Daniel N. Stern — Bebeğin Kişilerarası Dünyası (2026)

Daniel N. Stern’ün bu çalışması, bebeklerin psikolojik gelişimini klasik psikanalitik modellerden farklı bir bakışla ele alıyor. Stern, bebeklerin doğumdan sonra uzun süre pasif ve ilişkisiz varlıklar olmadığını, aksine erken dönemden itibaren çevreleriyle aktif bir ilişki kurduklarını gösteriyor. Gelişim psikolojisi araştırmalarına ve kendi klinik gözlemlerine dayanan Stern, bebeğin zihinsel dünyasının baştan itibaren ilişkiler içinde şekillendiğini anlatıyor. Bebekler yüz ifadelerine, ses tonlarına ve ritimlere duyarlı tepkiler veriyor; böylece anne veya bakım verenle kurulan etkileşimler erken psikolojik gelişimin temelini oluşturuyor. Stern bu süreçte bebeğin kendilik duygusunun aşamalı biçimde ortaya çıktığını açıklıyor ve erken etkileşimlerin duygusal gelişim açısından belirleyici bir rol oynadığını vurguluyor.

Kitapta Stern, bebek gelişimini farklı “kendilik duyusu” aşamaları üzerinden yorumluyor. Yaşamın ilk aylarında ortaya çıkan “ortaya çıkan kendilik” deneyimi, bebeğin beden duyumları ve algıları arasında bir bütünlük kurmasını sağlıyor. Ardından “çekirdek kendilik” gelişiyor ve bebek kendi eylemlerinin sonuçlarını fark etmeye başlıyor. Daha sonra “öznel kendilik” aşaması oluşuyor; bu aşamada bebek başkalarının da duygulara ve niyetlere sahip olduğunu kavramaya başlıyor. Son olarak dilin gelişmesiyle birlikte “sözel kendilik” ortaya çıkıyor ve çocuk sosyal dünyayı dil aracılığıyla anlamlandırmaya başlıyor. Stern bu aşamaların birbirini ortadan kaldırmadığını, aksine yaşam boyunca birlikte varlığını sürdürdüğünü anlatıyor.

Stern kitabın genelinde bebek ile bakım veren arasındaki karşılıklı etkileşimin gelişim sürecinin merkezinde yer aldığını gösteriyor. Yüz ifadeleri, dokunuşlar ve ses tonları gibi küçük etkileşimler bebeğin duygusal düzenleme becerilerini biçimlendiriyor. Stern bu mikro etkileşimlerin daha sonraki ilişkilerin temellerini oluşturduğunu savunuyor. Bu yaklaşım psikanaliz ile gelişim psikolojisi arasında yeni bir köprü kuruyor ve erken çocukluk araştırmalarına önemli katkı sağlıyor. Bu nedenle ‘Bebeğin Kişilerarası Dünyası’ (‘The Interpersonal World of the Infant’), bebeklerin sosyal ve duygusal gelişimini anlamak isteyen araştırmacılar ve klinisyenler için alanın en etkili çalışmalarından biri olarak kabul ediliyor.

Daniel N. Stern — Bebeğin Kişilerarası Dünyası
Çeviren: Işık Doğangün • İş Kültür Yayınları
Psikanaliz • 288 sayfa • 2026

Todd McGowan – Kapitalizmin Ruhsal Bedeli Nedir? (2024)

Nasıl oluyor da kapitalizm tekrar ve tekrar kendisini yarattığı krizin ilacı olarak dayatıyor?

Bu soruya psikanalitik temelli yanıtlar veren Todd McGowan, küresel kapitalizmin yıkıcı ruhsal sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Büyük eşitsizlikler yaratmasına ve gerici dünya rejimlerini desteklemesine rağmen, kapitalizmin pek çok tutkulu savunucusu var –ama bazılarından esirgediği ve diğerlerine verdiği şeylerden dolayı değil.

Todd McGowan’a göre kapitalizm, sistemin yarattığı travmayı gizlerken arzularımızın yapısını taklit ettiği için baskındır.

Her kesimden insan kapitalizmin sunduklarından faydalanıyor ama aynı zamanda daha fazlasının ve daha iyisinin geleceği söyleniyor.

Kapitalizm bizi yeninin, daha iyinin ve daha fazlasının peşinden koşmaya zorlayan eksik bir tatmin yoluyla tuzağa düşürür.

Kapitalizmin arzularımızla olan parazitik ilişkisi, ona doğal dürtülerimize karşılık geldiği yanılsamasını verir ki kapitalizmin savunucuları da onu bu şekilde nitelendirir.

McGowan, bu ruhsal stratejiyi anlayarak bizi kapitalist zenginleşmeye olan bağımlılığımızdan kurtarmayı ve gerçekte deneyimlediğimiz gibi hazzı yeniden keşfetmemize yardımcı olmayı umuyor.

McGowan, kapitalizmi şimdiki zamanda konumlandırarak bizi daha iyi bir geleceğe olan bağlılığımızdan ve kapitalizmin insan doğasının temel bir sonucu olduğu inancından kurtarıyor.

Bu bakış açısıyla, ekonomik, toplumsal ve siyasi dünyalarımız gerçek siyasi değişime açılıyor.

Film, televizyon, tüketim kültürü ve gündelik hayattan örneklerle canlanan ‘Kapitalizmin Ruhsal Bedeli Nedir?’, siyaset ve toplum teorisine psikanalitik temelli ve kökten biçimde yeni bir yaklaşım getiriyor.

Kapitalizm ve psikanaliz arasındaki gerçek bağlantılarını çarpıcı biçimde ortaya koyan kitap, kapitalizmin eleştirisini temellendirmek amacıyla başarılı bir Marx ve Freud sentezi yapıyor.

  • Künye: Todd McGowan – Kapitalizmin Ruhsal Bedeli Nedir?, çeviren: Işık Doğangün, Axis Yayınları, psikanaliz, 384 sayfa, 2024

Eric R. Kandel – Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz (2020)

Beyin büyük bir muamma olmaya devam ediyor.

İşin iyi tarafı ise, bu konuda gün geçtikçe daha umut verici keşiflerin ortaya konması.

Bu keşiflerde kuşkusuz en büyük payı olan isimlerden biri de, Nobel ödüllü sinirbilimci Eric Kandel.

Sinirbilimciler ile nöropsikiyatristin yanı sıra, konuya ilgi duyan herkesin muhakkak okuması gereken kitap, beynin ve insan zihninin işleyişine ışık tutuyor, ayrıca bu konuda yapılmış en güncel çalışmaların sonuçlarını paylaşıyor.

Beynin fiziksel yapısının dünyayla ilişkilenmemizi nasıl etkilediği, beynimizin milyarlarca sinir hücresinin gönderdiği sinyallerle bilincimizi, duygularımızı, dili ve sanatı nasıl kodladığını, karmaşık sinir ağlarında ortaya çıkan aksaklıkların otizm, depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara nasıl dönüştüğünü ve bunun gibi pek çok ilginç konuyu irdeliyor.

Kandel bütün bunların yanı sıra, alanda yapılmış psikiyatrik araştırmaları, tanı ve tedavi yöntemlerini, keşif ve araştırmaların tarihsel gelişimini ve güncel tedavi yaklaşımlarını da sistemli bir bakışla anlatıyor.

  • Künye: Eric R. Kandel – Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz, çeviren: Işık Doğangün, Kolektif Kitap, bilim, 280 sayfa, 2020