Ferahim Yeşilyurt – Sınav Kaygısı (2007)

  • SINAV KAYGISI, Ferahim Yeşilyurt, Remzi Kitabevi, kişisel gelişim, 150 sayfa

sinav-kaygisi

Ferahim Yeşilyurt ‘Sınav Kaygısı’nda, ÖSS, OKS, ALES, STS, kısacası birçok sınavda adayların başını ağrıtan stresle baş etme yollarını anlatıyor. Çalışma, gerek sınava girenler, gerekse de onların velileri için, sınavlara iyi şekilde hazırlanmak, kaygılardan kurtulmak ve sınava iyi bir motivasyonla girilmesini sağlayacak önerilerden oluşuyor. Yeşilyurt, kaygının bedensel ve fiziksel özelliklerinden başlayarak, bu kaygının aşılması için yapılacaklar ile anne babalara düşen görevleri anlatıyor.

 

Şükran Kozalı – Eğreti Erkekler (2008)

  • EĞRETİ ERKEKLER, Şükran Kozalı, Bilgi Yayınevi, roman, 228 sayfa

egreti-erkekler

‘Eğreti Erkekler’in yazarı Şükran Kozalı, ‘Eğreti Kadınlar’ı da kaleme almıştı. Atıf Yılmaz tarafından filme çekilen ‘Eğreti Kadınlar’, hatırlanacağı gibi, bayağı ses getirmişti. Kozalı bu son romanında da, yukarıda bahsettiğimiz kadın karakterin yerine erkeği koyuyor. Roman, kızları, bekaretlerini bozmadan evliliğe hazırlayan “kiralık kocalar”ın, namı diğer “tecrübeli erkekler”in hikâyesini anlatıyor. Kozalı bu anlatımı da, geniş bir zaman dilimine yayarak, kuğu kılığına girip, güzel kızların peşine düşen Yunan Baş Tanrısı Zeus’tan, Mustafa Kemal’e uzanan bir süreç üzerinden veriyor. Romanda Zambakyağı ve Eşek Otu gibi cinsel birleşme esnasında kullanılan bitkiler bile bulunuyor.

 

François Delamare ve Bernard Guineau – Renkler ve Malzemeleri (2008)

  • RENKLER VE MALZEMELERİ, François Delamare ve Bernard Guineau, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 160 sayfa

renkler-ve-malzemeleri

İki yazarlı ‘Renkler ve Malzemeleri’, renkleri hem bir zanaat hem de bir sanat dalı olarak, ayrıntılı bir bakışla ele alıyor. Resim ve kumaş boyası, mürekkebin bulunuşu, Blue-jean’in kökeni, çivit renginin en niteliklisinin hangisi olduğu, Ortaçağ’ın kendine has renkleri, canlı kumaş boyalarının ortaya çıkması, ressamların renkleri, renklerde sanayi uygulamaları ve zırnık sarısının neden tehlikeli olduğu, kitapta yer alan konulardan birkaçı. Kitap, Mısır gömütlerini süsleyen ressamlardan kitap bezeklerinin renklerine ve araba boyamada kullanılan sedefli pigmentlere kadar, renk konusundaki birçok bilinmeyeni aydınlatmakta.

Giorgos Mavrommatis – Kalkanca’nın Çocukları (2008)

  • KALKANCA’NIN ÇOCUKLARI, Giorgos Mavrommatis, çeviren: Berin Myisli, Kitap Yayınevi, sosyoloji, 139 sayfa

kalkancanin-cocuklari

Giorgos Mavrommatis’in ‘Kalkanca’nın Çocukları’, ‘Yunanistan’da Bir Müslüman Azınlık Toplumunda Yoksulluk, Sosyal İzolasyon ve Eğitim’ alt başlığını taşıyor. Daha çok eğitim sosyolojisi alanında çalışan Mavrommatis, 1970’li yılların başında, Yunanistan’da Kalkanca yerleşiminde yaşayan Müslüman Çingenelerle karşılaşır. Ezici çoğunluğu fakir olan bu halk, Komotini’de geçici, uzmanlık gerektirmeyen ve düşük maaşlı işlerde sigortasız çalışıyor, bazıları geçici tarım işçisi olarak Yunanistan’ı geziyordu. Çalışma, bu halkın maruz kaldığı sürekli mahrumiyet, fakirlik, eğitimsizlik ve yalıtılmışlığı gözler önüne sermesiyle önemli.

 

Nursel Duruel (haz.) – Sait Faik Hikâye Armağanı Antolojisi (2008)

  • İNSANLAR İÇİNDE BİR İNSAN: SAİT FAİK HİKÂYE ARMAĞANI ANTOLOJİSİ (1955-2007), hazırlayan: Nursel Duruel, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 671 sayfa

insanlar-icinde-bir-insan

‘İnsanlar İçinde Bir İnsan’da, 1955 yılından 2007 yılına kadar, Sait Faik Hikâye Armağanı kazanmış 54 kitaptan birer öykü yer alıyor. Antolojide, Haldun Taner ve Sabahattin Kudret Aksal’ın 1955 yılında aldığı ilk ödülden, en son 2007 yılında Selma Fındıkoğlu’nun aldığı ödüle kadar, Türkiye edebiyatının önemli isimlerinin öyküleri yer alıyor. Türkiye modern öykücülüğünün öncülerinden olan Sait Faik Abasıyanık adına konan Sait Faik Hikâye Armağanı, yarım yüzyılı aşkın tarihi, ödülü alan öykü kitaplarının edebi değeri ve ödülün sürekliliği açısından, edebiyatımızın bu önemli ismine yakışır nitelikte. Kuşkusuz bu antoloji de öyle.

Turhan Feyizoğlu – Türkiye 1945 (2008)

  • TÜRKİYE 1945, Turhan Feyizoğlu, Bizim Kitaplar, inceleme, 271 sayfa

turkiye-1945

Turhan Feyizoğlu’nun ‘Türkiye 1945’i, ‘Bir Paylaşım Planının Perde Arkası’ alt başlığını taşıyor. Feyizoğlu incelemesinde, 1945 yılında öğrenciler öncülüğünde başlatılan eylemi ve bu eylemin dünya siyasetiyle ilişkisini değerlendiriyor. Feyizoğlu, bazı gazeteler, dergiler ve kitapevlerinin tahrip edildiği bu eylemin hem iç hem de Türkiye’nin o dönemki dış politikasıyla doğrudan bir ilişkisi olduğunu savunuyor. Feyizoğlu bu eylemden hareketle, gizli kalmış, görünenin arkasındaki ayrıntılara odaklanıyor. Çalışmasının en dikkat çeken yönlerinden biri de, bu dönemde yaşananları, basın dünyasındaki muhtelif yayınlar üzerinden değerlendirmesi.

 

Jane Austen – Emma (2008)

  • EMMA, Jane Austen, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 464 sayfa

emma

Jane Austen, ‘Emma’nın en sevdiği romanı olduğunu söyler. Yazarın 1815’te, otuz dokuz yaşındayken tamamladığı roman, kendisinin ‘Aşk ve Gurur’ ve ‘Mansfield Parkı’ gibi romanlarıyla beraber, dünya edebiyatının en önemli klasikleri arasında duruyor. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın gerçek aşkı arayışını hikâye eden roman, bir yandan bu ilişkilerle beraber öğrenilen insan yaradılışının zaaflarını anlatır, öte yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı geleneklerini alaya alır. Jane Austen’in romanları, İngiliz edebiyatında modern roman türünün öncüsü sayılıyor. Yazarın Türkçeye kazandırılan bu eseri de, kendisini yeniden okumak için iyi bir fırsat.

Nora Ephron – Yaşlanıyor muyum Ne? (2008)

  • YAŞLANIYOR MUYUM NE?, Nora Ephron, çeviren: Serhat Ataman, Mikado Yayınları, kadın, 137 sayfa

yaslaniyor-muyum-ne

Nora Ephron ‘Yaşlanıyor muyum Ne?’si, kadınlık durumları üzerine denemeler barındırıyor. Başta yaşlılık, yaşlılığın getirdiği bedensel-ruhsal durumlar olmak üzere, kadın-erkek ilişkileri, ebeveynlik ve tek eşlilik, bu denemelerde karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Ephron’un bu durumlara, hem bir edebiyatçının hem de bir kadının dünyasından bakması ise, kitabın en öne çıkan yanıdır denebilir. Temelde yaşlılık gibi sıkıntılı bir konuyu işleyen bu denemelerin, yazarın kendine has mizah anlayışıyla keyifli bir okuma olarak karşımıza çıkıyor. Ephron’un senarist olduğunu ve yazdığı on iki senaryodan üçünün Oscar ödüllü olduğunu da hatırlatalım.

Peter L. Bernstein – Altının Gücü (2008)

  • ALTININ GÜCÜ, Peter L. Bernstein, çeviren: Levent Konyar, Scala Yayıncılık, tarih, 307 sayfa

altinin-gucu

Peter L. Bernstein’ın ‘Altının Gücü’, ‘Bir Tutkunun Olağanüstü Tarihi’ alt başlığını taşıyor. Kitap, insanlık için tutkudan da öte adeta aşılamaz bir saplantı haline gelmiş altın sevdasının izlediği tarihi seyri veriyor. Bu saplantıyı, tarihteki ilk örneği olan Yason’un altın pöstekisiyle başlatan Bernstein, Midas’tan Hz. Musa’ya, Kolomb’tan İnka imparatoruna, California’daki altına hücum furyasından bugünün modern finans dünyasına kadar altın ve insan arasındaki tarihsel ilişkinin macerasını değerlendiriyor. Bernstein, altının gerçek değerinin, insanın ruhunda uyandırdığı sonsuz ihtiras olduğunu ve bunun kendimizle ilgili gerçekleri ortaya çıkardığını savunuyor.

Ufuk Coşkun – Yeni Sömürgecilik ve Bağımsız Sivil Toplum Kültürü (2008)

  • YENİ SÖMÜRGECİLİK VE BAĞIMSIZ SİVİL TOPLUM KÜLTÜRÜ, Ufuk Coşkun, İlke Yayınları, siyaset, 151 sayfa

yeni-somurgecilik-ve-bagimsiz

Ufuk Coşkun, ‘Yeni Sömürgecilik ve Bağımsız Sivil Toplum Kültürü’nde, bugün yaşamakta olduğumuz sosyal sürece odaklanıyor. Günümüzdeki bu süreci “Şuursuzlaştırma Projesi” ve “Yeni Sömürgecilik” kavramlarıyla tanımlayan Coşkun, bu durumu aşacak politikaların ne olabileceğine kafa yoruyor. Sendikalardan eğitim kurumlarına, STK’lardan siyasî partilere, alışveriş merkezlerinden mahalle kahvelerine kadar kamusal ve kamusal olmayan birçok ortamda etkisini gösteren yeni sürecin, insanlığın yarattığı medeniyette hangi değerleri tehdit ettiğine, yozlaştırdığına odaklanıyor. Coşkun, kardeşlik, beraberlik ve hoşgörüyle, bu tehdidin aşılabileceğini söylüyor.