Jessamy Hibberd – Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak (2025)

Yeni bir işe başlarken, bir eğitim programına kabul edilince veya işyerinde terfi alınca, sevinçten önce derin bir rahatsızlık ya da endişe duyduğunuz oldu mu? İşte bu hile yapıyor olma duygusuna, sahtekârlık sendromu deniyor.

‘Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak’ (‘The Imposter Cure’), sahtekârlık sendromu olarak bilinen yaygın psikolojik durumu ele alıyor. Jessamy Hibberd, bu sendromun ne olduğunu, neden ortaya çıktığını ve nasıl üstesinden gelinebileceğini açıklıyor. Kitap, sahtekârlık sendromunun sadece yetersizlikle ilgili olmadığını, aynı zamanda mükemmeliyetçilik, korku ve güvensizlik gibi derin köklü inançlarla da bağlantılı olduğunu vurguluyor.

Hibberd, sahtekârlık sendromunun üstesinden gelmek için pratik ve etkili stratejiler sunuyor. Kitapta, okuyucuların kendilerini daha iyi tanımalarına, olumsuz düşünce kalıplarını kırmalarına ve özgüvenlerini geliştirmelerine yardımcı olacak egzersizler ve teknikler yer alıyor. Hibberd, sahtekârlık sendromunun üstesinden gelmenin bir süreç olduğunu ve zaman alabileceğini belirtiyor. Ancak, doğru araçlar ve yaklaşımlarla herkesin bu durumdan kurtulabileceğini vurguluyor.

Kitapta, sahtekârlık sendromunun farklı türleri ve belirtileri de ele alınıyor. Hibberd, her bireyin bu sendromu farklı şekillerde deneyimleyebileceğini ve bu nedenle kişiselleştirilmiş bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Kitap, okuyucuların kendi deneyimlerini anlamalarına ve onlara uygun stratejileri belirlemelerine yardımcı olacak rehberlik sunuyor.

‘Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak’, sahtekârlık sendromuyla mücadele eden herkes için değerli bir kaynak. Hibberd’in samimi ve destekleyici yaklaşımı, okuyucuların kendilerini daha iyi anlamalarına ve daha özgün bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Kitap, sadece sahtekârlık sendromuyla mücadele edenler için değil, aynı zamanda özgüvenini geliştirmek ve potansiyelini keşfetmek isteyen herkes için de ilham verici bir okuma sunuyor.

  • Künye: Jessamy Hibberd – Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak: Kendine İnanma ve Başarıyı İçselleştirme Rehberi, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2025

Svend Brinkmann – Düşün (2024)

Dikkat dağıtıcı unsurlarla dolu yoğun hayatımızda düşünmeye gitgide daha az fırsat buluyoruz.

Düşünceli bir hayatın düşüncesi bile toplumsal hızlanmanın damga vurduğu çağımızla uyumsuz duruyor.

Koşuşturmalı modern varoluşumuz, düşüncelerimizle vakit geçirmeye, yaşadığımız olayların ayrıntılarını değerlendirmeye veya hayatın gizemlerine kafa yormaya alan bırakmıyor.

Bildiğimiz kadarıyla insan, dünyada kelimenin tam anlamıyla düşünme kabiliyetine sahip tek varlık.

  • Peki düşünmek tam olarak ne demektir?
  • Hangi biçimleri alır?
  • Nasıl öğrenilir?
  • Sezgi, mantık, dikkat ve muhakeme kavramlarının düşünmeyle ilişkisi nedir?
  • Düşünmek tek başına yapılan bir eylem midir?
  • Düşünmenin bilişsel ve felsefi boyutları neleri kapsar?
  • Günümüzde kendi aklımızla düşünmek mümkün mü?
  • Düşünmek var olmanın bir yolu olarak görülebilir mi?
  • Eleştirel ve derinlemesine düşünmek neye hizmet eder?
  • Teknolojinin sağladığı kolaylıklar düşünme becerimizi nasıl etkiliyor?
  • Hızlı ve yavaş düşünmek ne demektir?
  • Yürümek, çokça söylendiği gibi düşünmeyi destekler mi?

Danimarkalı psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann ‘Düşün’de, etrafımıza merak duygusuyla ve eleştirel gözle bakmamızı sağlayan düşünme sanatını ele alıyor: Düşünceler arasında serbestçe dolaşmayı ve iç sesimize daha fazla kulak vermeyi, hayatı zenginleştirmenin bir yolu, çoğu zaman da başlı başına bir neşe kaynağı olarak sunuyor.

Düşünme keyfinin kıvılcımını yeniden yakacak küçük ama etkili bir kitap.

  • Künye: Svend Brinkmann – Düşün: Düşünceli Bir Hayatın Savunusu, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 143 sayfa, 2024

Svend Brinkmann – Olan Biteni Kaçırma Keyfi (2023)

Sosyal bilimcilerin “aşırılık çağı” diye nitelediği bir zamanda yaşıyoruz.

Seçenekler sonsuz, onlara ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor.

Fakat bu sınır tanımaz kültür ortamında, her şeye yetişmek mümkün olmadığı gibi muhtemelen anlamlı da değil.

  • O halde birey olarak hayatlarımıza nasıl biçim kazandıracağız?
  • Seçeneklerle ve ayartmalarla dolu hayatımızda, en kötü senaryo olan biteni kaçırmak.
  • Son gelişmeleri, maç sonuçlarını, bize özel alışveriş fırsatlarını yakalamaya çalışırken, en çok odağımızı korumakta zorlanıyoruz.
  • Özdenetim, itidal, ölçülülük gibi kavramlar yerini hedonik bir döngüye mi bıraktı?
  • Bir şeyden feragat etmeden bir diğerine tutunmak mümkün müdür?
  • Her şeyi birden yapma telaşının bedeli nedir?
  • İnsan potansiyeli efsanesi nedir, eylemlerimiz üzerinde nasıl bir etkisi vardır?
  • Sonsuz mutluluk ve doyum arayışı saplantısından kurtulabilir miyiz?
  • Her şeyi deneme arzusunun kaynağı nedir?
  • Sınırlar her durumda aşılmak için midir, onlarla yaşamak bize ne kazandırır?
  • Kendine hâkim olma sanatı öğrenilebilir mi?
  • Kışkırtıcı, davetkâr ve sınırsız bir dünyada kurumlar, örgütler, teknolojiler ve sosyal yapılar bizi nasıl belirler?

Sevilen psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann ‘Olan Biteni Kaçırma Keyfi’nde kendine hâkim olma sanatını bir erdem olarak ele alıp savunuyor.

Yazar kendi isteğiyle bir şeylerden vazgeçmenin kişiyi stres, depresyon ve kaygı gibi dertlerden koruyacağını vurgularken itidal ve özdenetimi mutlu bir hayatın anahtarı olarak işaret ediyor.

Hız ve sınırsızlık kültürüne karşı koymak isteyen herkes için etkili ve ilham verici bir kaynak.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitap tamamen kendine hâkim olma sanatı ve olan biteni kaçırma keyfi üzerine. Bugünün ve yarının krizleriyle kolektif düzeyde daha iyi başa çıkabilmek için, başta zengin uluslar olmak üzere tüm ulusların bu sanatta ustalaşmak zorunda olduğunu öne sürüyorum. Kişisel düzeyde ise, bireylerin her şeyi hemen şimdi istemek yerine “idare etme” sanatını öğrenmelerinin tek başına değerli bir şey olduğunu iddia ediyorum. Bu kitap, zarureti bir erdem olarak ele alarak, kimilerinin hayat tarzımız üzerine modası geçmiş düşünceler addedeceği tutkulu bir savunma kuruyor.”

  • Künye: Svend Brinkmann – Olan Biteni Kaçırma Keyfi: Aşırılık Çağında Kendine Hâkim Olmak, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 108 sayfa, 2023

Susan Forward – Sevgisiz Anneler (2021)

Kimi talihsiz kadınlar, çocukluklarından itibaren annelerinin sözlü, duygusal ve fiziksel şiddetine maruz kalmıştır.

Psikoterapist Susan Forward, sevgisiz annelerin gadrine uğramış bu kadınların imdadına yetişiyor ve onların acı veren anılardan, suçluluk ve korkularından nasıl kurtulabileceklerini anlatıyor.

İki kısma ayırdığı kitabında Forward, ilk olarak beş sevgisiz anne modelinin açtığı derin duygusal yaralar yüzünden kadınların içlerindeki acı, korku ve çalkantı mirasıyla nasıl çaresizce baş etmeye çalıştıklarını kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar kitabının ikinci kısmındaysa, keşiften iyileşmeye geçerek, büyük tahribatlar yaratan anne yarasının nasıl iyileştirilebileceğini ele alıyor.

Forward, hakikatle yüzleşerek, acı veren hisleri kabul ederek, öfkenin bilgeliğine sığınarak ve davranışları değiştirerek bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılabileceğini belirtiyor.

  • Künye: Susan Forward – Sevgisiz Anneler: Yetişkin Kızlar İçin İyileştirici Bir Rehber, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 311 sayfa, 2021

Ayala Malach Pines – Âşık Olmak (2010)

Klinik ve sosyal psikoloji alanlarında uzmanlaşmış isimlerden Ayala Malach Pines ‘Âşık Olmak’ta, “Sevgililerimizi neye göre seçeriz?” sorusunun yanıtını arıyor.

Pines ilk olarak, coğrafi yakınlığın gizli bir çöpçatan olarak gücünü belgeleyen araştırmalar sunuyor.

Bu araştırmalar, beraber yaşayan, çalışan veya vakit geçiren insanların sürekli temaslarının, birbirinden hoşlanmayı ve çekimi teşvik ettiğini ortaya koyuyor.

Kitabın devamında ise, uyarılmanın âşık olmadaki rolü, insandan insana değişen aşk anlayışı, erkeklerle kadınların romantik seçimlerinde cinsiyetlerine bağlı olarak farklı ölçütlerin rol oynayıp oynamadığı gibi konular ele alınıyor.

  • Künye: Ayala Malach Pines – Âşık Olmak: Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz?, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 400 sayfa

Svend Brinkmann – Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek (2020)

Şu her gün yeni bir saçma sapan fikirlerle ortaya çıkan kişisel gelişim kitaplarından hakikaten size de gına gelmedi mi?

Kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirme üzerine pek çok kitap yazılıp çiziliyor; her yıl bunlardan milyonlarca satılıyor.

Eğitim ve dünyasında kişisel gelişim felsefesine rastlanmadık yer yok.

İnişli çıkışlı yaşamlarımız durmaksızın değişirken, sürüsüyle danışman, terapist ve yaşam koçu bize bu dalgalı denizlerde yol gösteriyor.

İşte bu kitabın yazarı, Danimarkalı psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann da, kişisel gelişim saçmalığına karşı isyan bayrağını yükseltiyor ve hatta bu harika kitapla el yükseltiyor.

‘Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek’, kişisel gelişim kültürüne muhalif bir ses çıkarmaya –bir başka seçenek sunmaya– yönelik bir girişim.

Gelişmekle değil, olduğunuz gibi kalmakla ilgili.

Kendinizi bulmakla değil, kendinizle yaşamakla ilgili.

Kitap ilk adım olarak olumlu değil, olumsuz düşünmeyi salık veriyor.

Esinini ‘Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı’ gibi popüler felsefelerden, tinsellikten ya da U Teorisi’nden değil, Eski Roma’da bir köle (Epiktetos) ile bir imparator (Marcus Aurelius) tarafından şekillendirilen aklı başında Stoacı felsefeden alıyor.

Bugün hızın ve devingenliğin yön verdiği dünyamızda, köklenmenin ve istikrarı sağlamanın güçleştiği önermesine dayanan kitap, temel bir varoluşçu belirsizlik ve sıkıntıyla dolu yaşadığımız çağda, kendimiz olarak kalmayı nasıl başarabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Svend Brinkmann – Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 136 sayfa, 2020

Lisa Fittipaldi – Karanlıkla Göz Göze (2007)

 

karanlikla-goz-goze

Lisa Fittipaldi, kırk yedi yaşındayken görme duyusunu kaybetti.

Görmemenin tarif edilemez bir duygu olduğunu, bunu ancak görmeyen kişinin anlayabileceğini söyleyen Fittipaldi, bir yandan da  “Gözlerimi geri kazanmak uğruna şimdiki hayatımı eskisine asla değişmezdim,” diyor.

Fittipaldi gözlerini kaybettikten sonra resim yapmaya başlamış. Kendisi, günümüzün sanat camiasında, görme yeteneğini kaybetmiş yetkin bir gerçekçi ressam olarak tanınıyor.

Fittipaldi’nin otobiyografisi, hayatını büyük bir dönüşüme uğratan bu talihsizliği ve bunun ardından gerçekleşen mucizeyi, inancın her zorluğun üstesinden geleceği temasıyla çerçeveleyerek anlatıyor.

  • Künye: Lisa Fittipaldi – Karanlıkla Göz Göze, çeviren: Mercan Yurdakuler, Hit Kitap, otobiyografi, 213 sayfa