Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar (2024)

Çok az insan dünyayı Nobel Ödülü sahipleri gibi değiştirebildi.

Çığır açan buluşlarıyla tıp, kimya, fizik ve ekonomiyi devrime uğratmış Nobel Ödüllü yirmi dört isimle Lindau Nobel Ödüllü Bilim İnsanları Toplantıları’nda yapılmış söyleşiler ‘Nobelli Hayatlar’da bir araya getirildi.

Her biri benzersiz hikâyeler anlatıyor.

Evreka anlarından kariyerleri boyunca karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden nasıl geldiklerine, genç bilim insanlarına ilham verecek tavsiyelerden geleceğin bilimine ve keşiflerine kadar çok şey üzerinde konuşuyorlar.

Sizi alandan alana, düşünceden düşünceye sürükleyecek ‘Nobelli Hayatlar’da Nobel Ödüllülerin yaşamlarına her yönüyle tanık olacaksınız.

Hayatlarının bir döneminde gelen bir telefonla yirmi dört akademisyen Nobel Ödülü’nü almak üzere Stockholm’e davet edildi.

Şimdi onlar sizi Nobelliler dünyasına davet ediyor…

  • Künye: Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar: Nobel Ödüllü Yirmi Dört Bilim İnsanıyla Hayat Hikâyeleri, Geleceğin Bilim İnsanlarına Tavsiyeleri ve İleride Keşfedecekler Üzerine Söyleşiler, çeviren: Cumhur Öztürk, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024

Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli? (2024)

Hayvanları seviyoruz, fakat eylemlerimiz bu sevgiye sığıyor mu?

Sevgimizi sınavdan geçirsek, hayvan yaşamının değersizliği üzerine kurulmuş mezbahalarımız, bir günlükken yavrusundan koparılmış, meme iltihabı ve topallıkla boğuşan süt makinesi ineklerimiz, gaddarlığın vücut bulmuş hali olan balıkçılık yöntemlerimiz, hayvanların yapaylığa ve can sıkıntısına mahkûm edildiği hayvanat bahçelerimiz ve hatta cins hayvan hevesimiz yüzünden eklem sorunlarından ve türlü hastalıklardan mustarip köpeklerimiz, bu sınavdan geçebilir mi?

Henry Mance ‘Hayvanları Nasıl Sevmeli’de, sahne ışıklarını yüz çevirdiğimiz, yok saydığımız, görmezden geldiğimiz hoyratlığımıza çeviriyor.

Kendi sınavını vermek için bir mezbahada yüz yüze geldiği başı kopuk koyunun göğüs kafesine kuş bakışı bakıyor, dondurucu soğukta balık tutmaya, puslu ormanda geyik vurmaya çalışıyor.

Avcılıktan veganlığa uzanan yelpazede sevgisini tanımlamaya çalışırken okuru kendi kültürüne, alışkanlıklarına ve duygularına doğru zorlu bir yolculuğa çıkarıyor.

Sırça köşkünüzden çıkmaya, dünya üzerinde bıraktığımız ayak izini görmeye, hayvanlara adil muamelenin daha iyi yollarını aramaya hazır mısınız?

İnsanlar başka hayvanlarla bağlantı kurmak için kendi yollarını bulur, diyor Mance.

Sizinki ne olacak?

Henry Mance, Financial Times için siyaset ve çevre konularında yazıyor.

  • Künye: Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2024

Athena Aktipis – Hilekâr Hücre (2024)

Kansere neden olan etkenleri düşündüğümüzde evrim ilk aklımıza gelenler arasında değildir.

Oysaki evrim ve kanser yakından ilişkilidir.

Dünya’nın uzun tarihi içinde yaşamı mümkün kılan süreçler kanserin de yaratıcısıdır.

Kanserin evrimsel kökenlerinin anlaşılması bize kanser tedavisinde daha etkili, devrim niteliğinde çözümler bulma şansı verebilir.

‘Hilekâr Hücre’de Athena Aktipis kanser ile evrim arasındaki sıra dışı ilişkiyi anlayabilmek için milyarlarca yıl geriye giderek tekhücreli yaşamdan çokhücreliliğe geçişin izlerini sürüyor.

İşbirliği içindeki hücrelerden bazıları, hilekâr olanlar, kaynakları aşırı kullanmaya, kontrolsüz çoğalmaya başlar.

Sonuç kanserdir.

Kanserin her yerde karşımıza çıkması evrimin bir sonucudur ve çokhücreli yaşam devam ettiği müddetçe kanser de varlığını sürdürecektir.

Öyleyse kanseri tedavi etmekten vazgeçmemiz mi gerekiyor?

Aktipis, kansere başka bir mercekten bakmayı öneriyor.

Hastalık hemen yok edilmesi gereken bir düşman değil, uzun vadede kontrol altında tuttuğumuz bir yoldaş olabilir.

Kanserin biyolojik geçmişimizin, bugünümüzün ve geleceğimizin parçası olduğu ve evrime karşı vereceğimiz bir savaşı kazanmamızın mümkün olmadığı gerçeğini kabullenirsek, kanser tedavileri daha akılcı, daha stratejik ve daha insani olabilir.

‘Hilekâr Hücre’ kanserin temel doğasını ve kanserle olan ilişkimizi yeniden düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Athena Aktipis – Hilekâr Hücre: Kanseri Anlayıp Tedavi Etmemize Evrim Nasıl Yardımcı Olur?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, tıp, 264 sayfa, 2024

Kolektif – Kuramdan Pratiğe Duygu Düzenleme (2023)

Duygu düzenleme sıradan bir günde bile neredeyse her bireyin yaşamakta olduğu duyguların farklı boyutlarını değiştirmek için kullandığı bilişsel ya da davranışsal stratejilerin geneline verilen isimdir.

Duygu düzenleme, bireylerin gündelik hayatlarında oldukça büyük yer tutan bir beceriler topluluğu olarak görülse de bu alanda yaygın olarak kabul gören kuramsal yaklaşımların ortaya çıkışı 2000’li yılların başına denk geliyor.

Yaşamın erken dönemlerinde kişilerarası bir süreç olarak başlayan duygu düzenleme, bireyin olgunlaşmasıyla birlikte sosyal, bilişsel ve davranışsal boyutlarıyla bireylerin gündelik hayatını etkilemeye devam eder.

Bu beceriler hem sıradan stres kaynaklarıyla başa çıkmada hem de yakın geçmişte yaşadığımız COVID-19 salgını gibi beklenmedik büyük stres kaynaklarıyla baş etmeye çalışırken el altında bulundurduğumuz ve sıklıkla kullandığımız stratejilerdir.

Bu nedenle duygu düzenleme bu kitapta kuramsal, sosyal, bilişsel, gelişimsel ve klinik alan olmak üzere beş farklı kısımda ele alınıyor.

Kitabın hazırlanmasındaki ana amaç duygu düzenlemeye dair güncel kuramsal yaklaşımları ve görgül araştırmaları içeren Türkçe bir kaynağın okuyucuya ulaştırılması.

  • Künye: Ayşe Altan Atalay, Burcu Kaya Kızılöz, Dilek Sarıtaş Atalar – Kuramdan Pratiğe Duygu Düzenleme, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 408 sayfa, 2023

Peter Singer – En Büyük İyilik (2023)

İnsan başkalarının ihtiyaçlarını ve çıkarlarını kendilerininkinin önüne koyabilir mi?

Elinden gelen “en fazla” iyiliği yapmak, fedakarlığı da beraberinde mi getirmek zorunda?

Başkaları için yaptığımız iyiliklerden duyduğumuz memnuniyet bu iyilikleri daha az ahlaki kılar mı?

Peter Singer, felsefe tarihinde iki yüzyılı aşkındır önemli bir tartışma başlığı olan diğerkamlık (altruism) kavramına bugünden bakarak onu pratik etiğin alanına taşıyor.

1972’de yazdığı ‘Kıtlık, Bolluk ve Ahlak’ makalesiyle daha kavramın adı konmadan etkili diğerkamlığın fikri öncülerinden olan Singer, kavramı 2000’li yılların başında ortaya çıkmaya başlayan yeni bir hayırseverlik anlayışını tarif etmek için kullanıyor.

Bu hayırseverlik anlayışına göre iyilik yapmak isteyenlerin varlıklarının küçük bir kısmını hayır işlerine vakfetmesi yeterli bulunmazken, etik olarak doğru ve meşru olan şeyin kendi hayatını idame ettirmek için kullanılandan arta kalanın başkalarının yararı için kullanılması olduğu savunuluyor.

Bu ilke kimi zaman, ömürleri boyunca maaşlarının yüzde 20’sini hayır işlerine vermeyi taahhüt eden kişilerde hayat bulurken, kimi zaman hiç tanımadığı biri için böbreklerinden birini bağışlamaktan kaçınmayan etkili diğerkâmların eylemlerinde pratik ve teorik sınırlarına ulaşıyor.

Princeton Üniversitesi biyoetik kürsüsü profesörü Avustralyalı filozof Peter Singer, pratik etik, faydacılık, hayvan hakları, türcülük alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

  • Künye: Peter Singer – En Büyük İyilik: Etkili Diğerkamlık Etik Yaşam Hakkındaki Fikirlerimizi Nasıl Değiştirir?, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2023

Ian Mosby, Sarah Rotz, Evan D. G. Fraser – Belirsiz Hasat (2023)

  • Gelecekte ne yiyeceğiz?
  • gıdayı nasıl üreteceğiz?
  • 10 milyar insanı besleyecek gıda artışını, ekolojik, toplumsal, ekonomik ve ahlaki açılardan sürdürülebilir biçimde sağlayabilecek miyiz?

‘Belirsiz Hasat’ın yazarı üç gıda akademisyeni bu sorulara yanıt ararken, gelecekteki olası krizlerle baş etmek için nelerin gerekli olduğunu çözmeye çalışıyor.

Teknoloji iyimseri Evan Fraser, teknoşüpheci Sarah Rotz ve gıda tarihçisi Ian Mosby çiftlik ekonomisinin çamurlu dünyasında bata çıka ilerlerken hem eşitlikçi ve sağlam bir küresel gıda geleceğinin yapıtaşlarını anlamaya çalışıyor hem de okuru insanların daha iyi beslendiği, daha adil bir dünya konusunda ilham verici işler yapanlarla tanıştırıyor.

Böylece iklim değişikliğinin dönüştürdüğü arazilerden robot çiftliklere, blokzinciri sertifikalı balık satıcılarından teknoloji gurusu Nepalli geçimlik çiftçilere, genetiği değiştirilmiş gıdalardan acı biber soslu gevrek böceklere varana kadar elinizdeki kitap, kolektif gıda geleceğimizi tanımlayacak başlıkları ele alırken sapı samandan ayırmaya, kavga gürültünün eksik olmadığı gıda meselesi üzerinde sağlıklı düşünmemizi sağlayacak alet kutusunu oluşturmamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Ian Mosby, Sarah Rotz, Evan D. G. Fraser – Belirsiz Hasat: Isınan Gezegenimizde Gıdanın Geleceği, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 260 sayfa, 2023

Helen Pilcher – Değişen Yaşam (2023)

 

Doğal bir çevrede yaşadığımız söylenebilir mi?

Muhtemelen çoğu kişinin bu soruya cevabı hayır olacaktır.

Peki, çevremizi ne zaman dönüştürmeye ve değiştirmeye başladık?

Hayvanları evcilleştirip ihtiyaçlarımızı karşılayacakları hale getirdik.

DNA’larını da değiştirdik.

Kurtlar köpeğe dönüşüp avlanmamıza yardımcı oldu.

Yaban tavukları tavuğu dönüşüp sofralarımızı yumurtayla donattı.

Üstelik bunlar sadece başlangıçtı.

Bilgimiz arttıkça, hayvan DNA’sını daha ince işlemenin yeni usullerini bulduk.

Polis köpeklerini klonladık.

Dünyada genetiği değiştirilmiş ilk ev hayvanını, karanlıkta parlayan balıkları yarattık.

Her geçen gün yeni bilgiler ve teknolojilerle kimi zaman bilinçli kimi zamansa dolaylı olarak Dünya’daki yaşama müdahale etmeye devam ediyoruz.

İklim değişikliği nedeniyle Dünya’nın en ücra köşelerini ve o bölgelerin sakinlerini bile etkiledik.

Araştırmalara göre bazı hayvanları inanılmaz süratle evrimleşmeye zorluyoruz.

Kimi türlerin işi rast gitse de, bazıları yok olmanın eşiğinde.

Bazıları içinse tek seçenek, esaret altında yaşamak.

Artık sadece uyum gücü en yüksek türler değil, bizim yaşamasına izin verdiklerimiz hayatta kalabiliyor.

Tüm canlıların kaderinin bizimkiyle iç içe geçmiş olduğu bu döneme Helen Pilcher post-doğal evre adını veriyor.

Pilcher, insanı düşünmeye iten eğlenceli kitabında, hayvanlar aleminin DNA’sına şekil verme usullerini, böylece dünya yaşamının kaderini değiştirmemizi ele alıyor.

Bu post-doğa tarihi rehberinde, insanlığın yön verdiği canlı türlerini de, bu post-doğal dünyanın yaratıcısı, idarecisi ve bakıcısı olan araştırmacılar ve doğa korumacılarıyla birlikte tanıtıyor.

  • Künye: Helen Pilcher – Değişen Yaşam: İnsanlar Dünyadaki Yaşamı Nasıl Değiştiriyor?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2023

Alexis Wick – Kızıldeniz (2023)

Kızıldeniz ticaret, hac ve fetih peşinde gidenler için ezelden beridir dünyanın en çok dümen tutulan mekânı oldu.

Ne var ki bu çok boyutlu tarih, kahramanları tarafından açığa çıkarılmadı.

Fernand Braudel’in Akdeniz üzerine meşhur çalışmasından ilham alan Alexis Wick, ‘Kızıldeniz: Kayıp Mekânın İzinde’de eşsiz bir tarihi aktörün özelliklerini ortaya koyuyor.

Bu kayıp mekânı ele alırken ayrıca okuru Avrupamerkezciliğin kalbine yönlendirerek denizin eleştirel, kavramsal bir tarihini sunuyor.

Kızıldeniz’in tarihyazımına dahil edilmesiyle yetinmeyerek, emperyal Avrupa hegemonyasından önce denizin ve dünyanın tahayyül edildiğini araştırıyor. Kızıldeniz’in modern tarih felsefesinin önemli bir unsuru olduğunu gösteren yazar, aynı zamanda tarih disiplini ve tarihçilik zanaatı üzerine derin bir sav öne sürüyor.

  • Künye: Alexis Wick – Kızıldeniz: Kayıp Mekânın İzinde, çeviren: Ezgi Dikici, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2023

A. C. S. Peacock – Moğol Anadolu’sunda İslam, Edebiyat ve Toplum (2023)

 

Tarihçi A. C. S. Peacock, ‘Moğol Anadolu’sunda İslam, Edebiyat ve Toplum’da, yaklaşık 1240 ile 1380 yılları arasında Moğol egemenliği altındaki Anadolu’yu ele alıyor.

Çoğu daha önce yayımlanmamış Arapça, Farsça ve Türkçe kaynakları bir araya getirerek Osmanlı İmparatorluğu’nun ve nihayetinde modern Türkiye’nin doğuşunun temellerini oluşturacak Ortaçağ Anadolu’sunu inceliyor.

Bu önemli ama göz ardı edilmiş tarih, tasavvufun yayılmasında ve İslam’ı yaymak için yeni edebi biçimlerin gelişmesinde belirleyici bir aşamayı oluşturuyordu.

Yazar, Anadolu’yu daha geniş İslam dünyası içinde ele alarak Ortadoğu tarihinin bir dönüm noktasına ışık tutuyor.

  • Künye: A. C. S. Peacock – Moğol Anadolu’sunda İslam, Edebiyat ve Toplum, çeviren: Renan Akman, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2023

Laura K. McClure – Klasik Antikitede Kadınlar (2023)

Laura McClure, Antik Yunan ve Roma’da kadınlar ve toplumsal cinsiyet üzerine en son bulgular ve araştırmalardan yararlanarak yazdığı bu eserinde, klasik antikitede kadınların toplumsal kimliğinin doğum, ergenlik, evlilik, çocuk doğurma, yaşlılık ve ölüm gibi yaşam evreleri boyunca biçimlenmesini inceliyor.

Bekâret, kadın bedenine dair tıbbi görüşler, dini roller ve eğitimle ilgili kaygılar da dahil olmak üzere kadın ergenliği, evlilik, annelik, cinsellik, zina ve fahişelik konularını araştıran McClure, kadınların otoriteyi nasıl kullandıklarını ve toplumsal yaşama katılım imkânlarını da irdeliyor.

Klasik dünyada kadınlar ve toplumsal cinsiyet konusunda araştırma yapacaklar için kaynak kitap niteliğindeki bu eser, aynı zamanda ileri okuma önerileri ve bölüm sonlarında yer alan sorularıyla bir ders kitabı.

Laura K. McClure, Wisconsin-Madison Üniversitesi, Antikçağ ve Eskiçağ Yakındoğu Çalışmaları Bölümü’nde Yunan ve Latin Edebiyatı profesörüdür.

  • Künye: Laura K. McClure – Klasik Antikitede Kadınlar: Doğumdan Ölüme, çeviren: Gülşah Günata, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 472 sayfa, 2023