David Mitchell – Bulut Atlası (2011)

  • BULUT ATLASI, David Mitchell, çeviren: Bilge Gündüz, Doğan Kitap, roman, 639 sayfa

 

David Mitchell ‘Bulut Atlası’ ile, farklı karakterlerinin hikâyelerini geniş bir zaman dilimine yaydığı bir kurguyla karşımıza çıkıyor. Bir kıyamet anlatısı olarak düşünülebilecek roman, 1850’den başlayarak, bilimin ve uygarlığın çöktüğü bilinmeyen bir geleceğe uzanıyor. Roman, her biri farklı dönemlerde yaşamış noter Adam Ewing, besteci Robert Frobisher, gazeteci Luisa Rey, yayıncı Timoty Cavendish, garson kız Somni ve genç yerli Zachry’den oluşan karakterlerinin yaşadıklarını, farklı bir dil, üslup ve teknikle anlatırken, bu karakterleri ortak bir olayda buluşturuyor. Romanın, İngiltere’de iki prestijli ödül kazandığını da belirtelim.

Hakan Yaman – İsrafil’in Kanatları (2007)

  • İSRAFİL’İN KANATLARI, Hakan Yaman, Doğan Kitap, roman, 359 sayfa

 

‘İsrafil’in Kanatları’, Hakan Yaman’ın ilk romanı. Yaman’ın romanı, mekân olarak, 1950’lerin Kuzguncuk’unda geçiyor. Dinlerin, dillerin ve insanların bir arada yaşadığı bu dönemde, Raffi, David, Teodor ve Ömer, bütün sırların gizlenmiş olduğu kayıp bir kitabın izini sürer. Bu, Tanrı’nın kâinatı yaratmadan önce, insanların yolunu aydınlatsın diye göndermiş olduğu ve en eski dille yazılmış bir kitaptır. Kahramanlarımızın bu arayışta, uzun geceler boyunca, ucuz şarap eşliğinde yaptıkları felsefe sohbetleri, kurgunun asıl ilgi çeken yönü. Yaman’ın bu çerçeve içine yerleştirdiği, Sırp köle Miloş’un Osmanlı’ya vezir olduğu günler ise, romanın tarihsel özelliklerini zenginleştiriyor.

John Twelve Hawks – Tabula (2011)

  • TABULA, John Twelve Hawks, çeviren: Sıla Okur, Doğan Kitap, roman, 292 sayfa

 

John Twelve Hawks, kısa süre önce yayımlanan ‘Dördüncü Âlem’ üçlemesinin ilki romanı olan ‘Yolcu’yla hatırlanacaktır. Yazar bu romanında, gündelik hayatın altında sürüp giden ezeli bir mücadeleyi, çekişmenin taraflarını oluşturan Biraderler, Yolcular ve Soytarılar üzerinden anlatmıştı. Hawks, bu romanın devamı olan elimizdeki eserinde de, modern bir Habil ve Kabil hikâyesi kaleme getiriyor. Adı Tabula olan yapı, dünyayı büyük bir hapishaneye çevirmiştir. Buradaki Michael ve Gabriel Corrigan kardeşler de, birbirlerinin sonunu getirebilecek bir savaşa tutuşmuştur. İki kardeş arasındaki amansız mücadele, dünyanın kaderini de belirleyecektir.

Amélie Nothomb – Açlığın Biyografisi (2007)

  • AÇLIĞIN BİYOGRAFİSİ, Amélie Nothomb, çeviren: Nihal Önol, Doğan Kitapçılık, roman, 155 sayfa

 

‘Açlığın Biyografisi’, Türkiye’de de hatırı sayılır bir okuyucu kitlesine ulaşan genç ve yetenekli Fransız yazarı Amélie Nothomb’un son romanı. Nothomb’un bu kurgusu temelde, yaşamaya, hayata duyulan önü alınamaz iştahı hikâye ediyor. Romanın aynı zamanda anlatıcı olan kahramanı, hayatının ilk yirmi yılında, sadece yiyeceklere değil, içeceklere, aşka, kitaplara, yazı yazmaya ve keşfetme tutkusuna duyduğu açlıkla yaşam biçimini şekillendiren ve kişiliğini bulma yolunda ilerleyen bir genç kızdır. Nothomb’un romanı, bu genç kızın hayat karşısında doymak bilmeyen iştahını hikâye ederken, kahramanın birçok yaşanmışlık ve olayla çerçevelenen biyografisini de sunuyor.

Mithat Yılmaztürk – Sağlık ve Uzun Ömür El Kitabı (2011)

  • SAĞLIK VE UZUN ÖMÜR EL KİTABI, Mithat Yılmaztürk, Doğan Kitap, sağlık, 286 sayfa

 

Modern yaşamın, beraberinde aşırı toksik kirlenmeyi getirdiği biliniyor. Asıl tehlike de, bu sorunun yenilen besinler ve egzersizlerle aşılamayacak denli büyük olması. İşte İstanbul Anti-Aging Derneği’nin de kurucusu olan Prof. Dr. Mithat Yılmaztürk’ün elimizdeki kitabı, bu büyük tehlike konusunda sunduğu önlemlerle dikkat çekiyor. Yılmaztürk burada, sağlıklı ve uzun ömürlü olmanın koşullarını, bunun için alınabilecek önlemleri öğretmeyi amaçlıyor. Anti-aging, stresle başa çıkma, sağlıklı beslenme, hormonlar, detoks, cilt ve saç bakımı, egzersiz, dinlenme ve uyku, kalp sağlığının korunması, kitapta ele alınan konulardan birkaçı. Genetik ve yaşam biçiminin sağlığı ve ömür süresini belirleyen iki ana etmen olduğunu belirten yazar, vücuttaki zararlı olayların nasıl gerçekleştiği konusunda da okurunu bilgilendiriyor.

Kyung-sook Shin – Lütfen Anneme İyi Bak (2011)

  • LÜTFEN ANNEME İYİ BAK, Kyung-sook Shin, çeviren: Belgin Selen Haktanır Us, Doğan Kitap, roman, 231 sayfa

 

Kyung-sook Shin ‘Lütfen Anneme İyi Bak’da, Koreli bir aileye mensup bireylerin kaybolan annelerine dair pişmanlıkla çerçevelenmiş sevgilerini hikâye ediyor. Çocuklarını ziyaret etmek için Seul’le gelen Park So-nyo isimli kadın, tren istasyonunda kaybolur. Roman, dört anlatıcı üzerinden bu kayıp olayının aile bireyleri üzerindeki etkilerini izler. Anlatıcılar So-nyo’nun kızı, ilk oğlu, kocası ve nihayet So-nyo’nun kendisidir. İlk üç karakterin ifadelerinin merkezinde de, bir annenin ve bir eşin hiçbir karşılık beklemeyen duru sevgisine duyulan özlem ve zamanında bunun değerini bilememenin pişmanlığı yer alır. Anlatımlarda ayrıca, aile bireylerinin karanlıkta kalmış sırları da adım adım ortaya çıkar. Yoğun üslubuyla dikkat çeken roman, derin aile ilişkilerini, ifade edilememiş sevginin yarattığı yıkımı anlatıyor.

Nicholas Stern – Yaşanabilir Bir Gezegen Projesi (2011)

  • YAŞANABİLİR BİR GEZEGEN PROJESİ, Nicholas Stern, çeviren: Gizem Altın Nance, Doğan Kitap, ekoloji, 251 sayfa

 

Nicholas Stern ‘Yaşanabilir Bir Gezegen Projesi’nde, dünyanın yakın gelecekteki felaketi olduğu söylenen küresel iklim değişikliğinin etkilerine karşı, tüm kesimleri işbirliği yapmaya davet ediyor. “Bu kitabın ana mesajı umutsuzluk değil” diyen Stern, iklim değişikliğine karşı harekete geçilmemesi halinde insanlığın karşısına çıkacak tabloyu tüm karanlığıyla ortaya koyduktan sonra, varolan sorunun makul bir harcamayla azaltılabileceğini gözler önüne seriyor. Kitap, tehlikeyi kapsamlı bir şekilde saptaması ve bunun aşılması konusunda somut, pratik ve uygulanabilir yöntemler ortaya koymasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Nuriye Akman – Kim (2011)

  • KİM, Nuriye Akman, Doğan Kitap, roman, 262 sayfa

 

Nuriye Akman ‘Kim’de, olgunluk dönemlerini yaşayan bir yazarın dönüşümü ekseninde, “insan”, “ego” ve “ben” kavramlarını masaya yatırıyor. Başarılı bir yazar olan Aydın Aytaç, otuzuncu kitabının adını ‘Ben’ olarak koyar. Kendini okurlarına açtığı bu kitabında Aytaç, kitaplarını nasıl yazdığını, konularını nereden aldığını anlatır. Yazar, kitabının son düzeltilerini yapmak için sakin bir sahil kasabasına gider ve burada, kendine, insana ve hayata dair algılarla hesaplaşır. Kahramanımız, hayatında önemli yer tutacak kafe sahibi Hikmet Bey ve ahtapot avcısı Emre Usta aracılığıyla aşkı, kaderi, hayatı, insanı ve benliği sorgulayacaktır.

Melania G. Mazzucco – Hayat (2007)

  • HAYAT, Melania G. Mazzucco, çeviren: Alev Sümer, Doğan Kitapçılık, roman, 342 sayfa

Melania G. Mazzucco’nun ‘Hayat’ı, İtalya’dan New York’a yapılan bir göçü hikâye ediyor. İtalya’nın buhranlı 1903 yıllarında, on iki yaşındaki Diamante ile 9 yaşındaki Vita, Güney İtalya’nın bir limanından iki binden fazla bir göçmenle Amerika’ya göç edecektir. Diamante ve Vita’nın New York deneyimi, bu şehrin görkemine ve büyük karmaşasına tanık olacak; New York’un suç oranı yüksek bir bölgesinde, Prince Street’te hayatta kalma, yeni bir yaşam kurma ve Amerikalı olma mücadelesi verecektir. Mazzucco’nun romanı, 2003 yılında Strega Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı.

Bülent Çaplı – Dumlupınar (2007)

  • DUMLUPINAR, Bülent Çaplı, Doğan Kitapçılık, tarih, 144 sayfa

Bülent Çaplı’nın ‘Dumlupınar’ı, 1953 yılında, İsveç gemisi Naboland’ın çarpmasıyla Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar gemisini anlatıyor. İçinde seksen kişinin bulunduğu gemiden, sadece beş kişi kurtulabilmişti. Çaplı kitabı için, Genelkurmay arşivlerinden, kazadan kurtulanların tanıklıklarından, kurtarma çalışmalarında bulunanların anlatımlarından yararlanmış. Ayrıca Naboland’ın gemicilerinden Bengt Örsell ve kaza hakkında araştırmalar yapmış olan astsubay Gert-Owe Erikkson’la da söyleşi yapmış. Konunun kapsamlı araştırmasının kitabın niteliğine de yansıdığı görülüyor. Kitapta yer verilen belge ve fotoğrafların, konunun anlatımını bütünlediğini ve zenginleştirdiğini de belirtelim.