Gemma Lavender – Evrenin Kısa Öyküsü (2024)

Cüce galaksilerden sarmal galaksilere, genç yıldızlardan meteorlara, kırmızı devlerden asteroit kuşaklarına 130 önemli bileşen…

Teoriler, yapıtaşları, geçmiş ve gelecek hikâyeleri…

  • Evren nasıl oluştu?
  • Büyük Patlama’dan hemen sonra neler yaşandı?
  • Güneşimizin akıbeti ne olacak?
  • Yıldızların enerji kaynağı nedir?

Harika görsellerle bezeli, anlaşılır ve yalın diliyle
 ‘Evrenin Kısa Öyküsü’,  evrenin büyüleyici tarihinin tadını
 çıkarmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Gemma Lavender – Evrenin Kısa Öyküsü, çeviren: Cemre Ömürsuyu Seyis, Hep Kitap, bilim, 224 sayfa, 2024

Dominic Pettman – Libido Zirvesi (2024)

Libidonuzun karbon ayak izi nedir?

Bu son derece özgün kitapta Dominic Pettman, insan arzusu ve ekolojik krizin karşılıklı etki ve sonuçlarını inceliyor.

Pettman’ın anlatısı basit ama şaşırtıcı bir gözleme dayanıyor: Dünya nüfusu arasında libidonun azalması, insan cinsel dürtüsünün kaybı, dünya çapında çevrenin tahribatını yakından takip ediyor.

Antroposen’in ortaya çıkışı erosun azalmasına, cinsel haz ile insan üremesi arasındaki bağın zayıflamasına ve dolayısıyla potansiyel olarak insan neslinin tükenmesine yol açıyor.

Birbirimizle anlamlı bir şekilde ilgilenme kapasitemizin yerini huzursuz, teknolojik olarak geliştirilmiş bir zombi dürtüsü alıyor.

Zamanımızın çevresel krizi aynı zamanda ve eş zamanlı olarak insan üremesinin ve kişiler arası yakınlığın da krizidir.

Freud’un ‘libidinal ekonomi’ dediği şey libidinal ekolojiye dönüşmüştür.

Georges Bataille’dan Donna Haraway’e kadar çok çeşitli düşünürlerin çalışmalarından yararlanan Pettman, bu gelişmeyi eko-cinsellik, poliamori ve diğer ‘libidonun yeşillenmesi’ vakalarına yönelik yeni kültürel ilgiyle ilişkilendirerek libidonun zirvesinin sonuçlarını araştırıyor.

Azalan arzuya dair incelikli bir teoriyi cinsel metaların kültürel analizleriyle birleştiren Pettman’ın yirmi birinci yüzyıl yaşamının arzu halleri anlaşılır ve özgün bir bakışla ele alıyor.

  • Künye: Dominic Pettman – Libido Zirvesi: Seks, Ekoloji ve Arzunun Çöküşü, çeviren: Oya Gürbahçe Teoman, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 160 sayfa, 2024

Cat Bohannon – Havva (2024)

  • Kadın bedeni insanın 200 milyon yıllık evrimine nasıl liderlik etti?
  • Kadınlar neden erkeklerden daha uzun yaşıyor?
  • Kadınların Alzheimer hastası olma ihtimali neden daha yüksek?
  • Cinsiyetçilik evrimi nasıl etkiliyor?
  • Kızlar neden ergenliğe kadar akademik testlerde bütün alanlarda erkeklerden daha iyi sonuçlar elde ederken ergenlikten sonra dengeler değişiyor?
  • Neden kadınlar menopozda her gece ter içinde uyanıyor?

Cat Bohannon, dünyada büyük yankı uyandıran kitabı
 ‘Havva’da, bunlar gibi pek çok merak edilen soruya ışık tutuyor.

‘Havva’ sadece insanlık tarihinin kapsamlı bir analizi değil, aynı zamanda uzun süredir erkek bedenine odaklanan bir dünya için acil ve gerekli bir düzeltme.

Kitaptan bir alıntı:

“Cinsiyetlendirilmiş bir tür olduğumuz için Homo sapiens olmanın ne demek olduğundan bahsederken hesaba katmamız gereken önemli şeyler var. Kadın vücudunu da resme dahil etmemiz gerekiyor. Etmediğimizde ödün verdiğimiz tek şey feminizm olmuyor. Yarımızın memeleri olduğu gerçeğini görmezden geldiğimizde modern tıp, nörobiyoloji, paleoantropoloji ve hatta evrimsel biyoloji de zarar görüyor.”

  • Künye: Cat Bohannon – Havva: Kadın Vücudu, İnsanın 200 Milyon Yıllık Evrimine Nasıl Liderlik Etti?, çeviren: Elif Günay, Hep Kitap, bilim, 488 sayfa, 2024

Eylem Ümit Atılgan – Haksız Tahrik (2024)

Haksız tahrik indirimi, Ceza Kanunu’nun ilgili maddesinde cinsiyete dair herhangi bir ifade bulunmasa da, asıl olarak kadın cinayetinin cezasının indirilmesi anlamına geliyor.

Bu indirim, cezasızlık sorununun bir parçası olduğu kadar, hukuk düzeni ile ataerkil düzen arasındaki “fikir birliği”ne de işaret ediyor.

Feminist hareketin “erkeklik indirimi” demesi, boşuna değil!

Erkeklerin hangi “haksız” fiiller karşısında tahrik olabilecekleri konusundaki fikir birliğini, verilen haksız tahrik indirimlerinde izleyebiliyoruz: “Cilveli cilveli” saat sormak, beyaz tayt giymek, erkekliğine laf etmek, doğum kontrol hapı kullanmak, eşinin ikram ettiği portakal suyunu içmemek…

‘Haksız Tahrik’te Eylem Ümit Atılgan, sayısız mahkeme tutanağı, karar metni ve gazete haberini inceleyerek, buradan çıkan bulguları derinlikli bir okumaya tâbi tutuyor.

Feminist bir hukuk akademisyeni olarak, “haksız tahrik” düzenlemesinin lafzını ve uygulanmasını hukuk sosyolojisinin ve felsefesinin ışığında yorumluyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Haksız tahrik indirimi, isyankâr itaatsizleri öldüren erkeklere ‘erkeklik indirimi’ uygulayarak kadına şiddeti yasal şiddet şeklinde meşrulaştırma aracıdır. Eril tahakkümün hukuk kültüründeki kalesidir.”

  • Künye: Eylem Ümit Atılgan – Haksız Tahrik: Bir Erkeklik Hakkı, İletişim Yayınları, hukuk, 347 sayfa, 2024

Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz? (2024)

Modern çağın çığır açan ahlak felsefesi filozoflarından Peter Singer, bu kez satın aldığımız ve tükettiğimiz yiyecekler konusunu ele alıyor ve son derece mühim sorular soruyor: Yediklerimiz nereden geliyor, nasıl üretiliyor ve insancıl bir şekilde yetiştiriliyor mu?

Birlikte yazdıkları ‘Hayvan Fabrikaları’nın ardından yeniden bir araya gelen Peter Singer ve Jim Mason, yiyecek tercihlerimizin insanlar, hayvanlar ve çevre üzerindeki etkilerini araştırmak için sarsıcı bir serüvene çıkıyor.

Singer ve Mason, bu serüvene beslenme şekilleri birbirinden tamamen farklı üç Amerikalı ailenin yeme alışkanlıklarını inceleyerek başlıyor ve tükettikleri yiyeceklerin kaynağına giderek, üretim ve pazarlama aşamalarında gündeme gelen ahlaki meseleleri irdeliyor.

Satın aldığımız ürünlerdeki “Organik” ve “Adil Ticaret” gibi etiketlerin geçerliliğini araştırırken, tesislerdeki işçilerin çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

‘Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?’, organik çiftçilik, adil ticaret, fabrika çiftçiliği ve ticari balıkçılık gibi meseleleri tüm ayrıntılarıyla ele alırken; sürdürülebilirliğin karmaşık dinamiği, genetiği değiştirilmiş organizmalar üzerine süregelen tartışmalar ve yerel alışveriş gibi konuların artılarını ve eksilerini değerlendiriyor.

Herkesin vejetaryen olmayacağının farkında olan Singer ve Mason, yine de beş basit ilkeyle bizlere sağlıklı ve daha insani seçimler yapabilmenin yollarını gösteriyor.

  • Künye: Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?: Gıda Tercihlerimiz Neden Önemli?, çeviren: Pelin Sertoğlu Hız, Ayrıntı Yayınları, beslenme, 416 sayfa, 2024

Sherry Simon – Çeviri Şehirleri (2024)

‘Çeviri Şehirleri’, okuyucuyu çokdilli şehirleri çeviri dinamikleri ışığında (yeniden) keşfetmeye davet ederken diller arasındaki yaratıcı etkileşimin kültürel çeşitlilik açısından gücünü ve önemini ortaya koyuyor.

Coğrafi, kültürel ve dilsel olarak bölünmüş Kolkata, Trieste, Barselona ve Montreal’in zengin bir arka plan oluşturduğu bu çalışma, güç ilişkileri ve bölünmüşlüklerle şekillenmiş çeviri ve edebiyat pratiklerini inceliyor, sınırları keskinleştiren bakış açısını ve bunun dayattığı geleneksel kavramları sorguluyor.

Bu çekici keşfe eşlik eden fotoğraflar ve haritalarla daha da aydınlatıcı bir yolculuğa dönüşen Simon’ın titiz çalışması, şehirlere bakış açınızı tümüyle değiştirecek nitelikte.

Şehirleri dillerin ve çevirinin kültürel, coğrafi ve tarihsel boyutlarla iç içe geçtiği mekânlar olarak sunan ‘Çeviri Şehirleri’, geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor.

Sadece çeviribilimciler, edebiyatçılar, göstergebilimciler ve kültürel çalışmalar meraklıları için değil, dillerin karmaşık etkileşimine ve sınırları muğlaklaştırma gücüne ilgi duyan bütün okuyucular için dikkat çekici bir kitap.

  • Künye: Sherry Simon – Çeviri Şehirleri: Dil ve Hafızanın Karşılaşmaları, çeviren: Şule Demirkol Ertürk, Everest Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2024

Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar (2024)

Çok az insan dünyayı Nobel Ödülü sahipleri gibi değiştirebildi.

Çığır açan buluşlarıyla tıp, kimya, fizik ve ekonomiyi devrime uğratmış Nobel Ödüllü yirmi dört isimle Lindau Nobel Ödüllü Bilim İnsanları Toplantıları’nda yapılmış söyleşiler ‘Nobelli Hayatlar’da bir araya getirildi.

Her biri benzersiz hikâyeler anlatıyor.

Evreka anlarından kariyerleri boyunca karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden nasıl geldiklerine, genç bilim insanlarına ilham verecek tavsiyelerden geleceğin bilimine ve keşiflerine kadar çok şey üzerinde konuşuyorlar.

Sizi alandan alana, düşünceden düşünceye sürükleyecek ‘Nobelli Hayatlar’da Nobel Ödüllülerin yaşamlarına her yönüyle tanık olacaksınız.

Hayatlarının bir döneminde gelen bir telefonla yirmi dört akademisyen Nobel Ödülü’nü almak üzere Stockholm’e davet edildi.

Şimdi onlar sizi Nobelliler dünyasına davet ediyor…

  • Künye: Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar: Nobel Ödüllü Yirmi Dört Bilim İnsanıyla Hayat Hikâyeleri, Geleceğin Bilim İnsanlarına Tavsiyeleri ve İleride Keşfedecekler Üzerine Söyleşiler, çeviren: Cumhur Öztürk, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024

Ben Wilson – Metropol (2024)

İki yüz bin yıllık insan varoluşunda hiçbir şey bizi şehir kadar derinden değiştirmedi.

İmparatorluklar yükseldi ve yıkıldı, yaşam muazzam bir devinimle değişirken şehirler arka planda insanlığın laboratuvarı gibi çalıştı.

Antik Roma’nın hareketli pazar yerlerinden modern Tokyo’nun neon ışıklı gökdelenlerine kadar şehirler, binlerce yıldır yenilik, sanatsal ifade ve sosyal çalkantıların hem merkezi hem de dönüştürücüsü olageldi.

Tarihçi ve yazar Ben Wilson, şehirlerin tarihinin aynı zamanda uygarlığımızın tarihi olduğunu göstermek için bizi 26 şöhretli şehirden geçen, yedi bin yıllık bir dünya turuna çıkarıyor.

Demokrasi ve felsefenin ilk adımlarını attığı Atina agorasını, İslam dünyasının kalbinde bir bilgi ve kültür köprüsü olan Ortaçağ Bağdat’ının dolambaçlı sokaklarını, sarsıcı sosyal değişimlerin merkezi Londra’nın Sanayi Devrimi sırasındaki direncini, bireyi kalabalığa kurban veren New York gökdelenlerinin ruh sağlığımıza etkisini ve ekonomik güç sembolü 21. yüzyıl Şanghay’ının ekoloji kavşağındaki dönüşümünü mercek altına alıyor.

‘Metropol’, yaşadığımız şehirlerin hem en büyük zaferlerimize nasıl ışık tuttuğunu hem de en derin kusurlarımızı nasıl ortaya çıkardığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ben Wilson – Metropol: En Büyük İnsan İcadının Tarihi, çeviren: Mahmut Tekçe, Verda Bingöl, Domingo Kitap, tarih, 490 sayfa, 2024

Danielle Quinodoz – Baş Dönmesi (2024)

 

Tıpkı yaşayan kişilerce tarifinde güçlük çekilen baş dönmesi ya da sersemlik hissi gibi belirtileri klinisyenin çeşitli sorularla tanıma, ayırt etme ve anlamlandırmaya çalışmasında olduğu gibi bu kitap da sözün ve sözcüklerin kısıtlı olduğu karmaşık ve sınırları belirsiz bir konuyu artık hacim ve doku içeren temsil edilebilir bir alana dönüştürüyor.

Kitabın en büyük meziyetlerinden biri, bizi son derece zengin bir klinik pratikten yola çıkarak baş dönmesinin ruhsallıktaki temel işlevi üzerine düşünmeye ve bu deneyimin, ruhsal hayata içkin haz ilkesinin en muhtelif alanlarındaki çeşitli dönüşümleri üzerine yazarla birlikte hayal kurmaya davet edişi.

Kitaptan bir alıntı:

“Bunlar baş dönmesi hissinin eşlik ettiği, paniğe kapıldığı ve kontrolünü kaybettiği ani düşüşlerdi; mesleki ve ailevi hayatına zarar veriyorlardı. Bu son dışavurumlar, bölünmelerin varlığını gözler önüne seriyordu. Fakat öylesine iyi bölünmüşlerdi ki onları nispeten az fark etmiştim. Gerçekten de Luc bunlardan havadan sudan söz edermişçesine, sanki ona ait değillermişçesine kopuk bir biçimde bahsediyordu. Sanki bana kendinden başka birini, bana kendisiymiş gibi tanıttığı “iyi uyum sağlamış” kişi ile pek alakası olmayan birini tasvir ediyordu. Oysa, Luc ilk psikanaliz seansında divana uzanır uzanmaz bölünme var gücüyle kendini belli etti ve kaygıdan kıvranan, titremelerle sarsılan vücudu divana yapışmış, sessizliğini sadece devamını getiremediği kelimelerle bozan bir analizan görünce irkildim. Luc’ün sezebildiğimden çok daha gerilemiş, bölünmüş parçası tüm odayı kaplamıştı. Korkmasına korkmuştum fakat kendimi hastanın bana sunduğu malzeme ile bir analitik maceranın içinde buluvermiştim. Söz konusu malzeme yalnızca ön görüşmelerin neredeyse tamamını dolduran nispeten iyi uyum sağlamış tarafı değil, Luc’ün bütünüydü. Luc’ün seansın ardından günlük hayatına nasıl devam edebileceğini soruyordum kendime. Ama seansın sonunda yeni bir şok yaşamıştım: Luc bir anda benliğinin ‘uyum sağlamış’ yönünü geri kazanmış ve kendinde var olan gerilemeci tarafı hiçe sayarmışçasına enerjik adımlarla yürüyüp gitmişti. Luc’ün anlam veremediği tarafının ciddi şekilde bölünmesi pahasına da olsa mesleki ve toplumsal rolünü oynaması gerektiğinin farkına varıyordum.”

  • Künye: Danielle Quinodoz – Baş Dönmesi: Kaygı ile Haz Arasında, çeviren: Gizem Şakar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 248 sayfa, 2024

Gayle S. Rubin – Cinsel Aykırılıklar (2024)

Sakıncalı içerik nedir, sapık insan kimdir?

Kim, kimden, niçin sakınmalıdır?

‘Cinsel Aykırılıklar’ yalnızca birkaç sözcükle özetlenebilse belki de şöyle olurdu: “Doğuştan veya kendi arzularıyla aykırı cinsellikler yaşayan insanların; toplumun ‘sapık’, tıbbın ‘hasta’, devletin ‘suçlu’ yaftalamasıyla ve akademik unutkanlıkla imtihanı.”

Gayle S. Rubin, aykırı olan, yoldan çıkan ve yaftalanan tüm cinselliklere ve cinsiyetlere rengârenk bir şemsiye tutuyor.

Zaten içimizde karışık olan yönelimleri ve kimlikleri bardaktan taşırırken akademisyenleri ve eylemcileri kapsayıcılığı kucaklamayı unutmamaya çağırıyor.

Rubin, kuir ve LGBTİ terimlerini kullandığı gibi, bu terimlerle çizilen çerçevenin de dışına taşan veya hep akışan, belki de o çerçevede hiç temsil edilmediği için daha da saklanan, topluluk içi tartışmaları alevlendiren tüm kimlik ve hazları kapsamak maksadıyla cinsel yelpaze, cinsiyet yelpazesi ve cinsel aykırılar gibi terimler öneriyor.

“Aykırılar” kuir, kink ve akışkan gibi görece yeni sözcüklerle açılmayı ve kenetlenmeyi sürdürürken, LGBTİ çerçevesi kapsayıcılık uğruna yeni harflerle, +’larla çoğalırken ‘Cinsel Aykırılıklar’, cinsellik ve cinsiyet yolculuğunun 1970’lerden 2000’lere güncesi ya da 2020’lerden 2030’lara kılavuzu gibi okunabilir.

Kitaptan bir alıntı:

“Kusursuz sınıflandırmalar ve geçilmez sınırlar için savaşmak yerine farklılıkları birer armağan, sapmaları birer değer addeden ve tüm temel ilkelere sağlam bir kuşkuculukla yaklaşan bir topluluk için didinelim.”

  • Künye: Gayle S. Rubin – Cinsel Aykırılıklar, çeviren: Gece Tezcan, İletişim Yayınları, inceleme, 527 sayfa, 2024