Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Tanrı’ya ve İnsana Dair (2018)

Kısa bir süre önce burada, sosyolog Zygmunt Bauman ile teolog Stanislaw Obirek’in iyi ile kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine diyaloglarını sunan ‘Dünyaya ve Kendimize Dair’ adlı kitaba yer vermiştik.

Yazarlar elimizdeki kitapta ise, her şeyden önce tüm insanlara aynı inancı, aynı değerleri ve bir yerde aynı düşünce biçimini dayatan anlayışlarla hesaplaşıyor ve farklı inançların, farklı düşüncelerin kendilerine hayat bulacakları bir dünyanın imkânlarını konuşuyorlar.

Yazarlar, manevi sıkıntılarını, bunları aşma umutlarını ve arınmaya dair fikirlerini farklı entelektüel ve kurumsal çerçevelerde kayda geçirse de, Bauman’ın da altını çizdiği gibi, farklı noktalardan yola çıkıp aynı yerde buluşuyorlar.

Dolayısıyla diyaloğu hem teorik hem de pratik alanda yapılmış bir egzersiz olarak düşünebiliriz.

Farklılıkların yaşayacağı bir dünyanın muhtemel yararlarıyla olduğu kadar, riskler ve tuzaklarla da dolu olabileceğini belirten yazarlar, farkındalığı ve öz-denetimi daha güçlü, daha iyi bir öz-kavrayışın yolumuzu aydınlatabileceğini düşünüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Tanrı’ya ve İnsana Dair, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2018

Angus Stewart Deaton – Büyük Firar (2018)

Sağlık ekonomisi ve eşitsizlik konularında kapsamlı araştırmalar yapmış olan Angus Stewart Deaton, “Tüketim Analizi, Yoksulluk ve İktisadi Refah” konularındaki çalışmaları vesilesiyle 2015 Nobel Ekonomi Ödülü’nü de aldı.

Hatırlanacağı gibi ‘Büyük Firar’, İkinci Dünya Savaşı’nda bir esir kampından kaçan adamları anlatan bir filmdi.

Deaton’ın ‘Büyük Firar’ı ise, insanlığın yoksunluktan ve erken ölümden kaçışına, insanların kendi yaşamlarını daha iyi hale getirerek diğerlerinin de izleyeceği bir yol açmasına dair bir hikâye.

Deaton burada, ilerleme ile eşitsizlik arasındaki dansı tarihsel ve güncel bir bakışla ele alırken, ilerlemenin nasıl eşitsizlikler yarattığını ve bu eşitsizlikler arasındaki derece farklarını kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

Bunu yaparken, tek başına zenginliğin veya eşitsizliğin hikâyesini anlatmaktan ziyade, bu hikâyelerle birlikte sağlığın hikâyesini, sağlık ve varlığın nasıl el ele gittiğini ele alması, çalışmayı özgün kılan başlıca husus.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Ekonomik büyüme ve eşitsizliğin kökenleri,
  • Dünyadaki ortalama ömür beklentisi ve gelir durumu arasındaki ilişki,
  • Küresel yoksulluk ve küresel işsizlik,
  • Küreselleşme çağında sağlık,
  • ABD’de ekonomik büyüme, gelir dağılımı ve eşitsizlik,
  • Kalkınma projelerinin gözlerden sakladıkları…

Künye: Angus Stewart Deaton – Büyük Firar: Sağlık, Varlık ve Eşitsizliğin Kökenleri, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2018

Christian Jungersen – Kayboluyorsun (2015)

Yıllardır mutlu bir evlilik sürdüren Mia-Frederik çifti, Frederik’in beyninde tespit edilen bir tümörle sarsılır.

İşin daha da korkutucu yanı, tümörün Frederik’in kişiliğini değiştirecek denli etkili oluşudur.

Mia’yı, kocasının tehlikeli ticari girişimleri ile sonu gelmez ihanetleriyle boğuşacağı ürkütücü günler beklemektedir.

Güvenlik ve refah toplumlarını kıyasıya eleştiren ‘Kayboluyorsun’, özellikle insanın psikolojik dehlizlerinde ürkütücü bir yolculuğa koyulmasıyla etkileyici bir roman.

  • Künye: Christian Jungersen – Kayboluyorsun, çeviren: Nur Beier, Ayrıntı Yayınları

Kolektif – Devrimciler Ölmez (2015)

Henüz 23 yaşındayken, Mahir Çayanlarla birlikte Kızıldere’de katledilen Sinan Kâzım Özüdoğru’yu anma kitabı.

Kitaba katkıda bulunan Özüdoğru’nun arkadaşları, devrimci yoldaşları ve onu tanıyanlar, şiir, edebiyat, tiyatroyla ilgilenen; gençleri eğiten, gecekondularda çalışan bu örnek devrimcinin yaşamından önemli kesitler sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Devrimciler Ölmez: Sinan Kâzım Özüdoğru Kitabı, derleyen: Füsun Özbilgen, Ayrıntı Yayınları

William McIlvanney – Laidlaw Soruşturması (2018)

2015 yılında aramızdan ayrılan İskoç yazar William McIlvanney, bir madencinin oğlu olarak doğdu ve işçi sınıfının kültürel ve politik mirası roman, öykü ve şiirlerinin esas kaynağı oldu.

McIlvanney’in 1977’de yayınlanan ‘Laidlaw’ adlı romanı büyük şaşkınlıkla karşılanmış ve yazarın daha sonra yayınlanacak polisiye romanları da, Geoffrey Faber, Costa ve Glasgow Herald gibi birçok ödüle değer görülecekti.

İşte, yazarın ‘Laidlaw’ serisinin devam romanlarından olan ‘Laidlaw Soruşturması’ da, genç bir kadının cinayetinin ardındaki gizemleri işliyor.

Glasgow Green’de, genç bir kadının cesedi bulunmuştur.

Genç kadın vahşice öldürülmüştür.

Bir süre sonra, olaya dedektif Jack Laidlaw el koyar.

Laidlaw katili bulmak için şehrin kanlı sokaklarında tehlikeli bir yolculuğa çıkacak ve bu esnada paralı adamlar, yeraltı dünyasının aktörleri ve acımasız adamlarla kıyasıya bir mücadeleye girişecektir.

Kitap, İskoç polisiye edebiyatından bir mücevher.

  • Künye: William McIlvanney – Laidlaw Soruşturması, çeviren: Fırat Yıldız, Ayrıntı Yayınları, roman, 288 sayfa, 2018

David Bryn Whitehouse ve Richard Hodges – Muhammed, Şarlman ve Avrupa’nın Kökenleri (2018)

Henri Pirenne’in ‘Mahomet et Charlemagne’ (Hazreti Muhammed ve Şarlman) adlı eseri, beşinci ve dokuzuncu yüzyıllar arasındaki klasik dönem Avrupa tarihini incelemişti.

Bu kitabın öne çıkan tezi, Cermen akınlarının Antik dünyanın Akdeniz’deki birliğini kırmadığı, Antik gelenekten kopuşun tek sebebinin İslam’ın beklenmedik bir hızla yayılışı olduğu şeklindeydi.

Literatüre “Pirenne Tezi” olarak geçen bu tez, şu ana kadar çokça tartışılmış olsa da, söz konusu kitabın yayımlandığı elli yıldan bu yana çürütülmüş değil.

Pirenne’in bir diğer özelliği ise, dönemin başat tarihyazımı anlayışından farklı olarak, on dokuzuncu yüzyılın öyküsel tarih geleneğinden ayrılıp ekonomi tarihine odaklanan ilk girişimlere imza atmasıdır.

Ki Pirenne’e tarih yazıcılığının ölümsüzleri arasında yer alma hakkını kazandıran da asıl olarak bu çalışmalarıdır.

İşte elimizdeki kitabın, ikisi de arkeolog olan yazarları, David Bryn Whitehouse ve Richard Hodges, “Pirenne Tezi”ni” Kuzey Avrupa, Akdeniz ve Batı Asya’da elde edilen arkeolojik bilgiler ışığında gözden geçiriyor.

Yazarlar bunu yaparken, hem Karolenj İmparatorluğu’nun kökenlerine dair bilinmeyenleri aydınlatmaya koyuluyor hem de arkeolojik verilerin neredeyse şaşırtıcı potansiyeline işaret ediyor.

  • Künye: David Bryn Whitehouse ve Richard Hodges – Muhammed, Şarlman ve Avrupa’nın Kökenleri, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2018

Warwick Ball – Tek Dünyaya Doğru (2015)

Doğu’dan gelip de Avrupa’ya ayak basan onca halkın arasında oradaki varlığı en kısa süren halklardan Persleri konu edinen önemli bir çalışma.

Kitap bilhassa, Avrupa’nın Antik İran’la temasını, Doğu’yla Batı arasındaki bugüne kadar devam eden karmaşık etkileşimin miladı olarak incelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Warwick Ball – Tek Dünyaya Doğru, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Ayrıntı Yayınları

Arthur Coleman Danto – Andy Warhol (2018)

Sanat eleştirmeni ve filozof Arthur Coleman Danto, bizde de, özellikle ‘Sanat Nedir?’, ‘Sıradan Olanın Başkalaşımı’ ve ‘Sanatın Sonundan Sonra’ gibi kitaplarıyla bilinen bir isim.

Danto, elimizdeki önemli çalışmasında ise, ressam, sinemacı, yapımcı ve yayıncı Andy Warhol’un nitelikli bir portresini sunuyor.

Danto, Warhol için, “Beni bir sanat felsefecisine dönüştürdü” diyor.

Bu kitap ise, Warhol’un neden sanatta özel bir yere sahip olduğunu, hayatı ile eserleri arasında nasıl bir bağ bulunduğunu, ünlü atölyesi Fabrika’daki hayatını ve çalışmalarını, uğradığı silahlı saldırının ruh sağlığına ve sanatına ne gibi etkilerde bulunduğunu ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Danto, bununla yetinmiyor.

Aynı zamanda, Warhol’un Amerikan kitle kültürüne ve Amerikan kapitalizmine getirdiği eleştirilerin başta Avrupa olmak üzere dünyanın farklı kesimlerindeki entelektüeller tarafından nasıl yorumlandığını da tartışıyor.

  • Künye: Arthur Coleman Danto – Andy Warhol, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, sanat, 144 sayfa, 2018

Kolektif – Faşizm ve Kapitalizm (2018)

Max Horkheimer’in çok önemli bir saptaması olmuştu: Kendisi, “Kapitalizmden söz etmek istemeyen, faşizm kelimesini de ağzına almamalıdır.” demişti.

Zira toplumun ekonomik üretimi ile sosyal yapı ve bu temel üzerinde yükselen kamusal iktidar biçimi arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Bu derleme ise, faşizm ve kapitalizm arasındaki hem açık hem de karmaşık ilişkiyi daha iyi kavramak için çok iyi bir fırsat.

Kitapta bir araya gelen Marksist yazarlar Angelo Tasca, Arthur Rosenberg, Otto Bauer ve August Thalheimer, özellikle faşizm, faşizmin tarihsel kökleri ve işlevleri hakkında çok önemli saptamalarda bulunuyorlar.

Kitapta,

  • Devletin neliği,
  • Devletin tipolojisi,
  • Faşizmin devlet tipolojisindeki yeri,
  • Faşist devlet iktidarı,
  • Faşizmin teorisi,
  • Bir kitle hareketi olarak faşizmin yükselişi ve düşüşü,
  • Faşizmin oluşum ve gelişiminin genel şartları ve bunun gibi önemli konuları tartışıyor.

Faşizmin demokratik alanı tarumar ettiği bir süreçten geçiyoruz ve bu kitap da, faşizmin karakteri ve faaliyetleri hakkında çok sağlam bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Faşizm ve Kapitalizm, çeviren: Rona Serozan, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2018

Tom Rockmore – Marksizmden Sonra Marx (2014)

Tom Rockmore, Marx’ı Marksizmden kurtarmak gerektiğini düşünüyor.

Marksizmin Marx’ı çarpıttığını ve temel felsefi görüşlerini anlaşılmaz kıldığını savunan yazar, özel türden bir filozof olduğunu söylediği Marx’ın felsefe dünyasını, ayrıca Marx’ın politik ekonomiye yaklaşımını ve bilhassa Kapital’in ana fikirlerini açıklıyor.

  • Künye: Tom Rockmore – Marksizmden Sonra Marx, çeviren: Habip Türker, Ayrıntı Yayınları