Andrea Levy – Küçük Ada (2007)

  • KÜÇÜK ADA, Andrea Levy, çeviren: Emre Ağanoğlu, Merkez Kitaplar, roman, 495 sayfa

Jamaikalı yazar Andrea Levy’nin ‘Küçük Ada’ isimli bu romanı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1948’de, biri Jamaikalı biri İngiliz iki ailenin yaşamlarını anlatıyor. Queenie Bligh isimli ingiliz kadının evine Jamaikalı kiracıları kabul etmesi komşularının tepkisini çeker. Roman bu birbiriyle yeni karşılaşan iki toplumun yaşadığı çatışma üzerinden İngiltere’nin değişmeye başladığı dönemi, imparatorluğu, önyargıları, savaşı ve aşkı hikâye ediyor. Jamaikalı tarafı temsil eden Gilbert Joseph ve karısı Hortense’in kendi hikâyeleri de romanı ayrıca ilgi çekici kılan yönlerden. Romanın, 2004 yılında, ‘Whitbread Roman Ödülü’ ile ‘Orange Ödülü’ aldığını da belirtelim.

Egon Friedell – Mısır ve Antik Yakındoğu’nun Kültür Tarihi (2007)

  • MISIR VE ANTİK YAKINDOĞU’NUN KÜLTÜR TARİHİ, Egon Friedell, çeviren: Ersel Kayaoğlu, Dost Kitabevi, tarih, 429 sayfa

Önemli bir kültür tarihçisi olan Egon Friedell’in ‘Mısır ve Antik Yakındoğu’nun Kültür Tarihi’ isimli bu çalışması, ilk olarak 1936 yılında yayımlanmıştı. İlk kitabı, ‘Yeniçağın Kültür Tarihi’ isimli üç ciltlik bir çalışmaydı. Ve bu çalışma, kendisinin kültür tarihi alanında uzman olarak kabul edilmesine önemli katkılarda bulundu. Böylesi önemli bir uzmanın, ‘Mısır ve Antik Yakındoğu’nun Kültür Tarihi’ de, yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra Türkçeye çevrilebildi. Friedell’in buradaki temel tezi, insanın kendini çevreleyen maddesel dünyayı biçimlendirirken kozmik bir anlam evreni de yarattığıdır. Friedell, teknik ve estetik gelişmelerin köşe taşlarını, yaratılan “kozmik anlam evreni”nin izini sürüyor. Kitap, ‘Dünya Tarihinin Hikâyesi’, ‘Mısır’ın Sırrı’, ‘Babil Kulesi’, ‘Tanrı ve Dünya’ ve ‘Büyülü Ada’ başlıklı dört bölümden oluşuyor.

Louann Brizendine – Kadın Beyni (2007)

  • KADIN BEYNİ, Louann Brizendine, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Kelebek Arges Yayınları, psikoloji, 295 sayfa

Louann Brizendine’in, ilginç bir konuyu irdeleyen elimizdeki ‘Kadın Beyni’ adlı kitabı, “Her beyin kadın doğar. Bazıları erkek büyür” cümlesiyle başlıyor. Brizendine bu cümleyi, doğumdan sekiz hafta sonra testosteronun, erkek beyninin iletişim merkezine yayıldığı ve erkeklerin daha sonra bu özelliklerini yitirdikleri gerçeğinden hareketle söylüyor. Nöropsikiyatrist olan Brizendine’in çalışması, görüldüğü gibi ağırlıklı olarak kadın beyninin kendine has yönlerine odaklanıyor. “Kadınlar, erkeklerin hiç hatırlamadıkları kavgalarını asla unutmazlar.”, “Genç bir kız görünüşüne ve telefon konuşmalarına hiçbir şeye olmadığı kadar takıntılıdır.” ve “Seks düşüncesi, bir kadının beynine gün aşırı uğrarken, erkeklerin hemen hemen hiç aklından çıkmaz.” gibi tanımlar,  Brizendine’ne göre kadın beynini farklı kılan hususlardan birkaçı. Kitap, kadının bedenine daha çok ilgi duyan erkekleri, görünenin altındaki perdeyi aralamaya davet ediyor.

Arno Gruen – Empatinin Yitimi (2007)

  • EMPATİNİN YİTİMİ, Arno Gruen, çeviren: İlknur İgan, Çitlembik Yayınları, psikoloji, 377 sayfa

‘Empatinin Yitimi’nin alt başlığı ‘Kayıtsızlık Politikası Üzerine’. Kitap, psikolojiye yaptığı değerli katkılarıyla bilinen Arno Gruen’in son çalışması. Gruen, “insanlar kendi acılarını yaşayamadıklarında, bu acıyı başkalarının yaşamasına ihtiyaç duyarlar” diyor. Bu cümleyi de, 1993 yılında Liverpool’da on bir yaşında iki çocuğun, iki yaşındaki başka bir çocuğu kaçırıp öldürmesi olayı üzerinden sarf ediyor. Yoldan geçenler zamanında müdahale etmiş, empati sahibi kişiler olsalardı, cinayet önlenebilirdi. Ancak, küçük çocuğun bağırışları duyulmasına rağmen kimse yardım etmedi. Gruen kitabında, empatinin yitimini önleyecek ve kayıtsızlık politikasına son verecek bir çıkış yolu arıyor.

Christopher P. Baker – Küba’yı Keşfederken (2007)

  • KÜBA’YI KEŞFEDERKEN, Christopher P. Baker, çeviren: İrem Sağlamer ve Murat Bayramoğlu, National Geographic Society, gezi, 433 sayfa

Bir başlığı da ‘Mi Moto Fidel’ olan ‘Küba’yı Keşfederken’ kitabı, Christopher P. Baker’in Küba’da motorsikletle yaptığı gezisinin izlenimlerinden oluşuyor. Motorsikletiyle Küba’da üç ay gezen Baker, adanın ilginç tarihinin ve özgün kültürünün peşine düşüyor. Kitabın anlattığı öykü, kozmopolit Havanalılardan, çiftçi ve balıkçılara kadar geniş bir toplumsal kesiti veriyor. Yoksulluğun, siyasi belirsizliklerin, acı dolu bir geçiş sürecinin izlerini taşıyan Küba halkı, uzman bir gezgin olan Baker’in kendine has üslubuyla okuyucuya aktarılıyor. Bu anlatımda, katedilen 11 bin 300 kilometre gibi çok uzun sayılabilecek bir geziden geriye kalan izlenimler, özellikle Küba’yı merak edenlere hitap edecek nitelikte. Yazarın kendine has üslubu ise, kitabı bir gezi rehberi olmaktan çıkarıp, gezi edebiyatı türüne dahil ediyor.

Not: Yukarıdaki kapak, kitabın İngilizce baskısına aittir.

Vonne Van Der Meer – Ada Konukları (2007)

  • ADA KONUKLARI, Vonne Van Der Meer, çeviren: Arnout Seenhoek ve Sevgi Gülen, Gri Yayınları, roman, 221 sayfa

‘Ada Konukları’, Hollanda’nın kuzeyinde bulunan Waddeneiland adasındaki “Duinroos” adlı tatil evine gelen misafirler ile evi yaz sezonuna hazırlayan temizlikçi kadının hikâyesine dayanıyor. Temizlikçi kadın, bu tatil köyüne gelen çok sayıda ismin öykülerini aktarma rolünü üstlenir. Tatil için gelenler birbirlerini tanımazlar. Sadece ev sahibinin kendilerine bıraktığı konuk defterinden ötürü birbirinden haberdar olur. Roman ilerledikçe, tatil köyüne gelen tüm konukların belli bir kriz yaşadıkları ve yaşadıkları krizi atlatmak için burada bulundukları ortaya çıkar. Roman, bu farklı kişiliklerin öykülerini aktarması yönüyle ilgiye değer.

Alberto Manguel – Okuma Günlüğü (2007)

  • OKUMA GÜNLÜĞÜ, Alberto Manguel, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 205 sayfa

Alberto Manguel’in ‘Okuma Günlüğü’, okurlara, yazarlara, eleştirmenlerin, kısacası kitapla yolu kesişen herkese hitap edecek denemelerden oluşuyor. Yazar, editör ve çevirmen olan Manguel’i, aynı zamanda, “profesyonel okur” olarak tanımlamak da mümkün. Manguel, kitabını bir yıl içinde, her aya bir kitap gelecek şekilde kaleme almış. Adolfo Bioy Casares’in ‘Morel’in Buluşu’, H. G. Wells’in ‘Dr. Morreau’nun Adası’, Rudyard Kipling’in ‘Kim’i, Chateaubriand’nın ‘Mezar Ötesinden Anılar’ı, Arthur Conan Doyle’un ‘Dörtlerin Simgesi’, Goethe’nin ‘Gönül Yakınlıkları’, Kenneth Grahame’ın ‘Söğütlükte Rüzgâr’ ve Cervantes’in ‘Don Quijote’u, Manguel’in kalemine konuk ettiği birkaç eser.

Viktor Pelevin – Dehşet Miğferi (2007)

  • DEHŞET MİĞFERİ, Viktor Pelevin, çeviren: Dilek Şendil, Merkez Kitaplar, roman, 171 sayfa

Viktor Pelevin’in ‘Dehşet Miğferi’ Eski Yunan mitolojisinden bir hikâyeye dayanıyor. Theseus ve Minotauros, klasik bir kahramanlık miti. Theseus, savaşta yenildiği için yedi erkekle yedi genç kızı boğa başlı canavar Minotauros’a yem olması için Girit’e vermekle cezalandırılır. Theseus, Minos’un kızı Ariadne’ye âşık olduğu için bu canavarı bulup öldürmek zorundadır. İşte Pelevin bu kahramanlık öyküsünü, günümüzün başlıca iletişim yollarından biri haline gelen internet ortamına uyarlıyor. Bir otel odasına kapatılmış, nerede olduklarını, oradan nasıl çıkacaklarını bilemeyen sekiz genç, birbirleriyle internette sohbet ederek buradan kurtulmanın yollarını ararlar.

Ray Hammond – Yokoluş (2007)

  • YOKOLUŞ, Ray Hammond, çeviren: Bilal Çölgeçen, İstiklal Kitabevi, roman, 480 sayfa

Ray Hammond, üniversiteler, şirketler ve hükümet için toplumsal ve iş dünyasının eğilimleri üzerine konferanslar veren bir gelecekbilimci. Dolayısıyla kendisinin bu romanı, mesleğinden edindiği deneyimlere dayanan bir gelecek tasavvur ediyor. Roman, 2055 yılındaki dünyanın, karşı karşıya kalacağı büyük bir ekolojik felaketi hikâye ediyor. ABD’nin tüm eyaletleri, Yeni Zelanda, Kanada, Ortadoğu, Arnavutluk, Yunanistan ve tüm Akdeniz çevresi yerle bir olurken, gelişmiş ülkeler, okyanuslardaki dev hurda gemilerde yaşamaya mecbur edilmiş yoksul insanları topraklarına almaya yanaşmaz. Hammond bu kurgusuyla okuyucuyu, dünyayı bekleyen olası bir felaketi düşünmeye çağırıyor.

Richard Tapper (ed.) – Yeni İran Sineması (2007)

  • YENİ İRAN SİNEMASI, editör: Richard Tapper, çeviren: Kemal Sarısözen, Kapı Yayınları, sinema, 340 sayfa

Richard Tapper’ın editörlüğünde hazırlanan ‘Yeni İran Sineması’, her biri kendi alanlarında birer uzman olarak kabul edilen isimlerin, İran sinemasını, siyaset, temsil ve kimlik yönleriyle ele alan yazılarından oluşuyor. 90’lı yıllardan sonra gelişme kaydeden İran sineması, sadece özgün bir ulusal sinema olmasıyla değil, dünyanın en yenilikçi ve heyecan uyandırıcı sinemalarından biri olmasıyla da ünlendi. Makaleler, İran sinemasının gelişimi, sinemanın İran kültürü ve toplumundaki yeri, İran sinemasının bir dünya sineması haline gelişi gibi konuları irdeliyor. Kitap, İran sinemasını hem genel bir bakış açısıyla hem de birtakım filmler ve yönetmenler üzerinden incelemesiyle ilgiye değer.