Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan (2014)

Aydın Çakmak, hakkında en çok kelam edilen Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit’in Selanik ve Beylerbeyi günlerini araştırıyor.

Abdülhamit, 31 Mart Olayı’ndan sonra Selanik’e sürgün edilmiş, burada geçirdiği üç buçuk yılın ardından İstanbul’a nakledilerek Beylerbeyi’nde göz hapsinde bir hayat sürmüştü.

Kitapta, II. Meşrutiyet’in ilanından II. Abdülhamid’in Selanik’e sürgün edilmesine kadar geçen olaylar ile padişahın mal varlığına el konulması ve aleyhine açılan davalar anlatılıyor.

  • Künye: Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan, Ötüken Yayınları, tarih, 304 sayfa

Tarquin Hall – Ölümcül Tereyağlı Tavuk Vakası (2014)

Hindistan’ın mahir özel dedektifi Vish Puri, Türkçeye kazandırılan yeni macerasında, bu sefer bölgenin azılı çetelerinin peşine düşüyor.

Pakistan’ın en başarılı kriketçisi Kamran Khan’ın babası, bir ziyafet esnasında ölür.

Sebep, tereyağlı tavuğuna konan bir zehirdir.

Vish Puri bu cinayeti aydınlatmaya koyulurken, bölgenin azılı çetelerini işaret eden ipuçlarına ulaşır. Dedektifimizin işi bu kez oldukça zordur.

Zira cinayetin nedeni, yasadışı bahisçilik olarak görünmektedir.

  • Künye: Tarquin Hall – Ölümcül Tereyağlı Tavuk Vakası, çeviren: Zeliha Babayiğit, Büyülü Fener Yayınları, roman, 384 sayfa

Mehmet Fuad Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (2014)

Mehmet Fuad Köprülü, İslamiyet’ten sonraki Türk edebiyatında, halk dilini ve halk veznini kullanarak geniş kitlelere ulaşan büyük mutasavvıfların izini sürüyor.

Köprülü burada halk tasavvuf edebiyatı ve ilk mutasavvıf şairlerin hususiyetlerini inceliyor.

Yazar ayrıca, Hoca Ahmed Yesevi ile Yunus Emre başta olmak üzere,

  • Yusuf Hemedani,
  • Arslan Babazade Mansur,
  • Tac Hoca,
  • Ve Süleyman Bakırganî gibi alana önemli katkılar sunmuş isimlerin hayatları ve eserlerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Künye: Mehmet Fuad Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Alfa Yayınları, tarih, 556 sayfa

Adalet Ağaoğlu – Bir Düğün Gecesi (2014)

Adalet Ağaoğlu’nun, Türk aydınının iç dünyasını inceleyen bir anatomi dersi olarak da okunabilecek romanı, ilk yayımlandığı 1979 yılında, verilen bütün edebiyat ödüllerini kazanmıştı.

Bir gecede yaşananları anlatan ve o kült “İntihar etmeyeceksek içelim bari!” cümlesiyle açılan roman, Anadolu kulübündeki bir düğüne katılan Aysel’in iç dünyasına iniyor.

Roman, Aysel’in çevresindeki karakterler ekseninde Türkiye yakın tarihindeki iktidar olgusuyla görkemli bir tarzda yüzleşiyor.

  • Künye: Adalet Ağaoğlu – Bir Düğün Gecesi, Everest Yayınları, roman, 376 sayfa

Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu (2014)

Gücün beyin üzerindeki etkilerini araştıran Ian Robertson, liderlerin beyinlerinde testosteronu artıran gücün, antidepresan ve kaygı giderici özelliklere sahip olduğunu söylüyor.

Gücün denetlenmemesinin, kaçınılmaz olarak beynin işlevlerini çarpıtarak yargı bozukluğu ve risklere karşı kör olmaya yol açacağını savunan Robertson, gücün denetlenmesinde serbest seçimler, liderler için sınırlı görev süresi, özgür basın ve bağımsız yargının ne denli elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, psikoloji, 327 sayfa

İsolde – Ben Türk Kızı Nasılım (2014)

İsolde, bilhassa son yıllarda dillere pelesenk olmuş “Kezban” konusunu ele alıyor.

Kitap, kendince mizahi bir üslupla, “Kezban nedir?”, “Bir insandan Kezban yaratan o meşum süreç nasıl işler?” gibi soruların yanıtını arıyor ve şu konuları işliyor:

  • Düğünlere giderken yapılan aşırı makyaj,
  • Kadınların futbolsever taklidi yapmaları,
  • Plaza kadınının hususiyetleri,
  • Fondöten, fön, korseli çorap gibi kimi kadın bakımı aksesuarları…

Bizde “Kezban” konusu biraz netameli. Çünkü bu kavram genellenebilir, sosyolojik karşılığı olan bir kavram değil ve daha çok kadınları küçümseyenlerce kullanılır.

Biz yine de, kitabın yazarı İsolde’nin bu kavramı kadınları küçümsemek amacıyla değil, kimi kadınlık hallerine alaycı bir şekilde yaklaşmak niyetiyle kullandığına inanmak istiyoruz.

  • Künye: İsolde – Ben Türk Kızı Nasılım, İsolde, Alakarga Yayınları, anlatı, 278 sayfa

 

G. Willow Wilson – Elif (2014)

G. Willow Wilson, aşk, hackerlık, Arap Baharı ve devlet baskısıyla örülü bir hikâye sunuyor.

Bir Ortadoğu şehrinde yaşayan Elif, yetenekli bir hackerdır. Tahmin edileceği gibi kahramanımızın çalışmaları, baskı ve sansür araçlarını pervasızca kullanan devletin dikkatinden kaçmaz.

Kendini devletin güvenlik aygıtlarıyla sonu gelmez bir kovalamacanın içinde bulan, aynı zamanda üstesinden gelemediği bir aşk açmazıyla da kuşatılmış Elif’in tek çaresi, ölümüne bir kaçıştır.

  • Künye: G. Willow Wilson – Elif, çeviren: Gökhan Sarı, MonoKL Yayınları, roman, 364 sayfa

A. M. Homes – Bizi Bağışla (2014)

Usta yazar A. M. Homes, ödüllü romanı ‘Bizi Bağışla’da, bir burjuva ailesinde yaşanan çatışmadan yola çıkarak Amerikan rüyasıyla hesaplaşıyor.

Orta sınıf bir aileye mensup Harold Silver, kardeşiyle çekişmeli bir ilişki sürdürmektedir.

Fakat son zamanlarda çekişmeleri, fiili bir çatışmaya dönmüştür. Silver bu esnada yaşanan trajik olayların ardından, ailesinin orta sınıf değerleri ve Amerikan rüyasıyla vaat edilenlerle yüzleştiği gibi, ailesinin aslında ne denli kırılgan olduğuna da tanık olacaktır.

  • Künye: A. M. Homes – Bizi Bağışla, çeviren: Yasemin Karalı, Sel Yayıncılık, roman, 596 sayfa

Ahmet Güntan – Tam O Sırada (2014)

Ahmet Güntan’ın deneme, senaryo ve roman arasında gidip gelen bir tarzda kurduğu ‘Tam O Sırada’sı tamamıyla diyaloglardan oluşuyor.

Kitap, gece başlayıp ertesi sabah biten, içinde bir hırsızlık vakasının olduğu bir yatılı okul hikâyesi sunuyor

Hikâye Kız Cengiz, Kara Murat, Melek Orhan, Çamur Timur, Çoban Hasan, Arı Tarık, Beket Şevket, Beygir İsmail ve Kirpi İsmail gibi yatılı okulda arkadaş olan karakterlerinin sapkınlık, adalet, ceza, aşk ve suç gibi temalar etrafında dönen diyaloglarıyla ilerliyor.

  • Künye: Ahmet Güntan – Tam O Sırada, Edebi Şeyler Yayınları, edebiyat, roman, 106 sayfa

David Graeber – Tersine Devrimler (2014)

Düşünür ve aktivist David Graeber, günümüz siyasetinde öne çıkan bir dizi konu ve kavramı irdeliyor.

Graeber,

  • Küresel antikapitalist hareketin neden bekleneni vermediğini,
  • Neoliberalizmin neden bir ekonomik proje olmayıp tamı tamına bir politik proje olduğunu,
  • Doğrudan eylem ve doğrudan demokrasiye dayalı hareketlerin tarihsel etkinliğini,
  • Ve Ekim 2010’da Fransa’daki grev dalgası sırasında iklim protestocuları ile petrol işçilerinin şaşırtıcı yakınlaşmalarını tartışıyor.

Künye: David Graeber – Tersine Devrimler, çeviren: Aslı Esen, Everest Yayınları, siyaset, 133 sayfa