Kolektif – Yazarın Kuramı (2010)

İshak Reyna tarafından derlenen ‘Yazarın Kuramı’, Türkiye ve dünya edebiyatının önde gelen isimlerinin, eserlerini nasıl yazdıklarına dair görüşlerini bir araya getiriyor.

Yazarların eserlerini nasıl tasarladıkları, onları nasıl yazdıklarına dair anlatımlarının aracısız bir şekilde okura sunulması, derlemeyi nitelikli kılan başlıca husus.

Kitapta, Balzac, Edgar Allan Poe, Dostoyevski, Tolstoy, Nietzsche, Elias Canetti, Marguerite Yourcenar ve Paul Auster gibi yabancı yazarların yanı sıra, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nâzım Hikmet, İlhan Berk, Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Orhan Pamuk, Selim İleri ve Hasan Ali Toptaş gibi Türkiye edebiyatından yazarların anlatımları yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Yazarın Kuramı, derleyen: İshak Reyna, İletişim Yayınları, eleştiri, 367 sayfa

Sibel Öz Arslan – Oyuncu (2020)

Adile Naşit neden bu kadar seviliyor?

İyi bir oyuncu olduğu için mi?

Halktan biri olduğu için mi?

Yeşilçam’ın bildik karakter oyuncularından farklı bir anti-yıldız olduğu için mi?

Adile Naşit, bunların tümü bir arada hesaba katılmadan anlaşılamayacak oyunculardandır.

Sibel Öz Arslan da, yaklaşık dört yılı bulan bu şahane çalışmasında, Naşit’in kendine has dünyasından pek çok bilinmeyeni aydınlatıyor.

Adile Naşit ve ailesinin yaşamıyla kitabına başlayan Arslan, burada, geleneksel tuluattan modern döneme uzanan ülkemiz tiyatrosunun tarihsel gelişim sürecinde çok önemli yere sahip olan Naşit Ailesi’nin hikâyesini, tiyatronun bir döneminin tarihini de içeren bu aile hikâyesinde Adile Naşit’in nerede durduğunu, özellikle sinemacı kimliğini ön plana alarak anlatıyor.

Naşit’in babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”,  dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre ve kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim Naşit, burada karşımıza çıkan birkaç isim.

Kitabın, bildik biyografi çalışmalarından farklı olduğunu özellikle belirtelim.

Arslan, bağlamdan kopuk bir biyografi yaklaşımından ziyade, Adile Naşit’i özellikle sanatçı kimliğinin olgunlaştığı bağlam içinde ele alıyor

Onun 1940’lı yıllardan başlayan tiyatro ve sinema oyunculuğuna eşlik eden, kimi dönem Adile Naşit’i etkileyen, hatta belirleyen koşulları arka planda vermeye çalışması, 1950, 1960 ve 1970’li yılları detaylarıyla işlemesi de kitabın diğer artıları.

Bu yönüyle kitap, Adil Naşit, Türkiye sineması, yakın tarihi ve toplumu üzerine bir sosyolojik çalışma niyetine okunabilir.

  • Künye: Sibel Öz Arslan – Oyuncu, Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit, İletişim Yayınları, biyografi, 256 sayfa, 2020

Kolektif – Görünmez Adam Smith (2010)

‘Görünmez Adam Smith’, iktisat tarihinin öncü isimlerinden Adam Smith’e odaklanan metinleri bir araya getiriyor.

Kitap, 2008’de gerçekleştirilen ‘Smith Bu Meçhul’ başlıklı çalıştaya sunulan bildirilerden oluşuyor.

Çalışmanın ilk bölümündeki makaleler, Smith’in düşüncesini genel bir bakış açısıyla, Smith’in uzak görüşlülüğüne vurgu yaparak değerlendiriyor.

Kitabın ikinci bölümü, bir Aydınlanma dönemi düşünürü olan Smith’in fikir ve düşüncelerinin Aydınlanma ile ilintili açılımlarına yoğunlaşıyor.

Çalışmanın üçünü bölümü ise, Smiht’in en çok bilinen ifadelerinden ve sosyal bilimlerdeki en tartışmalı eğretilemelerden olan “görünmez el”e odaklanıyor.

  • Künye: Kolektif – Görünmez Adam Smith, derleyen: Mine Kara ve N. Emrah Aydınonat, İletişim Yayınları, iktisat, 238 sayfa

Müge Elden ve Uğur Bakır – Reklam Çekicilikleri (2010)

Müge Elden ve Uğur Bakır’ın kaleme aldığı ‘Reklam Çekicilikleri’, reklamcılık literatüründe sık kullanılan kavramlardan olan ve reklam mesajının özünü oluşturan cinsellik, mizah ve korku gibi çekicilikleri inceliyor.

Çalışmalarına reklamda mesaj kavramını ve reklam mesajlarının oluşturulmasını ele alarak başlayan yazarlar, ikinci bölümde, reklam çekiciliğinin ne anlama geldiğini, kapsamının ne olduğunu, ne gibi türleri içerdiğini ve nelere göre seçilmesi gerektiğini anlatıyor.

Kitabın devamında ise, reklam dünyasında rağbet gören ve büyük tartışmalar yaratan cinsellik, mizah ve korku çekiciliklerinin reklamda kullanılması kapsamlı bir şekilde inceleniyor.

  • Künye: Müge Elden ve Uğur Bakır – Reklam Çekicilikleri, İletişim Yayınları, reklamcılık, 336 sayfa

Ayala Malach Pines – Âşık Olmak (2010)

Klinik ve sosyal psikoloji alanlarında uzmanlaşmış isimlerden Ayala Malach Pines ‘Âşık Olmak’ta, “Sevgililerimizi neye göre seçeriz?” sorusunun yanıtını arıyor.

Pines ilk olarak, coğrafi yakınlığın gizli bir çöpçatan olarak gücünü belgeleyen araştırmalar sunuyor.

Bu araştırmalar, beraber yaşayan, çalışan veya vakit geçiren insanların sürekli temaslarının, birbirinden hoşlanmayı ve çekimi teşvik ettiğini ortaya koyuyor.

Kitabın devamında ise, uyarılmanın âşık olmadaki rolü, insandan insana değişen aşk anlayışı, erkeklerle kadınların romantik seçimlerinde cinsiyetlerine bağlı olarak farklı ölçütlerin rol oynayıp oynamadığı gibi konular ele alınıyor.

  • Künye: Ayala Malach Pines – Âşık Olmak: Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz?, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 400 sayfa

Kolektif – Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Pavloviç Çehov (2020)

Bizde de çok sevilen Çehov ile aynı dönemde yaşamış insanlar, kendisi hakkında neler düşünürdü?

Çehov’u görmüş ve tanımış olanların anılarını bir araya getiren bu şahane derleme, büyük yazarın gündelik hayatına, yapıp ettiklerine, tavırlarına ve karakterine ilişkin pek çok bilinmeyen ayrıntı sunuyor.

Buradaki anıları sahici kılan başlıca husus ise, Çehov’un çağdaşı kültür, sanat dünyasından insanların yanı sıra, onu yakından tanımış akrabalarının ve arkadaşlarının, yani bir anlamda sıradan insanların anılarına ve tanıklıklarına yer vermesi.

Çehov’un hem bir yazar hem de bir insan olarak dünyasına inmek için çok iyi bir fırsat sunan kitap, aynı zamanda dönemin Rus toplumu hakkında da aydınlatıcı bilgiler veriyor.

  • Künye: Kolektif – Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Pavloviç Çehov, çeviren: Mehmet Özgül, İletişim Yayınları, anı, 460 sayfa, 2020

Kolektif – Âdâb-ı Taâm (2020)

‘Âdâb-ı Taâm’, Osmanlı’nın sön dönemi ile erken Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılmış âdâb-ı muâşeret kitaplarının yemek ve sofraya dâir bölümlerinden oluşan bir hazine.

Burada, Osmanlı’nın genel anlamda Batılılaşma devri denilen 19. yüzyılın sonu ile Cumhuriyetin ilk yıllarını içine alan, yani 1890-1927 yılları arasında yayımlanmış, belirlenebilen bütün Osmanlıca görgü kuralları kitapları yer alıyor.

Lutfi Simavi’den ‘Teşrifât ve Âdâb-ı Muâşeret’, Baronne Staffe müstear ismiyle kaleme alınmış ‘Tuvalet ve Letâfet-i Azâ’, Ahmed Midhat Efendi’den ‘Avrupa Âdâb-ı Muâşereti’, subayların âdâb-ı muâşeratıyla ilgili ‘Usul ve Âdâb-ı Muâşeret’, Selanikli Ahmed Tevfik’in ‘Çocuklara Nezaket Dersleri’ ve Vasıf Necdet Armay’ın ‘Muâşeret Yolları’, burada yer alan kitaplardan birkaçı.

Bu kitaplar o kadar özenli ve o kadar ayrıntılı hazırlanmış ki, içlerinde masa örtüsü renklerine, peçetelere, şarap çeşitlerine, çiçeklere ve ziyafet süslerine ve daha birçok şeye dair ilginç bilgiler de yer alıyor.

İnsan ilişkilerinin ve hatta devletler arası ilişkilerin bu kadar gerildiği, hayatın sürekli yükselen bir ivme ile hızlandığı şu günlerde özenle hazırlanmış baloların, beş çaylarının, itinalı kıyafetlerin, centilmen erkeklerin, naif hanımefendilerin, zarif davetiyelerin konu alındığı bu kitabı okumak bütün okurlara iyi geleceğini düşünüyoruz.

  • Künye: Kolektif – Âdâb-ı Taâm: Osmanlıca Âdâb-ı Muâşeret Kitaplarında Sofra ve Yemek, derleyen: Emin Nedret İşli, İletişim Yayınları, yemek, 190 sayfa, 2020

Hamit Bozarslan – Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi (2010)

Tarihçi ve siyaset bilimci Hamit Bozarslan ‘Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi’nde, Ortadoğu’daki şiddetin kapsamlı bir kronolojisini sunuyor.

Kitabının ilk bölümünde Bozarslan, İran ve Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyılın başındaki devrimci tutkulara, ardından 1920’li yıllarda özellikle Irak, Suriye ve Filistin’de manda rejimlerinin kurulmasına ve bunun neden olduğu büyük isyanlara odaklanıyor.

Filistin’in 1948’de bölünmesiyle başlayan ikinci bölüm, 1950-1970 arasının devrimci muhalefeti ile bu dönemde kurulan otoriter rejimlerle ilgileniyor.

Yazar kitabının son bölümünde de, Mısırlı düşünür Seyyid Kutb’un mirasını ve günümüzün İslamcı muhalefetini ele alıyor.

  • Künye: Hamit Bozarslan – Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi, çeviren: Ali Berktay, İletişim Yayınları, siyaset, 390 sayfa

Svend Brinkmann – Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek (2020)

Şu her gün yeni bir saçma sapan fikirlerle ortaya çıkan kişisel gelişim kitaplarından hakikaten size de gına gelmedi mi?

Kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirme üzerine pek çok kitap yazılıp çiziliyor; her yıl bunlardan milyonlarca satılıyor.

Eğitim ve dünyasında kişisel gelişim felsefesine rastlanmadık yer yok.

İnişli çıkışlı yaşamlarımız durmaksızın değişirken, sürüsüyle danışman, terapist ve yaşam koçu bize bu dalgalı denizlerde yol gösteriyor.

İşte bu kitabın yazarı, Danimarkalı psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann da, kişisel gelişim saçmalığına karşı isyan bayrağını yükseltiyor ve hatta bu harika kitapla el yükseltiyor.

‘Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek’, kişisel gelişim kültürüne muhalif bir ses çıkarmaya –bir başka seçenek sunmaya– yönelik bir girişim.

Gelişmekle değil, olduğunuz gibi kalmakla ilgili.

Kendinizi bulmakla değil, kendinizle yaşamakla ilgili.

Kitap ilk adım olarak olumlu değil, olumsuz düşünmeyi salık veriyor.

Esinini ‘Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı’ gibi popüler felsefelerden, tinsellikten ya da U Teorisi’nden değil, Eski Roma’da bir köle (Epiktetos) ile bir imparator (Marcus Aurelius) tarafından şekillendirilen aklı başında Stoacı felsefeden alıyor.

Bugün hızın ve devingenliğin yön verdiği dünyamızda, köklenmenin ve istikrarı sağlamanın güçleştiği önermesine dayanan kitap, temel bir varoluşçu belirsizlik ve sıkıntıyla dolu yaşadığımız çağda, kendimiz olarak kalmayı nasıl başarabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Svend Brinkmann – Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 136 sayfa, 2020

Özlem Şendeniz – “Kimdir Bu Lazlar?” (2020)

 

Lazlar söz konusu olunca, ortada pek çok stereotip vardır ki bunların bazıları bizzat içeriden, Lazlar tarafından bazıları ise dışarıdan, Laz olmayanlar tarafından oluşturularak kullanılıyor.

Peki, günümüz toplumlarında bellek, aidiyet ve kimlik ilişkisi tam olarak nasıl kurgulanır?

İşte Özlem Şendeniz’in bu şahane çalışması, Lazca ve Lazlar örneği üzerinden bu soruya yanıt aramasıyla dikkat çekiyor.

Üç farklı alan çalışmasına dayanmasıyla önem arz eden kitap, bellek, mekân ve vatandaşlığa yönelik kavramsal bir çerçeve kurarak başlıyor.

Kitabın ikinci bölümü, Türkiye sınırları içinde yaşayan Lazların etnik sınırları ve bu sınırların değişimlerine odaklanıyor.

Çalışmanın üçüncü ve son bölümü ise, Lazca örneğinden yola çıkarak sanal mekânın bellek, kimlik ve vatandaşlık performansına nasıl etkide bulunduğunu irdeliyor.

Lazlar ve Lazcayla ilgili çok önemli saptama ve değerlendirmeler barındıran Şendeniz’in incelemesi, “Makbul vatandaş” sayılmanın gereklerinin Laz kimliğini ve belleğini nasıl etkilediğini, göçle ve özellikle mekânla ilgili hafızanın nasıl biçimlendiğini, Laz kimliğiyle Türk kimliği arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu ve Laz kimlik hareketinin Türkiye’de ne gibi etkiler yarattığını ortaya koymasıyla önemli.

Şendeniz’in Iğdır Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışırken kamuoyunda “Barış Bildirisi” olarak bilinen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirinin imzacısı olması nedeniyle 686 sayılı KHK ile görevinden ihraç edildiğini de özellikle belirtelim.

  • Künye: Özlem Şendeniz – “Kimdir Bu Lazlar?”: Laz Kimliği ve Sanal Mekânda Lazca, İletişim Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2020