Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları (2014)

Bu kitabın yazarı Zübeyir Kındıra’nın Fethullah Gülen cemaatiyle tanışması çok eski bir tarihe, 1979 yılında genç bir polis adayı olarak adım attığı Polis Koleji ve Polis Akademisi’ne uzanıyor.

O zamanlar yoksul ailelerden gelen gençler, Kolej ve Akademi’deki “Abiler” tarafından Ankara’daki Işıkevlerine götürülür, Kındıra ise, Zülfü Livaneli dinlediği ve Cumhuriyet gazetesi okuduğu için hortumla dövülür.

1986 yılında okuldan atılan Kındıra, daha sonra gazeteciliğe yöneldi. Kendisi, o dönem yaşadıklarının ve gözlemlerinin ürünü olan ‘Fethullah’ın Copları’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yazar o kitabında, tehlikeli bir terör örgütlenmesi olduğunu söylediği Cemaat’in polis ordusunun devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını bütün açıklığıyla ortaya koymuştu.

Fakat ne yazık ki Kındıra’nın o kitabındaki uyarılara kulak veren olmadı. Bu da yetmedi, işsiz bıraktırıldı, arabası kundaklandı, yargılandı, ölümle tehdit edildi…

Şimdi dönüp baktığımızda, Kındıra’nın uyarılarının dinlenmesi halinde, darbe girişimi de dâhil, bugün yaşadığımız pek çok korkunç olayı yaşamıyor olabilirdik.

İşte Kındıra elimizde tuttuğumuz yeni kitabında da, şu an Cemaate karşı verilen savaşta nelerin eksik yapıldığı ve gerçekte neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

Kitabın ilk bölümü, örgütü ve lideri Fethullah Gülen’i anlatıyor, tarihçe ve yapıyı irdeliyor ve imamları tanıtıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Cop olarak tanımlanan cemaatin polislerini, Copların görevlerini ve katıldıkları kimi eylemleri anlatıyor.

Cemaatin en etkin olduğu polis örgütlenmesine dair çok önemli bilgiler barındırmasıyla büyük öneme haiz bir çalışma.

  • Künye: Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 244 sayfa

Mesut Özcan – Darbe Yıllarında Dersim (2017)

12 Eylül askeri darbesi mimarları, her ne kadar her fırsatta Atatürkçülüğe ve laikliğe vurgu yapmış olsalar da, bu dönemdeki zorunlu din dersleri ve açılan sayısız imam hatip lisesiyle, günümüzde de yaşadığımız büyük sorunlara neden oldu.

Dersim’le ilgili yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Mesut Özcan da bu kitabında, darbe yıllarında, özellikle 1983-1987 yılları arasında Dersim’den toplanıp Türkiye’nin çeşitli illerinde Kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocukları trajedisini belgeler ve tanıklıklarla anlatıyor.

12 Eylül askeri darbe yönetiminin Dersim’e atadığı, kendisi de emekli bir asker olan Vali Kenan Güven’in “irşat” toplantılarının kayıtlarını sunan kitap, Türkiye’de dini ideolojiye ve Sünni-İslamcı yapılara her zaman karşı durmuş bir kurum olarak bilinen ordunun, söz konusu Dersim olunca, İslami cemaatleri kullanarak Sünni-İslamcı propaganda ile Dersimlilerin kimliğini nasıl ortadan kaldırmaya çalıştığını gözler önüne seriyor.

Kitap, faşizan yönetimlerin dini nasıl bir silah gibi kullanabildiğini ve dini cemaatlerin de Dersim’in Alevi ve Kürt kimliği söz konusu olunca devlete nasıl rahatça entegre olabildiklerini göstermesi açısından muazzam bir kaynak.

  • Künye: Mesut Özcan – Darbe Yıllarında Dersim, Doğan Kitap, tarih, 176 sayfa

Emrah Safa Gürkan – Sultanın Casusları: 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları (2017)

On altıncı yüzyılda istihbarat her ne kadar henüz kurumsallaşma aşamasında olsa da, bu dönemi istihbaratın “Altın Çağı” olarak tanımlayanlar da var.

İşte Emrah Safa Gürkan da bu nitelikli çalışmasında, Osmanlı, Habsburg ve Venedik istihbarat faaliyetlerinin kapsamlı bir karşılaştırmasını yapıyor ve tüccar, korsan, asker ve denizcilerin ilginç hayat hikâyelerinin ve bunların istihbari faaliyetlerinin detaylarını sunuyor.

O dönem dünyanın iki büyük imparatorluğu olan Osmanlı ve Habsburglar arasındaki emperyal rekabetin, haber almanın ve diğer casusluk faaliyetlerinin önemini görülmemiş şekilde arttırdığını belirten Gürkan’ın kitabında öne çıkan konular şöyle:

  • Osmanlı casuslarının nasıl bir geçmişe sahip olduğu,
  • On ayrı Osmanlı casusunun birbirinden ilginç hikâyeleri,
  • Osmanlı istihbaratının sivil, askeri ve diplomatik mecraları, başka bir deyişle Osmanlı istihbaratının casuslar dışındaki belli başlı bilgi kaynakları,
  • Osmanlı ekâbirinin ve serhad idarecilerinin emrindeki istihbarat ağları ile merkezi hükümetin istihbarat içindeki rolü,
  • Osmanlıların kontrespiyonaj, yani rakip istihbarat örgütlerine karşı verdikleri mücadele faaliyetleri…

Künye: Emrah Safa Gürkan – Sultanın Casusları: 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları, Kronik Kitap, tarih, 336 sayfa

Necati Güngör – Bir Hikâye Yaz İçinde İnsan Olsun (2017)

Biz Necati Güngör’ü öyküleriyle de çocuklar için kaleme aldığı kitaplarıyla da çok sevdik.

Güngör’ün ‘Bir Hikâye Yaz İçinde İnsan Olsun’ adlı bu kitabında yer alan öyküler ise, insan ilişkilerini ve davranışlarını çocuk gözüyle anlatmalarıyla dikkat çekiyor.

Güngör, yalın ve sıcak üslubuyla, farklı sosyal gerçekliklerden gelen karakterlerinin iyilik, dayanışma ve yardımlaşmayla örülü hikâyelerini anlatıyor.

Değerlerin büyük bir erozyonla darmadağın olduğu bir dönemde yaşadığımız doğru.

Fakat bu durumda yapabileceğimiz en iyi şey de iyiliğe ve sevgiye daha sıkı sarılmak.

İşte Güngör’ün öyküleri de küçücük iyiliklerin nasıl büyük değişimler yaratabileceğini göstermeleriyle bu anlamda büyük ve değerli bir katkı sunmakta.

  • Künye: Necati Güngör – Bir Hikâye Yaz İçinde İnsan Olsun, Günışığı Kitaplığı, çocuk öykü, 104 sayfa

Bart Beaty – Sanat Karşısında Çizgi Roman (2017)

Çizgi roman üretiminin şimdi sanat dünyasıyla daha yakın doğrultuda olmasının anlamı nedir?

Yirminci yüzyılın önemli bir bölümünde çizgi roman ile “yüksek sanat” arasındaki sınırlar çizgi romanın aleyhineydi.

Çizgi romanlar ve bant karikatürler “ilham verici” olarak kabul edilseler dahi birer sanat ürünü olarak kabul edilmezlerdi.

Peki, ne oldu da, önceleri pek bilinmeyen çizgi roman sanatçıları adı sanı ve tarzı bilinen birer sanatçıya dönüştü?

İşte Bart Beaty de, ağırlıklı olarak Amerikan çizgi roman dünyası üzerinden, ucuz basılı malzemelere basılan çizgi romanların birer koleksiyonluk nesneye dönüşmesinin hikâyesini anlatıyor.

Yazar ilk olarak, çizgi romanın 20. yüzyılın büyük bölümünde sanat tarihinden dışlanmasının gerekçelerini aydınlatarak bu süreci izliyor.

Beaty, çizgi roman ile müze, müzayede evi ve sanat yayıncılığı arasındaki ilişkiyi incelemesiyle alan için bu önemli bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Bart Beaty – Sanat Karşısında Çizgi Roman, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 256 sayfa

Carl Sagan – Soluk Mavi Nokta: İnsanın Uzaydaki Geleceğine Bir Bakış (2017)

İnsanoğlu, başından beri gezgindi. Diğer bir deyişle türümüz var olduğundan beri geçen zamanın yüzde 99,9’unda bizler avcı ve toplayıcıydık.

Son 10 bin yıldır göçebe hayatını bıraktık. Ki bu süre, uzun tarihimizde bir an kadar kısa bir süredir.

Hâlâ yerimizde duramıyoruz ve yeryüzünden sonraki durağımız da şimdi uzay.

İşte Carl Sagan elimizdeki bu görkemli kitabında, uzayın gizemleri ve insanın uzaydaki geleceği üzerine düşünmekte.

Her okurun rahatça anlayabileceği, zor anlaşılır bilimsel jargondan uzak kaleme alınmış çalışma, şimdi pek çok insana rüya gibi görünen, insanın kozmostaki yolculuğunun tarihini, güneş sistemi ve galaksiler hakkında aydınlatıcı bilgiler eşliğinde irdeliyor.

Sagan, türümüzün bu uçsuz bucaksız evrendeki yolculuğunda başarılı olacağına, bir uzay uygarlığı kuracağına inanıyor ve bilimsel araştırmaların verilerinden yararlanarak biz okurlarını da buna ikna ediyor.

Hem aydınlatıcı, hem tutkulu hem de şiirsel bir kitap.

  • Künye: Carl Sagan – Soluk Mavi Nokta: İnsanın Uzaydaki Geleceğine Bir Bakış, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, bilim, 320 sayfa

Fikri Sönmez – Fatsa Deneyimi (2017)

Fikri Sönmez, namı diğer Terzi Fikri ve onunla özdeşleşen Fatsa deneyimi, 12 Eylül faşizmine karşı verilmiş en büyük, en akılda kalan direnişlerden biri olarak tarihte yerini almış durumda.

12 Eylül karanlığının bu sürece tepkisi fazlasıyla acımasız oldu, ama bu deneyim de adını ülkenin direniş tarihine altın harflerle yazdırdı.

İşte bu kitap, Fikri Sönmez’in mahkemedeki savunmasından ve miting konuşmalarından oluşuyor.

Kitap hem Fatsa deneyiminin ne olduğunu tam olarak ortaya koyması hem de Fikri Sönmez ve arkadaşları ile Fatsa halkının, daha iyi bir Türkiye için nasıl öncü ve cesur roller üstlendiklerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Fikri Sönmez – Fatsa Deneyimi, Redaksiyon Yayınları, siyaset, 136 sayfa

Kolektif – Zor Zamanlarda Emek: Türkiye’de Çalışma Yaşamının Güncel Sorunları (2017)

Türkiye’deki ücretli emek, dünya çapında emek aleyhine yaşanan dönüşümlerin yanı sıra, 12 Eylül darbesinden sonraki ikinci en büyük zorlu dönemini, AKP iktidarıyla birlikte yoğun olarak uygulamaya konan neoliberal politikalarla yaşıyor.

Bu değerli kitapta bir araya gelen makaleler de, 2000’li yıllardan itibaren dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler paralelinde çalışma yaşamında gözlemlenen değişimleri farklı yönleriyle kayıt altına alıyor.

  • Sınıfsal gelir bölüşümündeki adaletsizlikler,
  • Sınıfların değişimi ve dönüşümü,
  • İşçileşme sürecinin aldığı yeni biçimler,
  • Çalışan yoksulluğunun artmasının başlıca nedenleri,
  • Göçmen işçi sorunu,
  • Sendikal haklara yönelik baskılar,
  • Güvencesiz çalışmanın beraberinde getirdiği çıkmazlar,
  • Gün geçtikçe artan işçi cinayetleri ve daha fazlası…

Türkiye’de emeğin ve çalışma şartlarının nitelikli bir fotoğrafını görmek isteyen okurların bakması gereken bir çalışma.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Selamoğlu, Ahmet Haşim Köse, Aziz Çelik, Banu Uçkan Hekimler, Benan Eres, Can Şafak, Denizcan Kutlu, Gaye Burcu Yıldız, Korkut Boratav, Kuvvet Lordoğlu, Mesut Gülmez, Murat Özveri, Recep Kapar, Serdal Bahçe ve Seyhan Erdoğdu.

Künye: Kolektif – Zor Zamanlarda Emek: Türkiye’de Çalışma Yaşamının Güncel Sorunları, derleyen: Ahmet Makal ve Aziz Çelik, İmge Kitabevi, siyaset, 527 sayfa

Graham Hunter – Barça (2017)

Başta Ronaldinho ve Deco’nun futbol üzerindeki muazzam etkileri olmak üzere, bir zamanların en büyük futbol takımı olan FC Barcelona’nın, ya da popüler adıyla Barça’nın kazandığı üstünlüğün perde arkasındaki kişiler ve değerleri kapsamlı bir şekilde anlatan bir kitap.

Yazarın derin Barça sevgisi, bizi adeta kitabın her sayfasında karşılıyor diyebiliriz.

Pep, Messi, Xavi gibi, bu takımla özdeşleşmiş oyuncuları başarıyla analiz eden kitap, okurunu, Camp Nou’dan Barcelona’nın yönetim odasına uzanan keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Çok sayıda röportajla da zenginleşen çalışma, dünya çapında ün yapmış bir takımın başarısının neden tesadüf olmadığını gözler önüne sermekte.

Her futbol hayranının okurken zevk alacağı bir kitap.

  • Künye: Graham Hunter – Barça, çeviren: Barış Satılmış, Pegasus Yayınları, futbol, 424 sayfa

Özlem Kumrular – Haremde Taht Kuranlar: Nurbanu ve Safiye Sultan (2017)

Özlem Kumrular’ın uzun araştırmalarına dayanan, 16. yüzyılda Osmanlı’da etkili olmuş iki saray kadınının, Nurbanu ve Safiye Sultan’ın söylenti ve yalan yanlış bilgilerden arındırılmış hayat hikâyeleri.

Bilindiği gibi bu iki kadın hakkında dudak uçuklatan yanlış bilgiler mevcut.

Örneğin çoksatar bir romanda Nurbanu’nun soyağacı Safiye’nin soyağacıyla karıştırılmış ve bu yanlışlık romanın üç cildi boyunca sürmüştü.

Joseph von Hammer gibi büyük bir tarihçi dahi bu konuda yanlış bilgiler vermişti.

Her şey bir yana, İslam Ansiklopedisi’nde bile konuyla ilgili yanlışlıklar mevcut.

İşte Özlem Kumrular’ın çalışması, yalnızca yerli kaynaklardan değil, Venedik arşivlerinden de yararlanarak 16. yüzyılda perde arkasında kalan iki önemli kadının gerçek hayatlarını anlatmasıyla bu konuda yanlış bilinenleri açıklığa kavuşturmasıyla önemli.

  • Künye: Özlem Kumrular – Haremde Taht Kuranlar: Nurbanu ve Safiye Sultan, Doğan Kitap, tarih, 392 sayfa