Adile Abbasoğlu – Unutulmaz Anılar (2008)

Adile Abbasoğlu’nun ‘Unutulmaz Anılar’ının merkezinde, Abhazya’nın devlet adamı Nastor Lakoba, eşi Sariya Lakoba ve ailesi yer alıyor.

1935’te Sariya’nın kardeşi ile evlenen Abbasoğlu, o günden itibaren kendini Abhazya’daki politik yaşamın ortasında bulur.

1937 yılında Lakoba zehirlenerek öldürülünce, Abbasoğlu da ailesiyle beraber çalışma kamplarına gönderilir.

İşte bu kitap, ancak 1947 yılında ülkesine dönebilen Abbasoğlu’nun, ülkenin bu önde gelen ailesine ve yaşadıklarına dair anılarını bir araya getiriyor.

Kitap, bu dönemde Abhaz halkının yaşadığı trajedileri anlatıyor.

  • Künye: Adile Abbasoğlu – Unutulmaz Anılar, çeviren: Oktay Çkotua, As Yayınları, anı, 232 sayfa

Kolektif – Aphrodisias’tan Roma Portreleri (2008)

‘Aphhodisias’tan Roma Portreleri’ Eylül’ün sonlarında başlayan ve 29 Ocak 2009’a kadar sürecek aynı isimli serginin kataloğu.

Sergide, Romalıların Asya eyaletinin özerk ve gelişmiş bir şehri olan Aphrodisias’tan gelen ellinin üzerinde orijinal mermer kabartma heykel yer alıyor.

Katalogda yer alan yazılar ise, İmparatorluk devrindeki Roma heykelciliği, mermer heykeltıraşlık, kadın portre heykelleri, heykellerdeki çok renklilik ve yaldızlama, şehir surlarında kullanılan işlemeli mermerler, Aphrodisias’ta yeni keşfedilen mermer ocakları gibi konuları ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Aphrodisias’tan Roma Portreleri, yayıma hazırlayan: Begüm Kovulmaz, Yapı Kredi Yayınları, sergi kataloğu, 332 sayfa

Jan Spurk – Toplumsal Aklın Eleştirisi (2008)

Jan Spurk ‘Toplumsal Aklın Eleştirisi’nde, Frankfurt Okulu’nu ve bu okulun toplum teorisini değerlendiriyor.

Okulun önde gelen iki isminin, Theodor Adorno ve Max Horkheimer’ın tezlerini tahlil eden Spurk, iki ismin geliştirdiği eleştirel sosyolojiyi analiz ediyor.

Spurk, Frankfurt Okulu üzerine konuşmak için onları tanımanın birincil koşul olduğunu ve onlarla günümüz arasındaki bağın ortaya çıkarılması gerektiğini söylüyor.

Kitap da, Spurk’un bu çabasına işaret ediyor.

Yazar, modern toplumun kötülüklerini tahlil etmekten vazgeçmeyen bu iki düşünürün fikirlerinin, günümüzdeki sıkı kapitalist cenderenin gevşetilmesi için nasıl imkânlar barındırdığını araştırıyor.

  • Künye: Jan Spurk – Toplumsal Aklın Eleştirisi, çeviren: Işık Ergüden, Versus Kitap, sosyoloji, 266 sayfa

Daniel Kehlmann – En Uzak Yer (2008)

Alman edebiyatçı Daniel Kehlmann, daha önce yayımlanan ‘Ben ve Kaminski’ adlı romanıyla birlikte, Türkiyeli okurlarca da takip edilen bir isim haline geldi.

Yazar bu son romanında da, başkahramanı Julian üzerinden, bir kaçış öyküsü anlatıyor.

Kehlman’ın, kaçma, başka bir dünya keşfetme özlemini derinlikli bir üslupla işlemesi, romanı ilgi çekici kılan en önemli etken.

On bir yaşındaki Julien, ciddi bir boğulma tehlikesi geçirdikten sonra, bunu bir kaçma fırsatına dönüştürmeye çalışır.

Zira herkes öldüğünü zannettiğinde, kaçıp gitmesi daha kolay olacaktır.

Kehlmann, Julian’ın kaçma teşebbüsleri üzerinden, bir insanın kendi yaşamından firar etmesinin mümkün olup olmadığını irdeliyor.

  • Künye: Daniel Kehlmann – En Uzak Yer, çeviren: İsmet Sait Damgacı, Can Yayınları, roman, 97 sayfa

Ruhi Su – Ruhi Su Türküleri (2008)

Ruhi Su, kuşkusuz türkü denince ilk akla gelen isimlerden.

Pir Sultan’dan Karacoğlan’a, Yunus’tan Dadaloğlu’na ve Köroğlu’ndan Nâzım Hikmet’e kadar, birçok ozanın türkülerini kendi sesiyle harmanlayan Su, 1985’teki ölümüne kadar birçok değerli eser üretti.

İşte Kemal Aydoğan’ın hazırladığı bu kitap, “İnsan sesi, çalgıların en soylusudur.” diyen Ruhi Su’nun en az altmış beş yıl ses verdiği türküleri bir araya getiriyor.

Kitapta, Su’nun yayımlanmış ve dolayısıyla istenildiğinde dinlenebilecek türküleri seçilmiş.

Kitaba alınmış türkü sözlerine bakıldığında da, Ruhi Su’nun hangi ölçütlerle, seçme veya ayıklama yaparak türkü söylediğinin ipuçları yakalanabiliyor.

  • Künye: Ruhi Su – Ruhi Su Türküleri, hazırlayan: Kemal Aydoğan, Everest Yayınları, müzik, 500 sayfa

Kolektif – Medyada Cinsiyetçiliğe Son (2008)

MEDİZ, medyada cinsiyetçilikle mücadele etmeyi amaçlayan 23 kadın örgütünün desteğiyle başlatılan bir proje.

Kadınların cinsiyetlerinden ötürü ayrımcılığa uğramamaları, medyada bağımsız ve bütünlüklü bir biçimde temsil edilmeleri, yönetici pozisyonlarda kendilerine yer açılması ve cinsiyetçi olmayan bir medya etiğinin oluşturulması, projenin başlıca hedefleri.

İşte elimizdeki araştırma, bu yılın mayıs aylarında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa sunulan, medyada cinsiyetçilik temalı bildirilerden oluşuyor.

Türkiye medyasının cinsiyetçi anlayışını örnekler üzerinden kanıtlayan araştırma, “Medya nasıl cinsiyetçi olmaz?” sorusundan hareketle, cinsiyet ihlallerinin olmadığı bir medyanın imkânları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Kolektif – Medyada Cinsiyetçiliğe Son, Medya İzleme Grubu, medya, 380 sayfa

Behçet Necatigil – Mitologya (2017)

Behçet Necatigil’in bu nitelikli eseri, hem Yunan ve Latin tanrılarının temel özelliklerini hem de farklı mitologyaların benzerlik ve farklılıklarını karşılaştırmasıyla bir rehber niteliğinde.

Kitabı benzer çalışmalardan ayıran yön, düz bir anlatım yerine sorulara verilen yanıtlarla yol alması.

Kitapta yanıtı verilen bazı sorular ise şöyle:

  • “Yunan ve Latin mitologyasını bilmek niçin gerekli?”
  • ‘İlk Türk mitoslarına hangi eserlerde rastlıyoruz?”
  • “İlk Türk destanları nelerdir?”
  • “Türk mitoslarını, eski destanlarımızın hiç değilse özetlerini toplu
  • halde nerelerde bulabiliriz?”
  • “Yunan ve Latin mitologyası ilk defa kimlerin, hangi eserlerinde
  • yazıya geçti?”
  • “Homeros ve Hesiodos’un kimlikleri konusunda neler biliyoruz?”
  • “Eserlerinde mitologyayı da işlemiş ilk Latin şairleri kimlerdir?”
  • ‘Yunan mitologyası ile Latin mitologyası arasında benzerlik var
  • mı?”
  • “Yunan mitologyasına göre dünya, evren nasıl yaratıldı?”

Künye: Behçet Necatigil – Mitologya, Yapı Kredi Yayınları, mitoloji, 148 sayfa

Metin Celâl – Gitmek Zamanı (2008)

Metin Celâl, son romanı ‘Gitmek Zamanı’nda, içinde yaşadığı hayattan sıkılanları, yeni bir yaşam için kaçmayı tercih edenleri hikâye ediyor.

Kaçmak, bilhassa modern zaman bireyi için vazgeçilmez bir serüven.

Bunun kuşkusuz, rutin/ gündelik hayatın sıkıntısını aşabilme çabasından kaynaklandığı bilinir.

İşte Celâl’in başkahramanı Engin de, kendisini böyle bir cendereye sıkışmış hisseden ve bu yüzden de kaçmayı tercih eden biri olarak arzı endam ediyor.

Roman, Engin’in alıp başını gitmesini, yeni bir dünyada, yeni bir kimlikle yaşama serüvenini anlatıyor.

  • Künye: Metin Celâl – Gitmek Zamanı, Everest Yayınları, roman, 256 sayfa

Murat Işık – Kayıp Toprak (2014)

Hollanda’da yayınlandığında ilgi uyandırmış, ayrıca yazarı Murat Işık’a ödül kazanmış bir ilk roman.

Her şeyden önce, keyifle okunacak bir aile hikâyesi…

Türkiye’nin Doğusunun küçük bir köyündeki bir Kürt ailesinin yaşadıkları üzerinden Türkiye’nin 1960’lı yıllarına uzanan roman, on üç yaşındaki Mehmet ile ailesinin başından geçen ilginç olayları tasvir ediyor.

  • Künye: Murat Işık – Kayıp Toprak, çeviren: Gül Özlen, Koton Kitap

 

Guillaume Apollinaire – Kübist Ressamlar (2014)

Sanatın her daim içinde yer almış şair, resim eleştirmeni Apollinaire’den kübist ressamlar ile estetik, sanat konularında imbikten süzülmüş, yoğun düşünceler.

“Alev resmin simgesidir” diyen Apollinaire, Pablo Picasso, Marcel Duchamp, Jean Metzinger gibi ortak çalışmalar da yürüttüğü öncü sanatçıların eserlerine yoğunlaşıyor.

  • Künye: Guillaume Apollinaire – Kübist Ressamlar, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları