Edmondo de Amicis – İstanbul (2009)

Edmondo de Amicis, en çok ‘Çocuk Kalbi’ isimli klasik eseriyle bilinir.

Fakat onu, Türkiyeli okurların gözünde önemli kılan hususların başında, kuşkusuz İstanbul’a yaptığı geziye dair izlenimlerini barındıran kitabıdır.

De Amicis’in, daha önce Türkçeye çevrilen ‘İstanbul’ eseri, yeni bir baskıyla okurun karşısında.

1877’de ‘Constantinople’ ismiyle yayımlanan eserinde De Amicis, yetkin tasvir yeteneğiyle, kendisini çok etkileyen bu şehri kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti, görülmeye değer güzelliği, bereketli hayatı ve şaşırtıcı çelişkileriyle kadim şehir İstanbul, De Amicis’in benzersiz anlatımıyla okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Edmondo de Amicis – İstanbul, çeviren: Sevinç Tezcan Yanar, Pegasus Yayınları, roman, 400 sayfa

Orhan Kurmuş – Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu (2009)

Orhan Kurmuş, ilk baskısı 1982 yılında yapılan ‘Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu’nda, iktisat tarihinin bir bilim dalı olarak nasıl ortaya çıktığını irdeliyor.

Kurmuş, 1830’lardan 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan zaman dilimine yayılan ve literatürde İngiliz Tarihçi Okulu olarak geçen düşünce okulunu oluşturan isimlerin, iktisat bilimi ve yöntemi konularındaki görüşlerini açıklıyor ve bu isimlerin, bir bilim dalı olarak iktisat tarihinin temelini atmalarını inceliyor.

Kurmuş kapsamlı çalışmasında, günümüz iktisat tarihinin daha iyi anlaşılabilmesi için, bu dalın nasıl oluştuğunun ve hangi düşünce temellerine dayandığının izini sürüyor.

  • Künye: Orhan Kurmuş – Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu, Yordam Kitap, iktisat, 256 sayfa

Rainer Maria Rilke – Orpheus’a Soneler (2009)

Rainer Maria Rilke’nin ‘Orpheus’a Soneler’ ile ‘Duino Ağıtları’, sadece modern Alman edebiyatının değil, bütün modernist hareketin iki başyapıtı olarak kabul ediliyor.

Bu kitapta, Rilke’nin “mistik iç dünyası”nın bütün serüveninden damıtılmış sözler yer alıyor.

İki bölümden ve elli beş soneden oluşan kitap, kendi içinde bir bütün oluşturuyor ve okuru, bütünlüklü bir bakışla metnin mistik dünyasına girmeye davet ediyor.

Büyük bir coşkuyla ve kısa bir süre içinde kaleme alınmış eserin, toplu bir biçimde Türkçeye ilk kez çevrildiğini de belirtelim.

Rilke, şiir evreninin önemli eserlerinden ‘Orpeus’a Soneler’de, klasik bir form olan soneye geri dönüyor.

  • Künye: Rainer Maria Rilke – Orpheus’a Soneler, çeviren: Yüksel Özoğuz, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 84 sayfa

Muharrem Bayraktar – Attilâ İlhan’la Sohbet (2009)

‘Batı’nın Maskesi Düşüyor’ alt başlığıyla yayımlanan ‘Attilâ İlhan’la Sohbet’, Muharrem Bayraktar’ın şairle, bir televizyon kanalında yaptığı söyleşilerin ürünü.

Bu söyleşilerinde, özellikle Batı’ya ve Türkiye aydınına odaklanan Attilâ İlhan, Türkiye’nin içinde bulunduğu hali, bu halin neden hızla sıkıntılı bir duruma doğru yol aldığını ve bunun aşılması için neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

“İnönü’den itibaren Atatürkçülük muhtevasından boşaltılmış, şekle sokulmuştur. Atatürkçülük demek sadece laiklik sorunu demektir. Ondan sonra, buna mukabil ulusal kültür sorunu ortadan kalkmıştır. O zamana kadar Türk kültürü, Türk tarihi üzerine olan lise tahsili birden bire Yunan-Latin eğitimine dönüşmüştür.” diyen İlhan, Kemalizm’in güncel sorunlarını da masaya yatırıyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, İlhan’ın hayatı, şiiri ve yaşadığı önemli olaylara dair anlatımları yer alıyor.

  • Künye: Muharrem Bayraktar – Attilâ İlhan’la Sohbet: Batı’nın Maskesi Düşüyor, Asya Şafak Yayınları, söyleşi, 103 sayfa

Sinan Meydan – Atatürk’ün Gizli Kurtuluş Planları (2009)

Sinan Meydan ‘Atatürk’ün Gizli Kurtuluş Planları’nda, “Kurtuluş Savaşı’nı Mustafa Kemal Atatürk başlatmamıştır” tezini ileri sürenlere yanıt veriyor.

Meydan, çalışmasında, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmadan çok önce, daha Adana’da Yıldırım Orduları Komutanı’yken Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımlarını attığını ve daha sonra geldiği İstanbul’da geçirdiği altı aylık sürede (13 Kasım 1918-16 Mayıs 1919) yaptığı çalışmalarla ve hazırladığı “gizli kurtuluş planlarıyla” Kurtuluş Savaşı’nın altyapısını oluşturduğunu savunuyor.

Yazar, Yunan ordusunun yenilerek Anadolu’nun kurtulmasına olanak sağlayan etkenin Mustafa Kemal’in “ilk hazırlıkları” olduğunu söylüyor.

  • Künye: Sinan Meydan – Atatürk’ün Gizli Kurtuluş Planları, İnkılap Kitabevi, tarih, 576 sayfa

Nicolas Tenzer – Yeni Bir Siyaset Felsefesinin Peşinde (2009)

Nicolas Tenzer ‘Yeni Bir Siyaset Felsefesinin Peşinde’de, yeni bir siyaset felsefesinin imkânlarını irdeliyor.

Kitaba, kendi felsefi yolculuğunu anlatarak başlayan Tenzer, ilk bölümde, siyaset felsefesi ile siyaset arasındaki ayrılmaz bağı ortaya koyuyor.

Siyaset sanatına ilişkin değerlendirmeler; Ahlâki Makyavelizm; sorumluluk etiği ile inanç etiği arasındaki ayrım; değerler meselesi; demokrasiyi eleştirirken takınılması gereken tavır ve etik ile elitlerin eğitimi arasındaki ilişki, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

Yazar bu konuları işlerken, demokrasi, sanat, ahlâk, etik, değerler gibi birçok kavramı da yeniden düşünüyor.

  • Künye: Nicolas Tenzer – Yeni Bir Siyaset Felsefesinin Peşinde, çeviren: Ertuğrul Cenk Gürcan, Dergâh Yayınları, siyaset, 211 sayfa

Metin Özata – Burdur Tarihi (2009)

Metin Özata ‘Burdur Tarihi’nde, Türkiye’nin güney-batısında yer alan bu küçük ve sevimli şehrin ilk çağlardan Kurtuluş Savaşı’na uzanan tarihini anlatıyor.

Çeşitli kitap, röportaj ve arşiv kaynaklarından yararlanarak kitabını hazırlayan Özata, ağırlıklı olarak Burdur’un Milli Mücadele’deki konumunu irdeliyor.

1919-1923 zaman aralığında Burdur’da gelişen olaylar; İtalyanların işgal siyaseti ve Burdur’un işgal edilmesi ile işgale karşı direniş, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Kapsamlı bir şekilde hazırlanan kitapta ayrıca, Burdur’un o yıllardaki sosyal yaşantısı, kültür varlıkları, Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün Burdur’a gelişi ve bazı tarihi şahsiyetler hakkında bilgiler veriliyor.

  • Künye: Metin Özata – Burdur Tarihi, Umay Yayınları, şehir, 262 sayfa

Kolektif – Koleksiyon, Koleksiyonerlik ve Müzecilik (2009)

Levent Çalıkoğlu tarafından hazırlanan ‘Koleksiyon, Koleksiyonerlik ve Müzecilik’, Sanat Dünyamız dergisinin bir etkinliği olarak düzenlenen ‘Çağdaş Sanat Konuşmaları’nın dördüncü kitabı.

Levent Çalıkoğlu’nun moderatörlüğünde bir araya gelen konunun uzmanları, bu kitapta, bir koleksiyon oluşturmanın yapı taşlarını ve koleksiyonun nihai sonucu olarak müze fikrini tartışıyor.

Sanat dünyasının farklı alanlarından aktörler olarak konuya çeşitlilik sağlayan konuşmacılar, koleksiyon ve müze kavramının tanımını ve tarihçesini verirken, konuyla ilgili tartışmaları da hem kavramsal açıdan hem spesifik örnekler üzerinden irdeliyor.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Sanat Konuşmaları 4: Koleksiyon, Koleksiyonerlik ve Müzecilik, hazırlayan: Levent Çalıkoğlu, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 166 sayfa

Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup (2009)

Oriana Fallaci, ilk baskısı 1997’de yapılan ‘Doğmamış Çocuğa Mektup’ta, sevdiği erkekten ayrılmış bir kadının, hamile olduğunu öğrenmesinden itibaren hissettiklerini hikâye ediyor.

Fallaci’nin, kadın karakterinin iç dünyasında kopan fırtınaları ve yaşadığı korkuları yetkin, duyarlı ve kuşatıcı bir üslupla kaleme alması, kitabın büyük bir ilgiyle karşılanmasının ve bu ilginin halen devam etmesinin esas nedenleri.

Kadının, rahmindeki çocukla diyaloguna dayanan roman, onun, çocuğu doğurup doğurmama kararsızlığını; toplumun evli olmayan kadınların çocuk sahibi olmasına dair katılığını ve kadının her tüm bunlara rağmen çocuğu dünyaya getirmeye karar verişini, şiirsel bir üslupla hikâye ediyor.

  • Künye: Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup, çeviren: Pınar Kür, Can Yayınları, roman, 108 sayfa

Etgar Keret ve Samir El-Youssef – Gazze Blues (2009)

İsrailli Etgar Keret, dünya edebiyatının genç yıldızlarından biri olarak kabul ediliyor.

Türkiyeli okurlar onu ilk kez, ‘Nimrod Çıldırışları’ isimli öykü kitabıyla tanımıştı.

Bir Filistin mülteci kampında büyüyen Samir El-Youssef’in ise, doksanlı yıllardan beri pek çok Arap ülkesinde yazıları yayımlanıyor.

İşte bu iki ismin ortak çalışması ‘Gazze Blues’, İsrail ve Filistin arasındaki siyasi ve kültürel sınırlamaları reddeden, bireyi ve onun karmaşalarını ele alan öykülerden oluşuyor.

Savaş, savaşla beraber gelen iç sıkıntısı, ümitsizlik, sancılı insanlık tecrübesi, iki yazarın kimi zaman hüzünlü kimi zaman esprili metinlerinde okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Etgar Keret ve Samir El-Youssef – Gazze Blues, çeviren: Avi Pardo, Siren Yayınları, öykü, 110 sayfa