Cüneyt Akman – Marksist Kriz Teorileri Işığında Küresel Kriz (2010)

Özellikle 2008 ekonomik kriziyle beraber, Marksist teorilere ilgi, dünya çapında daha da arttı.

Cüneyt Akman’ın elimizdeki kapsamlı çalışması da, küresel kriz olgusunu, Marksist kriz teorileri bağlamında irdeliyor.

Marx ve Engels’in kriz üzerine söylediklerine kronolojik bir şekilde okurlarına sunan Akman, ardından, Marx sonrası Marksistlerin kriz teorisine ne gibi katkılarda bulunduğunu araştırıyor.

1945’lerden bu yana, özellikle de 1970’lerin ortalarından günümüze kadar, 2008 krizine neden olan somut olayları da ele alan Akman, son olarak, 2007/2008 krizinin Marksistler tarafından farklı şekillerde nasıl yorumlandığına odaklanıyor.

  • Künye: Cüneyt Akman – Marksist Kriz Teorileri Işığında Küresel Kriz, Kalkedon Yayınları, ekonomi, 371 sayfa

Necip Mahfuz – Serap (2010)

Arap edebiyatının önde gelen isimlerinden, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Necip Mahfuz ‘Serap’ romanında, gerçek dünyaya dâhil olmaktan korkan, annesinin koruyucu kanatları altında büyümüş başkahramanı Kâmil Ru’ba’nın yaşadıklarını hikâye ediyor.

Psikolojik yönleriyle öne çıkan romanda, genç adam Ru’ba ile annesi arasında sevgiyle nefret arasında gidip gelen bir ilişki vardır.

Kendisini neredeyse tüm dünyadan yalıtan Ru’ba, hayatını adeta kapana kıstırılmış gibi yaşamaktadır.

Bu esnada karşısına çıkan Rabab adlı kadın, kahramanımızı aşkın sınavından geçirecektir.

Fakat, genç adamı hiç bilmediği muazzam duygularla tanıştıran aşk bile, yazık ki onu, düştüğü dipsiz kuyudan çıkaramayacaktır.

  • Künye: Necip Mahfuz – Serap, çeviren: Işıl Alatlı, Hit Kitap, roman, 320 sayfa

Kolektif – Yas Kitabı (2010)

1938’de Dersim’de yaşananlar, özellikle 10 Kasım 2009’da TBMM’de Onur Öymen’in konuşması ekseninde yeni bir tartışmanın alevlenmesine sebep oldu.

Öymen konuşmasında, Dersim katliamını bir yöntem olarak öven ve öneren sözler sarf etmişti.

İşte Mehmet Çetin’in derlediği ‘Yas Kitabı’nda, Öymen’in konuşmasının vesile olduğu yazılar bir araya getirilmiş.

Burada, Akif Beki’den Alper Görmüş’e, Can Dündar’dan Baskın Oran’a, Cengiz Çandar’dan Cüneyt Arcayürek’e, Ertuğrul Özkök’ten Yıldırım Türker’e, Evrim Alataş’tan İsmail Beşikçi’ye birçok ismin katliamla ilgili yazıları bulunuyor.

Kitap, Dersim 38 konusundaki tartışmaları bir araya getirmesiyle önemli bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Yas Kitabı: Dersim 38’i Yazdılar, yayına hazırlayan: Mehmet Çetin, Sur Kitaplığı, siyaset, 278 sayfa

Hilmi Köksal Alişanoğlu – Netekim! 12 Eylül’de Geldiler (2010)

Hilmi Köksal Alişanoğlu, ilk baskısı 2005’te yapılan ‘Netekim! 12 Eylül’le Geldiler’de, darbe sonrası dönemde yaşadığı trajikomik olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Alişanoğlu, 1980’in mart ayında İstanbul Sarıyer’ de bir gecekonduda sol örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı.

Kendisi cezaevindeyken 12 Eylül darbesi gerçekleşti. İşkence gören Alişanoğlu, idamla yargılandı.

Yazar, bu süreçte yaşadıklarını mizahi bir dille elimizdeki kitabında kaleme getiriyor.

Darbenin gadrine uğrayanların anlatımları, genel olarak trajik bir üslup taşır. Alişanoğlu’nun tanıklığını farklı ve özgün kılan başlıca husus ise, “acıyı bal eylemesi”dir diyebiliriz.

  • Künye: Hilmi Köksal Alişanoğlu – Netekim! 12 Eylül’de Geldiler, Apollon Yayıncılık, anı, 312 sayfa

Dursun Yıldız – Su’dan Savaşlar (2010)

Dursun Yıldız ‘Su’dan Savaşlar’da, jeopolitik bir kaynak niteliği kazanmış suyun, uluslararası güç dengeleri üzerinde etkili oluşunu irdeliyor.

Bilindiği gibi, su kaynaklarının küresel ölçekte eşitsiz dağılımının ve artan su yetersizliğinin, dünya çapında gerginliklere ve hatta savaşlara neden olabileceği öngörülüyor.

Dünyadaki kullanılabilir su oranının ne olduğunu inceleyerek çalışmasına başlayan Yıldız, su sıkıntısının yaratacağı sorunlar ve ihtilaflar; dünyanın büyük nehir havzaları ve sınır aşan sular sorunu gibi konulara odaklanıyor.

Kitap, su kaynakları üstünde artacak olan küresel siyasî planları ve gündemdeki tehdit algılamalarını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Dursun Yıldız – Su’dan Savaşlar, Truva Yayınları, siyaset, 365 sayfa

Matt Perry – Marksizm ve Tarih (2010)

Matt Perry, hem Marksist tarih görüşüne hem de Marksist tarih yazımına bir giriş niteliğindeki ‘Marksizm ve Tarih’te, okuyucusuna, Marksist tarih yazımındaki ana tema ve konuları sunuyor.

Marksizmin son 150 yılda dünya tarihinin değişen tempo ve doğasıyla başkalaşma biçimini analiz eden yazar, tüm bu evrime rağmen, Marksizmin nasıl güçlü entelektüel devamlılık öğeleri barındırdığını ve tarihsel metotları ile analizlerinin ne şekilde kuşaklararası tutarlılıklar sergilediğini, ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Perry’nin, her seviyeden okura hitap eden elimizdeki çalışması, Marksist tarihin haritasını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Matt Perry – Marksizm ve Tarih, çeviren: Gül Tunçer, İletişim Yayınları, felsefe, 302 sayfa

M. Şefik Dinç – Kanlı Mavi Marmara (2010)

Gazeteci Şefik Dinç, İsrail’in müdahale ettiği Mavi Marmara gemisinde bulunuyordu.

Dinç, deneyimlerini paylaştığı bu kitap, Mavi Marmara’daki kanlı operasyonu bir muhabirin gözünden aktarmasıyla dikkat çekiyor.

Kitabına, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmaların tarihiyle başlayan Dinç, Filistin’e yardım götüren Mavi Marmara’ya nasıl bindiğinden, gemide bulunan farklı aidiyet ve kökenlerden insanlara; yolculuk esnasında yaşananlardan, askerlerin gemiye saldırısına ve cezaevine konmalarından bırakılışlarına uzanan süreci anlatıyor.

Dinç, İsrail’in gemiye saldıracağı belliyken yola devam etme ısrarının da, “bile bile lades” olduğunu savunuyor.

  • Künye: M. Şefik Dinç – Kanlı Mavi Marmara, Kalkedon Yayınları, siyaset, 134 sayfa

Beşir Ayvazoğlu – Divanyolu: Bir Caddenin Hikâyesi (2010)

Beşir Ayvazoğlu ‘Divanyolu’nda, bir zamanlar İstanbul’un en önemli caddelerinden biri olan Divanyolu’nu anlatıyor.

İlk adı ‘Mese’ olan bu cadde üzerinde, Fatih devrinde başlayan imar faaliyetlerinin II. Bayezid devrinde hız kazanışı; camiler, medreseler, saraylar, konaklar, hanlar, hamamlar ve türbeler gibi yapıların inşa edilişi; Hocapaşa yangını ve Divanyolu kahvehanelerindeki hayat, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Ayrıca, Topkapı Sarayı yapıldıktan sonra divan toplantılarına katılan vezirlerin, konaklarına gidip gelirken bu yolu kullanmaları nedeniyle ‘Mese’ adının bir süre sonra ‘Divanyolu’ olarak değişmesi, Ayvazoğlu’ndan öğrendiğimiz ilginç bir detay.

  • Künye: Beşir Ayvazoğlu – Divanyolu: Bir Caddenin Hikâyesi, Kapı Yayınları, şehir, 208 sayfa

György Lukacs – Tarihsel Roman (2010)

 

Edebiyat ve edebi tür kuramında özgün bir eser olan ‘Roman Kuramı’, György Lukacs’a erken yaşta edebiyat eleştirisi alanında önemli bir yer sağlamıştı.

Lukacs’ın olgunluk dönemi eserlerinden ‘Tarihsel Roman’ ise, tarihsel drama ve tarihsel romanın gelişimini teorik bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Tarihsel romanın ortaya çıkışının toplumsal ve tarihsel koşullarını irdeleyerek incelemesine başlayan Lukacs, klasik tarihsel romanın romantizmle mücadelesini; tarihsel roman ve tarihsel drama arasındaki farkları; tarihsel romanın burjuva gerçekliğinin buhranından nasıl etkilendiğini ve emperyalist dönemde, hümanist protesto edebiyatının tarihsel roman tarzını anlatıyor.

  • Künye: György Lukacs – Tarihsel Roman, çeviren: İsmail Doğan, Epos Yayınları, inceleme, 436 sayfa

Jeremy Scahill – Blackwater (2010)

Jeremy Scahill, Kuzey Carolina kırsalında üslenmiş paralı askeri şirket Blackwater’ın hikâyesini ve işleyişini anlatıyor.

Scahill, personelinin, çarpışma da dâhil olmak üzere savaşın her safhasında yer aldığı Blackwater’ın, modern savaş tarihinde ne anlama geldiğini araştırırken, aynı zamanda 11 Eylül faciasının hemen ardından Bush yönetimindeki savaş ekibinin hayatlarını kazandıkları asıl meslekleri de gözler önüne seriyor.

Blackwater’ın, Bush yönetiminin “terörle küresel savaşı”nda bir muhafız haline geldiğini gösteren yazar, ABD dâhil dokuz ülkede konuşlanmış 2 bin 300’ü aşkın askere sahip, para için ölen ve öldüren Blackwater’ın dehşet verici öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Jeremy Scahill – Blackwater, çeviren: Meral Delikara Üst, APRIL Yayıncılık, siyaset, 600 sayfa