Yunan medeniyetlerindeki bilimsel gelişmeler, Orta Çağ’daki İslam dünyasındaki bilimsel çalışmalar, Rönesans’la birlikte Avrupa’da bilimsel düşüncenin yeniden canlanması, Bilim Devrimi, Aydınlanma Çağı ve modern bilim gibi önemli dönemler ve olaylar ayrıntılı bir şekilde inceleniyor. Her dönemdeki bilimsel gelişmelerin toplumsal, kültürel ve ekonomik etkileri de değerlendiriliyor.

Acot, bilimin sadece pozitif bir güç olmadığını, bazen insanlığın ve doğanın aleyhine de kullanılabileceğini belirtir. Bilimin etik boyutuna da değinen yazar, bilim insanlarının sorumluluklarını ve bilimin doğru kullanımının önemini vurgular.

‘Bilim Tarihi’, bilimin insanlık tarihindeki yerini ve önemini anlamak için önemli bir kaynak. Bilime ilgi duyan herkesin okuması gereken bir eser.

  • Künye: Pascal Acot – Bilim Tarihi, çeviren: Nermin Acar, Dost Kitabevi, bilim, 160 sayfa, 2025