Rafael Chirbes – Eski Dostlar (2008)

İspanyol romancı Rafael Chirbes ‘Eski Dostlar’da, bir zamanlar dünyayı değiştirmek için yola çıkan bir grup gencin hikâyesini anlatıyor.

Gençlerin hikâyesini ilgi çekici kılan başlıca unsur, her birinin dünyayı bildik yöntemlerle değil, kendilerinden başlayarak değiştirmeye çabalamış olmaları.

Dolayısıyla, her seferinde farklı bir karakterin gözünden anlatılan olaylara yer veren roman, değiştirme ümidinin karakterlerin iç dünyalarındaki yansımaları üzerinden veriyor.

Kahramanlarımız, bir zaman sonra şehre yaptıkları yolculuğun ardından, değiştirmek için yola çıktıkları düzenle mücadele ederken aynı zamanda kendileriyle giriştikleri hesaplaşmayı da hatırlayacaktır.

  • Künye: Rafael Chirbes – Eski Dostlar, çeviren: Ceren Balamir Vartanlı, Özgür Yayınları, roman, 229 Sayfa

Ufuk Uras – Sokaktan Parlamentoya: Özgürlükçü Siyaset İçin Notlar (2008)

Ufuk Uras ‘Sokaktan Parlamentoya’ isimli bu kitabında, 22 Temmuz 2008 seçimlerinde yaptıkları kolektif çalışmanın fikri arka planını sunuyor.

İki bölümden oluşan kitabın, Uras’ın Türkiye ve dünya siyasetine odaklanan yazılarını barındıran ilk bölümünde, söz konusu fikri arka plan ayrıntılandırılıyor.

İkinci bölümde de, değişik yayın organlarında yayınlanmış, Uras’la yapılmış röportajlar yer alıyor.

“Lut kavmi  geriye dönünce taş olmuştu. Siyasette taşlaşmanın panzehiri, her daim kendimizi gözden geçirmekten, pratiğimizle sınamaktan ve geleceği bugünden kurmaktan geçmiyor mu?” diyen Uras, siyaset alanındaki fikir ve deneyimlerini güncel gelişmelerle de harmanlayarak okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Ufuk Uras – Sokaktan Parlamentoya: Özgürlükçü Siyaset İçin Notlar, Su Yayınevi, siyaset, 288 Sayfa

Ali Mert – Kumdan Kitap (2008)

Ali Mert’in ‘Bitişik Şehir ve Medya Hikâyeleri’ alt başlıklı ‘Kumdan Kitap’ında, daha önce yayınladığı ‘Çöpten Kitap’ından da aşina olunan yergi ağırlıklı metinler yer alıyor.

Söz konusu yergi, hele Türkiye gibi muazzam çarpıklıkların ve aynı zamanda kirlenmişliklerin de yaşandığı bir coğrafyaya isyansa eğer, Mert’in bunu sağlam argümanlar ve iyi bir üslupla ifade ettiğini söylemekte fayda var.

Türkiye’de zengin/fakir arasındaki uçurum, medyanın içinde bulunduğu çürüme, günümüz bireyinin açmazları, iş dünyasındaki sınır tanımaz hırs, kısacası her aklıselimin sinir ve sabır sınırlarını zorlayan konular, Mert’in politik mizahın güzel bir örneği olan bu metinlerinden okura süzülüyor.

  • Künye: Ali Mert – Kumdan Kitap, Yordam Kitap, deneme, 239 Sayfa

Halide Nusret Zorlutuna – Aşk ve Zafer (2008)

‘Aşk ve Zafer’, Türkiye edebiyatında kadın yazarlar arasında gerek şiirleriyle gerekse romanlarıyla önemli bir yer edinen Halide Nusret Zorlutuna’nın bir romanı.

Zorlutuna’nın tefrika ettiği son romanı olan ‘Aşk ve Zafer’, Milli Mücadele döneminin Urfa, İstanbul ve Ankara’sını konu alması ve zengin tarihi malzeme sunmasıyla öne çıkıyor.

Zorlutuna bu eserinde, aşk gibi romantik bir duyguyla, vatana bağlılık hissine karşılık gelen şeref gibi iki temayı harmanlıyor.

Roman, umutsuz bir aşk hikâyesi etrafında, ülkenin geçirdiği yarım yüzyıllık serüveni anlatıyor.

Yazar, vermek istediği tarihi ve sosyal mesajları da bu aşk hikâyesi ekseninde anlatıyor.

  • Künye: Halide Nusret Zorlutuna – Aşk ve Zafer, hazırlayan: Betül Coşkun, Timaş Yayınları, roman, 204 sayfa

Nikolay Alekseyeviç Nekrasov – Yalnız Taşlar Ağlamıyor Burda (2008)

Lirik şiirleriyle ilgi çeken Nikolay Alekseyeviç Nekrasov, 19. yüzyıl Rusya’sının önemli şairlerinden. Kitapta yer alan ‘Savaş Anneleri’nden bir alıntı:

“Baktıkça savaşın korkunçluğuna

Her yeni kurban alışında bir çarpışmanın

Ne dostlardır acıdığım, ne asker dulları,

Ne de kendisi ölen kahramanın…

Ah, kadın bulur bir avuntu gönlüne,

Ve en iyi dost unutur dostunu;

Yapayalnız bir yürek var ki bir yerde ama,

Unutmaz girinceye dek mezara!

Biz ikiyüzlülerin günlük işleri

Ve onca bayağı, sıradan şeyler arasında

Baktım göz ucuyla şu dünyada birilerinin

Yürekten süzülen kutsal gözyaşlarına

Gözyaşlarına yoksul annelerin! (…)”

  • Künye: Nikolay Alekseyeviç Nekrasov – Yalnız Taşlar Ağlamıyor Burda, çeviren: Arif Berberoğlu, Evrensel Yayınları, şiir, 96 sayfa

Kolektif – Çeviri Seçkisi 1: Çeviriyi Düşünenler (2008)

İki ciltten oluşan ‘Çeviri Seçkisi’nin ‘Çeviriyi Düşünenler’ başlıklı bu birinci cildi, Türkiye’de çeviri üstüne düşünmüş, kafa yormuş isimlerin metinlerinden yapılmış bir seçmeye dayanıyor.

Zorlu bir çalışmanın sonucunda meydana gelen çalışmada, Türkiye’de çeviri konusuna odaklanmış, bu konuda düşünce üretmiş kırk dört yazar, şair, bilim insanı ve çevirmenin yazıları bulunuyor.

Burada, sadece geçmişte yazılmış metinlere değil, sadece bu seçki için kaleme alınmış yazılara da yer veriliyor.

Her yazının girişine, o metnin temel niteliklerini, ayırıcı özelliklerini vurgulayan italik olarak dizilmiş özetlenmiş satırların yerleştirilmesi de, metinle okur arasındaki mesafeyi aza indiriyor.

Kitabın sonunda yer alan ‘Yazarlar ve Çevirmenler Üstüne’ başlıklı bölümde de, seçkide yer alan isimlerin çeviriyle ilgili etkinlikleri, bakış açıları sunuluyor.

  • Künye: Kolektif – Çeviri Seçkisi 1: Çeviriyi Düşünenler, hazırlayan: Mehmet Rifat, Sel Yayıncılık, dil, 330 sayfa

Ertan Kılcıgil – Futbol Buysa Üstü Kalsın (2008)

Ertan Kılcıgil, yirmi dört yıldır Ankara Üniversitesi’nde çalışıyor.

Kılcıgil şu anda, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda öğretim üyesi.

Kendisinin ‘Futbol Buysa Üstü Kalsın’ isimli bu kitabı, uzun yıllardır içinde yer alan biri olarak, futbol konusundaki fikirlerini, deneyimini ve bilgisini okurla paylaşmayı amaçlıyor. “Ayağına top değmemişlerin futbol konusunda en otorite zannedilip ortalıkta cirit attığı bir toplumda, bir meslek adamının kıyısından köşesinden değil de işin tam içinde bulunması nedeniyle futbol konusunda yazı yazması akademik sorumluluk nedeniyle zorunlu hale gelmiştir.” diyen Kılcıgil, futbolun teknik analizlerinden öte, aslında eksikliği çokça duyulan futbolun görünmeyen sosyal dinamiklerini, futbol etiğini analiz ediyor.

Kılcıgil’in çalışması, bu özgünlüğünün yanı sıra, günümüz Türkiye futbolunu eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmesiyle dikkat çekeceğe benziyor.

  • Künye: Ertan Kılcıgil – Futbol Buysa Üstü Kalsın, Güncel Yayıncılık, futbol, 288 sayfa

Stanford J. Shaw – Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Yahudiler (2008)

Profesör Stanford J. Shaw, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Yahudiler’ isimli bu çalışmasında, dünyanın farklı ülkelerinde yaptığı arşiv çalışmalarıyla Türkiyeli Yahudileri inceliyor.

Kitap, ilk olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Osman’ın yönetiminde yaklaşık 1300 yılında kuruluşundan, Birinci Dünya Savaşı sonrası dağılışına kadar, bugün Türkiye olarak bilinen bölge ile Ortadoğu ve Balkanlar’da yaşamış İmparatorluk Yahudilerine odaklanıyor.

Shaw ardından, Osmanlı’nın baş halefi durumundaki günümüz Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Yahudilerin hikâyesini de anlatıyor.

Shaw’ın, Türkiye, Yunanistan, İngiltere, ABD ve Fransa’daki kütüphane ve arşivlerde yaklaşık otuz beş yıl süren araştırmalar sonucunda hazırladığı kitap, konuya dair seçilmiş kapsamlı kaynakçasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Stanford J. Shaw – Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Yahudiler, çeviren: Meriç Sobutay, Kapı Yayınları, inceleme, 553 sayfa

Ahmet Erhan – Deniz, Unutma Adını (2008)

Ahmet Erhan’ın, ilk baskısı 1992’de yapılan ‘Deniz, Unutma Adını’ isimli bu kitabı, Türkiye tarihinde derin izleri bulunan Deniz ismi üzerinden, bir dönem yaşananları şiirin süzgecinden geçirip damıtıyor.

Kitaba adını veren şiirden bir alıntı:

“Oğlum unutma adını

Sana boşuna konulmadı o

Göğe çizilen resimleri hatırla

Oğlum unutma adını

Dağları teğelleyen suları

Oğlum unutma adını

Kardeşliği, cesareti ve yanılgıyı

Oğlum unutma adını

Tarihe karşı yürüyen bedenleri hatırla

Oğlum unutma adını

Ve tarihi olan sonra

Oğlum unutma adını

Hep ipte olacak boynun (…)”

  • Künye: Ahmet Erhan – Deniz, Unutma Adını, Everest Yayınları, şiir, 84 sayfa

Rius – Yeni Başlayanlar İçin Marx (2008)

Meksikalı yazar ve çizer Rius’un 1972 yılında kaleme aldığı, 1977 yılında da Can Yücel tarafından çevrilen ‘Yeni Başlayanlar İçin Marx’, çizimler yoluyla Marx’ın fikirlerini özetliyor.

Marx’ı Don Kişot’a benzeten Rius, “Herkes ondan bahseder de pek azı bilerek konuşur. Çok daha azı da gerçekten anlar onu” diyor.

Çağının neredeyse tüm bilimlerine hâkim olan Marx’ın eserleri, anlaşılabilirlik konusunda herkese hitap etmez.

Kitabın hem yazarı hem de çizeri Rius, öncelikle Marx’ı anlamaya çalışmış, anladıklarını da bu çizimlerle ifade etmiş.

  • Künye: Rius – Yeni Başlayanlar İçin Marx, çeviren: Fırat Koç, Daktylos Yayınları, çizgiroman, 137 sayfa