Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya (2020)

Fransız düşüncesinin en parlak isimlerinden Maurice Blanchot’dan Kafka’yı farklı yönleriyle irdeleyen ufuk açıcı denemeler.

Blanchot, Kafka’nın kitaplarından olduğu kadar, yazarın en az kurmaca eserleri kadar ünlü günlüklerinden de yola çıkarak Kafka’nın hayatının ve yazarlığının izini sürüyor.

Blanchot bunu yaparken, yalnızca Kafka değil, genel olarak edebiyat, yazmak ve yazarlık üzerine harikulade saptamalar da yapıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir yapıt ortaya koyan yazar kendini bu yapıtta ortadan kaldırır ve kendini onda onaylar. Onu kendinden uzaklaştırmak için yazmışsa, öyle olur ki bu yapıt onu angaje eder ve kendini çağırır, eğer onu kendine göstermek ve onda yaşamak için yazıyorsa, yaptığı şeyin hiçbir şey olmadığını, en büyük yapıtın en önemsiz edime değmediğini, yapıtın onu kendisinin olmayan bir varoluşa ve yaşam olmayan bir yaşama mahkûm ettiğini görür.”

“Yapıtı okur yapar; onu okuyarak yaratır; onun gerçek yazarıdır, Yazılı Şey’in bilinci ve canlı tözüdür; nitekim yazarın artık tek bir amacı vardır, bu okur için yazmak ve onunla özdeşleşmek.”

“Tamı tamına belli bir kitle için yazan yazar, hakikatte, yazıyor değildir: yazan bu kitledir ve bu nedenle de bu kitle artık okur olamaz; okuma sadece görünüştedir, gerçeklikte yok hükmündedir. Okunmak için yaratılmış yapıtların önem taşımaması buradan gelir, onları hiç kimse okumaz.”

“Yazmak gececil şeydir; kendini karanlık güçlere bırakmak demektir, aşağıdaki bölgelere inmek, kendini saf olmayan kucaklaşmalara teslim etmektir. Bütün bu ifadeler Kafka için dolaysız bir hakikati barındırır. Karanlık büyülenmeyi, arzunun iç karartıcı parıltısını, her şeyin radikal ölümle son bulduğu geceleyin zincirlerinden boşanan şeyin tutkusunu çağrıştırır.”

“Kendinden kaçmayı isteyerek kendi saplantısına daha da batan kör uyanıklığıyla edebiyat; eğer varoluş varoluştan çıkma olanaksızlığıysa, varlık her zaman varlığa geri itilen şeyse, dipsiz derinlikte olan şey çokta dipteyse, hâlâ uçurumun temeli olan uçurumsa, kendisine karşı çarenin olmadığı çareyse, varoluş saplantısının tek tercümesidir.”

  • Künye: Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, MonoKL Yayınları, 240 sayfa, 2020

Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş (2019)

Varoluşçuluk akımı, bizde özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda egemen oldu.

Personalizm (Kişiselcilik) akımının kurucusu olan Emmanuel Mounier’in bu kitabı da, ilk baskısını 1946’da yapmıştı.

Düşünür burada, kendi kişiselcilik kuramının çerçevesinde, II. Dünya Savaşı sonrasındaki düşüncede büyük etki yaratmış felsefesini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Varoluşçu felsefenin çekirdeğini oluşturan başkası, yalnızlık, özgürlük, bağlanma ve eylem gibi temaları eleştirel bakışla almasıyla dikkat çeken çalışma, bir yandan varoluşçu felsefenin temsilcilerince ortaya konmuş ana temaları ortaya koyarken, aynı sorun karşısında farklı düşünürlerin takındığı tutumu da kapsamlı bir şekilde izliyor.

Mounier’in çalışmasını bu konuyu kronolojik bir bakışla izlemekle yetinen eserlerden ayıran başlıca husus ise, ele aldığı sorunları gözden kaçırmayıp bunlar hakkında yoğun bir tartışma sunması.

Kitap, çevirmeni Serdar Rifat Kırkoğlu’nun Mounier’in hayatı ve felsefesine odaklandığı aydınlatıcı giriş yazılarıyla açılıyor.

  • Künye: Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2019

Jean-Paul Sartre – Ego’nun Aşkınlığı (2016)

Ben ile bilinç arasındaki ilişkiyi Husserlci bir perspektifle ama Husserl’in bazı yeni kuramlarına karşı çıkarak betimleyen, Jean-Paul Sartre’ın ilk yapıtı.

Sartre’ın meşhur Varlık ve Hiçlik ile sonuçlanacak olan keşif çalışmasını başlatan kitap, Sartre’ın düşünsel dönüşümünü izlemek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Jean-Paul Sartre – Ego’nun Aşkınlığı, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Hil Yayın

Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi (2019)

Bu enfes kitap, Avrupa düşüncesinin 20. yüzyılın başından bugüne gelişimine daha yakından bakmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Jozef Maria Bochenski, bu süreçte ortaya çıkmış felsefi akımlar ile Husserl, Russell, Heidegger, Sartre, Wittgenstein ve Whitehead gibi filozofların felsefi sistemlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yazar, yeni-Kantçılık, Bergsonculuk ve pragmatizm gibi Avrupa düşüncesinde önemli yeri olan akımları açıkladığı gibi, okurunu çağdaş felsefenin kökenleri ve büyük felsefi akımların tarihsel dinamikleri hakkında da aydınlatıyor.

Çalışma, bilhassa Avrupa düşüncesini kuşbakışı görmek ve felsefe akımları hakkında berrak fikirler edinmek için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2019

Julian Barnes – Arthur ve George (2009)

Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden Julian Barnes, nitelikli romanı ‘Arthur ve George’ta, yaşamları ve kişilikleri birbirinden çok farklı iki karakterin kesişen yollarını hikâye ediyor.

On dokuzuncu yüzyılın sonuyla yirminci yüzyılın başlarında geçen öykünün kahramanlarından ilki, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Arthur Conan Doyle, diğeri de, Hint kökenli bir İngiliz olan, babasının öğretilerini tartışmadan kabul eden, içe kapanık George Edalji’dir.

Günün birinde işlemediği bir suçtan yargılanan Edalji, yardım istemek için Doyle’ı ziyaret eder.

Edalji’nin akıllara durgunluk veren hikâyesini öğrenen Doyle, onu savunmaya karar verecektir.

  • Künye: Julian Barnes – Arthur ve George, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, roman, 452 sayfa

Julian Barnes – Gözünü Açık Tutmak (2018)

Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen adlarından olan Julian Barnes, ülkemizde de çokça beğenilen isimlerden.

Barnes’ı bilenler bilir: kendisi yapıtlarında sanata sıklıkla başvuran yazarlardan biri.

Hatta Barnes, bilindiği gibi daha önce yayımlanan ‘10 ½ Bölümde Dünya Tarihi’ adlı romanında sanata başlı başına bir öğe olarak yer vermişti.

Elimizdeki kitap ise, Barnes’ın sanat ve sanatçılar üzerine yorumlarını sunuyor.

Yazar burada, Géricault, Delacroix, Courbet, Manet, Fantin-Latour, Cézanne, Degas, Redon, Bonnard, Vuillard, Vallotton, Braque ve Magritte gibi, resim sanatına yön vermiş isimlerin eserlerinin ayrıntılı bir incelemesini yapıyor.

Çok sayıda tablo ile de zenginleşmiş kitabı dikkat çekici kılan başka bir diğer husus ise, Barnes’ın sanat, sanatta hakikat, sanatta vizyon, sanatta modernizm ve sanatta yaratı gibi konulardaki özgün yorumlarını barındırması.

  • Künye: Julian Barnes – Gözünü Açık Tutmak: Sanat Üzerine Denemeler, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, sanat, 272 sayfa, 2018