Pierre-Jean Amar – Basın Fotoğrafçılığı (2009)

Pierre-Jean Amar ‘Basın Fotoğrafçılığı’nda, fotografik görüntünün yalnızca bir belge oluşturmakla kalmayıp, dünyadaki önemli olayları resimlemeye ve onlar hakkında bilgi vermeye nasıl yaradığını gösteriyor.

İmgenin belgesel amaçla kullanımının tarihçesini okurlara sunan Amar, bu kullanımın baskı teknikleriyle aldığı yeni biçimi de değerlendiriyor.

Amar, fotoğrafın önce belge, sonra da enformasyon aracı olarak kullanımını, fotoğrafın icadından İkinci Dünya Savaşı’na kadar yayılan bir dönemde inceliyor; bunun sosyal, ekonomik ve siyasal bağlamını irdeliyor.

  • Künye: Pierre-Jean Amar – Basın Fotoğrafçılığı, çeviren: İnci Çınarlı, Kırmızı Yayınları, fotoğrafçılık, 132 sayfa

Gülseli İnal – Toplu Şiirler 1 (2009)

Gülseli İnal, Türkiye şiirinin kendine has isimlerinden.

İnal’ın toplu şiirlerinin elimizdeki birinci cildi, kendisinin 1984-1989 zaman aralığında yayımlanan kitaplarını bir araya getiriyor.

Bu ilk cilt, İnal’ın ‘Sulara Gömülü Çağrı’, ‘Lale Sesiydiler ve Yoktular’ ile ‘Letoon’ başlıklı üç kitabından oluşuyor.

Yayımlanmış on üç şiir kitabının yanı sıra, plastik sanatlar alanında resim yorumları ve monografiler içeren altı kitabı ve bu alanda çok sayıda deneme ve makalesi bulunan Gülseli İnal’ın bu eseri, onun şiir külliyatına önemli katkıda bulunuyor.

  • Künye: Gülseli İnal – Toplu Şiirler 1, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 327 sayfa

Timur Soykan – Tanrı Misafirleri Oteli (2009)

Timur Soykan’ın ‘Tanrı Misafirleri Oteli’, İstanbul’un ve başka kentlerin arka sokaklarındaki zorlu koşullara rağmen ayakta kalmaya çalışan, bütün engellere rağmen tutkularında direnmiş, sıradanlaşmamış insanların öykülerini anlatıyor.

Radikal gazetesinde insan öyküleri, röportajları yayımlanan Soykan’ın kitabı, arka sokaklarda hayat için mücadele edenlerin bilinmeyen dünyalarını gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Aynı zamanda bir belgeleme çalışması olarak da düşünülebilecek kitapta, arka sokakların dramları ve cinayetleri kadar, güzel insanları da okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Timur Soykan – Tanrı Misafirleri Oteli, Kırmızı Kedi Yayınevi, anlatı, 153 sayfa

Mahmud Derviş – Gazze İçin Sessizlik (2009)

‘Gazze İçin Sessizlik’, Filistinli büyük şair Mahmud Derviş’in, yaşadığı coğrafyadaki tanıklıklarını barındırıyor.

Küçük bir çocukken deneyimlediği zulmü anlatan Derviş, Filistin’in sonu gelmez acılarının, bu coğrafyada yaşanan yıkımın belleğini oluşturuyor.

“Filistin’in içinde bulunduğu perişan hali, sadece sürgünün yarattığı şartlara bağlamamak bizim elimizde. Savaşarak ancak bizi sürgüne iten sebeplerin üstesinden gelip faillerine karşı bir zafer elde etmiş oluruz”” diyen Derviş, iyimserliğini kaybetmeden, yaşanan kötü günlerin nasıl aşılabileceğine odaklanıyor.

  • Künye: Mahmud Derviş – Gazze İçin Sessizlik, çeviren: Hakan Özkan, Özgür Yayınları, deneme, 144 sayfa

Derya Gültekin-Karakaş – Hem Hasımız, Hem Hısımız (2009)

Derya Gültekin-Karakaş ‘Hem Hasımız, Hem Hısımız’da, Türkiye finans kapitalinin dönüşümü ve banka reformunun arka planında yatan dinamikleri inceliyor.

Son dönemdeki banka reformunun izini Türkiye’de sermaye birikim sürecinin tarihsel dinamiklerinde süren Karakaş, konuya ana akım ve ulusalcı iktisatçılardan farklı bir açıklama getirmesiyle dikkat çekiyor.

İnceleme, Marksist politik ekonomi kategorilerini kullanarak, bankacılıktaki dönüşümün arka planında yatan sınıf dinamiklerinin merkezi rolüne işaret ediyor. Karakaş’ın kapsamlı çalışmasının, Türkiye’nin iktisadi anlamda sıkıntılı olan yakın tarihine ışık tuttuğunu belirtmekte fayda var.

  • Künye: Derya Gültekin-Karakaş – Hem Hasımız, Hem Hısımız, çeviren: Şahika Tokel, İletişim Yayınları, inceleme, 432 sayfa

Bülent Habora – Benim Başkentim: Adana (2009)

Yazar Bülent Habora, ‘Benim Başkentim Adana’da, bereketli topraklarıyla bilinen Adana’yı çok yönlü bir biçimde anlatıyor.

İstanbul doğumlu olan Habora, Adana’da ikinci doğumunu, kendisinin deyimiyle “gerçek doğumunu” gördüğünü ve hayatının “ilk”lerini hep Adana’da yaşadığını belirtiyor.

Seyhan ırmağı, Adana’da basın yayın, Adana sokakları, camileri, sinemaları, kentin önde gelen simalarından Hacı Ömer, Adana’nın sanatçıları, kentle özdeşleşen kebap kültürü, Adana’nın demiryolu ve Adanalı şairler, kitapta ele alınan birçok konudan sadece birkaçı.

Habora, tarihi bir Adana portresi sunmakla yetinmeyerek, bu şehirle iç içe geçen hayatını; dünün ve bugünün yaşayan Adana’sını anlatıyor.

  • Künye: Bülent Habora – Benim Başkentim: Adana, Heyamola Yayınları, şehir, 214 sayfa

James Howard Kunstler – El Yapımı Dünya (2009)

James Howard Kunstler’in, “Çok uzakta olmayan gelecekte bir zaman”da geçen ‘El Yapımı Dünya’ isimli elimizdeki romanı, dünyanın bu gidişle varacağı felaketin bir resmini çiziyor.

Son zamanların en kaygı veren gündemi, iklimdeki değişiklikler.

Dünyanın yaşadığı dönüşümlerin, yakın zamanda bize neler getireceği konusu da, bilindiği gibi pek iç açıcı değil.

İşte Kunstler, azalan kaynaklar nedeniyle birçok iç savaşın baş gösterdiği bir dünyayı tasvir ediyor.

Yazar, ABD’nin kuzey kesimindeki bir yerleşim bölgesinde baş gösteren savaşlardan sonra, insanlığın geldiği noktayı irdeliyor.

Roman, kaçınmak için fazla bir şey yapılmayan, insanlığı bekleyen tehlikelere dikkat çekiyor.

  • Künye: James Howard Kunstler – El Yapımı Dünya, çeviren: Ufuk Duruman, APRIL Yayıncılık, roman, 400 sayfa

John Reed – John Reed’in Eğitimi (2009)

‘John Reed’in Eğitimi’, Amerikalı şair, savaş muhabiri ve yazar John Reed’in muhtelif yazılarını bir araya getiriyor.

Savaş muhabirliği yaptığı esnada, Meksika’da Zapatist hareketi izleyen Reed, isyanın lideri Pancho Villa’yla dost olmuştu.

Reed ayrıca, Sovyetler’deki devrimin de ateşli savunucularındandı.

Bu kitapta, Reed’in savaş muhabirliği yaptığı esnada, gazetecilikte çığır açan ‘Paterson’da Savaş’ ve ‘Meksika’da İsyan’ gibi yazıları ile en meşhur metinlerinden olan ‘Dünyayı Sarsan On Gün’ün özeti yer alıyor.

Kitapta ayrıca, John Stuart tarafından, Reed’in ideolojik gelişimi ve hayatının anlamı üzerine yazılan kapsamlı bir önsöz de yer alıyor.

  • Künye: John Reed – John Reed’in Eğitimi, çeviren: N. Rikkat Çobanoğlu, Pencere Yayınları, deneme, 297 sayfa

Sean Sayers – Marksizm ve İnsan Doğası (2009)

Sean Sayers ‘Marksizm ve İnsan Doğası’nda, tarihsel bir olgu olarak insan doğasını anlatıyor.

Yazar, kolay anlaşılabilir üslubuyla, Marx ve Hegel’in çalışmalarına dayanarak, Marksist hümanizmin çerçevesini oluşturuyor.

Kitabın ilk bölümünde, çalışmanın insan yaşamındaki rolüne ilişkin felsefi sorunlara odaklanılıyor.

Sayers burada, Marx’ın felsefesinin özgün niteliklerinden birisinin, insanların aslen üretken varlıklar olduklarını ve çalışmanın potansiyel olarak özgürleştirici ve insanın kendini gerçekleştirmesine yardımcı bir faaliyet olduğunu söylüyor.

Yazar, ikinci bölümde ise, özellikle insan doğası bağlamında, Marksizmin ahlaki içerimlerine odaklanıyor.

  • Künye: Sean Sayers – Marksizm ve İnsan Doğası, editör: Yıldız Silier, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, felsefe, 264 sayfa

William Dietrich – Napolyon’un Piramitleri (2009)

Tarihçi ve Doğa Bilimci William Dietrich ‘Napolyon’un Piramitleri’nde, kazandığı bir madalyonla ruhu lanetlenen başkahramanı Ethan Gage’in, Paris’ten Mısır’a uzanan maceralarını hikâye ediyor.

Paris’te, Benjamin Franklin’in yardımcısı olarak görev yapan Ethan Gage, bir gece pokerde bir madalyon kazanır.

Fakat üzerinde gizemli semboller bulunan bu madalyon, Gage’in hayatını alt üst eder.

Zira madalyonu kazandığı gecede Gage, bir fahişeyi öldürmekle suçlanır.

Hapse girmemek için sadece bir seçeneği vardır.

O da, Napolyon’un Mısır Seferi’ne katılmak.

Gage, Mısır’a gidişi, madalyonun büyük sırlarını çözmesine vesile olacaktır.

  • Künye: William Dietrich – Napolyon’un Piramitleri, çeviren: Berna Yılmazcan, Doğan Kitap, roman, 378 sayfa