Jennifer M. Groh – Mekân Yaratmak (2016)

Beyin neyin nerede olduğunu nasıl biliyor?

Jennifer Groh, beynin görme ve işitme duyularını nasıl harmanladığını gözler önüne seren, özgün bir çalışmayla karşımızda.

Konum ve sınır bilgimiz fiziksel nesnelerle baş etmemizi ve dünya içinde hareket etmemizi sağlar.

Beynin bu sıradan becerileri geliştirmemize yardımcı olan o muhteşem işlem gücüne yakından bakmak isteyenlere.

  • Künye: Jennifer M. Groh – Mekân Yaratmak, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları

Paco Ignacio Taibo II – Ernesto Guevara Namı Diğer Che (2020)

Ernesto “Che” Guevara üzerine kapsamlı bir biyografi.

Küba Devrimi’nin adeta gün gün izlendiği ve bu devrime katkı sunmuş önde gelen isimlerin arzı endam ettiği biyografi, Che’nin yaşadığı çalkantılı zamanın enerjisini okuruna yansıtıyor.

Che’nin gerilla hayatıyla iki yıllık aşk ilişkisini merkeze alarak ilerleyen kitap, pek çok kaynağın yan sıra Guevara’nın silah yoldaşlarının raporlarından ve anılarından da yararlanmış.

Meksikalı romancı ve tarihçi Taibo’nun hünerini ustaca kullandığı bir kitap, Ernesto Guevara’yı doğumundan öldürülüşüne uzanan sürece değin izliyor ve bunu yaparken de Che efsanesini bütün canlılığıyla ete kemiğe bürüyor.

Uzun zamandır temin edilemeyen kitap, yeniden raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Paco Ignacio Taibo II – Ernesto Guevara Namı Diğer Che, çeviren: Gürol Koca, Alfa Yayınları, biyografi, 2020

Dorothy H. Crawford – Ölümcül Yakınlıklar (2019)

Mikroplar yaklaşık 4 milyar yıl önce yeryüzünde görülmeye başladı ve maymunsu atalarımızdan evrimleştiğimizden beri bizimle birlikteler.

Bu minik yaratıklar vücutlarımızı sömürgeleştirerek evrimimizi derinden etkiledi ve çok sayıda atamızın ölümüne neden olan salgın hastalıklara yol açarak tarihimizi şekillendirdi.

İşte mikrobiyolog Dorothy Crawford’ın bu kitabı da, mikropların ortaya çıkışı ile insan ırkının kültürel evrimi arasındaki bağlantıları araştırıyor.

Kitapta önemli salgın hastalıkların tarihsel hikâyesi ile bu hastalıklara neden olan mikroplarla ilgili en son bilgiler bir arada sunuluyor.

Yarattıkları etkiler günümüzün toplumsal ve kültürel olayları bağlamında ele alınarak bu salgın hastalıkların neden tarihin belli dönemlerinde ortaya çıktıklarına ve neden yıkıma neden olduklarına cevap aranıyor.

Mikroplar insanlara kolayca bulaşıp yayılacak şekilde nasıl evrimleştiği, avcı-toplayıcı topluluklardan tarım toplumlarına geçiş neden mikroplara yaradığı, ilk şehirler kurulduğunda hangi koşulların mikropların serpilip palazlanmasına yol açtığı, tarihte yaşanan şiddetli salgın ve kıranların insan toplum ve kültürlerini nasıl etkilediği, mikroplarla etkili bir şekilde mücadele etmeye başlamamızı sağlayan icat ve keşiflerin neler olduğu, hangi mikropları alt ettiğimizi, hangilerinin bizi alt etmeye devam ettiği ve giderek kalabalıklaşan bir dünyada bizi nasıl tehlikelerin beklediği, kitapta açıklanan kimi önemli konular.

  • Künye: Dorothy H. Crawford – Ölümcül Yakınlıklar: Mikroplar Tarihimizi Nasıl Şekillendirdi?, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2019

Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent (2019)

Kent nedir?

Nasıl ortaya çıktı?

Hangi süreçleri daha da ileriye taşır?

Hangi işlevleri yerine getirir, hangi amaçları karşılar?

Lewis Mumford’un bizde ilk baskısı 2007 yılında yapılan ‘Tarih Boyunca Kent’i, Amerika’da Ulusal Kitap Ödülü ile Amerikan Özgürlük Madalyası’nı kazanmış muazzam bir eser.

Mumford’un kitabı, kendisinin kent planlaması, kültür ve sanat tarihi, teknoloji ve toplumsal eleştiri gibi geniş alanlardaki çalışmalarının ürünü.

Yazar burada, kentin geçirdiği evrime odaklandığı gibi, kent yaşamında gelişen uygarlık tarihinin dönüm noktalarını da saptıyor.

Yazar, kentin tarihte ilk oluştuğu coğrafyalar olan Mezopotamya ve Mısır’dan başlayarak sırasıyla, Yunan, Roma, Ortaçağ kentleri, Avrupa monarşilerinin başkentleri, sanayi kentleri ve nihayet günümüzün kentlerini geniş bir çerçevede ele alıyor.

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Mumford, ekolojinin öncülerindendir.

Yirminci yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Mumford, Malcolm Cowley’e göre “büyük hümanistlerin sonuncusu”ydu.

  • Künye: Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent: Kökenleri, Geçirdiği Değişimler ve Geleceği, çeviren: Gürol Koca ve Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 736 sayfa, 2019

Ursula K. Le Guin – Lavinia (2009)

Vergilius ‘Aeneas’ta, kahraman savaşçı Aeneas’ın girdiği birçok savaşı kazanışını ve ardından Latium kralının kızı Lavinia’yla evlenişini anlatır.

Burada Lavinia, kendisi hakkında çok az bilgi verilen, genellikle arka planla bırakılan silik bir karakter olarak karşımıza çıkar.

İşte Ursula K. Le Guin bu romanında, olup bitenleri Lavinia’nın gözünden anlatıyor.

Le Guin bir kadının yaşadıklarından hareket ederek, Vergilius’un tasvir ettiği erkek dünyasını da tersine çeviriyor.

Dolayısıyla “Şairim bana hiç söz hakkı tanımadı. Sözü ondan almak zorunda kaldım.” diyen Lavinia, kahramanlık öyküleri yerine, savaşın insanları yozlaştıran doğasını ve erkek egemen toplumu sorguluyor.

  • Künye: Ursula K. Le Guin – Lavinia, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, roman, 285 sayfa

William H. Calvin ve George A. Ojeman – Neil’in Beyniyle Konuşmalar (2009)

‘Neil’in Beyniyle Konuşmalar’, iki doktorla hasta arasında, beyni çok boyutlu bir şekilde ele alan konuşmalara dayanıyor.

Nörobiyolog Calvin ve beyin cerrahı Ojemann’ın birlikte kaleme aldıkları kitap, beyin ameliyatı geçirmek üzere olan epilepsi hastası Neil’le yapılan konuşmalardan oluşuyor.

İki doktor ve hasta arasındaki uzun soluklu konuşma, beynin karmaşık, mucizevi ve kendine has özellikleri konusunda okuru bilgilendiriyor; bilinçten benliğe, düşünmeden algılamaya, ruhsal bozukluklardan dilin öğrenilmesine kadar birçok konuyu anlatıyor.

  • Künye: William H. Calvin ve George A. Ojeman – Neil’in Beyniyle Konuşmalar: Düşünce ve Dilin Sinirsel Doğası, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 363 sayfa

Daniel Chamovitz – Bitkilerin Bildikleri (2018)

Şurası kesin ki, gündelik hayatımızda karşılaştığımız çiçek ve ağaçların son derece incelikli duyu mekanizmalarına pek dikkat etmiyoruz.

1990’lardan bu yana bitki ve insan duyuları arasındaki benzerlikler üzerine düşünen ve çalışan Daniel Chamovitz, ‘Bitkilerin Bildikleri’ adlı bu kitabı, konu hakkında sağlam bir inceleme.

Yazarın uzun yıllara yayılan deneyimlerinin ürünü olan kitabı, bitkilerin gördükleri, kokladıkları, hissettikleri, duydukları ve hatırladıkları üzerine, bitkiler hakkında bizi şaşırtacak, hatta bitkilere dair bakış açımızı kökten değiştirecek ufuk açıcı bir çalışma.

Chamovitz burada, bitki biyolojisindeki en son araştırmaları inceliyor ve bitkilerin gerçekten de duyuları olduğunu iddia ediyor.

Kitap her bölümde bir insan duyusuna odaklanıyor ve bu duyunun insanlardaki işleviyle bitkilerdeki işlevini karşılaştırıyor.

Duyusal bilginin bitkiler tarafından nasıl algılandığını, bitkiler tarafından nasıl işlendiğini ve söz konusu duyunun bitki için ekolojik içerimlerini ayrıntılı bir şekilde açıklayan Chamovitz, ayrıca her bölümde konuyla ilgili hem tarihsel bir perspektif hem de çağdaş bir görüş sunuyor.

Bitkilerin kendilerine has görme, dokunma, duyma, içalgı (propriyosepsiyon) ve bellek niteliklerine daha yakından bakmak isteyenler kitabı muhakkak edinsin.

Bu konuyla ilgilenen okurların, daha önce burada da yer verdiğimiz Stefano Mancuso ve Alessandra Viola imzalı ‘Bitki Zekası‘ adlı kitabı da beğeneceğini düşünüyoruz.

  • Künye: Daniel Chamovitz – Bitkilerin Bildikleri: Dünyaya Bitkilerin Gözünden Bakmak, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 168 sayfa, 2018

 

Michael Tomasello – İnsan İletişiminin Kökenleri (2017)

Gelişim psikolojisi alanında çalışan Michael Tomasello’dan, insan iletişiminin evrimsel kökenleri hakkında kapsamlı bir inceleme.

Tomasello, insanların dil yardımıyla birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını ve bu kabiliyetin evrimde nasıl ortaya çıkmış olabileceğini anlamak için öncelikle insanların birbirleriyle doğal jestlerle nasıl iletişim kurduklarına bakıyor.

İnsana özgü ilk iletişim biçimlerinin işaret ve jestler olduğunu belirten yazar, bunların daha sonra uzlaşımsal dillerin ortaya çıkışında gerekli olan, tümüyle insana özgü toplumsal idrak ve güdülenim biçimlerinin büyük bir bölümünü içlerinde barındırmaları dolayısıyla, insan iletişiminin evriminde kritik geçiş noktaları olduklarını söylüyor.

  • Primatlardaki maksatlı iletişim nasıl gelişti?
  • İnsanlarda işbirliğine dayalı iletişim nasıl gelişti?
  • İletişimde bireysel ve sosyal kökenler nelerdir?
  • İletişim, büyük maymunların jestlerinden insan diline doğru ne şekilde evrildi?

Yetkin anlatımıyla dikkat çeken çalışma, konuştuğumuz her bir dilin hangi aşamalardan geçerek bugünlere geldiğini daha yakından görmek isteyenler için şahane bir fırsat.

Alanın en itibarlı isimlerinden Michael Tomsello’nun, bu konuda pek çok çalışma yürüttüğünü de belirtelim.

  • Künye: Michael Tomasello – İnsan İletişiminin Kökenleri, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 288 sayfa

Mike Davis – Gecekondu Gezegeni (2007)

  • GECEKONDU GEZEGENİ, Mike Davis, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, sosyoloji, 262 sayfa

gecekondu-gezegeni

Mike Davis kent kuramcısı, tarihçi ve aktivist. Kendisini bu kitabı da, Üçüncü Dünya ülkelerinin kentsel bölgelerinde halen bir milyar insanın yaşamakta olduğu gecekondu mahallelerinin tarihini ve günümüzdeki yapısını inceliyor. Çok sayıda alandan yararlanan Davis, bu yerleşim tarzının Mumbai, Kahire, İstanbul, Sao Paulo ve Seul gibi büyük kentlerdeki aldığı biçimleri analiz ediyor. Çalışmanın en büyük katkısı, IMF ve Dünya Bankası kıskacındaki ülkelerin, kentsel sorunları çözmek için giriştikleri çabanın, daha çok orta sınıfın işine yaradığını gözler önüne sermesi. Zorla tahliye edilen bu toplulukların yerine, orta sınıfın yerleştiğini belirten yazara göre, asıl sorgulanması gereken neo-liberal politikalardır.