Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi (2021)

Beynimiz, bize altın tepside sunulmadı.

Hoimar von Ditfurth, yaklaşık bir milyon yıl önce kendi varlığının bilincine varmış beynimizin olağanüstü evrimini anlatıyor.

Beynimizin hazır bir şekilde gökten düşmediğini söyleyen Ditfurth, beynimizin kendi varlığının bilincine varmaya başladığında en azından bir milyar yaşında olduğunu belirtiyor.

Ditfurth, devamında şöyle diyor:

“Öznenin yaşantısında ilk kez dünyanın bir tür izdüşümü, bir tür kopyası ya da imgesi ortaya çıktığında, bu imgenin neye benzeyeceği konusundaki kararlar evrimce çoktan alınmıştı… Her halükârda bunlar biyolojik kararlardı.”

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi: Bilincimizin Evrimi, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Biz, Bu Evrenin Çocukları (2021)

‘Biz, Bu Evrenin Çocukları’, sonsuz evren hakkında pek çok bilgi barındıran, konu hakkında arşivlik bir yapıt.

Hoimar von Ditfurth, yepyeni bir astronomi ve kozmos tablosu çiziyor.

Ditfurth, dizinin bu son kitabında 20. yüzyılın sonundaki evrene ilişkin standart bilgi ve verilerle, her türlü metafizikten uzak, kendi içinde bütünlüklü, kapalı, algılarımızın ve düşünme alışkanlıklarımızın sınırlarını genişleten bir yapıt oluşturmuş.

Ditfurth, hâlihazırda benimsenmiş olan bir evren tablosunun, sonsuz büyüklükteki evrenin milyarlarca galaksisinden birinin (Samanyolu) kenarına rastlayan bir Güneş sisteminin hayata elverişli üçüncü sıradaki gezegeni unutulmuş ve terk edilmiş, yapayalnız dolanıp durduğu anlayışına dayalı tablonun yanıltıcılığını gözler önüne seriyor.

Ditfurth, bir “uzay gemisine” benzettiği Dünya’nın ve gezegenleriyle birlikte Güneş sisteminin, hayata düşman, yaşamaya izin vermeyen, soğuk ve ürpertici bir kozmosun karanlığında sahipsiz olmadığını vurguluyor.

Bu çalışma, evrende en uzak ile en yakın, en büyük ile en küçük arasında kopmaz bağ olduğunu, “dış uzayın” ve ötesinin burada hayatın var olması ve sürmesi için vazgeçilmez katkılar sunduğunu gösteren bir başyapıt olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Biz, Bu Evrenin Çocukları, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 392 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı (2021)

Özellikle son yıllarda gericilerin bitmek bilmez saldırılarıyla karşı karşıya kalmış “evrimi” bilimsel ve felsefi düzlemde açıklayan sıkı bir eser.

Hoimar von Ditfurth, ‘Başlangıçta Hidrojen Vardı’da, big-bang’in ardından gezegende başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Modern doğa bilimleri alanında çok sayıda bilim dalının verilerini bir araya getirerek doğa tarihinin büyüleyici bir panoramasını çizen Ditfurth, toplamda üç kitaptan oluşan bu çalışmasında, “yaratılış” mitoslarının ardından, son yıllarda özellikle ABD’nin başını çektiği “Akıllı Tasarım”cı tezlerin hedefi halindeki “evrimi”, hem bilimsel hem de felsefi düzlemde tartışmaya açıyor.

Sistem teorisi, “sosyal sistemleri” de kapsadığı için, evrim ile sosyal sistem karşılaştırmaları çok yönlü bir ilgiyi hak ediyor.

İşte Ditfurth’un çalışması da bilhassa, evrim süreçleriyle birlikte, özellikle günümüzde çok konuşulan “sistem teorisi”nin sağlam bir modelini sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, ayrıntılı bilimsel zorlamalara girmeden, fakat aynı zamanda düşünce alışkanlıklarımıza da meydan okuyan kitabında, big-bang’den başlayarak büyük patlamanın ardından evrenin bir köşesinde ortaya çıkan bir gezegenin ve onun üzerinde başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Oksijenin zehirli gaz olarak başlangıçta canlıları yok olmanın eşiğine getirmesi, karaya çıkan hayatın “sıcakkanlılığı” keşfedişi ve bilinç ile kültürün ortaya çıkışı, burada aydınlatılan çarpıcı konulardan birkaçı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 418 sayfa, 2021