Mario Perniola – Sanat ve Gölgesi (2015)

Mario Perniola, bu önemli çalışmasında çağdaş bir sanat felsefesinin olanakları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta,

  • Bugünün sanat deneyiminde gerçekçiliğin geri dönüşü,
  • Geleneksel estetiğin iki temel görüşü olarak “yapıt” ve “haz”,
  • Andy Warhol figürü ve etkileri,
  • Didaktik filmin sınırlarını aşan, buna karşılık gerçekliğin tam temsilini sunmak gibi saf bir iddiada bulunmayan felsefi bir sinemanın olabilirliği,
  • Ve sosyolojik araştırmalara göndermelerle günümüz sanatının durumu gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Künye: Mario Perniola – Sanat ve Gölgesi: Sanattan Geriye Ne Kaldı? çeviren: Kemal Atakay, İletişim Yayınları, sanat, 118 sayfa, 2015

İştar Gözaydın – Diyanet (2009)

İştar Gözaydın bu önemli çalışmasında, Diyanet’i tarihi, kurum olarak örgütlenmesi, bütçesi, kadrosu ve organizasyon şemalarıyla, ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Çalışma, laik devlet aygıtı içinde dinsel hizmetleri düzenlemekle görevlendirilmiş bir kurumun varlığının ortaya çıkardığı hukuki problematiği, idare hukuku kavram ve kurumları içinde değerlendirmesiyle dikkat çekiyor.

Gözaydın, Türkiye’de din-devlet ilişkilerinin gelişimini anlatıyor; Diyanet’i hukuki açıdan irdeliyor ve Diyanet’in örgütlenmesi bağlamında din-devlet ilişkilerini irdeliyor.

  • Künye: İştar Gözaydın – Diyanet: Türkiye Cumhuriyeti’nde Dinin Tanzimi, İletişim Yayınları, inceleme, 352 sayfa

Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia – Türkiye Coğrafyası (2015)

Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia imzalı bu kitap, ilk bakışta Türkiye coğrafyasını, fakat daha da önemlisi bu coğrafyayı derinden etkilemiş tarihsel olaylar bağlamında okuyan ilgi çekici bir inceleme.

Kapsamıyla dikkat çeken kitapta,

  • Bölgede Türk devletlerinin oluşumu,
  • Doğal ortam ve tarım,
  • Ulaşım ve turizm,
  • Sosyo-ekonomik göstergeler ve sınai üretim,
  • Avrupa ve ABD ile ilişkiler,
  • Avrupa’nın, özellikle Türkiye’nin AB’ye girişi ile ilgili bakış açısı,
  • Türkiye’nin bir Avrupa mı, yoksa Asya ülkesi mi olduğu,
  • Ülkenin jeopolitik konumu gereği gördüğü “köprü” görevinin gerçekten Türkiye’ye özgü olup olmadığı,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konu ele alınıyor.

Künye: Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia – Türkiye Coğrafyası, çeviren: Arzu Nilay Kocasu, İletişim Yayınları, coğrafya, 350 sayfa, 2015

Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler (2019)

Kant’ta yargılama, kendisini “öğretilemeyen fakat sadece icra edilebilen hususi bir yetenek” olarak gösterir.

Hannah Arendt de, 1970 güz döneminde New School For Social Research’te verdiği ve bu kitapta bir araya getirilen derslerinde, zor bir konu olan Kant’ın siyaset felsefesini ustaca yaklaşımıyla soruşturuyor.

Arendt bu derslerinde, Kant’ın ‘Yargı Yetisinin Eleştirisi’ eserine odaklanıyor ve buradan yola çıkarak kendi siyaset felsefesini geliştiriyor.

Düşünür bunu yaparken de,

  • İnsan yaşamına anlam ve değer verenin ne olduğu,
  • Metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuzun sonuçları,
  • Eleştirel düşüncenin neden vazgeçilmez olduğu,
  • İnsan onurunun ne demek olduğu,
  • Tarihsel düşünümün doğası,
  • İlerleme fikri ile bireyin otonomisi arasındaki gerilim,
  • Evrensel ile tikel arasındaki ilişki,
  • Ve yargı yetisinin kurtarıcı rolü gibi, önemli konuları tartışıyor.

Kitabın, Ronald Beiner’in açıklayıcı yorumları ve kitabın Türkçe baskısı için kaleme aldığı aydınlatıcı bir önsözle yayımlandığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler, derleyen: Ronald Beiner, çeviren: Devrim Sezer ve İsmail Ilgar, İletişim Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2019

P. J. Rhodes – Antik Yunan’ın Kısa Tarihi (2019)

Britanyalı akademisyen P. J. Rhodes, antik dönem tarihi uzmanı ve biz onu özellikle antik dönem siyasal hayatı ve kurumları üzerine ortaya koyduğu ciddi eserleriyle biliyoruz.

Rhodes konuya bir giriş niteliğindeki bu güzel kitabında ise, Antik Yunan tarihini arkaik, klasik ve Helenistik olmak üzere üç dönemde ele alıyor.

Kitapta,

  • Arkaik Yunan dünyası,
  • Sparta ve Atina,
  • Yunanlılar ve Yakın Doğu krallıkları,
  • Klasik dönem Yunan dünyasında yaşam,
  • Peloponez savaşı sonrasında oluşan durum,
  • Makedon yükselişi,
  • İskender’in imparatorluğu döneminde Yunan dünyası,
  • İskender’in vârisleri ve faaliyetleri,
  • Helenistik dünyada yaşam,
  • Ve Romalıların fethinden sonra Yunan dünyası gibi birçok konu ele alınıyor.

Rhodes bütün bu konuları irdelerken, genel olarak Yunan anavatanının tarihi üzerine odaklansa da, diğer yerlerdeki Yunan yerleşimlerini ve bunların aralarına yerleştiği Yunan olmayanlarla etkileşimlerini de irdeliyor.

  • Künye: P. J. Rhodes – Antik Yunan’ın Kısa Tarihi, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, tarih, 260 sayfa, 2019

Stefan Zweig – Dünün Dünyası (2019)

“Kendimi, başkalarına hayat hikâyemi anlatacak kadar önemsememiştim hiç. Beni ana kahramanı yapacak ya da odak noktasına koyacak bir kitaba, bir kuşağın yaşayabileceği ne kadar çok olay, felaket ve sınav varsa hepsiyle karşı karşıya kaldıktan sonra cesaret edebilecekmişim demek.”

Yaşadığı dönemle olduğu kadar trajik sonuyla da Stefan Zweig, bir kuşağın yaşayabileceği felaket ve sınavların ne denli zorlu olabileceğinin en çarpıcı örneğidir.

Dolayısıyla bu kitap da, Zweig’ın otobiyografisi olduğu kadar tüm tarih boyunca eşi örneği az bulunur o kuşağın yazgısı olarak okunmalı.

Zweig burada, doğup büyüdüğü Habsburg İmparatorluğu’nun çöküşünü, Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki toplumsal ve kültürel durumunu, savaştan sonra Avrupa’nın altüst oluşunu, Hitler’in önlenemez yükselişini ve bütün Avrupa’yı esir alışını, dostların birbirine düşman oluşunu hem usta bir yazar hem de maharetli bir belgeselci titizliğiyle anlatıyor.

Kitap aynı zamanda, Zweig’ın Rilke, Joyce, Rolland, Freud, Rodin, Gorki, Rathenau ve Verhaeren gibi isimlere dair ilginç yorumlarını da barındırıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dünün Dünyası, çeviren: Gülçin Wilhelm, İletişim Yayınları, otobiyografi, 412 sayfa, 2019

Gökçe Zeybek Kabakcı – Maksimum Korunma (2019)

Gökçe Zeybek Kabakçı, duygular sosyolojisi, korku kültürü, eleştirel reklam çalışmaları, iletişim sosyolojisi, siyasal psikoloji, toplumsal cinsiyet ve dijital hikâye anlatımı alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.

Yazarın bu kitabı da, rasyonaliteden çok duygulara hitap eden reklamları, çok yönlü bir bakışla masaya yatırıyor.

Reklamlardan hiçbir şekilde kaçamıyoruz.

Zira reklam bir bukalemun gibi her girdiği ortamın biçimine kendini uydurabildiği için, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi:

Gazetelerin sayfalarında karşımıza çıkıyor, birçok dergide yazıdan çok reklam yer alıyor, çoğu sinema salonunda film izleyebilmenin bedeli yaklaşık yirmi dakika süren reklamlar izlemek, radyo, internet ve akla gelebilecek hemen her mecra reklamlar tarafından işgal edilmiş durumda.

Kabakçı’nın, reklamı bir kültürel ve ideolojik metin olarak kavramakla birlikte reklama anlam ve duygulanım üreticisi olarak yaklaşması çalışmayı özgün kılan hususlardandır diyebiliriz.

Yazar, reklamı ideolojiyle sınırlı görmenin, onu yalnızca zihinsel bir faaliyet olarak ele almak yanılgısını yaratabildiğini, oysa reklam ekonomik amaçlı bir telkinden ibaret olmadığını; hatta kendini ekonomik amaçtan çok bir oyun, şenlik, topluluğa aidiyet ilanı olarak sunduğunu belirtiyor.

Yarattığı anlam ve duygu dünyası sayesinde reklam, gündelik yaşam içindeki ilişkilerimizi, dünya görüşümüzü, kendilik algımızı etkileme, bir ruh hali yaratma özelliğine de sahiptir.

Dolayısıyla reklamlar bizi tüketime teşvik ederken aynı zamanda belirli anlamların ve duyguların, özellikle de korku ve kaygıların dolaşıma girmesini sağlayarak bir duygusal iklimin yaratılmasına katkıda bulunur.

İşte Kabakçı da, reklamlar üzerinden korkunun hangi göstergeler, hangi söylemler, hangi bedenler aracılığıyla çağımızın pathosu haline geldiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor.

  • Künye: Gökçe Zeybek Kabakcı – Maksimum Korunma: Korku Çağında Reklam, İletişim Yayınları, sosyoloji, 208 sayfa, 2019

İslam Çupi – Mağlubu Anlatmak (2009)

‘Mağlubu Anlatmak’, futbol yazarlığının özgün kalemlerinden İslam Çupi’nin, 1957’den 1981’e dek Milliyet gazetesinde yayımlanan yazılarından bir derleme.

Çupi, 44 yıllık gazetecilik yaşamında, başta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Spor Yazarları Derneği olmak üzere, birçok kurumdan ödül aldı.

Özgün Türkçesi ve benzetmeleriyle Çupi, spor yazarlığını bir meslek haline getirdi ve bir ekol oluşmasını sağladı.

Yazılarını takip edenlerin, bir spor yazarı olduğu kadar bir edebiyatçı gözüyle de baktığı Çupi’yi Beşiktaşlı Baba Hakkı (Yeten) de, “sporun Balzac”ı olarak tanımlamıştı.

Derleme, Çupi’nin lezzetli yazılarını yeniden okumak için iyi bir fırsat.

  • Künye: İslam Çupi – Mağlubu Anlatmak, derleyen: Barış Karacasu ve Yavuz Yıldırım, İletişim Yayınları, futbol, 296 sayfa

Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi (2019)

Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi, 20. yüzyılın geri kalanı için politik haritayı yeni baştan çizdi.

Devrim, dünyadaki ilk komünist deneyi başlattığı gibi, devrimin 1920’ler ve 30’lardaki zaferi, bir tepki olarak Avrupa’da faşizm ile Nazizmin yükselişini tetikledi ve yaşanan gelişmeler İkinci Dünya Savaşı’nın barbarca dehşeti ile doruğa ulaştı.

Geoffrey Swain de elimizdeki çalışmasında, , Şubat 1917 ile Temmuz 1918 arasında Rusya’da yaşanan karmaşık olayların kısa tarihini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Swain, Ekim Devrimi’nin, daha önce başarısız 1905 Devrimi’nde Rus kitleler tarafından ifade edilen devrimci arzuların zirvesini temsil ettiği, “Ekim”in özünün, devrimi, Çar’ın devrildiği Şubat’ta bulunmuş olduğu yola geri döndüren itibarsız bir Geçici Hükümet’e karşı bir halk ayaklanması olduğunu iddia ediyor.

Swain’in bir diğer iddiası da şöyle:

Rus işçi sınıfı 1905’ten itibaren istikrarlı bir biçimde reformistten ziyade devrimciydi ve Şubat 1917’de ortaya çıkan sapma yeni kurulan Sovyet’in başına önde gelen reformistleri rastlantısal olaylar sonucu getirdi, Haziran sona ermeden, belki de daha öncesinde Bolşevikler işçi sınıfının geleneksel devrimci reaksiyonunu yeniden ortaya çıkarmak için büyük çaba harcadı.

Yazar bu iddiaları açıklamaya koyulurken, Çar’ın Şubat 1917’de alaşağı edilmesi ile başlayan sürecin ne zaman ve nasıl raydan çıktığını ve parti disiplinine dair Bolşevik teorilerle köylülüğün sosyalizme yönlendirilmesi gerektiğine dair bir ideolojik kanaatin nasıl olup da bir tek parti diktatörlüğü ile sonuçlandığını araştırıyor.

  • Künye: Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi, çeviren: Mert Büyükkarabacak, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2019

Nurettin Aslan – Dersim’in Divane Delileri (2015)

Nurettin Aslan’ın bu kitabı, keyifle okunan bir kurgu eşliğinde, Dersim’in ünlü delilerinin sıra dışı hikâyelerini sunuyor.

Tanıdığı veya rivayetlerini dinlediği, “aklından başka her şeyini yitirmişlerin” enteresan yaşamlarını aktaran, yörede nam salmış Şewuşen, Kazım, Qevan ve Alibeg gibi efsane isimleri karşımıza çıkaran Aslan, aynı zamanda iyi bir sözlü tarih çalışmasına da imza atmış.

  • Künye: Nurettin Aslan – Dersim’in Divane Delileri, İletişim Yayınları