Arhangelos Gavril – Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü (2022)

1911 tarihli bu kitap, Anadolu ve Bağdat demiryollarının işleyişi ve çalışma koşulları hakkında altın değerinde bir kaynak.

Nevşehirli bir Osmanlı Rumu olan Arhangelos Gavril’in kitabı, şirket yönetiminin haksız uygulama, yolsuzluk ve kanun tanımazlıklarına, bilhassa II. Abdülhamit yönetiminin kimi ileri gelenleri ile şirket idaresi arasındaki samimi ilişki ve menfaat ortaklığına ve bunun halka ve ülkeye bedeline dair bir iddianame niteliği taşıyor.

“Namuslu olabilecek kadar sâhib-i iz’ân olmayanların sülûk edecekleri tarîk, hile ve mefsedettir!”

Doktor Gavril, yıllarca çalıştığı şirkette edindiği deneyimler ve bir araştırmacı titizliğiyle derlediği belgeler aracılığıyla şirketin  yolsuzluk ve kanunsuzluklarını okura sunarken, Anadolu Demiryolları Şirketi’nin –en başta Genel Müdür Hugue’nin olmak üzere– yabancı sermaye ağırlıklı yönetimini ağır ithamlarla suçluyor ve demiryolu hattı idaresinin denetimi ve ıslahına ilişkin Osmanlı yurtseverliği ve meşrutiyetçiliğini temel alan bir siyasal pozisyonu savunuyor.

Üstelik Gavril’in her satırından, demiryolu hattında çalışan emekçilere karşı derin bir ilgi ve yakınlık ile hattın gerçek sahibi olarak nitelediği Osmanlı halkının menfaatlerini gözetmenin en üstün değer olduğunun idrakindeki yurtsever bir bilinç süzülmekte.

Demiryolu emekçilerinin şirket idaresinin keyfilik ve zorbalıklarına karşı örgütlenme çabaları ve gerçekleştirdikleri grevin de örgütleyicilerden olan Gavril’in ilk elden tanıklıkları, geç dönem Osmanlı emek ve iktisat tarihçiliği açısından paha biçilmez bir kaynak.

Memleketin ilk modern büyük projesinin kilometre garantili sözleşmeleri, tarifelerde şirket yararına yapılan oynamalar, akraba kayırmacılığı, liyakatsiz atamalar, sermayeye hükûmet eliyle aktarılan devasa kamu kaynakları, siyaset ile ticaretin iç içe geçişi ve elbette acımasız emek sömürüsüne dair içerden bilgiler aktaran Doktor Gavril’in bu tarihi vesikası, ne hazindir ki yüz yıl sonrasının okuruna da pek tanıdık gelecek!

Stefo Benlisoy’un Önsöz’üyle…

  • Künye: Arhangelos Gavril – Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü, çeviren: Hamit Erdem, Baha Coşkun ve Fadime Ersin, İstos Yayın, tarih, 352 sayfa, 2022

Özgür Kaymak ve Anna Maria Beylunioğlu – “Kısmet Tabii…” (2021)

İstanbul’un Rum, Yahudi ve Ermeni toplumlarındaki karma evliliklerin birey, cemaat ve gündelik çatışmaları nasıl şekillendirdiği ve dönüştürdüğü üzerine harikulade bir araştırma.

Özgür Kaymak ve Anna Maria Beylunioğlu, 57 yüz yüze görüşmeyle zenginleşen kitaplarında akademik dünyada az bilinen bu konuyu tüm yönleriyle irdelemiş.

Rum, Yahudi ve Ermeni toplumlarında karma evlilikler, özellikle bu toplumların dışa açılmaya başladığı 80’lerden itibaren yaşanmaya başlandı.

Beylunioğlu ve Kaymak’ın araştırması da, bir yandan bu grupların hem kendi içlerindeki hem de çoğunluk toplumla olan politik ve kamusal karşılaşmalarının yarattığı meselelerin izini sürüyor, diğer yandan da kadınlık deneyimin nasıl ortaklaştığını gözler önüne seriyor.

Karma evlilikler, kamusal mekân/alanda “azınlık toplumları” tarafından stratejik biçimde uygulanan, etno-dinsel kimliklerine dair işaretlerin üzerini örtmenin aile ve evlilik kurumu içerisinde geçersiz kaldığı, yeni mücadele alanlarının ve ortaklıkların inşa edildiği bir özel alan pratiği olarak karşımıza çıkıyor.

Yazarlar karma evliliği, tanışma hikâyeleri ve karma evliliklerin gerçekleşme biçimi, beraber yaşama kültürü, bir evlilik stratejisi olarak din değiştirme ve gayrimüslim ailelerde toplumsal cinsiyet örüntüleri gibi farklı yönleriyle ele alıyor.

  • Künye: Özgür Kaymak ve Anna Maria Beylunioğlu – “Kısmet Tabii…”: İstanbul’un Rum, Yahudi ve Ermeni Toplumlarında Karma Evlilikler, İstos Yayın, kültür, 412 sayfa, 2021

Kolektif – Muhacirnâme (2016)

Mübadele’den sonra Yunanistan’da muhacirlerin anadili olan Türkçede ama Yunan harfleriyle basılan Prosfigiki Foni / Muhacir Sedası gazetesinden derlenen 25 şiir, burada.

Şiirler, modern Yunan tarihinin en can alıcı olaylarından olan Mübadele’yi, Yunan ordusunun faciayla biten Anadolu seferinin sonundaki meşakkatli sürgün sürecini tasvir ediyor.

  • Künye: Kolektif – Muhacirnâme, hazırlayan: Evangelia Balta ve Aytek Soner Alpan, İstos Yayın

Nikolaos Mavrokordatos – Philothei Parerga / Bir Allahseverin Meşgaleleri (2019)

El yazması 1719’a tarihlenen ‘Philothei Parerga’nın (Bir Allahseverin Meşgaleleri), kimilerine göre, Yunan edebiyatının roman türündeki ilk denemesi.

Kurgudaki olaylar 1715 civarındaki İstanbul’da geçiyor ve mektup, politika, ahlak ve tarih üzerine tartışmalar ile polisiye bir dava ve dönemin önde gelen kimi isimlerine yönelik eleştiriler barındırıyor.

Özgün kurgusu ve üslubuyla dikkat çeken ‘Philothei Parerga’, aynı zamanda Fenerli Rumların Osmanlı politikası ve Batı ile Doğu arasındaki kültürel ilişkileri hakkında ve ayrıca, Sultan III. Ahmet ve İsveç Kralı XII. Şarl gibi dönemin hükümdarlarına dair canlı tasvirleriyle de, okurunu cezbedecek türden.

Karanlık zindanlar, Boğaz manzaraları, Osmanlı’nın ilahiyat tartışmaları, Osmanlı’nın lalelere olan tutkuları ve başkent İstanbul’da beraber yaşayan milletler, metinde karşımıza çıkan diğer konular.

Kitabın yazarı Nikolaos Mavrokordatos’a (İslerletzade Nikola) gelince…

Nikolaos Mavrokordatos, 1715 yılında Sultan III. Ahmet tarafından Eflak hospodarı olarak atandı ve Avusturyalılara esir düştüğü kısa bir dönemde kesintiye uğramakla birlikte 1730’daki vefatına kadar bu görevini sürürdü.

Mavrokordatos, çokdilli toplumu ve gelişen uluslararası ilişkileriyle 17-18. yüzyılların Osmanlı İmparatorluğu’nda dil ve diplomasi yetenekleriyle önemli konumlara gelen Fenerli Rumlar’ın entelektüel çevresinin bir üyesiydi.

  • Künye: Nikolaos Mavrokordatos – Philothei Parerga / Bir Allahseverin Meşgaleleri, sunuş: Jacques Bouchard, çeviren: Ekin Dedeoğlu, İstos Yayın, roman, 222 sayfa, 2019

Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler (2019)

Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı sürecinde Yunanlılarla yaşanan savaş, Türkiye tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Fakat bu konuda, özellikle Yunan askerlerinin içinde bulunduğu durum hakkında bildiklerimiz, resmi tarihin sunduklarının ötesine geçmiyor.

Foti Benlisoy’un şimdi ikinci baskısını yapan bu harika çalışmasının asıl katkısı da, bu süreçte yaşanmış Yunan askerlerinin savaş karşıtı direnişlerini gözler önüne sermesi.

1919-1922 zaman aralığında Yunan ordusundaki komünist propaganda, grev ve isyanların izini süren Benlisoy, bu dönemdeki “asker grevi” ve bu grevin sebep olduğu “terhis isyanı”nın savaşın sonunu nasıl tayin ettiğini ortaya koyuyor.

Yunan komünist askerlerin savaş karşıtı eylemlerinin Türk-Yunan harbinin sonucunu tayin etmedeki rolünü açıklığa kavuşturmasıyla büyük önem arz eden çalışma, cephede komünist askerlerin yürüttüğü savaş karşıtı propaganda ve faaliyetlerin, askerlerin cephedeki grev ve isyanını mümkün kılmakta ne derece etkili olduğunu gösteriyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, bizim Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı dediğimiz, Yunanlıların Küçük Asya Seferi dedikleri söz konusu süreçte, Yunan ordusunun içinde bulunduğu karmaşık durumun sağlam bir fotoğrafını çekmesi.

  • Künye: Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler: Milli Mücadele’de Yunan Ordusu’nda Komünist Propaganda, Grev ve İsyan (1919-1922), İstos Yayın, tarih, 192 sayfa, 2019

Demetrius Georgiades – Türkiye’nin İhyası Mümkün mü? (2019)

Abdülhamid rejiminin yılmaz muhaliflerinden olan yayıncı Demetrius Georgiades’in 1909 yılında kaleme aldığı ‘Türkiye’nin İhyası Mümkün mü?’, 1908 devriminden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidara geçmesinden sonra yaşanan süreç hakkında çok önemli değerlendirmeler barındırıyor.

Yazara göre, 1908 devriminin “Türkiye’nin ihyasına” dair yarattığı umutların hızla berhava olmasının en önemli nedeni bizzat İttihat ve Terakki Cemiyeti’ydi.

Zira Georgiades, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sabık istibdat rejiminin tüm baskı mekanizmasını kendi elinde topladığını ve milliyetçi bir rotaya girerek liberal bir meşruti rejimin kurulmasını daha başta sakatladığını söylüyor.

Abdülhamid iktidarı dönemindeki baskı rejiminin başka bir ad altında, fakat aynı şekilde devam ettiğini belirten Georgiades’in kitabı, bu kritik süreç hakkında çok önemli bir politik tanıklık.

  • Künye: Demetrius Georgiades – Türkiye’nin İhyası Mümkün mü?, çeviren: Barış Alp Özden, İstos Yayın, tarih, 152 sayfa, 2019

Kolektif – Yunankarası (2018)

İlk örnekleri 1913’e tarihlenen, daha sonra adım adım gelişen, asıl atılımını ise 1990’larda yapan Yunan polisiye yazını, bugün dünya polisiye literatürü içinde özgün bir yere sahip.

Ne yazık ki, kimi tarihsel ve siyasi nedenler, Türkiyeli okurun bu eserlere ulaşmasının önündeki en önemli engellerden biri olmaya devam ediyor.

İşte bu kitapta, on bir çağdaş Yunan polisiye yazarının öyküleri yer yer alıyor.

Kitabın asıl özgünlüğü, bu eserlerin sadece Türkiyeli okurlar için kaleme alınmış olması ve dünyada ilk kez Türkçede yayınlanıyor olması.

Yunan polisiye edebiyatının ve genel olarak Yunan edebiyatının kapısını aralamak için çok iyi fırsat diyebileceğimiz; gizem, suç ve ceza öykülerinden güzel bir derleme ile karşı karşıyayız.

Kitapta öyküleri yer alan isimler ise şöyle:

İeronimos Lykaris, Tefkros Michailidis, Marilena Politopoulou, Kostas Kalfopoulos, Hilda Papadimitriou, Thanos Dragoumis, Andreas Apostolidis, Kostas Mouzourakis, Filippos Filippou, Vassilis Danellis ve Neoklis Galanopoulos.

  • Künye: Kolektif – Yunankarası: Yunanistan’dan 11 Çağdaş Polisiye Öykü, editör: Vassilis Danellis ve Damla Demirözü, İstos Yayın, öykü, 224 sayfa, 2018

Mario Vitti – Doğduğum Şehir (2018)

İtalya’nın en tanınmış Çağdaş Yunan Edebiyatı uzmanlarından olan Mario Vitti, 1926 İstanbul doğumlu.

Vitti, 1946’da eğitim için Roma’ya gider ve bir daha İstanbul’a dönmez.

Vitti’nin elimizdeki anıları da, bir türlü dinmek bilmeyen İstanbul özlemiyle kaleme alınmış.

Yazar bu kısa ama güçlü metninde, doğup büyüdüğü İstanbul’un etkileyici bir fotoğrafını çekiyor.

  • İstanbul’da Levanten yaşamları,
  • Rum ailelerinde gündelik hayat,
  • İstiklal Caddesi,
  • Eminönü,
  • Hatice Sultan,
  • Cumhuriyet aydınlanmasının önde gelen simaları,
  • Yeni kurulan Cumhuriyet’in yarattığı heyecan,
  • Adalarda hayat,
  • Atatürk,
  • Mussolini,
  • Lebon Pastanesi,
  • Hachette Kitabevi,
  • İstanbul Borsası,
  • İstanbul’da ilk sesli filmler,
  • Şehirdeki çokkültürlü dostluklar…

Vitti, bu ve bunun gibi birçok konuya dair hatırladıklarını, kendine has etkileyici üslubuyla bizimle paylaşıyor.

Petros Markaris’in önsözüyle zenginleşen; geçen yüzyılın başlarındaki İstanbul hayatı hakkında aydınlatıcı olduğu kadar, oldukça güzel ve duygulu bir metin.

  • Künye: Mario Vitti – Doğduğum Şehir: İstanbul, 1926-1946, çeviren: Sula Bozis, İstos Yayın, anı, 144 sayfa, 2018

Damla Demirözü – İşgal, Direniş, İç Savaş (2015)

Yunanistan’ın II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yaşadığı zorlu yıllar Yunan edebiyatında nasıl yankı buldu?

Damla Demirözü, savaş öncesi ve sonrası Yunan toplumunu etkileyen belli başlı siyasal ve toplumsal olayları özetledikten sonra, bu zorlu dönemin Yunan edebiyatında roman, öykü ve deneme türlerine nasıl yansıdığını saptıyor.

  • Künye: Damla Demirözü – İşgal, Direniş, İç Savaş: Yunan Edebiyatında II. Dünya Savaşı Yılları, İstos Yayın

Kolektif – Arapdilli Doğu Ortodoksları (2018)

Antakya’nın Arapdilli Doğu Ortodoksları, şu ana kadar akıl almaz bir şekilde uluslararası bilim camiasında ciddi çalışmalara konu olamadı.

Oysa bu kadim topluluk, Bizans, Osmanlı, Suriye ve Türkiye kültürlerine önemli katkılarda bulundu.

Farklı alanlardan gelen uzmanların katkıda bulunduğu bu çalışma ise, topluluk hakkında yapılan bilimsel incelemelerin önünü açmaya aday.

Kitapta,

  • Arapdilli Doğu Ortodoksların kimliklerinin tarihsel oluşumu,
  • Bu topluluğun kimliğinin oluşumunda Kemalizm ve Baasçılık gibi iki modern siyasi hareketin etkileri,
  • Topluluk mensuplarının, topluluğun tarihsel vatanı olan Antakya’daki güncel durumu,
  • Topluluğun İstanbul’da bulunan mensuplarının aidiyet biçimleri ve onların İstanbul Rum toplumuna sancılı entegrasyon süreci,
  • Ve bu topluluğun yaşadığı Tokaçlı köyündeki maddi kültür, mutfak pratikleri ve aidiyet duyguları gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Topluluk mensuplarıyla yapılmış birebir görüşmelere dayanmasıyla da dikkat çeken çalışmaya katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Haris Theodorelis-Rigas, Özgür Kaymak, Anna Maria Beylunioğlu, Polina Gioltzoglou, Şule Can ve Zerrin Arslan.

  • Künye: Kolektif – Üç Milliyetçiliğin Gölgesinde Kadim Bir Cemaat: Arapdilli Doğu Ortodoksları, derleyen: Haris Theodorelis-Rigas, İstos Yayın, inceleme, 160 sayfa, 2018