John Shors – Mermer Gökyüzünün Altında (2007)

  • MERMER GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA, John Shors, çeviren: Suat Kaya, Abis Yayıncılık, roman, 431 sayfa

mermer-gokyuzunun-altinda

John Shors, ilk romanı ‘Mermer Gökyüzünün Altında’da, kurucusu Babür Şah’tan dolayı Babür İmparatorluğu olarak adlandırılan devletin Şah Cihan dönemini ele alıyor. Şah Cihan, daha çok, karısı Mümtaz Mahal için yaptırdığı anıt mezar Tac Mahal ile hafızalarda yer etmiştir. Shors’un kurgusu, bu anıt mezarın yapılış öyküsünü, Şah Cihan ile oğulları arasındaki iktidar kavgasıyla çerçeveliyor. Shors, şehzadelerin iktidar kavgası üzerinden günümüzün ‘Medeniyetler Çatışması’ tezine de atıfta bulunuyor. Roman dinlerin ve medeniyetlerin değil, insanların ve çıkarların çatıştığı temasından hareket ederek medeniyetler çatışması tezine cephe alıyor.

 

Şengül Hablemitoğlu – Sessiz Ağıt (2007)

  • SESSİZ AĞIT, Şengül Hablemitoğlu, Bilgi Yayınevi, anı, 157 sayfa

sessiz-agit

Şengül Hablemitoğlu, bir suikast sonucu hayatını kaybeden Necip Hablemitoğlu’nun eşi. Şengül Hanım’ın ‘Sessiz Ağıt’ı da, bu beklenmedik cinayete kurban giden kocasının yokluğu karşısında hissettiklerine yer veriyor. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, buradaki anlatımların çoğunluğu, böylesi muazzam bir acı karşısında duyulan öfkeyi ve çaresizliği dile getiriyor. Hablemitoğlu, yaşadıklarını neden yazıya dökmeye karar verdiğini şöyle açıklıyor: “Dostlarımızla ve kendi arkadaşlarımla her yan yana gelişimizde, Necip’le ilgili nokta koymadan, nefes almadan konuştuğumu, bunun bir tür bağımlılık olarak hastalıklı bir duruma dönüştüğünü, beni de sıkıcı bir insan yaptığını gördüğümde yazmaya karar vermiştim.”

Burhan Atan – Tarihimizde “İlk”ler (2007)

  • TARİHİMİZDE “İLK”LER, Burhan Atan, Karma Kitaplar, tarih, 200 sayfa

tarihimizde-ilkler

Burhan Atan’ın ‘Tarihimizde İlkler’i, Osmanlı ve Türkiye tarihindeki ilklere yer veren bu kitabı, uzun soluklu ve zorlu bir çalışmanın ürünü. Kitapta, dünyanın ilk arabalı vapurunun bir Türk’ün tasarımı olduğu, ilk nüfus cüzdanının 1863’ten sonra verilmeye başlandığı, ilk resim sergisinin Sultan Abdülaziz sayesinde açıldığı, ilk pulun 1863’te basıldığı, ilk hikâyeyi Ahmet Mithat’ın yazdığı, ilk iftar topunun Sultan III. Mustafa döneminde atıldığı, ilk Türkçe dilbilgisi kitabını bir sadrazamın yazdığı, ilk nüfus sayımının 1831’de yapıldığı, ilk kürekçilerin güreşçilerden oluştuğu, ilk futbol maçının Bornova’da oynandığı, ilk sinema gösteriminin 1896’da yapıldığı gibi, aydınlatıcı ve keyifli bilgiler yer alıyor.

Mike Davis – Gecekondu Gezegeni (2007)

  • GECEKONDU GEZEGENİ, Mike Davis, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, sosyoloji, 262 sayfa

gecekondu-gezegeni

Mike Davis kent kuramcısı, tarihçi ve aktivist. Kendisini bu kitabı da, Üçüncü Dünya ülkelerinin kentsel bölgelerinde halen bir milyar insanın yaşamakta olduğu gecekondu mahallelerinin tarihini ve günümüzdeki yapısını inceliyor. Çok sayıda alandan yararlanan Davis, bu yerleşim tarzının Mumbai, Kahire, İstanbul, Sao Paulo ve Seul gibi büyük kentlerdeki aldığı biçimleri analiz ediyor. Çalışmanın en büyük katkısı, IMF ve Dünya Bankası kıskacındaki ülkelerin, kentsel sorunları çözmek için giriştikleri çabanın, daha çok orta sınıfın işine yaradığını gözler önüne sermesi. Zorla tahliye edilen bu toplulukların yerine, orta sınıfın yerleştiğini belirten yazara göre, asıl sorgulanması gereken neo-liberal politikalardır.

Ahmet Oktay – Kaç Kişiyiz Kendimizde (2007)

  • KAÇ KİŞİYİZ KENDİMİZDE, Ahmet Oktay, İthaki Yayınları, şiir, 529 sayfa

kac-kisiyiz-kendimizde

‘Kaç Kişiyiz Kendimizde’, Ahmet Oktay’ın bütün şiirlerini bir araya getiriyor. Kitapta, Oktay’ın 1963-2007 zaman aralığında yayınladığı on üç şiir kitabı yer alıyor. Bu bütünde, kendisinin daha önce ödül almış dört kitabı da bulunuyor. Çalışma, Türkiye yazın dünyasını hem eleştirmen hem de şair kimlikleriyle etkilemiş bu ismin külliyatına önemli bir katkı. Oktay’ın ‘Gözüm Seğirdi Vakitten’ isimli kitabındaki ‘Kiraz Mevsimi’ şiirinden bir alıntı: “Güzel defterler almalıyım / kalan zamanlar için; / ne çok şey var kaydedilecek: / karşı komşu üç gündür yaz temizliğinde, / yan bahçede / domatesleri suluyor bahçıvan; / bir esrar esrimesinin görüntüleri / apartmanlar arasında son düşler. (…)”

Joseph Conrad – Batılı Gözler Altında (2007)

  • BATILI GÖZLER ALTINDA, Joseph Conrad, çeviren: Ayşe Yunus ve Mehmet Bakırcı, İletişim Yayınları, roman, 335 sayfa

batili-gozler-altinda

Joseph Conrad ‘Batılı Gözler Altında’yı, kısa hikâye tarzında düşünmüştü. Fakat geçen zamanla beraber bu kısa hikâye, epey uzun bir romana dönüştü. Romanın başkahramanı, Rus klasiklerini, özellikle de Dostoyevski’nin karakterlerini anımsatacak bir tip olan Sidoroviç-Razumov’dur. Kurgunun mekânı, sıkıntılı dönemler yaşayan Rusya’dır. Conrad, Razumov üzerinden dönemin Rusya’sından sağlam insan profilleri sunuyor. Bu profiller de, Razumov’un karakterinde doruğa ulaşan bir karamsarlıkla çizilmiş. Razumov tereddüt, öfke, aşk, özgürlük ve suçluluk duyguları arasında gidip gelir ve bu durum onu, önceden kestiremeyeceği, trajik bir sona götürür.

Mirsad Sinanoviç – Sinan’ın Gizli Eseri (2007)

  • SİNAN’IN GİZLİ ESERİ, Mirsad Sinanoviç, çeviren: Suat Ergüllü, L&M Yayınları, roman, 208 sayfa

sinanin-gizli-eseri

‘Mirsad Sinanoviç, ‘Sinan’ın Gizli Eseri’nde, Osmanlı zamanındaki iç hesaplaşmalar çerçevesinde, bir cami inşasını hikâye ediyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın padişah olduğu bu dönemde, Mimar Sinan’ın inşa ettiği camiler imparatorluğun en önemli mimari ürünleri olmuştur. Sinan bu dönemde, Süleymaniye’yle yarışan bir cami yapmaya hazırlanır. Fakat kimsenin haberi olmadan, proje birisi tarafından çalınmış ve cami bir yerde çoktan yaptırılmıştır. Tam bu esnada, padişahın gözdesi Asiye, her şeyini kaybetmiş Hasan Nazir isimli bir defterdara bu işin arkasındaki sırrı açığa çıkarmasını emreder. Nazir, bu kayıp projenin peşine düşerken farklı coğrafyalara birbirinden heyecanlı ve tuhaf maceralara sürüklenecektir.

Mustafa Pultar – Yıldız Adları Sözlüğü (2007)

  • YILDIZ ADLARI SÖZLÜĞÜ, Mustafa Pultar, İş Kültür Yayınları, sözlük, 139 sayfa

yildiz-adlari-sozlugu

Mustafa Pultar ‘Yıldız Adları Sözlüğü’nde, yıldızlar konusunda değişik dillerde, kültürlerde ve kaynaklarda geçen tanımları derlemiş. Sözlükte, yıldız adlarının Doğu’dan Batı’ya, mitolojiden gökbilime yaşadıkları serüvenlerin; Arapça, Farsça, Osmanlıca, Latince, Yunanca gibi çeşitli diller arasında çıktıkları çok anlamlılık yolculuğunun izini sürmek mümkün. Sözlüğün asıl ilgi çekiciliği ise, yıldız adlarının köken ve anlamlarının anlaşılmasını sağlaması ve bu adlara ilişkin imgelemlerin nasıl oluştukları hakkında fikir vermesi. Sözlükte yıldız, yıldız kümesi ve takımyıldızların adları ile bunlara ilişkin temel terimler de madde madde sıralanmış.

Paul Denis – Fobiler (2007)

  • FOBİLER, Paul Denis, çeviren: İsmail Yerguz, Dost Kitabevi, psikoloji, 125 sayfa

fobiler

Dünyada herhalde fobisi bulunmayan insan yoktur. Fobilerin, örümceklerden yükseklik korkusuna, klostrofobiden agorafobiye kadar binlerce farklı türü bulunuyor. Kişinin böylesi bir korkuyla başa çıkmak için geliştirdiği kendine has savunma mekanizmaları da, çoğu zaman onun güçlenip serpilmesiyle sonuçlanıyor. İşte, Paul Denis’in bu çalışması, fobilere dair ayrıntılı bilgilere yer vermesiyle bir kaynak kitap niteliğinde. Fobileri gerçek sebepleri ışığında görüp tanımak, kişinin hayatını cehenneme çeviren bu sıkıntının aşılmasındaki en önemli aşama. Denis’in çalışması, konuya dair pek çok yararlı bilgi barındırdığından, hem uzmanlara hem de sıradan okuyuculara hitap ediyor.

Orhan Kemal – Önce Ekmek (2007)

  • ÖNCE EKMEK, Orhan Kemal, Everest Yayınları, öykü, 109 sayfa

once ekmek kap CONV

Orhan Kemal’in ‘Önce Ekmek’ isimli bu öykü kitabının ilk baskısı 1968 yılında yapılmıştı. Yazar hemen ertesi yıl aldığı iki ödülle, öykücülük alanında ne kadar başarılı olduğunu göstermişti. 1969 Sait Faik Hikâye Armağanı ile 1969 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’nü kazanan ‘Önce Ekmek’te on yedi öykü yer alıyor. Öyküler genel olarak, büyük şehirlerde hayatını sürdüren insanların yaşama tutunma çabalarını, yaşam kavgalarını tasvir ediyor. Bu savaş aynı zamanda insan öğüten acımasız bir canavara benzeyen şehirde tutunabilmek için de verilecektir. Öykülerin çoğunluğu, yazarın diğer eserlerinde de baskın bir şekilde görülen insana dair hümanist, direnişe ve mücadeleye vurgu yapan özellikleriyle öne çıkıyor.