Joseph Kanon – İyi Alman (2007)

  • İYİ ALMAN, Joseph Kanon, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Literatür Yayıncılık, roman, 323 sayfa

Joseph Kanon’ın ‘İyi Alman’ı, sinemaya da uyarlanmış ve baş rolünü George Clooney’nin üstlendiği film 26. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmişti. Kanon’ın romanı, Amerikalı bir savaş muhabiri olan Jake Geismar’ın, bir zamanlar sevgilisi olan Alman kadını bulmak için savaş sonrası Amerikan işgali altındaki Berlin’e dönmesini hikâye ediyor. Görünüşte Potsdam Konferansı’nı izlemek üzere gönderilmiştir, ancak bu arada Rus Bölgesi’nde bir Amerikan askeri öldürülür. Kahramanımız, bir yandan cinayetin gizemini çözmeye çalışırken, diğer yandan da, fiziksel ve ahlaki açıdan büyük yıkım geçirmiş Berlin’de hüküm süren yozlaşma ve entrikalarla da tanık olacaktır.

Gavin Ambrose ve Paul Harris – Görsel Grafik Tasarım Sözlüğü (2011)

  • GÖRSEL GRAFİK TASARIM SÖZLÜĞÜ, Gavin Ambrose ve Paul Harris, çeviren: Bilge Barhana, Literatür Yayınları, sözlük, 288 sayfa

Grafik tasarımcı Gavin Ambrose ile serbest yazar ve gazeteci Paul Harris’in hazırladığı ‘Görsel Grafik Tasarım Sözlüğü’, grafik tasarımında ve onun bağlantılı olduğu çok çeşitli başka disiplinlerde sıklıkla kullanılan çok sayıda terimi açıklıyor. Bu pratik sözlük, “italik” ve “oblique” gibi çoğu zaman yanlış kullanılan veya kafa karıştıran terimlerin anlamlarını açıklamakla kalmıyor; aynı zamanda, “üst baskı”, “sürprint” ya da “yazının dişi kullanımı” gibi işlemler arasındaki farkları da netleştiriyor. Sözlüğü özgün kılan bir husus da, alana dair çok sayıda terimi, grafik tasarımın gelişimini etkileyen tarihi ve kültürel olaylarla harmanlayarak ele alması. Kaliteli baskısı ve görsel zenginliğiyle de dikkat çeken sözlük, profesyonellere olduğu kadar, grafik tasarımı merak edenlere de ziyadesiyle hitap ediyor.

Ömer F. Oyal – Gecelerin En Güzeli (2007)

  • GECELERİN EN GÜZELİ, Ömer F. Oyal, Literatür Yayınları, roman, 400 sayfa

Ömer F. Oyal, ilk romanı ‘Sürgün Ruhun Rüya Defteri’nde, cezalı bir ruhun uzun yolculuğunu hikâye etmişti. Oyal’ın bu romanıysa, kutsal bir taş olan Caday etrafında, çok kişilikli ve tarihi unsurları yoğun olan bir kurgudan oluşuyor. Zaman içinde elden ele dolaşan kutsal bir taş olan Caday’ın bu sefer düşeceği el, evli ve bir çocuğu olan Cemal olacaktır. Eski bir solcu olan Cemal’in hayatı, taşı gördüğü zaman değişmeye başlayacaktır. Çünkü sihrine kapıldığı bu taş, Cemal’i hiç düşünemeyeceği dünyalara götürecektir. Bu aşamada eski bir ülkücü olan Osman’la yollarının kesişmesi, bu dünyaların en ilginci olacak ve ikisinin hikâyesinin iç içe geçmesini de beraberinde getirecektir.

Thomas W. Laqueur – Tek Kişilik Seks (2007)

  • TEK KİŞİLİK SEKS, Thomas W. Laqueur, çeviren: Sermet Yalçın, Literatür Yayıncılık, tarih, 587 sayfa

Thomas W. Laqueur, ‘Tek Kişilik Seks’te, mastürbasyonun kültürel tarihinin izini sürüyor. Mastürbasyon on sekizinci yüzyıla kadar üzerinde fazlaca durulmayan bir konuyken, 1712 yılında, Londra’nın arka sokaklarından birinde yayımlanan ‘Onania’ adlı bir kitapçıkla tıbbi, soyal ve psikolojik bir sorun haline gelerek gündeme oturdu. Daha sonra, çok farklı toplumsal, kültürel ve politik nedenler mastürbasyona farklı anlamlar da yükledi. Çünkü 1900’lü yıllara gelindiğinde, tüm özgürlük talepleriyle beraber, cinsel özgürlük talepleri de artmaya başladı. İşte mastürbasyon da bu tarz bir cinsel özgürlük talebi içinde kendine yer buldu. Fakat bu, mastürbasyonun tabu olarak kalmasına engel olamadı. Laqueuer, mastürbasyon konusunu, Kitabı Mukaddes’ten başlayarak Aristoteles’e, Rousseau’ya, Freud’a ve internet çağına kadar uzanan geniş bir yelpazede inceliyor.

Francesco Alberoni – Dostluk (2006)

  • DOSTLUK, Francesco Alberoni, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Literatür Yayıncılık, anlatı, 167 sayfa

Francesco Alberoni’nin ‘Dostluk’u, dostluğu “sevginin etik bir biçimi” olarak tanımlıyor ve bu tanımdan hareket ederek, efsanevi kahramanların dostluklarından Antik Yunan ve Roma filozoflarının dostlukla ilgili görüşlerine ve nihayet çağımız yazar ve araştırmacılarının dostluk ilişkilerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimini gözden geçiriyor. Grimm Kardeşler, Marx ile Engels, Cézanne ve Émile Zola, Alberoni’nin bu tarihi çerçevesinde okuyucunun karşısına çıkacak bazı örnekler. “Dostluğu diğer sevgi biçimlerinden farklı kılan yön nedir? “, “Kardeşler veya aile arasında dostluk olabilir mi? ” ve “Aşk ile dostluk nasıl ayırt edilir? “, yazarın yanıtını aradığı bazı sorular.

Fakir Baykurt – Kara Ahmet Destanı (2006)

  • KARA AHMET DESTANI, Fakir Baykurt, Literatür Yayıncılık, roman, 403 sayfa

‘Kara Ahmet Destanı’, Irazca’nın torunu Ahmet Oğlan’ın hikâyesine yer veriyor. Şehre göçer göçmez okula yazılan Ahmet Oğlan, çalışkanlığıyla ortaokul ve liseyi bitirir. Ardından çok istediği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girer. Baykurt’un romanı, asıl olarak, Ahmet Oğlan’ın üniversiteye geldikten sonra, bilincinde yaşadığı sıçramaya, dönüşüme odaklanıyor. Burada tanıdığı parkalı “abi”ler aracılığıyla, kendisine öğretilenlerle gerçek hayatın birbirinden çok farklı olduğunu, böylece yoksulların, emekçilerin yanında olması gerektiğini anlar. Roman, bir çocuğun, Ahmet Oğlan’ın, direnerek gün gün nasıl aydınlığa çıktığını, nasıl politik bir kimlik edindiğini hikâye ediyor.

Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor (2010)

 

Valentin Chernykh ‘Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor’da, Sovyet toplumunun çelişkilerini hikâye ediyor.

Romanın merkezinde, 1957 yılında taşradan Moskova’ya eğitim görmek için gelen, içlerinde romanın başkahramanı Katya’nın da bulunduğu üç kızın hayalleri, aşkları ve hayal kırıklıkları yer alıyor.

Kendi hayatlarını daha istikrarlı hale getirmeye çalışan genç kızlar bir yandan da, yaşadıkları ülkenin içinde bulunduğu bocalamalarla da yüzleşecektir.

Romanı sinemaya uyarlayan Vladimir Menshov’un, 1980’de Oscar kazandığını da hatırlatalım.

  • Künye: Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor, çeviren: Ayser Ali, Literatür Yayıncılık, roman, 353 sayfa, 2010