Judith Butler – Cinsiyet Belası (2008)

Judith Butler, ‘Cinsiyet Belası’nda, Levi-Strauss, Freud, Lacan, Irigaray, Wittig ve Kristeva’nın metinlerinin eleştirel bir okuması üzerinden toplumsal cinsiyet konusunu çok yönlü bir bakışla masaya yatırıyor.

Feminist kuramın temel yapıtları arasında yer alan kitabın birinci bölümü, kadınların statüsünü ve cinsiyet-toplumsal cinsiyet ayrımını değerlendiriyor.

Kitabın ikinci bölümünde, toplumsal cinsiyet kimliklerini heteroseksüel bir çerçevede dayatmaya çalışan mekanizma olarak ensest tabusu ele alınıyor.

Kitabın son bölümünde ise, cinsiyet ve cinselliği kültürel olarak idare eden örtük normların, Kristeva’nın eserlerinde nasıl işlendiği gösterilmeye çalışılıyor.

Butler’ın çalışması, feminist kuramın temel yapıtlarından biri oluşuyla alan için vazgeçilmez bir kaynak.

  • Künye: Judith Butler – Cinsiyet Belası, çeviren: Başak Ertür, Metis Yayınları, feminizm, 246 sayfa

Yves Stavridès – Sanat Tacirleri: Daniel Wildenstein (2008)

‘Sanat Tacirleri: Daniel Wildenstein’, ağırlıklı olarak tablo taciri olan bir ailenin 82 yaşındaki üyesi Daniel Wildenstein’la yapılmış söyleşilerden oluşuyor.

Resim sanatının yaklaşık altı yüz yıllık geleneği üzerine kurulan ve bir milyarlık mal stoku bulunduğu iddia edilen Wildenstein Inc., Daniel’in büyükbabası Nathan Wildenstein çabalarıyla bir sanat alım-satım imparatorluğu haline geldi.

Daniel dışında, aileye dair bilinenler, her zaman sır olarak kaldı.

Çünkü Wildenstein’lar, işlerine ve özel hayatlarına dair hiçbir söyleşiye katılmamış ve kendilerine yöneltilen eleştiriler karşısında sessiz kalmıştı.

Daniel, dedesi Nathan’dan itibaren, ailesinin 1905’ten bu yana süregelen sessizliğini ilk kez, L’Express dergisine verdiği bir söyleşiyle bozmuştu.

Bu kitap ise, otuz seans süren bu uzun söyleşinin kısaltılmış halinden oluşuyor.

  • Künye: Yves Stavridès – Sanat Tacirleri: Daniel Wildenstein, çeviren: Kaya Özsezgin, Rh + Sanart Yayınları, sanat, 245 sayfa

Özcan Karabulut – Amida, Eğer Sana Gelemezsem (2008)

‘Hüzünle Bazı Günler’, ‘Aşkın Halleri’, ‘Belki de Kaybeden Zaman’ ve ‘Baştan Sona Yalnızlık’, Özcan Karabulut’un daha önce yayınlanmış öykü kitapları.

Bu kez, ‘Amida, Eğer Sana Gelmezsem’ isimli bu romanıyla okuyucunun karşısına çıkan Karabulut, karakteri Arat üzerinden, Türkiye’nin doğusunda yaşanan şiddeti ve bunun neden olduğu çıkışsızlığı, kısır döngüyü hikâye ediyor.

Karabulut’un öykülerinde karşımıza çıkan güçlü politik hava, romanın ele aldığı konuya da bağlı olarak daha da baskın bir hal alıyor.

Arat, çocuk işçilerle ilgili bir araştırma için Diyarbakır’a gider.

Burada bir kadına âşık olur ve ona, zamanında kente hükümdarlık etmiş Amida ismiyle seslenir.

Fakat bu yasak aşk, Arat’ı, siyasal çatışmalardan, kimlik ve aidiyet sorunundan oluşan zorlu bir mücadeleye sürükleyecektir.

Arat’ın hikâyesi, bölgenin içinde bulunduğu sıkıntıyı, gerçekçi ayrıntılar eşliğinde veriyor.

  • Künye: Özcan Karabulut – Amida, Eğer Sana Gelemezsem, Can Yayınları, roman, 316 sayfa

Metin Özata – Vitamin, Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi (2008)

Tiroid, Diyabet ve Obezite üzerine araştırmaları olan Prof. Metin Özata, ‘Vitamin, Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi’nde, zayıflama, sağlıklı yaşlanma, bitkisel ürünler, antioksidanlar, mineraller ve sağlıklı beslenme gibi konularda, okurlarına pratik bilgiler veriyor.

Vitamin, mineral ve doğal gıda rüzgârı, son zamanlarda tüm dünyada hızla esmeye başladı.

Fakat bunların seçiminin nasıl yapılacağı ve dozajlarının nasıl ayarlanacağı, faydalarını birebir etkiliyor.

İşte Özata’nın kitabı, değindiği vitaminlerin özelliklerini, günlük ihtiyacının ne kadar olduğunu ve hangi gıdalarda bulunduğunu vermesiyle bu anlamda önemli bir işlev üstlenmiş oluyor.

Hangi ilaçla hangi vitaminin alınmaması gerektiği; kimlerin ek vitamin alması gerektiği; hangisinin fazlasının vücutta biriktiği ve bebeklerin hangi vitamine ihtiyaç duyduğu, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Metin Özata – Vitamin, Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi, Gürer Yayınları, sağlık, 200 sayfa

Sait Yılmaz – Güç ve Politika (2008)

Sait Yılmaz ‘Güç ve Politika’da, devletlerin uluslararası ilişkilerde uyguladığı güç politikasına odaklanıyor.

Yılmaz’ın çalışması, güç ve politika ilişkisinin tarihini ve bugün geldiği aşamayı tespit etmeyi amaçlıyor.

Güç kullanmayı, politika, strateji, güvenlik gibi kategorileri üzerinden değerlendiren yazar, günümüzde güç politikalarının nasıl oluştuğunu, ABD ve dünyanın diğer güçlü ülkelerini de analiz ederek açıklıyor.

Kitabın ilk bölümü, ideoloji, teori, güç ve hegemonya ilişkisi yanında, güç ve güç merkezlerini analiz ediyor.

İkinci ve üçüncü bölüm, ABD’nin güvenlik-hegemonya kurgusunu ve güç politikalarını anlatıyor.

Kitabın son bölümü de, ABD dışındaki ülkelerin bu anlamdaki konumlarına odaklanmakta.

  • Künye: Sait Yılmaz – Güç ve Politika, Alfa Yayınları, siyaset, 624 sayfa

Kenan Biberci – Dullar ve Reçeller (2008)

‘Dullar ve Reçeller’, daha önce yayınlanan ‘Kimse Ölmesin Ben Ölürüm’ ve ‘Küçük Hayat Ansiklopedisi’ isimli eserleriyle bilinen genç kalemlerden Kenan Biberci’nin son öykülerinden oluşuyor.

Biberci’nin on öyküsünü bir araya getiren bu kitapta da, yazarın daha önceki eserlerinden aşina olunduğu şekliyle, yine duyarlı kahramanlar ve iç içe geçmiş olay örgüleri yer alıyor.

Bu arada, Biberci’nin neredeyse çoğu öyküsünün asıl başarısını oluşturan diyalog tarzı da, yine bu kitaptaki öykülerin ayırt edici özelliklerini oluşturuyor.

Öykülerde, birbirinden farklı insanların hikâyeleri, duyarlı bir üslupla anlatılıyor.

Biberci, üçüncü durağıyla öyküsünü geliştirmeye devam ediyor.

  • Künye: Kenan Biberci – Dullar ve Reçeller, Kanat Yayınları, öykü, 131 sayfa

Julia Lovell – Çin Seddi (2008)

Julia Lovell, ‘Dünyaya Karşı 3000 Yıl’ alt başlığını taşıyan ‘Çin Seddi’ isimli bu çalışmasında, Çin Seddi’nin öyküsünü anlatıyor.

Bu anlatımda, sadece setin öyküsü değil, Çin’in dünyanın geri kalanıyla ilişkileri ve hanedanlarından günümüze uzanan tarihi de yer buluyor.

Çin Seddi’ne dair büyük efsaneler var.

Lovell da, bu efsaneler ve bunların günümüzdeki anlamları üzerinden, Çin’in set inşasının arka planını ele alıyor.

Lovell, “Setin hikâyesi, Çin devletinin ve seti belirleyen sınır politikasının hikâyesinin arasında; seti destekleyen, eleştiren, inşa eden ve ona saldıran milyonlarca bireyin hayatlarının arasından esip gitmektedir.” diyor.

  • Künye: Julia Lovell – Çin Seddi, çeviren: Yasin Kara, NTV Yayınları, tarih, 397 sayfa

Ahmet Rasim Küçükusta – Biri Bizi Hasta Ediyor (2008)

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, ‘Biri Bizi Hasta Ediyor’da, daha çok ilaç satılması için oynanan oyunlar yüzünden sağlığımızın büyük tehlikede olduğunu savunuyor.

Üzerinde çok düşünülmüş ilaç pazarlama taktikleri, gizli reklamlar ve icat edilen yeni hastalıklarla, bu ilaçların satılmaya çalışıldığını ve bazı doktorların ilaç firmalarıyla noter onaylı anlaşmalar imzaladığını söyleyen Küçükusta, kitabın bu ve bunun gibi birçok örnek veriyor.

Karamsar, fakat aynı zamanda gerçekçi bir tablo çizen Küçükusta, “Tüm dünyada doktorlar ilaç endüstrisinin kucağında oturan finolardan farksızlar. Tıp, ilaç endüstrisinin denetimi ve kontrolü altında. İnşallah, bir an önce özgürlüğümüze kavuşuruz,” diyor.

  • Künye: Ahmet Rasim Küçükusta – Biri Bizi Hasta Ediyor, Hayy Kitap, sağlık, 116 sayfa

Vefa Zat – Biz Rakı İçeriz: Rakının Geçmişi ve Bugünü (2008)

Vefa Zat, ‘Biz Rakı İçeriz’de, rakının tarihinin yanı sıra, rakı adabını, sofrasını, muhabbetini ve aynı zamanda kimi rakı anılarını anlatıyor.

Zat, “Biz rakı içeriz, öteki bütün içkilere rağmen. Belki de hepsine inat asıl içkimiz rakıdır. Ama rakının tadını çıkarmak kolay değil. Her şeyden önce sofrada ‘adabını’ ister rakı. Mezesine, sohbetine, karafına, bardağına özen ister. Biri eksik olduğunda tadı kaçabilir, sofraya küsebilir. Bütün arzusu kendinden keyif alınmasıdır,” diyor.

Kitap,

Rakı keyfinin ne şekilde alınabileceği,

Rakı adının kökeni,

Rakıyla Yunan içkisi Uzo arasındaki benzerlik ve farklar,

Rakı kokteylleri,

Geleneksel rakı bardakları,

Hünerli kadın meyhaneciler,

Argolu rakı muhabbetleri,

Ahmet Rasim, Madam Despina ve Selahattin Pınar’ın rakıyla kesişen hayatları,

Ve ayranlı rakı şenlikleri gibi keyifli konular yer almakta.

  • Künye: Vefa Zat – Biz Rakı İçeriz: Rakının Geçmişi ve Bugünü, Overteam Yayınları, kültür, 216 sayfa

Susanna Jones – Deprem Kuşu (2008)

Susanna Jones’un ilk romanı olan ‘Deprem Kuşu’, yayınlandığı 2001 yılında, gerilim edebiyatının iyi örneklerden biri olarak övgüyle karşılanmıştı.

Otuz dört yaşındaki İngiliz Lucy Fly etrafında dönen roman, bir cinayeti hikâyesi üzerinden ilerliyor.

Japonya’da yaşayan ve teknik metinler çevirerek geçimini sağlayan Lucy Fly tekdüze bir hayat yaşamaktadır.

Günün birinde Fly’ın arkadaşı Lily Bridges, esrarengiz bir cinayete kurban gider.

Fly ise, bu cinayetin baş şüphelisi olarak tutuklanır.

Kahramanımız, bir yandan masum olduğunu kanıtlamaya çalışacak, bir yandan da bu cinayeti işleyenin, kendisini de öldürme ihtimaline karşı tetikte olacaktır.

Jones’un söz konusu cinayetle başlayan kurgusunun devamı, adım adım saplantılı aşklar ve kıskançlık krizlerinden oluşan hastalıklı karakterlerin dünyasına açılır.

Jones’un romanının, yayınlandığı dönemde üç önemli edebiyat ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Susanna Jones – Deprem Kuşu, çeviren: Özlem Yüksel, Doğan Kitap, roman, 145 sayfa