Emine Gürsoy Naskali ve Aylin Koç (ed.) – Hediye Kitabı (2007)

  • HEDİYE KİTABI, editörler: Emine Gürsoy Naskali ve Aylin Koç, Kitabevi Yayınları, folklor, 514 sayfa

hediye-kitabi

Emine Gürsoy Naskali ve Aylin Koç’un editörlüğünü üstlendiği ‘Hediye’, hediye alma/verme kültürünü ele alan çok sayıda yazıdan oluşuyor. Doğum, nişan, düğün, ölüm gibi önemli geçiş dönemlerinde, nelerin verileceği geleneklerin belirlediği kurallara bağlı. Kısmen tarih, kısmen sosyolojik ve kısmen de folklorik yazılardan meydana gelen kitap, hediyenin neredeyse tüm anlamlarına odaklanmış oluyor. ‘Göktürklerde Hediye’, ‘Memluklarda Hediye’, ‘Osmanlıda Hediye’, ‘Hediye Mevzuatı’, ‘Hediyelik Kelimeler’, ‘Gelenek Görenek’, ‘Düğün Dernek’, ‘Klasik Edebiyat’, ‘İthaflar’ ve ‘Promosyonlar’ başlıklı bölümlerden oluşan kitap, konu hakkındaki neredeyse tüm ayrıntılara yer verir mahiyette. Kitapta, bu öğretici bölümlerin yanı sıra, edebiyatta hediye alıp vermek, rüşvet almak gibi konularda muhtelif yazarlara ait keyifli anekdotlar da bulunuyor.

Ülkü Tamer (der.) – İhanet Yılları (2007)

  • İHANET YILLARI, derleyen: Ülkü Tamer, +1 Kitap, sinema, 162 sayfa

ihanet-yillari

‘İhanet Yılları’, Nixon zamanında Amerikalı sinemacılara karşı yürütülen cadı avını anlatıyor. O zaman ülkede kurulmuş bulunan Anti-Amerikan Faaliyetleri Tespit Komitesi, bu cadı avının asıl yürütücülüğünü üstleniyordu. Komitenin genel sekreteri J. Parnell Thomas tarafından sürdürülen faaliyetler sonucu 1951 yılına gelene kadar iki mahkeme sonuçlandı. Mahkemeler sonuçlanmalarından sonraki süreçte, iki yüze yakın kişi Amerikan sinemasından uzaklaştırıldı. Ülkü Tamer’in derlediği kitap, soruşturma kapsamında ifade veren sinemacıların anlatımlarına yer veriyor. Kitabın en ilgi çeken yanı da, Tamer’in söz konusu ifadeler ve isimler arasında kurduğu güçlü bağlantılar.

 

Hüseyin Şengün – Eylül Sürgünleri (2007)

  • EYLÜL SÜRGÜNLERİ, Hüseyin Şengün, Kora Yayınları, roman, 464 sayfa

eylul-surgunleri

12 Eylül üzerine, özellikle de son zamanlarda çok sayıda eser yayınlandı. Hüseyin Şengün’ün ‘Eylül Sürgünleri’ de, bu üretimlere yeni örneklerden birini oluşturuyor. Roman, bu dönemde olup bitenleri, öğretmen Ali Kemal’in dünyasından anlatıyor. Öğretmenlik yaptığı bir okulda darbeyle yüz yüze gelen Ali Kemal’in dünyası, hiç tahmin edemeyeceği şekilde altüst olacaktır. Darbeyle beraber, Türkiye’de yaşanan kırılmalar ve acılar, Ali Kemal’in de birebir deneyimleyeceği sıkıntılar olacaktır. Yazar Şengün, 1979 yılında yurt dışına çıktı ve 1988 yılında da vatandaşlıktan çıkarıldı. Yazar, uzun yıllardır Almanya’da yaşıyor ve bu romanı da, kendisinin hayatından yoğun izler taşıyor.

Richard Klapholz ve Alex Klarman – Nakit Makinesi (2007)

  • NAKİT MAKİNESİ, Richard Klapholz ve Alex Klarman, çeviren: Leyla Yenisey Artay, Pan Yayınları, roman, 241 sayfa

nakit-makinesi

‘Nakit Makinesi’ aslında bir roman. Fakat bildiğimiz türden kurguya sahip bir roman değil. Alt başlığı ‘İş Romanı’ olan bu kitapta, yazarlar Klapholz ve Klarman, ticari kuruluşlarda satış sürecinin nasıl yönetileceğini roman formunda tartışıyor. Romanda, kurucusunun E. M. Goldratt olduğu Darboğaz Yönetimi (TOC) yaklaşımı, roman boyunca satış sürecinin ne şekilde yönetileceği konusunda esas alınan teori. TOC’un kendine has bir yönetim anlayışı var. Diğer yönetim yaklaşımları felsefe, tarih, sosyoloji gibi sosyal bilimlerin yöntemlerini kullanırken, TOC fizik, kimya, biyoloji gibi doğal bilimlerin yöntemlerine başvurur. Kitap, temel bir sorun üzerinden, TOC’un sunabileceği imkânları düşünüyor.

Cemalettin Taşkıran – Oniki Ada (2007)

  • ONİKİ ADA: HATALI KARARLAR, ACI KAYIPLAR, Cemalettin Taşkıran, Babıali Kültür Yayınları, tarih, 207 sayfa

oniki-ada

Cemalettin Taşkıran’ın ‘On İki Ada: Hatalı Kararlar, Acı Kayıplar’ isimli bu kitabı, Türkiye ve Yunanistan arasında hâlâ önemli bir siyasî sorun olan adalara odaklanıyor. Taşkıran’ın kitabı, On İki Adalar tarihini, kültürel ve siyasi boyutuyla birleştirerek anlatıyor. Birinci bölüm, adaların isimlerini, coğrafi önemlerini ve özelliklerini anlatıyor. Kitabın ikinci bölümü, adaların Türklerin eline geçmesinden önceki dönem ile Türkler tarafından ele geçirildikten sonraki dönemi anlatıyor. Lozan anlaşmasında adaların statüsü, kitabın üçüncü bölümünü oluştururken, adalardaki Türk nüfusun durumu dördüncü ve adalardaki Türk eserleri de beşinci bölümü oluşturuyor.

Yalçın Pekşen – Ye Türk’üm Ye (2007)

  • YE TÜRK’ÜM YE, Yalçın Pekşen, çizimler: İsmail Gülgeç, Say Yayınları, mizah, 190 sayfa

ye-turkum-ye

Yalçın Pekşen, Türkiye mizah sanatının önemli isimlerinden. Kendisinin, çizimlerini İsmail Gülgeç’in yaptığı bu kitabı da, adından da anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin mizah konusundaki zengin toprağından feyiz alıyor. Pekşen, kitabının birinci bölümünde mizah öykülerine, ikincisinde de mizahi yorumlara yer veriyor. Kitaptaki bu bölümlendirme, daha iyi bir okuma imkânı da sunuyor. Çünkü birinci bölümde tamamen Pekşen’in yaratı dünyasının ürünü olan kurgu metinleri, diğerinde de Türkiye kültüründe sık sık karşımıza çıkan alışkanlıklara, davranışlara dair mizah yorumları yer alıyor. Kitabı, Pekşen’e ve genel olarak da mizaha ilgi duyan tüm okurlara öneriyoruz.

Aysel Doğan – 18 Yaşında UYudun 29 Yaşında Uyandın Oğlum (2007)

  • 18 YAŞINDA UYUDUN 29 YAŞINDA UYANDIN OĞLUM, Aysel Doğan, Timaş Yayınları, anı, 144 sayfa

18-yasinda-uyudun

Aysel Doğan’ın oğlu Serdar, uzun yıllar şizofreni tedavisi gördü. Ailenin bu sürede yaşadığı sıkıntılar, Doğan’ın bu kitapta yer alan anılarında karşımıza çıkıyor. Oğlu şizofren olduğu için toplum tarafından dışlanmış, iyileşene kadar yalnız bir hayat yaşamıştı. Serdar’ın bu dönemde en büyük destekçisi ise annesi olacaktı. Doğan’ın kitabı, zorlu, sıkıntılı geçmiş bir döneme dair anıları, okuyucuyla paylaşma ihtiyacından doğmuş. Ayrıca kitap, benzer sorunlarla karşılaşmış ailelere bu durumda neler yapılabileceğini anlatma kaygıyla kaleme alınmış. Dokunaklı ve öğretici bir tanıklık.

Hüseyin Köse – İletişimin Issızlaşması (2007)

  • İLETİŞİMİN ISSIZLAŞMASI, derleyen: Hüseyin Köse, Yirmi Dört Yayınları, inceleme, 238 sayfa

iletisimin-issizlasmasi

Hüseyin Köse tarafından derlenen ‘İletişimin Issızlaşması’, medya-iletişim-kültür ekseninde yaşanan sorunlara kafa yoran makalelerden oluşuyor. ‘Sinemasal/Görsel Issızlaşma’, ‘Küresel Issızlaşma’, ‘İmgesel/Melodik Issızlaşma’ ve ‘Toplumsal Bellekte Issızlaşma’ başlıkla dört bölümden oluşan kitap, yeni teknolojilerin ve “iletişim/enformasyon çağı” olarak adlandırılan günümüzün, nasıl da iletişimsizliğin birebir kendisi olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Ele aldığı sorunla, gün geçtikçe daha da pervasızlaşan küresel kapitalist yapı arasındaki ilişkiyi ihmal etmeyen bu makaleler, sorunu filmlerden kliplere, reklamcılıktan sanatsal yaratıya kadar çok çeşitli çerçevelerden ele alıyor.

Nedim Gürsel – Başkaldıran Edebiyat (2007)

  • BAŞKALDIRAN EDEBİYAT, Nedim Gürsel, Doğan Kitap, eleştiri, 395 sayfa

baskaldiran-edebiyat

Nedim Gürsel’in, ilk baskısı 1994 yılında yapılan ‘Başkaldıran Edebiyat’ isimli bu kitabı, edebiyat meraklıları için nitelikli bir eser. Gürsel kitabında, edebiyata dair kuramsal yaklaşımları, konu hakkındaki tartışmaları ve kendisini etkileyen kitapları anlatıyor. Kitapta yer alan yazılar 1966 yılından başladığı için, çalışmanın 1960’lardan günümüze değin, Türkiye ve dünya edebiyatının keyifle okunacak bir panoramasını verdiğini söyleyebiliriz. Yazılar barındırdıkları kuramsal yetkinlik kadar, edebi dokularıyla da ilgi çekiyor. Nedim Gürsel’i beğenen okurların yanı sıra, gerek Türkiye ve gerekse dünya edebiyatına dair kapsamlı bir okuma yapmak isteyen herkese önerilir.

Claire Messud – İmparatorun Çocukları (2007)

  • İMPARATORUN ÇOCUKLARI, Claire Messud, çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 498 sayfa

imparatorun-cocuklari

Claire Messud, son romanı ‘İmparatorun Çocukları’nda, 2001 yılının New York’unda, otuzlu yaşlarına yaklaşmakta olan üç arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanlar, belgesel yapımcısı Danielle, eşcinsel sanat eleştirmeni Julius ve ünlü bir gazetecinin, gazetecilikte başarısız olmuş kızı Marina’dır. Bu üç ismin hayatları, iyi bir gazeteci, nam-ı diğer bir İmparator olan Murray’la kesişecektir. Messud, bu üç kahraman ve bunları çepeçevre saran İmparatorlar üzerinden bir kuşağı, modern hayatı ve New York’u anlatıyor. Kahramanlarımızın gündelik hayhuyla geçen hayatları, 11 Eylül saldırılarının ardından büyük bir dehşetle örülecektir.