Selçuk Erez – Dünyanın Sonu Gelmeyecek (2009)

Selçuk Erez, elimizdeki romanı ‘Dünyanın Sonu Gelmeyecek’te, doğumu sıra dışı olaylarla başlayan Hasan’ın ilginç hayatını hikâye ediyor.

Annesi Hürmüz’ün doğurmuş olduğu dokuz çocuktan hayatta kalan tek çocuk Hasan’dır.

Hasan’ın yaşamındaki gariplikler, doğumundaki mucizelerle sınırlı kalmadığından, kısa bir süre sonra halkın gözünde ilahi bir varlık olarak yer edecektir.

Erez’in kurgusu, bir film ekibinin, Hasan’ın yaşamını filme aktarmak için köy sakinlerinin anlatımlarına başvurması üzerine inşa ediliyor.

Hasan’ın geçmişine doğru yolculuğa çıkan ekip, halk arasında ermiş olarak kabul edilen Hasan’a atfedilen mucizeler kadar, bir insan olarak sahip olduğu zaaflara da tanık olacaktır.

  • Künye: Selçuk Erez – Dünyanın Sonu Gelmeyecek, Sel Yayıncılık, roman, 199 sayfa

Canan Tan – En Son Yürekler Ölür (2009)

‘Piraye’ ve ‘Yüreğim Seni Çok Sevdi’ adlı eserleriyle bilinen Canan Tan, ‘En Son Yürekler Ölür’ isimli elimizdeki romanında, evli bir çiftin birbirinden trajik bir biçimde kopuşlarını ve bir organ naklinin beraberinde getirdiklerini hikâye ediyor.

Kısa bir süre önce evlenen Deniz ve Nehir’in hayatı, geçirdikleri bir trafik kazasının ardından alt üst olur.

Kazadan sonra hayatını kaybeden Deniz’in kalbi yaşamaktadır.

Bir süre kararsızlık yaşayan Nehir, eşinin kalbinin organ nakli bekleyen Arda’ya nakledilmesini onaylar.

Roman, Deniz’in kalbini alan Arda ile Nehir arasındaki ilişki yoluyla, nakil yapılan kişinin, yeni kalbinin gerçek sahibiyle ne derece özdeşleşebileceğini sorguluyor.

  • Künye: Canan Tan – En Son Yürekler Ölür, Altın Kitaplar, roman, 423 sayfa

Richard Rorty ve Gianni Vattimo – Dinin Geleceği (2009)

‘Dinin Geleceği’, teolog Gianni Vattimo ile kendini laik-demokrat olarak tanımlayan Richard Rorty arasındaki diyaloğa dayanıyor.

Aynı zamanda, Vattimo’nun ‘Yorum Çağı’ ve Rorty’nin ‘Dinsel Zümre Karşıtlığı ve Ateizm’ başlıklı birer yazısı ile kitabı derleyen Santiago Zabala’nın çerçeve metni ‘Teistleri ve Ateistleri Olmayan Bir Din’ başlıklı bir yazısından oluşan kitap, metafizikten sonra dinin geleceğine dair dillendirilen soruları yanıtlamayı amaçlıyor.

Rorty ve Vattimo, insanlığın Aydınlanma öncesinde Tanrı’ya karşı, Aydınlanma’dan sonra ise akla karşı ödevleri olduğu gerçeğinden yola çıkıyor.

İki ismin buluştuğu ortak zemin ise, ontolojik hakikate dayanma iddiasından arındırılmış postmodern düşünme tarzıdır.

Kitabın, teoloji ve Batı felsefesi arasındaki ilişki konusunda da bir başvuru kitabı olabileceğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Richard Rorty ve Gianni Vattimo – Dinin Geleceği, derleyen: Santiago Zabala, çeviren: Rahmi G. Öğdül, Ayrıntı Yayınları, din, 92 sayfa

Nihat Ziyalan – Manhattan’da Şiir Konuşmaları (2009)

‘Manhattan’da Şiir Konuşmaları’, “Önce şiir vardı. Önce şiiri bildim. Önce şiiri çocuklukla çılgınlığın, sonra şairi de çocuklu çılgının kardeşi bildim.” diyen Nihat Ziyalan’ın şiire odaklanan yazılarından oluşuyor.

Şiir, deneme ve öyküleri 1983’ten bu yana yayınlarda ve seçkilerde yer alan Ziyalan, kitabında, şiir-çeviri ilişkisinden hipertekste kadar, şiirle ilgili birçok güncel konuyu tartışırken, Ece Ayhan, Anna Ahmatova, Ingeborg Bachmann ve Allen Ginsberg gibi şairleri de, ele alınan konularla bağlantılı olarak irdeliyor.

Ziyalan metinlerinde, şiirin içinde bulunduğu sıkıntılar kadar, günümüz okuruna dair görüş ve eleştirilerini de dile getiriyor.

  • Künye: Nihat Ziyalan – Manhattan’da Şiir Konuşmaları, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 110 sayfa

Hasan Ünal Nalbantoğlu – Arayışlar (2009)

‘Arayışlar’, Hasan Ünal Nalbantoğlu’nun bilim, kültür ve üniversite konularına odaklandığı yazılarından oluşuyor.

Nalbantoğlu metinlerinde, günümüzde kültürün, bilimin, üniversitenin geçirdiği dönüşümleri eleştiriyor; bunun aşılması için alternatiflerin neler olabileceğine odaklanıyor.

Yazar, Türkiye insanının bilgiyle ilişkisini sakatlayan, kültürel anlamda “kitch”leşmeye neden olan etkenleri irdelerken, ulus-devletin öncelikleri ile ticarileşmenin kıstırdığı üniversiteyi de kıyasıya eleştiriyor.

Kitapta ayrıca, Nalbantoğlu’nun Behice Boran, Muzaffer Şerif Başoğlu, Mübeccel Kıray ve Şerif Mardin gibi bilim insanlarının üretimlerini değerlendirdiği metinleri de yer alıyor.

  • Künye: Hasan Ünal Nalbantoğlu – Arayışlar, İletişim Yayınları, bilim, 430 sayfa

Michael Clark – Paradokslar Kitabı (2009)

Mark Sainsbury paradoksu, “görünüşte kabul edilebilir öncüllerden görünüşte kabul edilebilir akıl yürütmeyle türetilen görünüşte kabul edilemez sonuç” olarak tanımlıyor.

İşte Michael Clark ‘Paradokslar Kitabı’ adlı elimizdeki nitelikli eserinde, felsefeye meraklı okurlara, ünlü felsefi paradokslar kadar, daha az bilinenler ya da daha yakın zamanda ortaya atılanlar da dâhil olmak üzere, toplam seksen üç paradoks sunuyor.

Tavuk ve Yumurta, Akhilleus ve Kaplumbağa, Galileo, Kurmaca, Köprü, Ok, Güneş Tutulması, Ahlaki Şans, Yalancı İlaç, Kendini Kandırma, Herakleitos, Bertrand’ın Kutusu ve Hovarda, Clark’ın çözüm önerileri sunduğu paradokslardan birkaçı.

  • Künye: Michael Clark – Paradokslar Kitabı, çeviren: Ahmet Fethi, Hil Yayın, felsefe, 239 sayfa

Jane Hathaway – Osmanlı Mısırı’nda Hane Politikaları (2009)

Tarih Bölümü’nde İslam ve Dünya Tarihi profesörü olan Jane Hathaway bu ilgi çekici çalışmasında, Mısır’da Kazdağlı hanesinin yükselişini çok yönlü bir bakışla inceliyor.

Bu hanedan en çok, 1760’ların sonunda Osmanlı sultanına karşı Mısır’ın bağımsızlığını ilan eden meşhur Ali Bey’in liderliğindeki grup olmasıyla bilinir.

Hathaway, Kazdağlıların Osmanlı’nın adem-i merkeziyetçi hale gelmesi ve imparatorluk genelinde hanelere dayalı askeri ve yönetimsel bir kültürün ortaya çıkması çerçevesinde evrilmelerin tahlil ederek, imparatorluğun genelinde geçerli olan hane temelli politik kültürün Mısır’daki yansımalarına odaklanıyor.

  • Künye: Jane Hathaway – Osmanlı Mısırı’nda Hane Politikaları: Kazdağlıların Yükselişi, çeviren: Nalan Özsoy, İş Kültür Yayınları, tarih, 249 sayfa

Turgut Cansever – İslam’da Şehir ve Mimari (2009)

‘İslam’da Şehir ve Mimari’, Türkiye mimarisinin önemli isimlerinden Turgut Cansever’in İslam mimarisi ve şehirciliğine dair görüşlerini bir araya getiriyor.

İslam mimarisinin temel nitelikleri, Osmanlı şehrinin belirleyici özellikleri, mimarlık mirasının korunma yolları ve bu tarzın gelecekte nasıl kurulabileceği, kitaptaki metinlerin çerçevesini oluşturuyor.

“Kültürel kirlenme, özünde, teknolojiyi kendi başına yaratıcı güç addetmek gibi temel bir yanılgıyı taşımaktadır.” diyen Cansever, dünyayı güzelleştirmeyi amaçlayan mimarlık alanına ait meselelere, bürokratların ve teknokratların gözüyle bakılmasının, bugün mimarinin içinde bulunduğu temel sıkıntı olduğunu söylüyor.

  • Künye: Turgut Cansever – İslam’da Şehir ve Mimari, Timaş Yayınları, mimari, 236 sayfa

Julian Barnes – Arthur ve George (2009)

Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden Julian Barnes, nitelikli romanı ‘Arthur ve George’ta, yaşamları ve kişilikleri birbirinden çok farklı iki karakterin kesişen yollarını hikâye ediyor.

On dokuzuncu yüzyılın sonuyla yirminci yüzyılın başlarında geçen öykünün kahramanlarından ilki, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Arthur Conan Doyle, diğeri de, Hint kökenli bir İngiliz olan, babasının öğretilerini tartışmadan kabul eden, içe kapanık George Edalji’dir.

Günün birinde işlemediği bir suçtan yargılanan Edalji, yardım istemek için Doyle’ı ziyaret eder.

Edalji’nin akıllara durgunluk veren hikâyesini öğrenen Doyle, onu savunmaya karar verecektir.

  • Künye: Julian Barnes – Arthur ve George, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, roman, 452 sayfa

Sam Savage – Firmin (2009)

Amerikalı edebiyatçı Sam Savage ‘Firmin’de, 60’lı yıllarda Boston’daki bir kitapçının bodrumunda doğan, kitap okumayı onları yedikçe öğrenen, zekası ve duygularıyla insanı aratmayan Firmin isimli bir farenin hayat hikâyesini anlatıyor.

Zamanla kitapçıdaki tüm kitapları okuyan Firmin, ardından, kendisine çok yakın bulduğu insanlarla iletişime geçmeye, yaşadığı yalnızlığı sonlandırmaya çalışacaktır.

Her zaman bir hümanist olan Firmin, bu yakınlığı kurmaya çalışırken, her seferinde farklı yolları deneyecektir.

Savage, Firmin’in hayallerini ve hayal kırıklıklarını, yaşadığı yabancılaşmayı ve yalnızlığını, kimi zaman mizahi kimi zaman hüzünlü bir üslupla hikâye ediyor.

  • Künye: Sam Savage – Firmin, çeviren: Kemal Küçükgedik, Özgür Yayınları, roman, 157 sayfa