Bernhard Schlink – Eve Dönüş (2007)

  • EVE DÖNÜŞ, Bernhard Schlink, çeviren: Gülderen Pamir, Doğan Kitapçılık, roman, 328 sayfa

‘Aşk Kaçışları’, ‘Gordiyon Fiyongu’, ‘Okuyucu’ ve ‘Selb’in Ölümü’, Bernard Schlink’in Türkçe’de daha önce yayımlanmış eserleri. ‘Eve Dönüş’ isimli bu romanı ise, konusu ve kahramanlarıyla ilgi çeken bir eser. Romanın, Peter Debauer isimli anlatıcısı, çocukluğunda tanık olduğu bir olayın, hayatı boyunca etkisi altında kalacaktır. Çocukken kendisine resim yapılsın diye verilen kağıtları okuması yasak olan Debauer, günün birinde, kendini yazılardan birini okumaktan alamaz. Burada, Sibirya’dan eve dönen askerin, karısının yanında başka bir erkek bulduğu yazılıdır. Yazıdan öykünün sonunu öğrenemeyen Debauer, hikâyenin ne şekilde sonlandığını araştırmaya koyulacaktır.

James Shreve – Gen Savaşları (2007)

GEN SAVAŞLARI, James Shreve, çeviren: Özgür Atılım Turan, Doğan Kitapçılık, inceleme, 382 sayfa

James Shreve’in ‘Gen Savaşları’, “insanlığın geleceği kimlerin elinde?” sorusuyla başlayarak, son zamanlarda gen teknolojileri alanındaki gelişmelere dair kaygıları dillendirmeyi amaçlıyor. Kitap, gen araştırmaları konusunda bilim, ticaret ikileminin yarattığı hırs savaşlarını birebir vermesi yönüyle ilgi çekici. Bilim, siyaset ve büyük şirketler arasında bu konuda varolan büyük savaş, gen araştırmalarındaki ilerlemenin tehdit oluşturan yönü. Shreve’in bilim adamlarıyla beraber geçirdiği iki yıl sonunda hazırladığı çalışması, bilimdeki çıkar çatışmalarını ve genetik şifreyi çözüp bunun üzerinden rant elde etmeyi amaçlayanları deşifre etmeyi amaçlıyor.

Jale Sancak – Ansızın Gelen (2007)

  • ANSIZIN GELEN, Jale Sancak, Doğan Kitapçılık, öykü, 300 sayfa

‘Ansızın Gelen’in yazarı Jale Sancak, bilindiği gibi, Türkiye’nin önemli kadın öykücülerinden biri. ‘Bu Gece Pera’da isimli ilk öykü kitabının yayımlanmasının üzerindense neredeyse yirmi yıl geçiyor. Dokuz yıldan sonra yapılan ikinci baskısıyla okuyucunun karşısına çıkan ‘Ansızın Gelen’, altı bölüme ayrılmış çok sayıda öykü barındırıyor. Biraz da edebiyata şiirle başlamasından kaynaklı olarak, öykülerdeki anlatım şiirsel özellikler taşıyor. Öykülerdeki anlatımın akıcı olduğunu, sanırız söylemeye dahi gerek yok. Sancak öykülerinin asıl ilgi çekiciliği de, bu duygu yüklü şiirsel üsluptan ve metnin akıcılığından kaynaklanıyor. Uzun zamandır baskısı tükenen kitap, öykü severlere önerilir.

Nedim Şener – Kırmızı Cuma (2011)

  • KIRMIZI CUMA, Nedim Şener, Doğan Kitapçılık, siyaset, 512 sayfa

Hrant Dink’in katledilişinin üzerinden dört yıl geçti. İşte, alt başlığı ‘Dink’in Kalemini Kim Kırdı?’ olan ‘Kırmızı Cuma’, suikaste dair birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor. Dink cinayetini en iyi takip eden isimlerden gazeteci Nedim Şener’in, kitabın alt başlığına aldığı sorunun yanıtı aslında ortada. Zira burada ifadesine yer verilen sanık Engin Yılmaz, “Dink’in kalemini devlet kırdı” diyerek, bunun cevabını gayet net bir şekilde veriyor. Kitap, Dink’in öldürüleceğini bilip de hiçbir şey yapmayan Trabzon polisinin, İstanbul polisinin, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, MİT’in ve Jandarma’nın ihmalini gözler önüne seriyor.

J. Claude Carrière – Einstein, Lütfen (2007)

  • EINSTEIN, LÜTFEN, J. Claude Carrière, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitapçılık, roman, 119 sayfa

J. Claude Carrière’in ‘Einstein, Lütfen’i, Albert Einstein’ı hikâye eden bir otobiyografik roman. Romanda Einstein ölmemiş ve öngördüğü zaman yolculuğu bir hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmüştür. Roman, kahramanı Einstein’ın geçmişini, fizik alanındaki çalışmalarını kendi ağzından aktaran bir kurguyla oluşturulmuş. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de en çok özlemi duyulan şey zamanın sınırlarından kurtulmaktı. Einstein bu özlemini, fizik alanındaki çalışmalarıyla yapmaya çalıştı. Bu romanda da, edebiyatta daha önce birçok yazar tarafından denenmiş örneği bulunan, zaman gerçekliğinin -veya yanılsamasının- tersyüz edilmesi çabasıyla karşı karşıyayız.

Peter Galbraith – Irak’ın Sonu (2007)

  • IRAK’IN SONU, Peter Galbraith, çeviren: Mehmet Murat İnceayan, Doğan Kitapçılık, siyaset, 240 sayfa

‘Irak’ın Sonu’nun yazarı Peter Galbraith için, “Kürtlerin Arabistanlı Lawrence’ı” nitelemesi yapılmıştı. Galbraith, alt başlığı ‘Ulus Devletlerin Çöküşü mü?’ olan kitabında, Kuzey Irak’taki faaliyetlerini anlatıyor. Yazarın hem Amerikan hem de Irak karar süreçlerine bizzat katılımı hatırlandığında, kitabın önemi daha da artıyor. Dolayısıyla kitap, Galbraith’in sadece Kürtlerle olan maceralarını değil, ABD’nin Irak işgaline eleştirel açıdan bakmasıyla da değer kazanıyor. Galbraith’in 2003 yılında, hükümetinden ayrılmasıyla beraber, ABD politikalarını daha rahat eleştirmeye başladığını ve kitapta bu eleştirel bakışın egemen olduğunu da belirtelim.

Kolektif – Özgürlük (2010)

‘Özgürlük’ adlı bu eser, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kutlayan kısa öykülerden oluşuyor.

Birleşmiş Milletler’in, tüm insanların doğuştan onura ve eşit haklara sahip olduğunu belirten söz konusu bildirgeyi kabul etmesinin üstünden altmış yılı aşkın bir süre geçti.

Joyce Carol Oates, Ariel Dorfman, Ali Smith, Paulo Coelho, Juan Goytisolo, Nadine Gordimer ve Henning Mankel gibi yazarların burada yer alan öyküleri, beyannamenin ruhunda yer aldığı gibi, okurlarını empati kurmaya, kendilerini bir anlığına dahi olsa başkalarının yerine koymaya, hoşgörülerini geliştirmeye, sevgi duymaya; en çok da özgürlük üstüne düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Kolektif – Özgürlük, çeviren: Dost Körpe, Doğan Kitap, öykü, 473 sayfa

Orhan Karaveli – Görgü Tanığı (2010)

  • GÖRGÜ TANIĞI, Orhan Karaveli, Doğan Kitapçılık, anı, 188 sayfa

Duayen gazetecilerden Orhan Karaveli ‘Görgü Tanığı’ adlı elimizdeki kitabında, altmış yıllık meslek yaşamında tanıklık ettiği olayları anlatıyor. Yeni İstanbul, Milliyet, Vatan ve Cumhuriyet gazeteleri ile çeşitli dergilerde uzun yıllar yazan Karaveli, Türkiye basınına verdiği hizmetler nedeniyle 2004’te Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne değer görülmüştü. Karaveli kitabında, ilk yazısının yayımlandığı 1937 yılından günümüze uzanarak, Türkiye’de nelerin değiştiğini ve nelerin hep aynı kaldığını ortaya koyuyor. Kitabın bu yönüyle, Türkiye’nin yakın tarihini ve bugününü anlamak isteyenler için iyi bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz.

Taha Akyol – Bilim ve Yanılgı (2010)

  • BİLİM VE YANILGI, Taha Akyol, Doğan Kitapçılık, inceleme, 376 sayfa

Taha Akyol, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Bilim ve Yanılgı’da, bilimin izini tarihten günümüze uzanan bir perspektifle ele alıyor. Burada, Eski Yunan’da ve İslam’da kaydedilen bilimsel gelişmeler kadar, çağdaş bilimin geldiği nokta ve bilim adı altında dile getirilen zırvalar, hurafeler ve yanılgılar da mercek altına alınıyor. “İslam medeniyeti niye yükseldi, niye çöktü?” ve “Bilim devrimi niye Batı’da ortaya çıktı?” sorularının yanıtını arayan çalışma, önyargıların bilimi nasıl gerilettiğini; Türkiye’nin dünya bilim üretiminin neresinde durduğunu ve YÖK’ün bilimsel üretimdeki artı ve eksilerini inceliyor.

Amélie Nothomb – Kameraya Gülümse (2006)

  • KAMERAYA GÜLÜMSE,  Amélie Nothomb, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitapçılık, roman, 133 sayfa

Televizyonun, daha doğrusu “Reality Show”ların özel hayata tecavüz ettiği, özel hayatı seyirlik bir eğlenceye dönüştürdüğü çokça eleştirildi. Amélie Nothomb’un yeni eseri olan ‘Kameraya Gülümse’ de, bu eleştirinin edebiyat çerçevesinden dillendirildiği bir eser. Romanın, “Gün gelir, başkalarının acıları yetmez olur insanlara; işte o andan sonra sadece gösteridir bekledikleri.” cümlesi, bu eleştirinin girizgâhı olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, televizyon kanallarında gerçekleştirilen bu tür programların halkın üzerindeki etkisini olduğu kadar, halkın ya da izleyicinin reality show programlarının üzerindeki etkisini, “kara kutu”ya odaklanarak sorguluyor.