Mehtap Tanar — Dört Devir, Bir Kadın (2026)

‘Dört Devir, Bir Kadın: Halide Edib Adıvar’ın Entelektüel Portresi’, Halide Edib’i sadece bir yazar olarak değil, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kırılgan tarih içinde düşünce üreten, müdahil olan ve bedel ödeyen bir entelektüel olarak yeniden ele alıyor. Kitap, onun hayatını bir kahramanlık anlatısına dönüştürmeden; çelişkileri, fikir değişimleri ve iktidarla kurduğu karmaşık ilişkiler üzerinden okumayı tercih ediyor. Böylece Halide Edib’in hikâyesi, aynı zamanda modern Türkiye’nin fikir mücadelelerinin de hikâyesine dönüşüyor.

Eserin ilk bölümleri, II. Meşrutiyet yıllarındaki özgürlük heyecanını ve bu atmosfer içinde şekillenen genç Halide Edib’i merkeze alıyor. Kadın eğitimi, basın özgürlüğü ve toplumsal dönüşüm üzerine yürüyen tartışmalar içinde görünür hale gelen Halide Edib, kısa sürede yalnızca bir yazar değil, kamusal alanda söz alan etkili bir figür haline geliyor. 31 Mart Vakası, Adana olayları ve Balkan Savaşları gibi krizler, onun düşünce dünyasında derin kırılmalar yaratıyor. Başlangıçta daha kapsayıcı bir Osmanlıcılık fikrine yakın duran yaklaşımı zamanla milliyetçi bir tona evrilirken, savaş atmosferi kadınların kamusal görünürlüğünü ve fedakârlığını da siyasetin merkezine taşıyor.

Kitap, Milli Mücadele dönemini Halide Edib’in hayatındaki en yoğun siyasal momentlerden biri olarak değerlendiriyor. İstanbul mitinglerinde yaptığı konuşmalarla geniş kitleleri etkileyen Halide Edib, işgale karşı direnişin sembol isimlerinden biri haline geliyor. Anadolu’ya geçişiyle birlikte yalnızca bir hatip değil, doğrudan mücadeleye katılan bir figür olarak öne çıkıyor. Ancak eser, onun bu dönemdeki fikir dünyasını tek boyutlu bir kahramanlık çerçevesine hapsetmiyor; Amerikan mandası tartışmaları, Batı’ya dair sorgulamaları ve yeni devlet tahayyülü gibi meselelerde yaşadığı düşünsel gerilimleri de görünür kılıyor.

Cumhuriyet’in kuruluş yılları ise kitapta büyük bir ayrışma dönemi olarak ele alınıyor. Halide Edib, bağımsızlık mücadelesinin ardından şekillenen yeni siyasal düzende giderek merkezden uzaklaşıyor. Demokrasi, çoğulculuk ve özgürlük arayışı üzerinden geliştirdiği eleştiriler, onu erken Cumhuriyet muhalefetinin önemli isimlerinden biri haline getiriyor. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’yla kurduğu ilişki, devrimlere yönelik mesafeli yaklaşımı ve tek parti yönetimine dönük itirazları, onun iktidarla arasındaki kırılmayı derinleştiriyor. Kitap, Halide Edib’in Cumhuriyet’e bütünüyle karşı bir yerde durmadığını; fakat devletin otoriterleşme eğilimleri karşısında sürekli eleştirel bir pozisyon almaya çalıştığını vurguluyor.

Sürgün yılları ve sonraki dönemler ise Halide Edib’in düşünsel yalnızlığını ve uluslararası entelektüel kimliğini öne çıkarıyor. Avrupa’dan Amerika’ya, Hindistan’dan Türkiye’ye uzanan bu uzun dönemde savaş, sömürgecilik, modernleşme ve özgürlük meseleleri üzerine düşünmeyi sürdürüyor. Yurda dönüşünden sonra da demokrasi ve ifade özgürlüğü konularındaki hassasiyetini koruyan Halide Edib, farklı dönemlerde farklı siyasal aktörlerle aynı çizgide görünse bile eleştirel mesafesini bütünüyle kaybetmiyor. Kitap sonunda Halide Edib’in portresi, tek bir ideolojinin içine sığmayan; değişen dönemlere rağmen fikir üretmeyi sürdüren, modern Türkiye’nin sancılı dönüşümüne tanıklık etmiş güçlü ama tartışmalı bir entelektüel olarak beliriyor.

Mehtap Tanar — Dört Devir, Bir Kadın: Halide Edib Adıvar’ın Entelektüel Portresi
• Beyoğlu Kitabevi
Biyografi • 456 sayfa • 2026

Sema Noyan – Romanda Mistik Eğilimler (2016)

1923-1983 yılları arasında yayınlanmış romanlara mistisizmin nasıl yansıdığının kapsamlı bir incelemesi.

Mistisizmin tanımı ve tarihiyle ilgili bir bölümle açılan çalışmanın merkezinde ise, aralarında Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay, Ahmet Hamdi Tanpınar, Safiye Erol ve Peyami Safa gibi yazarların yer aldığı, toplamda on yazar bulunuyor.

  • Künye: Sema Noyan – Romanda Mistik Eğilimler, Hece Yayınları

Halide Edip Adıvar – Âkile Hanım Sokağı (2010)

Halide Edip Adıvar ‘Âkile Hanım Sokağı’nda, İstanbul’un bir sokağındaki hayatlar üzerinden, Türkiye’nin geleneksel ve çağdaş kesimleri arasındaki ilişkileri, canlı ve zengin bir üslupla tasvir ediyor.

Roman, evli olan Tarık ile Nermin’in, Ankara’daki sıradan hayatlarıyla başlar.

Tarık, bir yurt dışı görevi için Roma’ya gitmek zorunda kalınca, Nermin de onu, İstanbul’da bulunan eniştesinin konağında beklemeyi uygun bulur.

Nermin burada kısa bir süre sonra, Ankara’daki hayatından daha farklı dünyaların bulunduğunu fark edecektir.

Zira Âkile Hanım’ın konağıyla komşu olan bu evde kadın, tanık olduğu birbirinden farklı hikâyeler aracılığıyla, Türkiye’nin değişen yüzünü görecektir.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Âkile Hanım Sokağı, Can Yayınları, roman, 245 sayfa

Hülya Adak – Halide Edib ve Siyasal Şiddet (2016)

Halide Edip Adıvar’a “siyasal şiddet”, “Ermeni kırımı” ve “diktatörlük” gibi netameli konular üzerinden yaklaşan, ezber bozan bir çalışma.

Hülya Adak, hem Adıvar’ın bu konuları eserlerinde ele alışını tarihsel ve eleştirel bir perspektifle irdeliyor hem de bunları Hannah Arendt’in fikirleriyle feminist politika bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Hülya Adak – Halide Edib ve Siyasal Şiddet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2016

Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı (2010)

Halide Edip Adıvar, ilk kez 1924 yılında yayımlanan ‘Kalp Ağrısı’nda, Zeyno ile Hasan arasında yaşanan yasak aşkı hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Zeyno’nun güncesi ve mektupları aracılığıyla aktarılan bu öyküde, Zeyno’nun nişanlısı Saffet ile Azize ve Azize’nin nişanlısı Hasan gibi karakterler yer alıyor.

Güçlü ve çekici bir kadın olan Zeyno, en yakın arkadaşı Azize’nin nişanlısı Hasan’la aşk yaşamaya başlar.

Kadın, tehlikelerle dolu bu ilişkinin önüne geçmek için, nişanlısıyla beraber İstanbul dışındaki bir çiftlik evine gider.

Fakat kısa bir süre sonra Azize ve Hasan da, onlara sürpriz yapmak için peşlerinden gider.

Bu durum Zeyno ve Hasan’ı, duygularıyla yüzleşmeye davet edecektir.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı, Can Yayınları, roman, 267 sayfa

Kolektif – Kelimelerin Kıyısında (2019)

Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Azra Erhat, Mina Urgan, Tomris Uyar ve Pınar Kür, Türkiye’de kadın çevirmenler dendiğinde ilk akla gelecek isimlerdendir.

Kuşkusuz bu isimler, bu alanda en çok tanınan kişilerdir, fakat emeği hiç görünmeyen pek çok kadın çevirmenden de bahsedilebilir.

Bu derleme de, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşak kadın çevirmenleri hakkında muazzam bir tarih çalışması oluşuyla büyük önem arz ediyor.

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın rehberliğinde başlayan çalışma, pek çok kadın çevirmenin portresini sunuyor ve bunları, somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceliyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca, kültür hayatımıza büyük katkılarda bulunmuş kadın çevirmenlerin olağanüstü emeğini görünür kılan kitapta, yukarıdaki isimlerin yanı sıra ele alınan kadın çevirmenler şöyle:

Seniha Bedri Göknil, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren, Gülten Suveren, Belgin Dölay, Fatma Artunkal ve Zeynep Bekdik.

  • Künye: Kolektif – Kelimelerin Kıyısında: Türkiye’de Kadın Çevirmenler, İthaki Yayınları, derleyen: Şehnaz Tahir Gürçağlar, İthaki Yayınları, inceleme, 382 sayfa, 2019

Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960 (2019)

Cumhuriyetin erken dönemlerinde Türk muharririnin zihin dünyasını meşgul eden fikir ve çelişkiler nelerdi?

Tuncay Birkan, kapsamıyla dikkat çeken bu enfes kitabında, 1930-1960 arasında çıkmış gazete ve dergiler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarak bu soruya aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Çalışma, Refik Halit Karay’dan Peyami Safa’ya, Halide Edip Adıvar’dan Necip Fazıl Kısakürek’e, Nahid Sırrı Örik’ten Nurullah Ataç’a, Reşat Nuri Güntekin’den Halit Ziya Uşaklıgil’e ve Sabiha Sertel’den Suat Derviş’e, dönemin önde gelen isimlerinin devletle, ülkeyle, milliyetçilikle, henüz ayakları üzerinde durmaya başlamış Cumhuriyetle, Köy Enstitüleriyle ve dönemin çağdaş fikirleriyle kurdukları ilişkiyi derinlemesine analiz ediyor.

Birkan o dönemin Türkiye’si hakkında yazarken, tek bir hâkim fikir veya ideolojinin egemen olduğu bir dönemden ziyade, süreci sürekli değişen ve dönüşen hareketli bir resim olarak ele alıyor.

Çalışmayı, Türk yazarının mirası, yazar ve yazar ile iktidar arasındaki ilişki hakkında derin bir sorgulama okumak isteyen okurlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960, Metis Yayınları, inceleme, 526 sayfa, 2019

Kolektif – Sanatın Gölgedeki Kadınları (2018)

Bu önemli derleme, kendi alanında tarihin dışında bırakılmış, görülmemiş ya da görmezden gelinmiş kadınları, onların yaşamlarını ve eserlerini günışığına çıkarıp görünür kılıyor.

Kitap, 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortalarına kadar uzanan yüzyıllık dönemi, tam olarak söylersek 1850-1950 yılları arasında sanat ve edebiyatta varlık göstermiş kadınları konu ediniyor.

Burada kimler yok ki!

Kitabın “Biyografi” başlığı altında, kimisi eşinin ya da babasının gölgesinde kalmış, kimisi toplumsa cinsiyet kalıplarına odaklı meslek algısıyla köşesine sıkışmış, kimisi eserleri kendisinden daha çok tanınan pek çok kadın var:

Selma Rıza, Sabiha Sertel, Semiha Es, Mebrure Alevok, Mihri Müşfik, Müfide Kadri, Sabiha Bozcalı, Sabiha Bengütaş, Nermin Faruki, Zerrin Bölükbaşı, Güzin Duran ve Muazzez Aruoba, kitapta hayatları ve çalışmalarına yer verilen kadınlar.

Kitapta bunun yanı sıra, yine farklı yazarların, kadınların sanat ve edebiyat dünyasındaki ısrarla görmezden gelinen varlığını Suat Derviş, Afife Jale, Halide Edip Adıvar ve Emine Semiye gibi isimler üzerinden tartıştığı makaleler de zenginleşmiş.

Kadınların üretimlerine, yaratıcılıklarına, güçlükleri aşmada geliştirdikleri stratejilere daha yakından bakmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Sanatın Gölgedeki Kadınları, derleyen: Özlem Belkıs ve Duygu Kankaytsın, Ayrıntı Yayınları, sanat, 480 sayfa, 2018

Bülent Özdemir ve Cihat Göktepe – Fişlenen Cumhuriyet (2015)

İngiltere’nin, Cumhuriyetin kuruluşu ve sonrasındaki yıllarda, ülkenin önde gelen isimleri hakkında hazırladığı istihbarat raporları bulunuyor.

Bu raporlarda, kimin hangi ülke yanlısı olduğundan kimin namaz kıldığına pek çok detay yer alıyor.

Atatürk’ten Ali Fuat Cebesoy’a, Yunus Nadi’den Halide Edip Adıvar’a pek çok isim hakkında sıcağı sıcağına sunulan bu raporlar, aynı zamanda İngiltere’nin Türkiye’ye yönelik politikalarına dair önemli ipuçları da barındırıyor.

Bülent Özdemir ve Cihat Göktepe’nin kaleme aldıkları bu kapsamlı çalışma, söz konusu raporların izini sürüyor ve bu raporlar aracılığıyla hem dönemin bir panoramasını çiziyor hem de İngilizlerin dönemin Türkiye’sine yönelik politikalarını açıklığa kavuşturuyor.

  • Künye: Bülent Özdemir ve Cihat Göktepe – Fişlenen Cumhuriyet, Yitik Hazine Yayınları

Halide Edip Adıvar – Yeni Turan (2014)

Osmanlı’nın Balkanlardaki yenilgilerle hızla çöküşe doğru yol aldığı süreçte yazılan, Türkçü/Turancı bir ütopya.

Roman, her ne kadar otoriter bir gelecek tasavvuru sunsa da, Türkiye’nin Batı’yla ilişkileri, kadın sorunu ve ideolojik kamplaşmalar gibi, bugün de tartışılan kimi konu ve sorunlara dair öngörüleriyle okunmayı hak ediyor.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Yeni Turan, Can Yayınları