Emre Erdoğan ve Pınar Uyan Semerci – Fanusta Diyaloglar (2018)

Türkiye’de sokaktan medyaya ve sosyal medyaya uzanan büyük bir ayrışma ve kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.

Bunun, siyaset tarafından bile isteye tercih edildiğini ise, bilmeyen yoktur.

Siyasiler kutuplaştırarak oy almayı tercih ettiği sürece bu kutuplaşma azalmak yerine artacağı, hatta daha tehlikeli boyutlara da geleceği açık.

İşte iki yazarlı bu kitap da, ülkedeki kutuplaşmanın geldiği boyutları derinlemesine ortaya koymasıyla bu konuda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Konuyu hem kavramsal hem de bulgulara dayalı yapması, kitabı objektif kılan başlıca husus.

Emre Erdoğan ve Pınar Uyan Semerci, daha çok siyasi parti taraftarlarınca her gün yeniden ve yeniden üretilen kutuplaşmanın halkı nasıl birbirinden ayırdığını, bunun gündelik hayatın her alanında nasıl yaşandığını ve bu kutuplaşmanın aşılması konusunda siyasetçilerin yanı sıra, sokaktaki insana da neler düştüğünü anlatıyor.

‘Fanusta Diyaloglar’,  hem iyi bir durum tespiti yapması hem de hepimizi aklıselime davet eden saptamalarıyla bu konuda yaşadığımız boşluğu doldurmaya aday.

  • Künye: Emre Erdoğan ve Pınar Uyan Semerci – Fanusta Diyaloglar: Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 172 sayfa, 2018

Şener Aktürk – Etnisite Rejimleri ve Milliyet (2015)

Almanya, Rusya ve Türkiye örneği bağlamında, etnisiteye yönelik devlet politikalarındaki devamlılık ve değişimleri açıklayan özgün bir karşılaştırmalı siyaset incelemesi.

Çalışma Türkiye’nin Kürt sorunu bağlamında gündeme gelen, kimliklerden etnik köken ibaresinin kaldırılması girişimlerinin dinamiklerini de saptıyor.

  • Künye: Şener Aktürk – Etnisite Rejimleri ve Milliyet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Ulusal Kültürlerin Sonu mu? (2015)

Disipliner bir yaklaşımla, çağdaş dünyada kültür politikalarının geleceğini tartışan bir çalışma.

Çeşitliliğin fiilen uygulandığı yerel, ulusal pek çok örnek tartışılıyor, küreselleşme sürecinin kültürlere olası etkileri konusundaki farklı görüşler bir araya getiriliyor.

Kitapta,

  • Çokkültürcülük,
  • Çokkültürcü politika ve pratikler,
  • Hoşgörü ve farklılık,
  • Küreselleşmenin yarattığı yerel imgeler ve kültürel kimlikler,
  • Yirmi birinci yüzyılın kültür politikalarında kültürel çeşitliliğin belirginliği,
  • Güncel kültür politikalarının hazırlanmasında politikanın rolü,
  • Temel sermaye olarak toplumsal sermaye,
  • Küreselleşmenin meydan okumaları karşısında kültür politikaları,
  • Ve kültür politikalarının ve kültür endüstrilerinin küreselleşme süreçleri gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Künye: Kolektif – Ulusal Kültürlerin Sonu mu?, derleyen: Lluís Bonet ve Emmanuel Négrier, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?) (2015)

Göç ve kentleşme alanlarında önemli çalışmalar yapmış Sema Erder, iç ve dış göçlerle sürekli yeniden yapılanan İstanbul’un sosyolojik dönüşümünün kaydını tutuyor.

İstanbul’a göç edenlerin bu kente taşıdıkları hayat tarzları, kentte gecekondunun doğuşu ve kentsel dönüşümün mağdur ve muhatapları konularında bir başucu kitabı.

  • Künye: Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Siyasi İktisat ve Küresel Kapitalizm (2018)

Neoliberalizmin yön ve şekil verdiği 21. yüzyıl toplumsal düzenini farklı yönleriyle irdeleyen makaleler.

Toplumsal eşitlik ve üretim mekanizmalarındaki güncel krizi kapsamlı bir şekilde ortaya koyan kitap, bunu yaparken hem Marksist eleştiriden hem de Robert Brenner, Giovanni Arrighi ve David Harvey gibi çağdaş düşünürlerden de yararlanıyor.

Kitapta ele alınan kimi dikkat çekici konular şunlar:

  • Küresel adalet ve yeni büyüme kuramı,
  • Emek gücünün metalaştırılması,
  • Sermayenin merkezileşmesi,
  • ABD tahakkümünün derinleşen çelişkileri ve yeni bir küresel düzen mücadelesi,
  • Neoliberalizm ve ekonomik belirlenim,
  • Kapitalist ekonominin ekolojik hakimiyeti,
  • Neoliberal geçişte para politikası,
  • Dayatılan kemer sıkma politikalarının iktisadi, politik ve toplumsal etkileri,
  • Metalaşma ve küreselleşmeyi tersine çevirme yoluyla direniş,
  • Aile, devlet ve eğitim kurumları gibi, kapitalist olmayan kurumların aşınması ve kapitalizmin yeniden üretimi,
  • Neoliberal mülkiyet rejimine karşı küresel akış ekonomisi,
  • Yeşil Marksizm ve küresel sosyalist bir geleceğin kurumsal altyapısı,
  • Sermaye teorisinde iktisadi çevre ve sürdürülebilirlik…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alfred Saad-Filho, Bob Jessop, Robert Albritton, Moishe Postone, Tony Smith, Patrick Bond, David M. Kotz, Julie Matthaei, Barbara Brandt, Kees Van Der Pijl ve Richard Westra.

  • Künye: Kolektif – Siyasi İktisat ve Küresel Kapitalizm: 21. Yüzyıl, Bugün ve Yarın, derleyen: Robert Albritton, Bob Jessop ve Richard Westra, çeviren: Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 296 sayfa, 2018

Ergun Türkcan – Dünya’da ve Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Politika (2009)

Ergun Türkcan, TÜBİTAK’ta geçirdiği uzun yılların deneyimiyle kaleme aldığı ‘Dünya’da ve Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Politika’da, belli bir kronolojik sırayla bilim, teknoloji, sosyoloji ve kültür etkileşimlerinin sebep sonuç ilişkisine odaklanıyor.

“Niçin bazı toplumlarda bilim ve teknoloji hızla gelişmiştir de bazılarında gelişememiştir?” sorusundan hareketle Türkcan, dünya ve Türkiye’den örnekler vererek bu sorunun yanıtını arıyor.

Dünyada bilim ve teknolojinin ilerlemesi; teknolojik gelişmenin dönüm noktaları; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze değin Türkiye’nin bilim ve teknoloji tarihi, kitabın çerçevesini oluşturuyor.

Bu başarılı çalışmanın 2009 Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Ergun Türkcan – Dünya’da ve Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Politika, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, bilim, 716 sayfa

Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben” (2018)

Türkiye toplumuna psikoloji kuramları, psikanaliz ve psikoterapinin

Türkiye toplumunun, ne Batı’ya ne de Doğu’ya ait, tamamıyla kendine has bir toplum olduğu söylenir.

Klinik psikoloji akademisyeni ve psikoterapist Güler Okman Fişek elimizdeki kitabında, Batılı psikoloji kuramlarıyla, psikanaliz ve psikoterapi yaklaşımlarından hareketle, toplumumuzun bu özgün konumunu tartışıyor.

Kitap hem Batılı psikoloji kuramlarının idealize ettiği özerk, bağımsız, kendine yeten birey kavramsallaştırmasının bizdeki yansımalarını daha iyi kavramak hem de Batı ve Doğu toplumlarındaki birey ve bireyselleşme süreçleri ile aile dinamikleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları açık bir biçimde ortaya koymasıyla büyük öneme haiz.

Bol sayıda vaka çalışması da barındıran kitap, özellikle Türkiye’nin ne kadar Batı ne kadar Doğu toplumu olduğuna, aile ve benlik arasındaki ilişkiye, gelenekle birey ve bireyselleşme ilişkisine psikoloji, psikanaliz ve psikoterapinin gözünden bakmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben”: Kültür, Aile, Bireyselleşme ve Psikanalitik Arayışlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 211 sayfa, 2018

M. Murat Erdoğan – Suriyeliler Barometresi (2018)

Suriye’de 2011’den beri devam eden savaş, pek çok Suriyelinin ülkelerinden kaçmasına ve insanlık onurunu ayaklar altına alan şartlarda yaşamasına neden oldu.

Ülkelerinden kaçan Suriyelilerin önemli bir kısmı da, şu an Türkiye’de.

İşin asıl tuhaf ve bu yönüyle sorun teşkil eden tarafı ise, göçmen sorununun aşılması konusunda ne iktidarın ne de muhalefetin hâlihazırda doğru düzgün bir politika ortaya koyamamış olması.

İşte Prof. Dr. Murat Erdoğan’ın tasarladığı ve her yıl uygulanması planlanan ‘Suriyeliler Barometresi’, bu soruna hem sosyolojik hem de politik anlamda bir çözüm bulunmasının imkânlarını sorgulamasıyla önemli bir boşluğu doldurmaya aday.

Konuyu hem Türk toplumu hem de Suriyeliler açısından ele alan Erdoğan, ortak toplumsal yaşamın dinamiklerinin ne olduğunu ortaya koyuyor.

26 ilde Türk vatandaşları ve Suriyelilerle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, var olan sorunu kapsamlı bir şekilde tanımladığı gibi, hak temelli, insan onuruna yakışacak ve huzurlu bir ortak geleceğin zemini için neler yapılması gerektiğini adım adım açıklıyor.

  • Künye: M. Murat Erdoğan – Suriyeliler Barometresi: Suriyelilerle Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 196 sayfa, 2018

Nuccio Ordine – Faydasızlığın Faydası: Manifesto (2018

Kant, “Güzel olandan alınan zevk çıkarsızdır.” demişti.

Nuccio Ordine’nin birçok dile çevrilen ‘Faydasızlığın Faydası’ adlı bu yapıtı da, her şeye ve herkese çıkar temelli bakan bir yaklaşımın egemen olduğu günümüzde, hayata anlam katmanın farklı yollarının neler olabileceğini gösteriyor.

Yazar bunu da, çağımızda artık unutulmuş bulunan değerleri hatırlatarak yapıyor.

Kazanç getirmeyen bilgi faydasız mıdır?

Ordine en başta, bu ve bunun gibi bir dizi soruyla, bizi yaşadığımız çağ üzerine düşünmeye davet ediyor.

Disiplinlerarası bir perspektifle kaleme alınmış kitabın ilk bölümü, edebiyat ve fayda üzerine.

Yazar burada, Dante, Petrarca, Ovidius, Kant, Boccacio, Lorca, Cioran, Heidegger ve Baudelaire gibi pek çok ismin düşünceleri üzerinden, kibirli ve budala bir yüzyılda faydacılığa karşı faydasızlığı neden tercih etmemiz gerektiğini anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, “şirketleşmiş” üniversiteler ile bunların “müşterileşmiş” öğrencileri üzerinden artık değer üretemeyecek hale gelmiş akademinin hali pür melalini sorguluyor.

Yazar üniversitelerdeki bu dönüşümlerin, üniversitelerin toplumsal ve insani sorunlara yüzünü dönmesiyle nasıl sonuçlandığını ve bu sorunun nasıl aşılabileceğini irdeliyor.

Kitabın son bölümü de, faydasız addedilen eylemlerin ne denli gerekli ve önemli olduğuna, başka bir deyişle faydasızlığın faydaları üzerine odaklanan bir manifesto sunuyor.

Kitabın sonuna ise, Abraham Flexner’in klasik makalesi “Faydasız Bilginin Faydası” da eklenmiş.

  • Künye: Nuccio Ordine – Faydasızlığın Faydası: Manifesto, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 166 sayfa, 2018

Mustafa Duman – Resimli Taşbaskısı Nasreddin Hoca Kitapları (2018)

Taşbaskı (Litografi) tekniğiyle basılmış Nasreddin Hoca kitapları, koleksiyoncuların en çok aradığı çalışmalardandır.

Mustafa Duman’ın elimizdeki önemli çalışması ise, 1850-1924 yılları arasında yayınlanmış olan taşbaskısı 55 Nasreddin Hoca kitabını karşılaştırmalı bir bakışla inceleyerek bize sunuyor.

Söz konusu taşbaskısı kitapların en meşhurlarından olan ve 128 fıkra içeren ‘Hoca Nasreddin Letâifi’nin çevriyazısını da tam metin olarak barındıran kitap, devamında da söz konusu süreçte yazılmış taşbaskısı kitaplara yer veriyor.

Duman’ın çalışmasında, Nasreddin Hoca fıkraları için çoğu isimsiz halk sanatçıları tarafından çizilmiş, kimisi ustalıklarıyla göz dolduran bazı resimlere de yer verilmiş.

Kitabın, yalnızca Nasreddin Hoca bağlamında halk kültürüne ve mizahına ilgi duyanlara değil, taşbaskı koleksiyoncularına ve meraklılarına da hitap edeceğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Mustafa Duman – Resimli Taşbaskısı Nasreddin Hoca Kitapları: “Bilinler Bilmeyenlere Öğretsin…”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, mizah, 296 sayfa, 2018