Haydar Ergülen – Derdini Anlatamayanlar İçin Ansiklopedi (2012)

  • DERDİNİ ANLATAMAYANLAR İÇİN ANSİKLOPEDİ, Haydar Ergülen, Kırmızı Kedi Yayınları, anlatı, 263 sayfa

 DERDINI

Haydar Ergülen’in ansiklopedisi, uzun yıllara yayılan bir yazılma, bekleme ve yayınlanma sürecinden geçmiş. Derdini anlatanların da derman bulamayacağını söyleyen Ergülen, bencillikten birbirini üretmeye, cinsi münasebetten cinsel görgüsüzlüğe, çocukluğun bilgeliğinden dokunmanın kutsallığına, güzel şanssızlıklardan tutunamama tutkusuna kadar pek çok maddeyi irdelediği gibi, okur tarafından yazılmayı, tamamlanmayı bekleyen çok sayıda kavram da öneriyor.

Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumî – Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi Rüyet (2012)

  • RÜYADA TERAKKİ VE MEDENİYET-İ İSLAMİYEYİ RÜYET, Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumî, çeviren ve hazırlayan: Engin Kılıç, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, anlatı, 366 sayfa

 

Türk ütopya edebiyatının erken örneklerinden olan bu anlatı, 1913 yılında yayımlanmış. Klasik edebiyatın türlerinden olan ‘Babnâme’ geleneğine uygun olarak rüya biçiminde kurgulanan kitap, kurmaca olmakla birlikte roman veya öykü gibi türlere dahil edilemeyecek denli çok konu çeşitliliği barındırıyor. Erzurumî, temel ideolojik yönelimi olan İslamcılığın izlerinin yoğun bir şekilde görüldüğü anlatısında, uykudaki “ben anlatıcı”sının rüyası aracılığıyla yirmi dördüncü yüzyıldaki İstanbul’a gidişini anlatıyor. Bir yandan şehri dolaşan kahramanımız, öte yandan burada hüküm süren “medeniyetin” gelişmişliğine tanık olacaktır.

Şenol Erdoğan – Ölü Şehrin Radyosu (2012)

  • ÖLÜ ŞEHRİN RADYOSU, Şenol Erdoğan, Altıkırkbeş Yayınları, anlatı, 116 sayfa

 

Şenol Erdoğan askerliğini, 1997-1998 arasında, Kuzey Irak olarak adlandırılan bölgede yapmış. Zaho, Zap, Şemdinli ve Çukurca, Erdoğan’ın bu süre zarfında bulunduğu yerlerden bazıları. Erdoğan, askerliği esnasında tanık olduklarını, bunların kendi ruhunda yarattığı izleri zihninde kaydetmiş, aradan uzun bir süre geçtikten sonra da, 2011’de yazıya dökmeye karar vermiş. Yazar burada, kimi zaman mizahi, kimi zaman hüzünlü bir üslupla, bu dönemde tanık olduğu absürt olayları, savaş pornografisini, saçma ve komik hikâyeleri, sıra dışı insanları, şiirler ve ansiklopedik bilgilerle de harmanlayarak okurlarına sunuyor.

Beatriz Sarlo – Geçmiş Zaman (2012)

 

  • GEÇMİŞ ZAMAN, Beatriz Sarlo, çeviren: Peral Bayaz Charum ve Deniz Ekinci, Metis Yayınları, anlatı, 105 sayfa

Edebiyat ve kültür eleştirmeni Beatriz Sarlo, Arjantin’in askeri darbe dönemlerinde öne çıkan muhaliflerden biriydi. Sarlo bu kitabında, ülkesinde tanık olduğu devlet terörünün belleklerdeki yansımasıyla ilgileniyor. Kitap, askeri diktatörlüğe yöneltilen itirazların nasıl bir bellek oluşturduğunu ve bu belleğin geçmişin yeniden inşa edilmesinde, yani hakikate ulaşılmasında nasıl en önemli kaynağa dönüştüğünü ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra Sarlo, söz konusu tanıklıkların ifade ettiği geçmiş biçimlerine de odaklanarak, geçmiş üzerine kimi söylemlerin, tabuların dokunulmazlığını da tartışmaya açıyor.

Mark Boyle – Meteliksiz (2011)

  • METELİKSİZ, Mark Boyle, çeviren: Emre Akçaoğlu, Derin Kitap, anlatı, 232 sayfa

 

Mark Boyle ‘Meteliksiz’i, bir yıllık parasızlık sürecinin sonucunda kaleme aldı. Bu süre zarfında cebinde hiç para olmadan ve kimseden borç almadan yaşayabilmiş yazar, paraya ve tüketim çılgınlığına meydan okuyan kitabında, yemekten eğlenceye, ulaşımdan enerjiye kadar hayatın her anından paranın nasıl çıkartılabileceğini anlatıyor. Bununla, parasız yaşamı hedefleyen Freeconomy hareketini başlatmış Boyle’un, “şebekenin dışına” kaçma çabası ise, ziyadesiyle zor olmuş. Fakat çamaşır yıkamak için sabun yapan, ormandan böğürtlen toplayan ve yiyecek için çöp tenekelerini karıştıran Boyle, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğunu da gösteriyor.

Jorge Luis Borges – Yaratan (2011)

  • YARATAN, Jorge Luis Borges, çeviren: Peral Bayaz Charum ve Ayşe Nihal Akbulut, İletişim Yayınları, anlatı, 98 sayfa

 

‘Yaratan’da, sadece Arjantin’in değil, dünya edebiyatının meşhur ismi Jorge Luis Borges’in şiir ve düzyazı türündeki metinleri yer alıyor.

Bu kitabı için, “Baskıya verdiğim bütün kitaplar arasında sanırım hiçbiri bu küçük koleksiyon kadar kişisel ve düzensiz değil,” diyen Borges, okurlarına, kendi yazım kaynakları konusunda önemli ipuçları veriyor.

Bununla birlikte kitap, yalnızca edebi ustalığıyla değil, barındırdığı şiirleri ve felsefi halesiyle de dikkat çeken bir metinler bütünü.

Borges’in ince işçiliğinin egemen olduğu kitabın, yazarın kişisel dünyasına inmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz.

Henry David Thoreau – Nerede ve Ne İçin Yaşadım? (2010)

  • NEREDE VE NE İÇİN YAŞADIM, Henry David Thoreau, çeviren: Yonca Yalçın Çakmaklı, Notos Kitap, anlatı, 156 sayfa

Amerikalı yazar, düşünür ve çevreci Henry David Thoreau, 1845’te Walden gölü kıyısında doğayla iç içe bir hayat yaşamaya başlamıştı. Thoreau’nun iki yılı aşan bu deneyiminin meyvesi olarak ‘Walden’ eseri ortaya çıkmıştı. Eser, modern hayatı geride bırakarak sade bir yaşam sürmenin en ünlü manifestolarından biri olarak kabul ediliyor. İşte ‘Nerede ve Ne İçin Yaşadım’, Thoreau’nun on yedi bölümden oluşan bu efsane eserinin dört bölümünü bir araya getiriyor. Kitabı dikkat çekici kılan başlıca husus, yalnızca Thoreau’nun Walden gölüne ve hayvanlara ilişkin gözlemleri değil, bunlardan hareketle farklı felsefi konulara uzanmasıdır diyebiliriz.

Francesco Alberoni – Dostluk (2006)

  • DOSTLUK, Francesco Alberoni, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Literatür Yayıncılık, anlatı, 167 sayfa

Francesco Alberoni’nin ‘Dostluk’u, dostluğu “sevginin etik bir biçimi” olarak tanımlıyor ve bu tanımdan hareket ederek, efsanevi kahramanların dostluklarından Antik Yunan ve Roma filozoflarının dostlukla ilgili görüşlerine ve nihayet çağımız yazar ve araştırmacılarının dostluk ilişkilerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimini gözden geçiriyor. Grimm Kardeşler, Marx ile Engels, Cézanne ve Émile Zola, Alberoni’nin bu tarihi çerçevesinde okuyucunun karşısına çıkacak bazı örnekler. “Dostluğu diğer sevgi biçimlerinden farklı kılan yön nedir? “, “Kardeşler veya aile arasında dostluk olabilir mi? ” ve “Aşk ile dostluk nasıl ayırt edilir? “, yazarın yanıtını aradığı bazı sorular.

Müslüm Yücel – Berdel (2007)

  • BERDEL, Müslüm Yücel, Kesit Yayınları, anlatı, 295 sayfa

Müslüm Yücel’in ‘Berdel’ isimli elimizdeki kitabı, aşiret geleneği içinde önemli bir yere sahip olan berdel konusuna odaklanıyor. Berdelin tarihi kökeni, türleri, farklı kültürlerdeki farklı yansımaları ve berdelin yol açtığı dramlar Yücel’in kitabının başlıca konuları. Ayrıca berdel miti, aşiretler ve berdel geleneği, berdelin neden olduğu kadın intiharları ve başlık parası, kitapta yer alan diğer konular. Çalışmanın ilgi çekici yönlerinden biri de, Müslüm Yücel’in berdele dair kişisel deneyimleri. Çünkü Yücel’in kendi ailesinden iki kadın da berdel geleneğine göre evlendirilmiş. On üç yaşındaki Kadriye’nin, yetmiş yaşındaki Süleyman Erdemir’e verilmesi ve genç kızın düğün gecesi intiharı, kitabın can yakıcı hikâyelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

John Berger – Buluştuğumuz Yer Burası (2006)

  • BULUŞTUĞUMUZ YER BURASI, John Berger, çeviren: Cevat Çapan, Gönül Çapan, Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, gezi-anlatı, 233 sayfa

John Berger’in, ‘Buluştuğumuz Yer Burası’ kitabı, gezi anlatısı olarak düşünülebilir. Kitap Berger’in, Lizbon, Krakow, Madrid, Cenevre, Islington ve Küçük Polonya’daki gezi deneyimlerini anlatıyor. Fakat bu kitap sadece gezi yorumlarından ibaret olmayıp, geziler üzerinden Berger’in geçmişine, anılarına çabası olarak da düşünülmeli. Çünkü gezilen şehirlerin çoğunun da, Berger’in kişisel hayatında önemli bir yeri var. Çalışma bu yönüyle, yazarın şehirleri üzerinden geçen yüzyıla, hayatta olmayan yakınlarına, anne ve babasına, öğretmenlerine ve tüm zaaflarıyla sevdiklerine yapmış olduğu bir ziyaret olarak düşünülebilir.