Mark Sykes – Darül İslam (2017)

Sykes’in soyadı, size de hiç yabancı gelmemiştir.

Doğru, kendisi, yani tam adıyla Mark Sykes, 20. yüzyılın başlarında Ortadoğu’yu şekillendiren ve neden olduğu tuhaflıklar ve sorunlar günümüzde de devam eden Sykes-Picot Anlaşması’na adını veren İngiliz diplomat, komutan ve seyyahtır.

Sykes’ın bu kitabı da, 1902’de Beyrut’tan başladığı İslam dünyası gezisindeki izlenim ve değerlendirmelerini bir araya getiriyor.

Gezip gördüğü yerlerdeki önde gelen isimlerle yaptığı görüşmelerle de zenginleştirdiği seyahatnamesinde Sykes, yalnızca geziyle ilgili gözlemlerini bizimle paylaşmıyor, aynı zamanda 20. yüzyılın başındaki Osmanlı’nın içinde bulunduğu siyasi, toplumsal ve dini karmaşalardan kurtulabilmesi hakkında öneriler de sunuyor.

Bir döneme ve tarihi bir karakterin iç dünyasına ışık tutmalarıyla okunmayı hak eden bir kitap.

  • Künye: Mark Sykes – Darül İslam: Osmanlı’nın Şark Bölgelerine Seyahat, çeviren: Hikmet İlhan, Avesta Yayınları, seyahatname, 304 sayfa, 2017

Çilem Tercüman – Türk Romanında Moda ve Toplumsal Değişim (1923-1940) (2018)

Moda denince, herkesin aklına öncelikle kıyafet gelir.

Oysa moda, politik doktrinlerden ev dekorasyonuna, sanat akımlarından davranış biçimlerine kadar sosyal hayatın değişikliğe açık olan bütün cephelerinde var olabilen bir olgudur.

Dolayısıyla moda, geleneksel toplumlarda bugünkü anlamında görülmezken modern toplumlarda en yaygın ve etkileyici hâliyle ortaya çıkar; toplumsal değişimle birlikte hızını ve gücünü arttırarak mevcudiyetini devam ettirir.

İşte Çilem Tercüman’ın bu muhteşem çalışması da, modanın yarattığı toplumsal değişimi erken Cumhuriyet dönemi romanları üzerinden inceliyor.

Çalışmanın çerçevesini, 1923-1940 yılları arasında yayınlanmış romanlar oluşturuyor.

Bilindiği gibi, erken Cumhuriyet yılları, Türkçede, yaygın olarak Batılılaşma ile ifade edilmeye başlanan modayla ilgili gündemin hayatın içinde belirginleşerek yaygınlaştığı bir dönem olmasıyla ayrıca dikkat çekicidir.

Tercüman, kadınlar için kürkten ipek çoraba, şapkadan mücevhere ve makyaja; erkekler için de monokldan bastona, yaka çiçeğinden kol saatine yanık deri modasından zayıflık modasına bu dönemin kılık kıyafet ve moda anlayışında öne çıkan eğilimleri bir bir izliyor.

Kitapta ayrıca,

Şark veya eski Türk odası, Amerikan bar, dans salonuyla karşımıza çıkan ev modalarını; Pera Palas, Lebon, Maksim Bar, Serkldoryan (Cercle d’Orient), Büyükada, Yat Kulübü ve Splendid Otel’le eğlence mekânları modalarını ve nihayet müzik, dans, kumar, balo, çay, spor gibi dönemin eğlence modasını da kapsamlı bir şekilde inceliyor.

  • Künye: Çilem Tercüman – Türk Romanında Moda ve Toplumsal Değişim (1923-1940), İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 302 sayfa, 2018

Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi (2017)

1789 Fransız Devrimi, feodal monarşiyi yenilgiye uğratarak dünya tarihinde büyük bir kırılmaya vesile oldu.

Taner Timur da, kısa süre içinde ikinci baskıya ulaşan bu önemli kitabında, Fransız Devrimi’ni yaratan dinamiklere odaklandığı gibi, devrim sürecinde ya da sonra İngiltere ve Almanya’da yaşanan dönüşümleri de ayrıntılı bir perspektifle irdeliyor.

Bu bağlamda mutlak monarşi, aydınlanma, materyalizm, cumhuriyet, sınıf kavgası, terör ve özgürlük, din ve vicdan özgürlüğü gibi kavramları yeniden tartışmaya açan Timur, Fransız Devrimi’ni Batı Avrupa’daki diğer gelişmelerle karşılaştırıyor ve insanlığın aydınlanma serüvenindeki bu önemli durağı hakkında merak edilenleri yanıtlıyor.

“Batı Avrupa’da sermaye birikimi, burjuvazinin doğuşu ve Aydınlanma süreçleri incelenmeden, dün ‘sömürge/yarı sömürge’, bugün ise ‘gelişmekte olan ülkeler’ denilen toplumları anlamak zordur.” diyen Timur’un çalışması, bu süreçte yaşanan tarihsel gelişmeleri bizzat karşılaştırma yöntemini kullanarak irdelemesiyle öne çıkıyor.

  • Künye: Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017

Erdi Ekren – Peyzaj Bitkileri ve Özellikleri (2014)

Park ve bahçelerin vazgeçilmezi 146 bitkiye yer veren, bunu çok sayıda görselle zenginleştiren bir ansiklopedi.

Uzun çabaların ürünü olan kitapta, her bir bitkinin familyasından anavatanına, Türkiye’deki yayılış alanından gövde ve sürgün özelliklerine, çiçeklenme zamanından peyzajda kullanım özelliklerine kadar pek çok bilgi yer alıyor.

  • Künye: Erdi Ekren – Peyzaj Bitkileri ve Özellikleri, Cinius Yayınları

Stuart Warner – Bütçe ve Muhasebe Sırları (2014)

Alanda çalışanlar için, finansın temellerini çözmelerine yardımcı olacak 50 sır.

Stuart Warner, işletme finansmanı, muhasebenin temelleri, kâr marjını yükseltme, nakit faaliyet döngüsü ve nakit akışını geliştirme, bütçe ve bütçeleme, yatırım getirisini hesaplama ve iş performansını ölçme gibi konularda kimi ipuçları sunuyor.

  • Künye: Stuart Warner – Bütçe ve Muhasebe Sırları, çeviren: Rana Alpöz, NTV Yayınları

Sarah Kay – Bitki Kitabım (2015)

Çocuklar için, dünyamızı güzelleştiren çiçekler ve ağaçları daha yakından tanıtan bir görsel rehber.

Çocuklar doğa gezintilerine dayalı bu kitapla hem bilgilerini geliştirebilecek hem de çiçek ve ağaçlardan alacakları küçük birer örnekle kurutulmuş bitkilerden oluşan koleksiyonlarını zenginleştirebilecek.

  • Künye: Sarah Kay – Bitki Kitabım, çizimler: Sarah Kay ve Christine Donnier, Artemis Yayınları

Kolektif – Arap Baharı’ndan Kesitler (2014)

Bir açılış, uzun süreli bir mücadelenin bir aşaması olan Arap Baharı’nın farklı perspektiflerle yorumlanışı.

Yeni Ortadoğu’nun şifrelerini öğrenmek açısından önemli detaylar sunan çalışma, Tunus, Mısır, Yemen, Cezayir, Libya, Bahreyn, Suriye ve Sudan gibi ülkelerde Arap Baharı’nın izlerini sürüyor.

  • Künye: Kolektif – Arap Baharı’ndan Kesitler, derleyen: Paul Amar ve Vijay Prashad, çeviren: kolektif, İntifada Yayınları

David Sedaris – Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak (2014)

Kitabın başlığının aksine, dili eğip bükmede usta bir yazarın, David Sedaris’in ülkesi Amerika’yı mizahın, taşlamanın penceresinden yorumlayışı.

Alaycı espri anlayışı ve keskin toplumsal eleştirileriyle bilinen Sedaris bu kitaptaki metinlerinde, Amerika’daki kültürel klişeleri ve siyaseten doğruculuğu hedef tahtasına koyuyor.

  • Künye: David Sedaris – Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak, çeviren: Enis Köksaldı, Epsilon Yayınları

Levent Üzümcü – Boyun Eğme (2018)

Türkiye çok zor zamanlardan geçiyor ve göründüğü kadarıyla bu durum, kısa süre içinde de bitmeyecek gibi.

AKP’nin 2002’de iktidara gelişi ve sonrasında yürüttüğü politikalara karşı çıkan ciddi bir kesimin yanı sıra, bu dönemin öne çıkan isimleri de oldu.

İşte tiyatrocu Levent Üzümcü de bu simge isimlerden biri.

Üzümcü, başından beri doğru bildiklerinden hiç taviz vermemesi ve en önemlisi de sözünü hiç sakınmadan söylemesiyle dikkatleri üzerine çekti.

Şimdi baktığımızda, Üzümcü ve onun gibi cesur birkaç insanın, ümidimizi diri tutmamız açısından ne denli değerli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

İşte Üzümcü’nün elimizdeki kitabı da, okurunu teslim olmamaya, boyun eğmemeye, bu kötüye gidişi durdurmak adına sesini çıkarmaya ve asıl önemlisi de gerçek anlamda demokratik bir ülke için direnmeye davet ediyor.

“Gücünüzün farkında olun. Demokrasi beden ağırlığı üstünde yürüyor ama akıl ağırlığı çok daha etkilidir. Bir başkası yok, sadece siz varsınız. Lütfen boyun eğmeyin.” diyen Üzümcü, demokrasinin tüm imkânlarını kullanarak demokrasiyi yok etmekte olan bir zümreyi, onların itinayla ve gözlerini kırpmadan kandırdıkları koca bir kalabalığı, üstüne üstlük kötülüğü fütursuzca destekleyen bir yığını anlatıyor.

Üzümcü belki ilk etapta karamsar bir tablo sunuyor.

Fakat kitap aynı zamanda, ne yapmamız ve neden yılmadan mücadele etmemiz gerektiği konusunda bizi ikna edecek pek çok gerekçe de sunuyor.

Ses çıkarmak, hayır demek isteyen her okura önerilir.

  • Künye: Levent Üzümcü – Boyun Eğme, İnkılap Kitabevi, siyaset, 174 sayfa, 2018

Barış Ünlü – Türklük Sözleşmesi (2018)

 

Barış Ünlü’nün elimizdeki kitabı, Türkiye’nin yazılı olmayan esas anayasası dediği Türklük Sözleşmesi’nin ortaya çıkışını, kimlere ne gibi imtiyazlar getirdiğini, gelişimini, doğurduğu sonuçları ve bugün yaşadığımız krizle nasıl bir ilişkisi olduğunu tartışıyor.

Ünlü’nün burada tarif ettiği şekliyle Türklüğün kökenleri, gayrimüslimlerin ve Türk-olmayanların oluşmakta olan Türk ulus-devletinden dışlandıkları 1910’lara ve 1920’lere kadar uzanır.

Yazar “Türklük Sözleşmesi”yle tanımladığı bu içerme ve dışlamanın da, devlet ve Türkleşmeyi kabul eden çeşitli Müslüman etnik gruplar arasındaki karşılıklı bir anlaşma olduğunu ve yazılı olmayan bu Sözleşmenin hayati maddelerinden birisinin de, Müslüman ve Türk olmayanlara/Türkleşmeyenlere yapılanlarla ilgili herhangi bir siyaset veya bilimsel çalışma üretmenin yasak olduğunu söylüyor.

Yani Ünlü, kişinin gayrimüslimlere (özellikle Ermenilere) ve Kürtlere yapılanlar hakkında konuşup yazmadığı sürece Türklüğün potansiyel ve reel imtiyazlarından yararlandığını, bu maddeye uyulmadığı takdirde çok ağır cezaların verileceğini de açıkça belli ettiğini, dolayısıyla bu metaforik sözleşmenin, modern Türkiye tarihinin ve bu tarihin içinde şekillenen kişilerin epistemolojik, psikolojik ve duygusal dünyalarının tarihsel ve maddi temellerini attığını belirtiyor.

Beyazlık çalışmalarından duygular sosyolojisine kadar kapsamlı bir çerçevede, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt sorunu ve Ermeni soykırımından Barış İçin Akademisyenler’e kadar çeşitli meseleleri ele alan Ünlü, siyasal yelpazenin çok farklı noktalarında duran kişilerin bile “yeri gelince” nasıl aynı paydada buluşabildiğini gözler önüne seriyor.

Türklük halinin ideal bir stereotip olarak dayatılmasının ne büyük sorunlara yol açtığını ve bunun günümüze uzanan etkileriyle nasıl yakıcı bir meseleye dönüştüğünü daha iyi kavramak için bu kitaba bakmalı.

Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, barış metinine imza attıktan sonra KHK ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi bölümünden ihraç edilen akademisyenlerden.

  • Künye: Barış ünlü – Türklük Sözleşmesi, Dipnot Yayınları, siyaset, 386 sayfa, 2018