Aletha J. Solter – Çocuğunuza Kulak Verin (2012)

  • ÇOCUĞUNUZA KULAK VERİN, Aletha J. Solter, çeviren: Ayşegül Cebenoyan, Doğan Kitap, eğitim, 240 sayfa

 

Aletha J. Solter ‘Çocuğunuza Kulak Verin’de, “erken çocukluk dönemi” olarak adlandırılan 2-8 yaş arası çocukların eğitimi için öneriler sunuyor. Çocukların yaşadıkları sorunları, görünürdeki davranış ve dışsal olaylardan çok, onların iç gerçekliği ve duygularına odaklanarak çözmeyi amaç edinen Solter, çocukların gelişimi ve duygusal ihtiyaçları konusunda okurunu bilgilendiriyor. Kitap, çocukların gözyaşlarının, öfke nöbetlerinin, beslenme sorunlarının, korkularının ve çatışmalarının nasıl sona erdirilebileceğini anlatırken, anne-babalara, çocuklarıyla nitelikli zaman geçirmeleri konusunda pratik öneriler de barındırıyor.

Andrew Wheatcroft – Kapıdaki Düşman (2012)

  • KAPIDAKİ DÜŞMAN, Andrew Wheatcroft, çeviren: Neşenur Domaniç, Doğan Kitap, tarih, 364 sayfa

 

Erken modern ve modern dönem üzerine çalışmakta olan Andrew Wheatcroft ‘Kapıdaki Düşman’da, Habsburglar ile Osmanlıların Avrupa için verdikleri yüzyıllar süren mücadelenin bir hikâyesini sunuyor. Osmanlı ile Habsburg hanedanı arasındaki Avrupa rekabeti, Osmanlı’nın 1683 tarihli büyük Viyana kuşatmasıyla doruk noktasına ulaşmıştı. İşte Wheatcroft, iki imparatorluk arasında Doğu Avrupa topraklarında başlayıp Viyana’nın kuşatılmasıyla daha gerilimli bir hal alan bu süreci irdeliyor. Kitap ayrıca, Avrupa’daki Türk korkusunun tarihsel arka planını aydınlatması ve bu korkunun günümüzdeki izini sürmesiyle de dikkat çekiyor.

Günhan Kuşkanat – Beni Çocukluğumdan Öp (2012)

  • BENİ ÇOCUKLUĞUMDAN ÖP, Günhan Kuşkanat, Doğan Kitap, roman, 281 sayfa

 

Günhan Kuşkanat ‘Evvel Aşklar Masalı’nda, 16. yüzyıl İstanbul’unu cehenneme çeviren veba salgınını, yobaz kesimin bilimsel çalışmalara verdiği tepkiyi anlatmıştı. Yazar, elimizdeki ikinci romanında da, bir aşk, ihanet ve arayış öyküsü sunuyor. Eczacılık fakültesi öğrencisi İnci ile ailesini küçük yaşta kaybetmiş subay Nejat, birbirini sevmektedir. Fakat henüz evlenemeden Kore Savaşı başlar. Kore’ye gönderilen Nejat, burada esir düşecek ve daha sonra, bir fırsatını bulup kaçsa da, İnci’nin karşısına çıktığında yıllar geçmiş olacaktır. Şimdi hayatları farklı yollara girmiş ikilinin aşkı, büyük bir sınavdan geçmek zorundadır.

Herman Koch – Akşam Yemeği (2012)

  • AKŞAM YEMEĞİ, Herman Koch, çeviren: Burcu Duman, Doğan Kitap, roman, 270 sayfa

 

Herman Koch ‘Akşam Yemeği’nde, suç ve ceza kavramları üzerinden orta sınıfı alaya alıyor. Roman, evsiz bir kadının, Barselona’nın varlıklı bir muhitinde, bir bankamatik kulübesinde, ikisi 18,  biri 16 yaşında üç genç tarafından dövülüp yakılması olayı üzerine inşa edilmiş. Koch bu olaydan yola çıkarak, bilhassa ülkesi Hollanda’nın sosyal yaşamını eleştiriyor. Yazar bununla da yetinmeyerek, bu sınıfları temsil eden karakterlerle, çocuğu suça bulaşmış orta sınıftan yetişkinlerin düzenlerini korumak için verdikleri çabalarda suç, ceza, ahlak, adalet gibi kavramlarla ilişki kuruş biçimlerini ironik, sivri bir dille hikâye ediyor.

John Freely – At Üstünde Fırtına (2012)

John Freely ‘At Üstünde Fırtına’da, Anadolu Selçuklularının hikâyesini anlatıyor.

Freely, kitabının ilk kısmında, Selçukluların ve onların doğrudan halefi olan Türkmen beyliklerinin tarihini, bunların birbirleriyle ve Bizans İmparatorluğu’nda yaşayan Rumlar, Batı Avrupalı Haçlılar, Venedikliler, Orta Asya Moğolları, Mısır Memlukları, Doğu Anadolu ve çevresinde yaşayan Ermeniler, Kürtler, Türkmen aşiretleri ve Araplarla savaşlarını anlatıyor.

Türkiye’deki Selçuklu mirasına ilişkin bir gezi rehberi niteliğindeki kitabın ikinci kısmı da, gezgini İstanbul’dan Doğu Anadolu’ya götüren bir dizi güzergâh şeklinde tasarlanmış.

  • Künye: John Freely – At Üstünde Fırtına: Anadolu Selçukluları, çeviren: Neşenur Domaniç, Doğan Kitap, tarih, 244 sayfa

Lucia Puenzo – Balık Çocuk (2012)

  • BALIK ÇOCUK, Lucia Puenzo, çeviren: Seda Ersavcı, Doğan Kitap, roman, 149 sayfa

 

Lucia Puenzo’nun burjuva yaşamı hedef tahtasına koyduğu ilk romanı ‘Balık Çocuk’, bir adaletsizlik hikâyesi olarak da okunabilir. Roman, zengin bir ailenin genç kızı Lala ile on yedi yaşındaki Paraguaylı hizmetçileri Guayi’nin aşkını hikâye ediyor. Romanın anlatıcısı da, zeki bir köpek olan Serafim’dir. Serafim, iki genç kız arasında yaşanan aşkın ve âşıkların evdeki eşyaları satarak biriktirdikleri parayla Paraguay’a gidip, içinde bir balık çocuğun yaşadığı göl kıyısında bir ev yaptırma planlarından haberdardır. Fakat Serafim’in de tanık olacağı gibi iki âşık, büyük adaletsizliklerle trajik bir şekilde yüzleşecektir.

Eric-Emmanuel Schmitt – Şişmanlayamayan Sumocu (2012)

  • ŞİŞMANLAYAMAYAN SUMOCU, Eric-Emmanuel Schmitt, çeviren: Bahadırhan Bozkurt, Doğan Kitap, roman, 64 sayfa

Eric-Emmanuel Schmitt’in günümüzde dinleri ele aldığı beş romanlık dizisinin sonuncusu olan ‘Şişmanlayamayan Sumocu’, Zen Budizm aracılığıyla sevgiyi keşfeden Tokyolu Cun’un hikâyesini anlatıyor. Gençliğini Tokyo caddelerinde dolanıp ıvır zıvır satarak tüketmekte olan Cun’un yolu, günün birinde sumo güreşi hocalarından Şomintsu ile kesişecektir. Hoca’nın düşüncesine göre Cun, çok iyi bir Sumo güreşçisi olabilir. Fakat ortada bir sorun vardır: Cun, çokça uğraşsa dahi şişmanlayamamaktadır. Cun, şişmanlamak için canla başla çaladursun, bu süreçte tanıştığı Zen Budizm aracılığıyla ailesini, sevgiyi ve aşkı keşfeder.

Mehmet Ali Birand ve Reyhan Yıldız – Son Darbe: 28 Şubat (2012)

  • SON DARBE: 28 ŞUBAT, Mehmet Ali Birand ve Reyhan Yıldız, Doğan Kitap, siyaset, 374 sayfa

 

28 Şubat 1997’de yaşananlar, kimileri tarafından “balans ayarı” şeklinde, kimileri tarafından da “post-modern darbe” olarak tanımlanmıştı. Ülkenin geleceğini yeni baştan düzenleyen bu darbe, Türkiye demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yerini almış bulunmakta. Elimizdeki kitap ise, Mehmet ali Birand ve Reyhan Yıldız’ın 28 Şubat’la ilgili yaptıkları dikkat çekici belgeseli kayda geçiriyor. Belgeselde, darbe mağdurları, demokrasi taraftarları, tanıklarla yapılmış görüşmelere yer veriliyor. Kitabın ayrıca, sürenin kısıtlılığı nedeniyle belgesele alınmayan bazı bilgi ve röportajlara yer verdiğini de belirtelim.

Kim John Payne ve Lisa M. Ross – Daha Sade Bir Hayat (2012)

 

  • DAHA SADE BİR HAYAT, Kim John Payne ve Lisa M. Ross, çeviren: Arzu Birkan, Doğan Kitap, çocuk, 285 sayfa

‘Daha Sade Bir Hayat’, ebeveyn-çocuk ilişkisinde sadeleşmenin nasıl dingin anlar yarattığını ve nitelikli ilişkilerin tam da bu noktada kurulabildiğini ortaya koyuyor. Stres, koşuşturmaca, teknoloji bombardımanı ve alışveriş çılgınlığı, günümüz ilişkilerini çıkmaza sokan başlıca tehditler. Çocuklar, bu durumdan en çok etkilenenlerin başında geliyor. Çünkü şimdi, çocuklarla ilişki neredeyse kaybedilmiştir. İşte “Hiperaktivite, dikkat bozukluğu, travma sonrası stres belirtilerinden iyileşmenin yolu ilaçlardan değil sadeleşmeden geçiyor” diyen yazarlar da burada, doğal ilişkinin mucizevi etkisini gözler önüne seriyor.

Meri İstiroti – Otuz Yaşa Mektuplar (2012)

 

  • OTUZ YAŞA MEKTUPLAR, Meri İstiroti, Doğan Kitap, mektup, 373 sayfa

Meri İstiroti ‘Otuz Yaşa Mektuplar’ için, hayatlarını ve bulundukları mevkilere nasıl geldiklerini merak ettiği birçok kişiyle görüşmüş. Kitapta, ticaret, bilim ve kültür-sanat gibi farklı alanlarda ün yapmış isimlerin, otuz yaşlarına hitaben kaleme aldıkları mektuplar yer alıyor. Birçok insan geçmişini düşünürken, “bugünkü aklım olsaydı çok daha farklı davranırdım” demekten kendini alamaz. Burada yer alan mektupları en iyi özetleyen cümle de, herhalde bu olur. Kitaba katılan isimler, hayatlarının bir muhasebesini çıkardıkları gibi, kendi gençliklerine dair deneyimlerini, şimdinin gençleriyle paylaşıyorlar.