Özen B. Demir — Tiryakilik (2026)

Özen B. Demir bu kitabında, tiryakiliği yalnızca biyolojik ya da ahlaki bir mesele olarak değil, zihin, beden ve kültürün kesiştiği çok katmanlı bir deneyim olarak ele alıyor. Kitap, özellikle sigara üzerinden, maddenin bilinçle temas ettiği o belirsiz eşiği anlamaya çalışıyor; haz, alışkanlık ve yaratım arasındaki görünmez bağları iz sürer gibi takip ediyor.

Eserin merkezinde, bağımlılığın psikosomatik boyutlarıyla birlikte kültürel ve estetik yankıları yer alıyor. Demir, sigarayı sıradan bir tüketim nesnesi olarak değil, düşünceyi tetikleyen, yalnızlığı paylaşan ve kimi zaman yaratıcı sürecin eşlikçisi haline gelen bir figür olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, sigarayı ne yüceltmek ne de bütünüyle mahkûm etmek üzerine kurulu; aksine onun etrafında örülen deneyimleri anlamaya yönelik bir “poetik soruşturma” yürütüyor.

Kitap boyunca edebiyat, felsefe ve sinema dünyasından pek çok isimle dolaylı bir diyalog kuruluyor. Şairlerin, yazarların ve düşünürlerin sigarayla kurduğu ilişki, yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda düşünme ve üretme biçimlerinin bir parçası olarak ele alınıyor. Böylece metin, bireysel bağımlılık hikâyelerinden yola çıkarak, sanatın doğuşuna eşlik eden daha geniş bir duyarlılık alanını görünür kılıyor.

Demir’in de vurgulandığı gibi eser, bağımlılığı ölçüp biçen katı bilimsel yaklaşımlarla yetinmeyip, onu poetik bir düzlemde yeniden kuruyor. Bu yönüyle kitap hem bir inceleme hem de deneysel bir anlatı niteliği taşıyor. Sigaranın dumanı, burada yalnızca fiziksel bir olgu değil; düşüncenin dolaştığı, hatıraların ve imgelerin şekillendiği bir atmosfer olarak beliriyor.

Ancak metin, bu estetik ve düşünsel yaklaşımı sunarken bağımlılığın eleştirel boyutunu da dışarıda bırakmıyor. Sağlık, toplumsal normlar ve kapitalist üretim ilişkileri bağlamında sigaraya yöneltilen itirazlar, arka planda sürekli hissediliyor. Bu gerilim, kitabın temel dinamiklerinden birini oluşturuyor ve okuru tek yönlü bir yargıya varmaktan alıkoyuyor.

Sonuç olarak ‘Tiryakilik’, bağımlılığı ne sadece bir zaaf ne de romantize edilecek bir alışkanlık olarak görmeden, onu insan deneyiminin karmaşık bir parçası olarak anlamaya yöneliyor. Sanat, haz ve beden arasındaki ilişkileri dumanlı bir düşünce alanında yeniden kurarak, okuru hem estetik hem de düşünsel bir keşfe davet eden özgün bir çalışma ortaya koyuyor.

Özen B. Demir — Tiryakilik: Bir Psikopoetika (Edebiyat ve Mükeyyifât)
• Telemak Kitap
İnceleme • 304 sayfa • 2026

Özen B. Demir – Klinik ve Kritik (2023)

Klinik ortamın, tıp pratiğinin “zanaat” olma vasfından taşan unsurlar, Türkçede bugüne kadar az sayıda özgün metne konu oldu.

Halbuki modern klinik, beşerî ve toplumsal olduğu kadar, tarihsel ve siyasal bileşkeleriyle de uç veren, helezonlar çizen, dahası zihinsel-kültürel iklimi de boydan boya kat eden kompleks bir vektördür.

Özen B. Demir’in bu kitabı, söz konusu boyutları güncel olanakları ve tarihsel izdüşümleriyle birlikte ele alıyor, yokluyor.

Onları incelikli kuramsal araçlarla donatarak tıp evreninin merkezinde ve “etrafı”nda dolanıyor.

Bunu yaparken de ardında o artık basmakalıp hâle gelmiş (ancak inatla geçerli) hakikatin tok seslerini bırakıyor: Tıp, asla sadece tıptan ibaret değildir.

  • Künye: Özen B. Demir – Klinik ve Kritik: Tıp ve Etrafı, Akademim Yayıncılık, bilim, 252 sayfa, 2023

Özen B. Demir – Tıp ve Tarih (2023)

Son yirmi ile yirmi beş yılda, modern tıp ideolojisi eleştirel sosyal teori tarafından yerden yere vuruldu.

Şimdilerdeyse, bir yandan piyasanın “performans” tazyiki “iyi hekimlik” şiârını tehdit ediyor, hatta imkânsız kılıyor…

Bir yandan da ülkede hekimlerin ve sağlıkçıların popülist hınç siyasetinin hedefine konarak (sadece mânen değil, bilfiil) yere çalındığı günlerden geçiyoruz.

Oysa “Türk modernleşmesi” denen toplumsal tecrübede hekimler geniş roller oynadılar; siyasette, sanatta, “toplum önderliği”nde öne çıktılar.

Hekimler, tedavi ve ameliyat makamında, beste ve siyaset de yaptılar.

Bu tarihsel tecrübede tıbbî mecazlar da büyük yer üstlendi: Toplumsal meselelere tababet terimleriyle “neşter atıldı”, böylelikle “teşrih edilmiş” oldular.

  • Peki hekimler, hekimlik sıfatıyla kendi fâilliklerini nasıl kurdular; yani mesleklerine nasıl bir anlam yüklediler, hekimlik pratiğini nasıl gördüler, bu pratik içinde kendilerine nasıl bir rol biçtiler?
  • Siyaseti, toplum bilgisini, gayrinizamî harbi, fen bilimlerini, biyolojik mühendisliği birleştiren bir “aşırı tabiplik” sorunu (Özen B. Demir’in kitapta kullandığı, en olumlu anlamıyla provokatif tabir ile) varsa ortada, bunun “tedavisi” nasıl mümkündür?
  • Hekimlik, hayat ve ölüm üzerindeki yarı-tanrısal iddiasının berisinde; nasıl olanca alçakgönüllülüğü, olanca merakı ve olanca heyecanıyla, hayatla ve ölümle meşgul bir zanaata dönüşebilir?

Demir, hem teorinin, sadece tıp eleştirisi literatürünün değil “bütün” sosyal teorinin alet-edevatına el atarak, hem de hekim biyografilerine, deneyimlerine, hekimliğin toplumsal tarihine eğilerek, bu sorular etrafında geziyor.

  • Künye: Özen B. Demir – Tıp ve Tarih: Türkiye’de Hekim Öznelliği (Taşkın Bir Polemik), Nota Bene Yayınları, tıp, 589 sayfa, 2023

Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (2020)

Koronavirüs hayatımızı kökten dönüştürdü ve göründüğü kadarıyla dönüştürmeye de devam edecek.

Dünyayı alt üst eden Covid-19’u, işin merkezinde yer alan birisinden duymaya ne dersiniz?

Bir acil servis hekimi olan Özen Demir, bize bu konuda merak edilen her şeyi açıklıyor.

Demir, koronavirüs olgusunu kamu sağlığı, klinik pratik, istatistiksel yordamlar, biyoekonomi, toplumsal ekoloji, salgınlar tarihi, biyopolitik prosedürler, bulaşıcı hastalıklar antropolojisi gibi farklı açılardan tartışıyor.

Konuyu “risk” ve “belirsizlik” eksenine ele alan Özen, mevcut krize dair temel tartışmaları sunduğu gibi, salgının toplumsal bağlamları, siyasal yansımaları ve bedensel serüvenleri üzerine de bizi aydınlatıyor.

‘Pandemi’, yaşadığımız süreci daha iyi kavramak ve gelecekte bizi nelerin beklediği üzerine düşünmek isteyen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (Covid-19 Kronikleri), Nota Bene Yayınları, sağlık, 464 sayfa, 2020

Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe (2018)

Bir tıp doktoru ile bir felsefe doktoru arasındaki yazışmalarla ortaya çıkmış; beden ve tıp temalarını felsefe, psikanaliz, antropoloji, edebiyat, feminizm ve bilime uzanan disiplinler arası bir bakışla tartışan ufuk açıcı bir kitap.

Özen Demir ve Adem Yıldırım burada, sağlık ve hastalık, gövde ve beden, canlılık ve yaşam, insan ve hayvan gibi pek çok konu ve kavram üzerine düşünüyor ve bunu yaparken de, Platon’dan Aristoteles’e, Foucault’dan Husserl’e, Derrida’dan Nietzsche’ye, Spinoza’dan Blanchot’ya, Beckett’tan Marx’a ve Freud’tan R. D. Laing’e pek çok ismin fikirlerini kat ediyor.

Bunlara ek olarak, psikiyatri, antropoloji, psikoterapi, psikanaliz, anti-morfoloji, anti-psikiyatri, bilim, edebiyat, feminizm, queer, biyoetik, biyoteknoloji, biyopolitika, mikro-sosyoloji, tıbbî epistemoloji ve tıp tarihi ile ilgilenenlerin de severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe, Nota Bene Yayınları, felsefe, 261 sayfa, 2018