Marina MacKay – Roman Nedir? (2018)

Roman ortaya çıktığı zamanlardan bugüne, kitleleri en çok etkilemiş edebi türlerden biri olarak kendini kabul ettirdi.

Kimilerinin romanı modern zamanların temel edebi türü olarak tanımlaması bu nedenle yerindedir.

İşin ilginç tarafı ise, roman, çıktığı ilk zamanlarda birçok eleştirmen tarafından kadınların zaman öldürmek için okudukları hafif metinler olarak küçümsenmişti.

İşte bu kitap da, romanın gelişiminin tarihsel, kültürel ve toplumsal hikâyesini sunmasıyla oldukça zengin.

Edebiyat alanında önemli çalışmalara imza atmış Marina MacKay burada,

  • Romanın 18. yüzyıldaki doğuşunu,
  • Romanın bir tür olarak yükselişinin altındaki kültürel/toplumsal dinamikleri,
  • Farklı dönemlerde yazılmış romanlarda türün geçirdiği biçimsel dönüşümleri,
  • Romanda üslup ve teknik, karakter ve olay örgüsü, mekân ve siyaset gibi konuları irdeliyor.

Bunu yaparken ‘Don Quixote’, ‘Tristram Shandy’, ‘Kırmızı Harf’, ‘Madame Bovary’, ‘Deniz Feneri’ ve ‘Geceyarısı Çocukları’ gibi roman tarihinde iz bırakmış eserleri derinlemesine irdeleyen MacKay’in çalışması, iyi kotarılmış bir terimler sözlüğü ve sağlam bir okuma listesiyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Marina MacKay – Roman Nedir?, çeviri: Fazilet Akdoğan Özdemir, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, edebiyat inceleme, 333 sayfa, 2018

Engin Bermek – Türkiye’nin Bilim (Akademisi) Sınavı (2015)

2011’de yayınlanan bir kanunla özerkliği ortadan kaldırılan Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) sekiz yıl boyunca başkanlığını yürütmüş Engin Bermek’ten, Akademi’nin kuruluşundan kendi döneminde yürüttüğü çalışmalara uzanan bir hikâyesi.

Kitap, Türkiye’de iktidarların bilime ve bilimsel özerkliğe beslediği düşmanlığın ibretlik hikâyesi olarak okunmalı.

  • Künye: Engin Bermek – Türkiye’nin Bilim (Akademisi) Sınavı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Sosyal Bilimler “Ne İşe Yarar?” (2015)

Boğaziçili hocalar ile öğrencileri bir araya getirerek akademik dünyanın sorunlarını tartışan ufuk açıcı bir çalışma.

Sosyal bilimler disiplinlerinin kendilerine yönelik eleştirilerini barındırmasıyla dikkat çeken kitap; Yıldız Silier’den Zeynep Gambetti’ye, Meltem Ahıska’dan Vangelis Kechriotis’e birçok akademisyenin katılımıyla ortaya çıkmış.

Sosyal bilimlerin güncel sorunlarına vakıf olmak isteyenlere önerilir.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Bilimler “Ne İşe Yarar?”, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Gözde Aynur Mirza – Yeni Dinselleşme Eğilimleri ve Maneviyat Arayışları (2018)

Bizde din, temel felsefe ve değerlerinden ziyade, özellikle son yıllarda yazık ki siyasetin konusu haline gelen bir olgu olmaya, daha açık bir deyişle siyasal aktörler tarafından siyasi ve toplum mühendisliği anlamında işlev üstlenen bir araca dönüştürülmeye başlandı.

Peki, bu durum bizde gerek bireysel ve gerekse toplumsal alanda din olgusunu yaşanma biçimini nasıl dönüştürdü?

İşte Gözde Aynur Mirza’nın bu sağlam çalışması, tam da bu sorunun yanıtını aramasıyla, bu alanda yapılacak çalışmalar için öncü bir yapıt olmaya aday.

Geniş bir konu analizi ve kapsamlı bir bibliyografya barındıran ‘Yeni Dinselleşme Eğilimleri ve Maneviyat Arayışları’, aynı ailedeki gençler ile yaşlıların dine yaklaşımları arasındaki farklılıkların, dinselliklerini farklı şekillerde tanımlamalarının ve ibadetlerini farklı şekillerde gerçekleştirmelerinin altındaki faktörlerin izini sürüyor.

Çalışma, bilhassa genç kuşakların dine bakışlarını, onların yeni dinselleşme biçimlerini ve bunun yarattığı yeni anlam dünyası üzerinden düzene ve hakikate nasıl baktıklarını daha iyi kavramak isteyenlere kesinlikle önerilir.

  • Künye: Gözde Aynur Mirza – Yeni Dinselleşme Eğilimleri ve Maneviyat Arayışları, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 342 sayfa, 2018

David Le Breton – Yüz Üzerine Antropolojik Bir Deneme (2019)

Yüz, insanın karakterinin, duygularının ve beğenilerinin somutlaştığı alandır.

Bir insanı en özgün kılan özelliklerinin başında yüzü gelir.

Çirkin veya güzel, anlamlı ve saf, derin veya sığ, yüz her insanda farklı farklıdır ve bu nedenle zengin bir yorumlamaya ve okumaya olanak tanır.

Yüz yalnızca bundan ibaret değildir, aynı zamanda toplumsal ve kültürel özellikleri de izleyebileceğimiz bir alandır.

Burada daha önce yer verdiğimiz ‘Ten ve İz’in yazarı Fransız antropolog ve sosyolog David Le Breton, araştırmalarını beden ve riskli tavırlar antropolojisi üstüne yoğunlaştırmış, ayrıca sessizlik ve yürüyüş gibi daha kişisel temalarla da ilgilenmiş.

Yazarın bu kitabı ise, yüzün antropolojik bir yorumunu sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yüzü toplumsal bir simge olarak değerlendiren Le Breton, yüzle ilişkilendirilen anlamları, simgeleri ve imajları geniş bir kültürel çerçeve içinde ortaya koyuyor.

‘Yürümeye Övgü’ ve ‘Acının Antropolojisi’ de Le Breton’un Türkçede daha önce yayınlanmış kitapları.

  • Künye: David Le Breton – Yüz Üzerine Antropolojik Bir Deneme, çeviren: Orçun Türkay, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 347 sayfa, 2018

Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum (2018)

Erhan Berat Fındıklı bu önemli çalışmasında, Benito Mussolini İtalya’sı zamanında Türkiye’ye gelmiş mimarlar, arkeologlar ve seyyahların Türkiye’nin o zamanlardaki dönüşümüne ne gibi katkılar sunduğunu inceleyerek çok değerli bir incelemeye imza atıyor.

Faşizmin İtalya’da iktidarda olduğu 1922-1943 yılları, Türkiye’de Kemalist devrimlerle ve tek parti rejimiyle (1925-1946) ifadesini bulan, Erken Cumhuriyet dönemine tekabül ediyor.

Türkiye’de bu dönemde, en öne çıkan söylemlerden biri, mimarlık ve altyapı yatırımlarıyla bütün ülkenin yeniden inşasıdır.

Farklı coğrafyalarda endüstrilerine yeni pazarlar arayan İtalyanlar için de, Türkiye’nin yeniden inşasında rol almak oldukça önemliydi.

Dahası, İtalyan arkeolog ve seyyahların da büyük dönüşümler geçirmekte olan Türkiye’ye büyük bir ilgisi bulunmaktaydı.

Dönemin Türk-İtalyan ilişkileri açısından önemli bir kaynak olan çalışmasında Fındıklı, bu ilişkiyi mimariden sosyolojiye tarihten kolonyal çalışmalara uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor.

Bu dönemde Türkiye’ye gelmiş farklı meslek gruplarından İtalyanların benlik ve öteki kurgularını; kent, mekân, toplum, tarih ve mimarlık algılarını ve profesyonel, ideolojik, bireysel ve toplumsal duruşlarını daha iyi kavramak için çok iyi bir kaynak.

  • Künye: Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum: Mussolini Dönemi’nde Türkiye’de İtalyan Mimarlar, Arkeologlar ve Seyyahlar (1922-1943), Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 380 sayfa, 2018

Jean Baudrillard – Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm (2009)

Jean Baudrillard’ın, ilk baskısı 1976’da yapılan ‘Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm’ü, modern topluma radikal bir tepkinin ürünü.

Baudrillard bu kapsamlı eserinde, Batılı toplumlar ya da demokrasileri eleştiriyor; son iki yüzyılda bu toplumlarda gelişme, çağdaşlaşma ve uygarlık girişimlerinin muhasebesini yapıyor ve bu toplumların başarı, üstünlük, servet ve refah şeklinde sunduklarının tümünü tersine çevirerek, bunların aslında büyük bir başarısızlığı simgelemekten başka bir işe yaramadığını savunuyor.

Düşünür bu kavramları emek, moda, vücut, ölüm, şiir dili gibi farklı perspektiflerden yola çıkarak çözümlüyor.

  • Künye: Jean Baudrillard – Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm, çeviren: Oğuz Adanır, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, felsefe, 426 sayfa

Chandra Talpade Mohanty – Sınır Tanımayan Feminizm (2009)

Yaklaşık yirmi yıldır feminist mücadele içinde yer alan ve halen Syracuse Üniversitesi Kadın Araştırmaları bölümünde profesörlük yapan Chandra Talpade Mohanty ‘Sınır Tanımayan Feminizm’de, sınırları olmayan feminist yaklaşımı tüm dünyaya yayabilecek bir siyasetin imkânlarını araştırıyor.

Mohanty, üç bölümden oluşan kitabının ilk iki bölümünde, feminizmin nasıl sömürgeleştirilmekten kurtarılacağını ve kapitalizmin mistifikasyonundan nasıl arındırılacağını anlatıyor.

Yazar, kitabının ‘Feminizme Yeniden Yön Vermek’ başlıklı son bölümünde de, ulus ötesi bir feminist mücadele düzleminin nasıl derinleştirilebileceğini irdeliyor.

  • Künye: Chandra Talpade Mohanty – Sınır Tanımayan Feminizm, çeviren: Hatice Pınar Şenoğuz, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, feminizm, 393 sayfa

Stuart Firestein – Cehalet (2014)

Bilimin itici gücü olarak cehalet…

Cehaletimiz arşa yükseliyor. Fakat bu kitabın yazarı Stuart Firestein’a göre bunun tadını çıkarabiliriz. Zira yazara göre cehalet bizi, bilinmeyenin ardındaki gizemi keşfetmek için teşvik etmekte.

Cehalet kışkırtıcı bir kelime, zaten Firestein da bu kavramla bir şey hakkında olgudan, kavrayıştan, içgörüden ya da netlikten mahrum olmayı kastediyor.

Yazar, “Bilgide toplumsal bir boşluk” olarak tanımladığı bu durumun, insanları düzgün sorular sormaya ittiğini belirtiyor.

  • Künye: Stuart Firestein – Cehalet, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Nicholas Mee – Yer Çekimi: Kozmik Kodu Kırmak (2017)

Newton’ın yerçekimi kuramı, bilim tarihindeki en büyük keşiflerden.

Zira bu keşif, insanın dünyadaki yerini tam anlamıyla kesinleştirdi.

Matematik ve bilim konularında birçok çalışmaya imza atmış Nicholas Mee, her seviyeden okura hitap eden bu çalışmasında, söz konusu yerçekimi kuramı başta olmak üzere kozmos dediğimiz devasa dünyanın sınırlarına dâhil olan pek çok önemli bilimsel gelişme ve keşfin keyifle okunan bir hikâyesini sunuyor.

Kitapta, kara deliklerden Büyük Patlama’ya, astronominin kadim geleneklerinden günümüzde uzayın keşfi yolunda yapılmış önemli çalışmalara kadar pek çok konu yer alıyor.

Yazar bunu yaparken de, çalışmalarıyla bilime yön vermiş Kepler, Newton, Einstein ve Hawking gibi birçok bilim insanının kuramları hakkında okurunu aydınlatıyor.

Rahat okunabilir üslubuyla dikkat çeken kitap, devasa bilim mirası hakkında daha iyi aydınlanmak açısından birebir.

  • Künye: Nicholas Mee – Yer Çekimi: Kozmik Kodu Kırmak, çeviren: Zeynep Alpar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 387 sayfa