Christophe André — Teselliler (2026)

Bu çalışma, insan hayatının kaçınılmaz kırılmaları karşısında tesellinin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve neden vazgeçilmez olduğunu çok katmanlı bir biçimde ele alıyor. Christophe André, yas, kayıp, hastalık ve gündelik hayal kırıklıkları gibi deneyimlerin insanı nasıl sarstığını gösterirken, tesellinin bu sarsıntılar karşısında bir “iyileşme alanı” açtığını söylüyor.

‘Teselliler’ (‘Consolations’), öncelikle tesellinin doğasını sorguluyor: Teselli her derde çare olmuyor, çoğu zaman kırılgan, sınırlı ve yavaş işleyen bir süreç olarak ortaya çıkıyor. Ancak tam da bu sınırlılığı içinde anlam kazanıyor; basitlik, samimiyet ve özen, tesellinin en güçlü unsurları olarak öne çıkıyor. André, acının büyüklüğü arttıkça tesellinin de zamana yayıldığını ve dalgalı bir süreç izlediğini vurguluyor.

Ardından yıkım ve umutsuzluk başlığı altında, insanın kaçınılmaz kaderleri—acı çekmek, yaşlanmak ve ölmek—üzerinden teselli ihtiyacının neden evrensel olduğunu tartışıyor. Büyük travmalar kadar gündelik sıkıntıların da insanı yıprattığını, bu yüzden tesellinin sadece büyük felaketler için değil, sıradan hayatın yükü için de gerekli olduğunu gösteriyor.

Kitabın önemli bir bölümü, “bizi ne teselli eder?” sorusuna ayrılıyor. Dünya ile yeniden bağ kurmak, başkalarıyla ilişki geliştirmek ve kişinin kendi iç dünyasıyla temas etmesi, tesellinin üç temel yolu olarak ele alınıyor. Bunun yanında bir başkasını teselli etmenin incelikleri de detaylandırılıyor: doğru zamanlama, sade sözler, beden dili ve sabır gibi unsurların belirleyici olduğu gösteriliyor.

Sonraki bölümlerde teselli, daha geniş bir varoluşsal çerçeveye yerleştiriliyor. Doğa, sanat, yazı, yürüyüş, meditasyon ve hatta inanç gibi farklı kaynakların insanı nasıl yatıştırdığı inceleniyor. Ancak André, bu alanlarda da yanıltıcı ya da yüzeysel teselli biçimlerine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.

Kitap, tesellinin yalnızca acıyı hafifletmekle kalmadığını, aynı zamanda insanı dönüştürebileceğini ileri sürerek sonlanıyor. Travma sonrası gelişim, kırılganlığın kabulü ve başkalarıyla kurulan bağların güçlenmesi, bu sürecin olası kazanımları olarak öne çıkıyor. Böylece eser, teselliyi bir zayıflık değil, insan olmanın temel bir yetisi ve birlikte yaşamanın vazgeçilmez bir biçimi olarak yeniden tanımlıyor.

Christophe André — Teselliler: Yas, Kayıp ve Acı Karşısında Ayakta Kalabilmek
Çeviren: Lale Arslan Özcan • Say Yayınları
Psikoloji • 296 sayfa • 2026

Jean-Paul Roux – Dinlerin Çatışması (2025)

Jean-Paul Roux, bu eserinde İslam ve Hristiyanlık dünyaları arasında yüzyıllar boyunca süren çatışmalı ilişkiyi tarihsel bir bütünlük içinde inceliyor. 622 yılında başlayan bu uzun karşılaşma, yalnızca savaşlardan ibaret değildir; aynı zamanda kültürel, ekonomik ve teolojik rekabetin de bir tarihidir. ‘Dinlerin Çatışması: İslâm’ın Hıristiyanlık ile Uzun Savaşı 622 – 2007’ (‘Un choc de religions: La longue guerre de l’islam et de la chrétienté 622-2007’), bu iki büyük dinin birbiriyle kurduğu karmaşık ilişkinin, Batı-Doğu ayrımının temel taşlarından biri olduğunu gösteriyor.

Roux, Emevîler dönemindeki ilk fetihlerden başlayarak Haçlı Seferleri’ne, Endülüs’ten Osmanlı-Habsburg rekabetine kadar uzanan bir dizi tarihsel dönemeçte İslam ve Hristiyanlık dünyalarının nasıl karşı karşıya geldiğini anlatıyor. Bu karşılaşmalar sadece cephede değil, düşünsel ve sembolik düzeyde de yaşanmıştır. Örneğin, birbirini “öteki” olarak tanımlama biçimleri, hem kimlik inşasında hem de çatışmaların gerekçelendirilmesinde belirleyici rol oynamıştır.

Modern çağla birlikte bu dinî gerilimler yerini farklı formlarda sürdürmeye devam etmiştir. Kolonyalizm, göç, küreselleşme ve terör gibi olgular, eski dinsel düşmanlıkları yeniden canlandırmış ya da başka biçimlerde yeniden üretmiştir. Roux, bu uzun tarihsel süreci değerlendirirken taraf tutmayan, analitik bir yaklaşımla ilerler.

Kitap, okura sadece geçmişte yaşanan çatışmaları değil, günümüz dünyasında dinlerarası ilişkilerin nasıl şekillendiğini anlamak için de sağlam bir çerçeve sunar.

  • Künye: Jean-Paul Roux – Dinlerin Çatışması: İslâm’ın Hıristiyanlık ile Uzun Savaşı 622 – 2007, çeviren: Lale Arslan Özcan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 519 sayfa, 2025

Jean-Paul Roux – Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar (2023)

Jean-Paul Roux meşhur eseri ‘Altay Türklerinde Ölüm’ü yazmak için yaptığı araştırmalar sırasında Altay Türklerinin hayatlarının ve onları çevreleyen tabiatın da çok geniş bir anlam dünyasıyla dolu olduğunu keşfeder: Altay Türklerinin ölüme dair tasavvurları aslında yaşamı nasıl anladıklarının aynasıdır.

‘Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar’ Roux’nun Altay Türklerine ve onların dünyasını oluşturan bitki ve hayvanlara dair, kendi öngöremediği, ama elindeki malzemenin adeta kendini dayatmasıyla yazmak zorunda kaldığı eseridir.

Roux kitabında ruh-beden, birey-toplum, iç-dış gibi modern ikiliklerin varsayılamayacağı bir varlıkbilime tâbi göçebe toplulukların tarihsel antropolojisini yaparken bize bambaşka bir varoluş tarzının nasıl anlaşılabileceğini göstermeye çalışır.

Bizim tecrübemizin dışındaki kadim “Yaşamın Birliği” fikrini ele alır.

Kutsalın, İbrahimi dinler dışındaki, anlaşılışının özgünlüğünü gösterir.

Altay Türklerinin toplumsal kozmolojisi içerisinde insan-hayvan-bitki ilişkilerinin, şamanlar ve kutsal kişiler eksenindeki geçişliliğine dair bu göz kamaştırıcı inceleme, modernlerin türcü toplumsallık fikrinin çok ötesinde bir türlerarası yaşam tasavvurunun kapılarını açıyor.

  • Künye: Jean-Paul Roux – Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar, çeviren: Aykut Kazancıgil, Lale Arslan Özcan, Dergah Yayınları, antropoloji, 456 sayfa, 2023