Alain Jaubert – Cennet Vadi (2006)

  • CENNET VADİ, Alain Jaubert, çeviren: Hakan Tansel, Kanat Kitap, roman, 432 sayfa

Alain Jaubert’nin, altmış dört yaşındayken kaleme aldığı ‘Cennet Vadi’, 2005 Goncourt İlk Roman ödülünü almıştı. Roman, hayatında bir dönem denizcilik yapan Jabuert’nin hayatından izler taşıyor. Roman, 1950’lerde Şili’nin Valparaiso kentinde, nam-ı diğer Cennet Vadi’de geçiyor. Romanın baş kahramanı, on sekiz yaşındaki Antoine’ın, Şili’nin bu limanında geçirdiği tek bir geceye dayanıyor. Fakat bu tek geceye sığdırılan onlarca macera, anı, içki, yemek, kadın ve tüm kuşatıcılığıyla deniz vardır. “Tek bir rıhtım, yüzlerce kerhane”li Cennet Vadi’de, sadece iki kural vardır: Uyumamak ve rasgele maceraya atılmak. Roman, Antoine’in cennetteki bu tek gecesini anlatıyor.

Alexandre Koyré – Bilim ve Devrim Newton (2006)

  • BİLİM VE DEVRİM: NEWTON, Alexandre Koyré, çeviren: Nur Küçük, Salyangoz Yayınları, bilim, 484 sayfa

Alexandre Koyré’nin, ‘Bilim ve Devrim: Newton’u, bilim felsefesi alanında Thomas Kuhn’un ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ ile birlikte anılıyor ve Newton’un bilimsel devrimini kapsamlı veren eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Koyré, yerçekimini keşfeden, tabiri caizse “evrenin bulmacasını çözen”  Newton’un fikirlerini ve yöntemini, Newton biliminin farklı yönlerine odaklanan denemelerle vermeyi amaçlıyor. Koyré, ayrı ayrı yazılan denemelerin ana temasının, temel bilimsel ideaların nasıl hem felsefi düşüncenin başlıca akımlarıyla ilişkili olduğunu, hem de aynı zamanda deneysel denetlemelerle belirlendiğini örneklemek olduğunu belirtiyor.

Saul Newman – Bakunin’den Lacan’a Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu (2006)

  • BAKUNİN’DEN LACAN’A, ANTİ-OTORİTERYANİZM VE İKTİDARIN ALTÜST OLUŞU, Saul Newman, çeviren: Kürşad Kızıltuğ, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 308 sayfa

Saul Newman, ‘Bakunin’den Lacan’a’da, post-yapısalcı teorinin kimi temel düşünürlerinin yapıtlarıyla, anarşist siyasi geleneğin klasik yazarlarının görüşlerini kesiştirerek yeni bir anarşizm siyaseti teorisi geliştirmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Newman’ın çabası, post-yapısalcı teoriyi radikal siyasetle buluşturmak. Newman’ın ele aldığı düşünürlerin başında Nietzsche, Stirner, Foucault, Deleuze, Guattari ve Lacan geliyor. Yazar bu düşünürlerden hareketle, Lacan’ın “dışarısı” kavramını, özcülüğü ve saflığı dışlayan ve siyasi bir kalkış noktası olduğunu düşündüğü post-yapısalcı anarşizm siyasetine varıyor.

Jonathan Lear – Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı (2006)

  • MUTLULUK, ÖLÜM VE YAŞAMIN ARTAKALANI, Jonathan Lear, çeviren: Banu Büyükkal, Metis Yayınları, felsefe, 146 sayfa

‘Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı’, felsefeci ve psikanalist Jonathan Lear’in sorduğu, “Psikanaliz, insan varoluşuna, etik yaşama dair anlayışımızda ne fark yaratır?” sorusuna cevap olmayı amaçlıyor. Lear, Aristoteles’e göre, yaşamdaki her şeyi yerli yerine oturtacak ilkenin “mutluluk” olduğunu, Freud’da ise bu ilkenin “ölüm” olduğunu belirtiyor. Yazar, bu iki ilkenin, kavramın da, gerekli olmalarının yanında, kendi içinde sınırlılıklar taşımalarından dolayı, bunlardan artakalanlara gereksinim duyulduğunu savunuyor. Lear’in önerisi, yaşamın bu iki kavramdan artakalan yönlerine saygı ve özen göstermeye çağıran bir etik anlayıştır.

Arif Keskiner – Elbette Çiçek (2006)

  • ELBETTE ÇİÇEK, Arif Keskiner, Doğan Kitapçılık, anı, 348 sayfa

Arif Keskiner en çok, kurduğu Sinema Sevenler Derneği Lokali ile bilinir. Bu lokal, asıl olarak “Çiçek Bar” ya da “Arif’in Yeri” olarak hafızalarda yer edinmiş, sinemacıların ve sanatçıların uğrak yeri olmuştu. Dolayısıyla “Çiçek Bar”ın onu hem kuran ve hem de yirmi iki yıldır işleten Arif Keskiner’le özdeşleşen bir yönü kesinlikle var. Keskiner’in daha önce yayımlanan ‘Çiçek Gibi’ ve ‘Yine mi Çiçek’ isimli kitapları, bu barın kendisinde bıraktığı anılara yer veriyordu. ‘Elbette Çiçek’ kitabı, isminin de iyi anlattığı gibi, “Çiçek Bar”dan kalan anıları aktarmaya, anlatmaya devam ediyor. Bu anılarda, Yılmaz Güney, Kadir İnanır, Ahmet Kaya, Türkan Şoray, Kemal Sunal, Şener Şen, Yaşar Kemal, Duygu Asena, İsmet Ay, Yaman Okay, Mesut Yılmaz, Erkan Mumcu, Ahmet Priştina ve Türkiye’nin daha birçok ünlü ismi yer alıyor.

Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi 2 (2006)

‘Özel Hayatın Tarihi’, beş ciltlik bir dizinin ikinci cildini oluşturuyor.

Çalışma, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze, Latinlerin domus’larından burjuva konutlarına dek medeniyetler, kültürler, çağlar boyunca yaşanan derin değişimler üzerinde göz gezdiriyor.

Dizinin birinci cildi, güzelliğin, Roma İmparatorluğu’ndan M. S. 1000 yılına kadar olan tarihi seyrini incelerken, bu ikinci cilt, feodal Avrupa’dan Rönesans’a kadar olan dönemi ele alıyor.

Batı’nın toplumsal, siyasal, kültürel, dinsel tarihi üzerine veriler sunan kitap, ayrıca, resimler, çizimler, karikatürler ve fotoğraflar gibi çok sayıda görsel malzeme ile dönemin edebi ve yazınsal metinleriyle de desteklenmiş.

Orhan Kemal – Kardeş Payı (2006)

  • KARDEŞ PAYI, Orhan Kemal, Epsilon Yayıncılık, öykü, 120 sayfa

Orhan Kemal’in kitaba ismini veren ‘Kardeş Payı’ öyküsü, 1958 yılında Sait Faik Hikâye Ödülü’nü almıştı. Orhan Kemal’in Epsilon Yayıncılık’ın yeniden yayımladığı kitaplarının sonuncusu olan Kardeş Payı, yazarın on yedi öyküsünü bir araya getiriyor. Kitap, karınlarını doyurmak, hayatta kalabilmek için, her yeni güne mücadele ile başlayan, ağzı bozuk, bazen arkadaşını bile harcamaktan çekinmeyen, şarap içerek avunmaya çalışan küçük insanların ve işçilerin öykülerini anlatıyor. Orhan Kemal’i bilenler, onun genç yaşında çalışmak zorunda olduğunu, bu zorlu yaşamla kavga etmeye erken dönemde başladığını ve böylece öykülerinin de, mecburen, yazarın o zorlu dönemlerinden izler taşıdığını bilir. Kardeş Payı’ndaki öyküler de, böylesi zorlu bir kişisel deneyimin ürünü olarak değerlendirilmeli.

Eric Hobsbawn – Geleneğin İcadı (2006)

  • GELENEĞİN İCADI, Derleyenler: Eric Hobsbawn, Terence Ranger, çeviren: Mehmet Murat Şahin, Agora Kitaplığı, tarih, 356 sayfa

‘Geleneğin İcadı’, eski günlerden geldiği varsayılan geleneklerin büyük kısmının, yakın zamanlarda “icat edilmiş olan gelenekler” olduğunu savunuyor. Kitabın yazarları, bu geleneklerin icat edilirken, mutlaka belli bir tarihsel geçmişe referans yaptığını ve geçmişle bir süreklilik kurmaya çalıştığını ifade ederek, bu sürekliliğin büyük ölçüde yapay ve uydurma olduğunu vurguluyor. Kitabın derleyenleri dışında, Hugh Trevor-Roper, Prys Morgan, David Cannadine ve Bernard S. Cohn’un kaleme aldıkları makaleler ise, bu “icat edilen geleneğin”, Britanya, İskoçya, Galler, Hindistan ve Afrika’daki izini sürüyor. Makalelerin açıklamaya çalıştığı icat edilmiş gelenek kavramı, son iki yüzyıllık ulus-devlet süreci çerçevesinden izleniyor.

Jerry Brotton – Rönesans Sanatı ve Siyaset (2006)

  • RÖNESANS SANATI VE SİYASET, Lisa Jardine ve Jerry Brotton, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, sanat tarihi, 245 sayfa

İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesiyle Avrupa ve Osmanlı’nın arası açılmıştı. Fakat buna rağmen, sanatın söz konusu gerginliği aşan bir yönü de vardı. Örneğin, 2. Mehmet yeni yapacağı sarayının bezemelerine yardımcı olacak sanatçı, Mehmet’in isteğiyle Napoli’den getirtilen ve 2. Mehmet portre madalyonunu yapan Costanzo da Ferrara’ydı. İşte kitabın yazarları, öncelikle bu madalyonun peşinden giderek, kültürel kimliği çerçeveleyen kavramsal sınırlar ile bu sınırların modern Avrupa haritası üzerindeki yerini incelemeyi amaçlıyor. Yazarlar bu madalyonların yanı sıra, halılar ve at yetiştiriciliği aracılığıyla kültürel kimliklerin gelişimini, Doğu ile Batı arasındaki kültürel alışverişin izini sürmeye çalışıyor.

Antonio Negri – Avrupa ve İmparatorluk (2006)

  • AVRUPA VE İMPARATORLUK, Antonio Negri, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, siyaset, 156 sayfa

‘Kurucu Bir Süreç Üzerine Düşünceler’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa ve İmparatorluk’, Avrupa’nın sınıf mücadelesi çerçevesinden kavranmadığı sürece anlaşılamayacağını savunuyor. Kitap, Antonio Negri’nin, Avrupa üzerine ya da Avrupa Birliği’nin çeşitli yönleri üzerine 1995’ten 2003 yılına kadar yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Bu yazıların dışında, kitabın genel çerçevesine uyan ve yazarın daha yirmi yaşındayken, 1955 yılında kaleme aldığı “Mounier’nin Avrupa İnanç Bildirgesi” başlıklı bir yazısı da bulunuyor. Kitabın 2003 tarihli önsözünde Negri, her zaman Avrupacı ve inançlı bir federalist olduğunu belirterek, birleşmiş bir Avrupa’nın gerekli olduğunu ve Avrupa’nın sosyalist olmazsa birleşemeyeceğini söylüyor. Yazılar böylesi bir imkanı tartışıyor.