Philippe Boudon – Geometri ile Mimarlık Arasında (2025)

Philippe Boudon’un bu kitabı, mimari ve geometrinin karmaşık ilişkisini derinlemesine inceliyor.

Kitap, matematik ve mimarlığın kesişim noktasında, iki disiplin arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları mercek altına alıyor.

Boudon, mimaride kullanılan geometrik şekillerin sadece estetik bir unsur olmadığını, aynı zamanda yapıların işlevselliği ve anlamlarıyla da yakından ilişkili olduğunu vurguluyor.

Kitap, tarih boyunca mimarların ve matematikçilerin birbirlerini nasıl etkilediğini, ortak bir dil geliştirmeye çalıştıklarını ve bu etkileşimin mimariye nasıl yansıdığını inceler.

Boudon, farklı geometrik şekillerin (küp, piramit, küre vb.) mimarideki sembolik anlamlarını ve çağrışımlarını derinlemesine analiz ediyor.

Kitap, modern mimaride geometrik şekillerin daha soyut ve karmaşık bir şekilde kullanıldığını, bu durumun mimariye yeni bir boyut kazandırdığını belirtiyor.

Mimarlık ve matematik gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek, bu iki alan arasındaki köprüleri kuruyor.

Geçmişten günümüze mimarideki geometri kullanımını incelerken, bu konudaki tarihsel gelişimi ortaya koyuyor.

Geometrinin mimarideki rolünü farklı açılardan ele alarak, mevcut anlayışlara yeni bir boyut katıyor.

  • Mimarın “geometrisi” ile matematikçinin geometrisi arasında ne gibi farklılıklar var?
  • Geometrik şekiller mimariye nasıl anlamlar katıyor?
  • Modern mimaride geometrik şekillerin kullanımı nasıl değişti?
  • Tarih boyunca mimarlar ve matematikçiler nasıl bir etkileşim içinde olmuşlar?

‘Geometri ile Mimarlık Arasında’, mimari ve geometri arasındaki ilişkiyi anlamak isteyenler için kapsamlı bir kaynak.

Kitap, hem mimarlık öğrencileri hem de bu konuya ilgi duyan herkes için değerli bir referans noktası olacaktır.

Boudon, bu kitabı ile mimarlığın sadece bir sanat değil, aynı zamanda matematiksel bir disiplinle iç içe geçmiş bir alan olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Philippe Boudon – Geometri ile Mimarlık Arasında, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, mimari, 256 sayfa, 2025

Henri Raymond – Mimarlık (2024)

 

Mimarlık nedir?

Planlar ve çizimler mi?

Yoksa mutlu bir yaşamı mimarların zihinlerinde nasıl canlandırdıkları mı?

Kataloglardan, satış ofislerinden satın alınan evler mi?

Mimarlığın boşluğu estetik ürünlerle doldurmak olmadığını biliyoruz.

İnsan
 etkinliğinin ileri ürünlerinden biri olduğu halde bağrında yer aldığı toplumdan da kopuk değildir.

Topluma ilişkin bilgiler taşır.

İtalya’da
 Rönesans düşüncesinden itibaren mimarlığın “mekânsal bir akla” 
dayandığını, bu aklın gereklerini karşıladığını biliyoruz.

Hayran kalıyoruz bu
 akla ama endişeye de kapılmıyor değiliz.

Henri Raymond çalışmasının ilk bölümünde Ferdinand de Saussure, Bruno
 Zevi, Le Corbusier, Francastel, Immanuel Kant, Françoise Choay, Claude
Lévi-Strauss gibi isimlerden geçerek Leonardo da Vinci’den Bourdieu’ye kadar 
mimarlığın, sanat tarihinin, etnolojinin ve felsefenin büyük isimlerini 
ağırlıyor ve farklı mimarlık anlayışları temelinde mekâna ilişkin
 ideolojilerini ortaya koyuyor.

İkinci bölümdeyse mimarlığın asıl paradoksuna, yani ana işlevi gündelik 
yaşam olmasına rağmen bir yandan da gündelik yaşamın gereklerinden
 kaçıp kurtulmaya çabalamasına eğiliyor.

Yaşamortam sakinlerinin
 görüşlerinin alınmadığına, yaratılan mekâna kendilerini bir şekilde 
uyarlamaları gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu bağlamda, mimarlar ve kent 
planlamacıları tarafından üretilen biçimlerin geçerliliğini tartışıyor.

Üçüncü bölümde yaşamortam sakininin mimari bir eserde yaşarken 
hissettikleri, cepheyi nasıl algıladığı, içeriyi nasıl tanımladığı tanıklıklarla
 aktarılıyor.

Böylece kişinin kendine ait bir mekânı nasıl oluşturduğu ve 
içine sindirdiği açığa çıkıyor.

  • Künye: Henri Raymond – Mimarlık: Aklın Mekân Maceraları, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, mimari, 288 sayfa, 2024

Erich Mendelsohn – Yeni Bir Mimarlık (2024)

 

Eserlerinin sayısı ve ağırlığı ile sanatsal kişiliğinin söz ve yazıda yarattığı etki göz önüne alındığında, Mendelsohn, modern mimari akımının tartışmasız en ön saflarında yer alır.

Ekspresyonist mimarlığın kurucu isimlerinden Erich Mendelsohn’un çeşitli tarihlerde yaptığı beş önemli konuşma metni bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitap, bu mimarın tüm mimari çalışmasının gelişimi ve olağanüstü kapsamı hakkında kapsamlı bir genel bakış sunuyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Yüzyılın sonuna yaklaşıldığında, yeni strüktürel malzemenin sunduğu mimari imkânların artık farkında olan mimar, biçim meselesini gündeme getirerek mühendisin dışlayıcı rolüne meydan okudu.”

“Günümüz mimarlığı, bütün yaratıcı dönemlerdeki gibi, özgün olduğu ve sağlam zemine dayandığı için, çevremizdeki her şeyin, günlük yaşamımızın aletlerinin, evlerimizin, kamu binalarımızın karakteristik biçimlerinden yükselen, doğuştan gelen, bozulmamış hazza bir kez daha can verir.”

  • Künye: Erich Mendelsohn – Yeni Bir Mimarlık, çeviren: Alp Tümertekin, Nihat Ülner, Janus Yayıncılık, mimari, 176 sayfa, 2024

Philippe Panerai, Jean Castex ve Jean-Charles Depaule – Kentsel Biçimler (2023)

 

‘Kentsel Biçimler’, dört dörtlük 20. yüzyıl bir kentbilimi tarihi.

Kitap, yüzyılın kentlerinde, Paris, Londra, Amsterdam ve Frankfurt’ta gerçekleştirilen en anlamlı, belki de en tekil çalışmaları kendi ölçekleri temelinde bir araya getiriyor.

Seçtiği örneklerle bir yandan mükemmel bir panorama, bir yandan da kuramsal bir ders ve tartışma konusu oluşturuyor.

Kitapta, klasik Avrupa kentinin 19. yüzyılın dönüştürdüğü, 20. yüzyılın da yürürlükten kaldırdığı ayırıcı özelliği olan bina adasının, yani belirli bir mekânsal örgütlenmesi çok yönlü bir biçimde ele alınıyor.

  • Künye: Philippe Panerai, Jean Castex ve Jean-Charles Depaule – Kentsel Biçimler: Bina Adasından Bina Bloğuna, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayıncılık, mimari, 240 sayfa, 2023

Céline Bonicco-Donato – Heidegger ve İkamet Etme Meselesi (2022)

 

Martin Heidegger’i okumadan mimar olunabilir mi?

“İnşa Etmek, İkâmet Etmek, Düşünmek” başlıklı denemenin yazarının karmaşık ve derin düşüncesine yaklaşmadan hakiki anlamda bina yapılabilir mi?

Céline Bonicco-Donato, Heidegger’in mimari üzerine fikirlerini derinlemesine analiz ediyor.

Mimari ile uğraşan veya konuya ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir çalışma.

Heidegger, mimari hakkında şunları söylüyor.

“Analiz ettiğimiz projelerin, yani Frank Lloyd Wright’ın Falling Water, Alvar Aalto’nun Villa Mairea ve Peter Zumthor’un Therme Vals projelerinin (…) gösterdiği gibi projenin ölçüsü mimar değil, dünya, yani projeden önce varolan, başka deyişle inşaat alanı, sunduğu malzeme, tarihi, doğal öğeleri, atmosferi, vb. olmalıdır.”

“Hakiki mimari üretim (…) zaten orada olanı ‘görünür kılmak’tan kaynaklanır.”

“Mimarın görevi yaratmak değil, var olmak isteyenin varlık kazanmasına izin vermektir.”

  • Künye: Céline Bonicco-Donato – Heidegger ve İkamet Etme Meselesi: Bir Mimarlık Felsefesi, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2022

Alain Farel – Mimarlık ve Karmaşıklık (2022)

 

‘Mimarlık ve Karmaşıklık’, karmaşıklık düşüncesinin kent ve mimarlıktaki gelişimi hakkında çok iyi bir kitap.

Özellikle de mimarlığı verimli bir bilmece sayanlar bu çalışmayı kaçırmamalı.

On yedinci yüzyıldan devralınan Rasyonalizmin tartışıldığı, suçlandığı ve fazla basitleştirildiği günümüzde çeşitli disiplinler ortaya yeni bir düşünce biçimi çıkardı.

Gerçeğin karmaşıklığını mimarlık nasıl ele alıyor?

Bu kitabın ilk bölümünde geliştirilen mimarlıkta Rasyonalizm eleştirisi, kent ve mimarlık konusundaki bütün basiteştirici görüşlerin ötesine geçmeyi sağlar.

Günümüzde mimarlık kent olmadan, kent de sakinleri olmadan düşünülemez.

İkinci bölümde ise Louis Kahn, Luis Barragan, Henri Gaudin, Vittorio Gregotti, John Hejduk, Peter Eisenman, Bernard Tchumi, Christan de Partzamparc, Renzo Piano tarafından yapılan çalışmalar karmaşıklık düşüncesinin mimarlıkta nasıl biçimlendiğini örnekliyor.

  • Künye: Alain Farel – Mimarlık ve Karmaşıklık, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, mimari, 320 sayfa, 2022

Étienne-Louis Boullée – Mimarlık: Sanat Üzerine Deneme (2019)

Fransız Devrimi’ni de görmüş Étienne-Louis Boullée, çağının çok ilerisinde bir mimardı.

Sanatın eğitici erdemler taşıdığına inanırdı, çağının mimarlığını sık sık eleştirirdi ve devrimci bir mimar olarak cüretkâr ve ilerici çözümler önerirdi.

O’nun mimarı anlayışı, aynı zamanda Devrim’in talep ettiği toplumsal ilerlemeyi sağlayacak kurumları somutlaştırmayı da talep ediyordu.

“Bence binalarımız, özellikle de kamu binalarımız, bir anlamda şiir gibi olmalıdır.” diyen Boullée, bu kitabında hacimler kuramını tartışmaya açıyor.

Yazar hacimler kuramını inceliyor, analiz ediyor, hacimlerin özelliklerini, duyularımız üzerindeki güçlerini ve bizim örgütlenmemizle olan benzerliklerini ortaya koyuyor.

Boullée ayrıca, Vitruvius’un mimarlığı bina etme sanatı tanımını da tartışmaya açıyor.

Boullée, öncelikle bu tanımı çok kaba buluyor.

Gerçekleştirmek için tasarlamak gerektiğini, ilk atalarımızın kulübelerinin önce görüntüsünü tasarladığını, sonra inşa ettiğini ve mimarlığı tam da bunun, yani zihnin bu üretimi olduğunu söyleyen Boullée, mimarlığı herhangi bir binayı üretmek ve mükemmeliyete ulaştırma sanatı olarak tanımlıyor.

Bütün bunları kendine has özgün bakışıyla irdeleyen Boullée, ayrıca mimarlığın kurucu ilkelerini nasıl kesinleştirebileceğimiz ve doğanın incelenmesinin mimarlık için ne kadar vazgeçilmez olduğu gibi ilgi çekici konuları da tartışıyor.

  • Künye: Étienne-Louis Boullée – Mimarlık: Sanat Üzerine Deneme, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, mimari, 172 sayfa, 2019

Adolf Loos – Mimarlık Üzerine (2014)

Başta Viyana olmak üzere birçok şehirde önemli binalar inşa eden, modern Avrupa mimarisini etkilemiş Adolf Loos’tan seçme yazılar.

Loos, aralarında “Süsleme ve Suç” adlı metninin de yer aldığı kitabında, mimarlıkta eski ve yeni üslubu, inşaat malzemelerinin kullanımını, sanat ve mimarlık gibi konuları tartışıyor.

  • Künye: Adolf Loos – Mimarlık Üzerine, çeviren: Alp Tümertekin ve Nihat Ülner, Janus Yayınları

Guillaume Apollinaire – Kübist Ressamlar (2014)

Sanatın her daim içinde yer almış şair, resim eleştirmeni Apollinaire’den kübist ressamlar ile estetik, sanat konularında imbikten süzülmüş, yoğun düşünceler.

“Alev resmin simgesidir” diyen Apollinaire, Pablo Picasso, Marcel Duchamp, Jean Metzinger gibi ortak çalışmalar da yürüttüğü öncü sanatçıların eserlerine yoğunlaşıyor.

  • Künye: Guillaume Apollinaire – Kübist Ressamlar, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları