Alphonse Daudet – Tarasconlu Tartarın (2010)

Fransız edebiyatının en parlak yıldızlarından Alphonse Daudet ‘Tarasconlu Tartarin’de, mizah yönü ağır basan bir romanla okurun karşısına çıkıyor.

Küçük Tarascon kentinde yaşamakta olan Tartarin’in en büyük hayali, büyük serüvenler yaşamak ve aslan avına çıkmaktır.

Öte yandan, yaşadığı süre boyunca hiç evinden ayrılmamış Tartarin için Afrika’ya gitmek, bambaşka zorluklara da gebe olduğu için onu korkutmaktadır.

Fakat Tartarin günün birinde, her şeyi göze alıp yola koyulmaya karar verir.

Bu aşamada, başkaları tarafından kandırılmaya pek müsait olan Tartarin’in başına beklenmedik olaylar gelecektir.

Her şeye rağmen, çocukça saflığını elden bırakmamaya çalışan muzip Tartarin, amaçladığı yolda ilerlerken birbirinden ilginç maceralar yaşayacaktır.

Daudet’nin klasik eseri, olay örgüsüyle olduğu kadar, özgün karakteri Tartarin’le de dikkat çekiyor.

  • Künye: Alphonse Daudet – Tarasconlu Tartarın, çeviren: Tahsin Yücel, Can Yayınları, roman, 116 sayfa

James Hilton – Yitik Ufuklar (2010)

James Hilton, yayımlandığı dönemde ilgiyle karşılanan ‘Yitik Ufuklar’da, dört yabancı yolcunun Çin’den kaçırılarak Tibet’e götürülüşünü ve burada yaşadıkları dönüşümü hikâye ediyor.

İç savaşın başladığı Çin’de bulunan dört kişi, ülkeden kaçmaya çalışır.

Fakat bindikleri bir uçak, onları Tibet sınırları içinde hiç bilinmeyen bir bölgeye götürür. Burada bir Çinli tarafından bulunan yolcular, Şangri-La manastırına götürülür.

Gerçekte, hayatları boyunca aradıkları cenneti keşfedecek dört yolcu, bir yandan kaçırılışlarının ve manastırın ardındaki sır perdesini aralamaya çalışırken, öte yandan içinde bulundukları gizemli ve mistik havanın da etkisiyle, geçmişleriyle hesaplaşacaktır.

  • Künye: James Hilton – Yitik Ufuklar, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 206 sayfa

Malcolm Lowry – Yanardığın Altında (2010)

Malcolm Lowry’nin hayatından izler taşıdığı için yarı otobiyografik bir roman olarak tanımlanan ‘Yanardığın Altında’, Meksika’nın bir şehri olan Cuernavaca’da görevli, gözden düşmüş alkolik İngiliz konsolosun bir gün içinde yaşadıklarını hikâye ediyor.

On iki bölümden oluşan roman, konsolosun şehirde düzenlenen Ölüler Günü Festivali sırasında yaşadıklarına dayanıyor.

Olay örgüsünün yanı sıra, yazarın damıtılmış anlatım biçimi, Lowry’nin 1936-1944 yılları arasında yazdığı romanı özgün kılan başlıca hususlardandır diyebiliriz.

Skolastik dönemin ilmi simya yapıtlarından Melville’e, Kabala’dan Goethe’ye alıntı ve göndermelerle dolu roman, zevkli bir okuma vaat ediyor.

  • Künye: Malcolm Lowry – Yanardığın Altında, çeviren: Sinan Fişek, Can Yayınları, roman, 461 sayfa

Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens (2010)

‘On Dokuz Saniye’, Fransız edebiyatçı Pierre Charras’nın Türkçede yayımlanmış ilk romanıydı.

Yazar elimizdeki romanı ‘İyi Geceler Tatlı Prens’te ise, bir çocuğun babasının ölümünün ardından tuttuğu yası, yaşadığı pişmanlıkları anlatıyor.

Babasını beklenmedik bir anda kaybeden çocuk, onun yaşadığı zamanlarda ona duyduğu sevgiyi dile getiremediği için ve en önemlisi de kendisini ona tam anlamıyla anlatamadığı için pişmanlık çeker.

Çocuk, anımsadığı kadarıyla babasının hayatını yeniden yazarak, onu bir anlamda yeniden dirilterek bu acıyı bir nebze de olsa hafifletmeye çalışır.

“Bu hikâye geçen yüzyılda geçti ve hâlâ senden bahsediyorum.” diyen çocuk, babasına söyleyemediği sevgiyi ve bir türlü açıklayamadığı gerçek benliğini yazı aracılığıyla anlatmaya koyulur.

‘İyi Geceler Tatlı Prens’, hüzünlü bir sevgi ve hesaplaşma metni.

  • Künye: Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Can Yayınları, roman, 101 sayfa

Stefan Zweig – Macellan (2010)

Stefan Zweig kurmaca eserleri kadar, biyografi türünde kaleme aldığı kitaplarıyla da büyük beğeniyle okunan yazarlardan.

Zweig bu sefer de, Portekizli denizci Macellan’ın biyografisiyle okurlarının karşısına çıkıyor.

Çevresini dolaşarak dünyanın yuvarlak olduğunu kesin olarak ispatlayan Yeniçağ’ın en önemli kâşifi Macellan, Zweig’ın anlatımında kararlı, cesur ve mağrur bir kişilik olarak resmediliyor.

Zweig kendine has üslubuyla, o dönemlerde güvensiz gemilere, büyük tehlikelere, hava şartlarının her tür insafsızlığına ve tüm yoksunluklara rağmen, Macellan ve arkadaşlarının denizlerde yol alışını ve macera dolu keşiflere imza atışını anlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Macellan: Bir İnsan, Bir Yaşam, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Can Yayınları, biyografi, 265 sayfa

Cemil Kavukçu – Masal Kurma Oyunu (2016)

Usta yazarımız Cemil Kavukçu’dan, çocuklar için yazılmış keyifle okunacak bir roman.

Bora, teyzesinin Ayvalık’taki evinde doğayla ve denizle iç içe geçen yaz tatilini geçirmektedir.

Elektriklerin kesildiği bir akşam, eniştesi Bora’ya “Masal kurma oyunu” oynamayı önerir.

Yaşlı bir oduncunun hikâyesiyle başlayan oyun, rüya gibi başka hikâyelerle devam edecektir.

  • Künye: Cemil Kavukçu – Masal Kurma Oyunu, Can Yayınları, çocuk, 96 sayfa, 2016

Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı (2010)

Halide Edip Adıvar, ilk kez 1924 yılında yayımlanan ‘Kalp Ağrısı’nda, Zeyno ile Hasan arasında yaşanan yasak aşkı hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Zeyno’nun güncesi ve mektupları aracılığıyla aktarılan bu öyküde, Zeyno’nun nişanlısı Saffet ile Azize ve Azize’nin nişanlısı Hasan gibi karakterler yer alıyor.

Güçlü ve çekici bir kadın olan Zeyno, en yakın arkadaşı Azize’nin nişanlısı Hasan’la aşk yaşamaya başlar.

Kadın, tehlikelerle dolu bu ilişkinin önüne geçmek için, nişanlısıyla beraber İstanbul dışındaki bir çiftlik evine gider.

Fakat kısa bir süre sonra Azize ve Hasan da, onlara sürpriz yapmak için peşlerinden gider.

Bu durum Zeyno ve Hasan’ı, duygularıyla yüzleşmeye davet edecektir.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı, Can Yayınları, roman, 267 sayfa

Serhat Öztürk – Şiraz (2016)

Daha önce Halep, Selanik ve Tiflis üzerine yazdığı, edebi lezzetleriyle dikkat çeken kitaplarıyla bildiğimiz Serhat Öztürk’ten, bu sefer İran’ın kadim kentlerinden birine dair keyifle okunacak bir çalışma.

Persepolis’ten Cennet Bahçesi’ne, Hafız’ın kabrinden Banko Haft Khan’a uzanan, Şiraz’a dair merak edilen birçok konuyu daha iyi kavramak açısından bir başucu kitabı.

  • Künye: Serhat Öztürk – Şiraz, Can Yayınları

Terry Eagleton – Kültür (2019)

Kültür çok yönlü bir kavram, dolayısıyla bu konu üzerine bütünlüklü bir tez ortaya koymak zor.

Terry Eagleton da bu kitabında, sömürgecilikten günümüze uzanarak kültürün serüvenini kapsamlı bir bakışla izliyor ve bir değil, birkaç tez sunuyor.

“Kültür” teriminin çeşitli anlamlarını inceleyerek çalışmasına başlayan Eagleton, ardından kültür fikri ile uygarlık kavramı arasındaki birtakım temel farklılıkları mercek altına alıyor.

Sonra kültürü insan varoluşunun temeline oturtan postmodern kültürelcilik öğretisini inceleyen yazar, bunu yaparken de çeşitlilik, çoğulculuk, melezlik ve kapsayıcılık gibi kavramları eleştiriyor, ayrıca kültürel görecelik öğretisine karşı çıkıyor.

Kültürü bir bakıma toplumsal bilinçdışı olarak tanımlayan Eagleton, bu görüşü savunan iki önemli ismin çalışmalarını ele alıyor.

Bunlardan ilki siyaset felsefecisi Edmund Burke’ün kültür kavramıyla pek bağdaştırılmayan eserleri ve ikincisi de Alman filozof Johann Gottfried Herder’in kültürel meseleler üzerine yorumları.

Eagleton, çoğunlukla kültürsüzlük çağı olarak tanımlanan modern çağda kültür meselesine neden bu kadar önem verildiği sorusunu da tartışıyor.

Yazara göre bunun nedenlerinin başında, kültürün sanayi kapitalizminin estetik ya da ütopyacı bir eleştirisi olarak görülmesi;  devrimci milliyetçiliğin, çokkültürlülüğün ve kimlik politikalarının yükselişi; dinin yerini alacak bir alternatif arayışı ve kültür endüstrisi denen olgunun ortaya çıkışı geliyor.

Yazar ayrıca, kültürü insan varoluşunun özü olarak değerlendiren kültürelcilik öğretisini ve kültürel görecelik konusunu eleştirel bir açıdan irdeliyor.

Künye: Terry Eagleton – Kültür, çeviren: Berrak Göçer, Can Yayınları, kültür, 152 sayfa, 2019

Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan (2010)

‘Kolları Bağlı Doğan’, Osman Şahin’in toplu öykülerinin dördüncü cildi.

Buradaki on bir öykü, 12 Eylül döneminin zulüm ve işkencelerini anlatıyor.

Osman Şahin de bir eleştiri yazısı yüzünden Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanarak on sekiz aya mahkûm edilmişti.

Şahin’in hapishanedeyken yaşadıkları ile tutsaklara dair izlenimleri, bu kitaptaki öykülere temel oluşturuyor.

Kitaba adını veren öyküde yazar, on yıldan beri yurt dışında yaşayan ve askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye geldiğinde apar topar gözaltına alınan genç bir adamın yaşadıklarını anlatıyor.

“Bilinçli bir yurttaşım ben. Düşünmeye çalıştığımı, düşüncelerimi yazdığımı, söylediğimi biliyorlardı.

Şimdiyse bunun cezasını fitil fitil burnumdan getireceklerdi.” diyen genç, bedeninin insanlık dışı muamelelere maruz kalması karşısında, en azından cesaretini ve onurunu kaybetmemeye çalışır.

  • Künye: Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan, Can Yayınları, öykü, 167 sayfa