Vladimir Jankélévitch – İroni (2020)

Fransız filozof ve müzikolog Vladimir Jankélévitch’in, tıpkı sanat gibi boş zamanın kızı olarak tanımladığı ironi üzerine klasikleşmiş yapıtı, Türkçede.

Kitap, ironinin ne olduğundan Batı felsefesiyle ne gibi bir ilişkisi olduğuna, Sokrates’te ironinin işlevinin ne olduğundan edebiyatta ve sanatta nasıl kullanıldığına pek çok konuyu irdeliyor.

“Hiç kuşku yok ki ironi, sahiden komik olamayacak kadar acımasız olduğu gibi, gerçekten sanatsal olamayacak kadar da ahlakidir.” diyen Jankélévitch, bilincin bilinci ya da farkındalık olarak kavradığı ironiyi müziğe özel göndermelerle de zenginleştirerek bütün yönleriyle ele alıyor.

Kitap, felsefe, edebiyat ve düşünce tarihinin iyi bir karışımı olarak muhakkak okunmayı hak ediyor.

  • Künye: Vladimir Jankélévitch – İroni, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Oscar Wilde – Sosyalizm ve İnsan Ruhu (2016)

“İtaatsizlik insanın asıl erdemidir.”

Oscar Wilde’ın, ilk olarak 1891 yılında yayımlanmış ‘Sosyalizm ve İnsan Ruhu’, zamana meydan okuyan, ölümsüz bir metindir.

Wilde’ın söz konusu makalesi, 2000 yılında, Roll Dergisi tarafından başka yazarlardan yapılan alıntılarla yeniden yayımlanmıştı.

Roll edisyonunu sunan elimizdeki kitap ise, Wilde metnini, pek çok alıntıyla zenginleştirip ona farklı yorumlar getirmesiyle oldukça önemli.

  • Künye: Oscar Wilde – Sosyalizm ve İnsan Ruhu, çeviren: Fatih Özgüven, Metis Yayınları

Murathan Mungan – Aşk İçin Ne Yazdıysam (2016)

Şimdiye kadar pek çok esere imza atmış Murathan Mungan, aşkı en güzel anlatan şairlerimizden biri olarak bilinir.

Bu seçki, Mungan’ın aşk temalı şiirlerinden oluşuyor.

Mungan’ın farklı kitaplarında yer almış aşk şiirlerini, tek kitapta bir araya getiren eser, genç olan veya kendini hep genç hisseden aşk şiiri tutkunu okurlar için güzel bir hediye.

  • Künye: Murathan Mungan – Aşk İçin Ne Yazdıysam, Metis Yayınları

Ezgi Sarıtaş – Cinsel Normalliğin Kuruluşu (2020)

Osmanlı döneminde cinsel yaşam bugünkünden farklıydı.

Peki, nasıl oldu da geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde cinsel normallik algımız değişti?

Başka bir deyişle o dönemden itibaren, heteroseksüellik ve heteronormativite nasıl egemen cinsellik rejimi hale geldi?

Ezgi Sarıtaş’ın bu dikkat çekici çalışması, bize özgü cinsel modernliğin nasıl kurulduğunu heteronormatiflik kavramını merkeze alarak irdeliyor.

Sarıtaş’ın çalışması, iki temel argüman etrafında şekilleniyor.

Bunlardan ilki, yazarın cinsel modernlik dönemi olarak ele aldığı on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda yaşanan heteronormalleşme sürecinin ancak erken modern dönemde yaşanan toplumsal, kültürel, politik ve erotik dönüşümler dikkate alındığında anlaşılabileceği.

İkincisi ise, heteronormatifliğin kendi ihlallerini üreterek işleyen yapısı nedeniyle, heteronormalleşmenin, nihai ve mutlak bir sonuca varmış bir süreç olarak incelenemeyeceği.

Sarıtaş çalışmasında, erken modern dönemden devralınan, erotik deneyimleri ve özdeşleşme kategorilerini idrak edilebilir kılan söylemlerin, yeni ve rakip söylemlerle nasıl bir arada işlediğini ve tutarsız ve istikrarsız öznellikler ürettiğini inceliyor.

Sarıtaş’ın bunu yaparken queer teoride heteroseksüel cinselliğin normal kabul edilmesi süreci üzerine üretilen zengin tartışmalardan yararlanması ise, çalışmayı queer teoriye ilgi duyanlar için de dikkat çekici kılıyor.

  • Künye: Ezgi Sarıtaş – Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları, Metis Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2020

Elisabeth Roudinesco – Sigmund Freud (2016)

Doğu Galiçyalı Yahudi tüccarların soyundan gelen ihtiraslı bir adamın varoluş öyküsü.

Elisabeth Roudinesco’nun, Sigmund Freud’un hayatının, yapıtının, özel ve kamusal yaşamının kapsamlı bir fotoğrafını çeken bu çalışması, yeni açılan arşivlerin ışığında Freud’un Nazi faşizmiyle kıyasıya hesaplaştığı hayatının son dönemine dair bilinmeyenleri de aydınlatıyor.

  • Künye: Elisabeth Roudinesco – Sigmund Freud, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları

Theodor W. Adorno – Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri (2020)

‘Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri’, Theodor Adorno’nun 1967’de verdiği kitaba adını veren konferansıyla, bundan yıllar önce, 1954 yılında verdiği ‘Geçmişin İşlenmesi Ne Demektir?’ adlı başka bir konferansını bir araya getiriyor.

Bu metinlerinde Adorno, faşizmi, yeni sağ radikalizmin hilelerini, faşizmi olgunlaştıran toplumsal önkoşulları, siyasetin geçmişi yeniden işleyerek nasıl kendi amacı için kullandığını ve bunun gibi, güncelliğini bugün de koruyan çok önemli konuları tartışıyor.

Adorno burada, sağ radikalizmin potansiyelinin, faşizmi olgunlaştıran toplumsal şartların hâlâ geçerli olmasıyla açıklanabileceğini söylüyor.

Başka bir ifadeyle Adorno, faşist rejim yıkılmış olmasına rağmen, faşist hareketlerin yeşermesi için gerekli önkoşulların, doğrudan siyasal düzeyde olmasa da, toplumsal düzeyde bugün de eskisi gibi devam ettiğini belirtiyor.

Savaş sonrası dönemde demokratik ortak temsil ile sermayenin yoğunlaşma eğilimi arasındaki yapısal karşıtlığın devam ettiğini, bu nedenle milliyetçi ve faşist hareketlerin sürdüğünü vurgulayan düşünür, onlardan “kendi kavramsal içeriğinin hakkını bugüne kadar tam anlamıyla verememiş bir demokrasinin yara izleri” olarak söz ediyor ve radikal sağ propagandanın başvurduğu hileleri ve yenilginin toplumda yol açtığı narsisist incinmenin izlerini çok yönlü bir şekilde izliyor.

  • Künye: Theodor W. Adorno – Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri ve Geçmişin İşlenmesi Ne Demektir?, çeviren: Şeyda Öztürk ve Tarhan Onur, Metis Yayınları, felsefe, 88 sayfa, 2020

Jacques Bidet – Foucault’yu Marx’la Okumak (2016)

Karl Marx ile Michel Foucault’yu iletişime sokan, iki düşünür arasındaki benzerlik ve ayrımları derinlemesine irdeleyen bir çalışma.

Jacques Bidet, Foucault’nun üstatlarından biri olarak kabul ettiği Marx ile arasındaki “ihtilaf”ın boyutlarını ölçüyor, Marx’ın ve Foucault’nun kavramsallıkları arasındaki ilişkiyi sistematik biçimde ele alıyor.

  • Künye: Jacques Bidet – Foucault’yu Marx’la Okumak, çeviren: Zehra Cunillera, Metis Yayınları

James Bridle – Yeni Karanlık Çağ (2020)

Teknolojiyi anlamak neden hayati derecede önemlidir?

Çünkü yeni teknolojiler, bilimler ve toplumlar, siyaset ve eğitim, savaş ve ticaret gibi tüm konulardaki becerilerimizi hem geliştiriyor hem de onları bizzat biçimlendirip yönlendiriyor.

O nedenle, bu biçimlendirme ve yönlendirmede anlamlı bir rol üstlenebilmek için yeni teknolojiler üzerine düşünmenin farklı yollarını bulmak, eleştirel bir yaklaşım geliştirmek giderek daha önemli hale geliyor.

İşte James Bridle, tam da bu ihtiyaca yanıt veriyor.

İnsan, siyaset, kültür ve teknolojinin iyice iç içe geçtiği bu dünyanın gerçekliğini hem tanıyan hem irdeleyen yeni bir stenografiye ihtiyacımız olduğunu belirten Bridle, bir teknolojiyi enine boyuna, diğer sistemlerle ilişkisi içinde anlamanın yolları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bir nevi teknoloji okuryazarlığı olarak okunabilecek çalışma, teknolojiyi pratik kullanımının ötesinde, bağlamı ve sonuçlarını merkeze alarak irdeliyor.

Şeyler ile biz birbirimize kökten bağlı bulunuyoruz.

Bridle da, teknoloji bağlamında bu gerçeği yeniden hatırlatıyor ve bunu anlayabilmenin yollarını anlatıyor.

  • Künye: James Bridle – Yeni Karanlık Çağ: Teknoloji ve Geleceğin Sonu, çeviren: Kemal Güleç, Metis Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2020

Frantz Fanon – Siyah Deri, Beyaz Maskeler (2020)

Frantz Fanon’dan modern siyahinin dünyasına tutulan güçlü bir ışık.

‘Siyah Deri, Beyaz Maskeler’, bugünkü siyah insanı, onun beyaz dünyadaki tutumlarını belirliyor, daha da önemlisi siyahın varoluş biçimini psikopatolojik ve felsefi anlamda yorumluyor.

Fanon, siyah insanın beyaza benzemek, onun gibi olmak istediğini, uzunca bir zamandan beri beyazın tartışılmaz üstünlüğünü kabul ettiğini ve böyle olduğu için de, beyaz insanın değerler örgüsüyle yoğrulmuş bir varoluş hamlesi gerçekleştirme eğilimi içinde olduğunu belirtiyor.

Siyah insanın varoluş biçimi bağlamında sömürgecilik psikolojisini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan Fanon, siyah insana aşağılık kompleksinin nasıl aşılandığını ve sömürülenlerin nasıl sonunda zulmedicilerini taklit eder hale geldiğini psikanalitik bir bakışla gözler önüne seriyor.

‘Siyah Deri, Beyaz Maskeler’in, ABD’deki Kara Panterler ve Üçüncü Dünyadaki bağımsızlık mücadeleleri gibi siyasi hareketlere ilham kaynağı olduğunu, aynı zamanda sömürgecilik ve ırkçılıkla bağlantılı kimlik sorunlarının tartışılmasına öncülük ettiğini de ayrıca belirtelim.

Irkçılık ve ayrımcılık halen büyük bir sorun olmaya devam ediyor ve modern eşitlikçi düşüncenin klasiklerinden biri olan bu kitap da, bu nedenden dolayı güncelliğini koruyor.

  • Künye: Frantz Fanon – Siyah Deri, Beyaz Maskeler, çeviren: Orçun Türkay, Metis Yayınları, psikanaliz, 192 sayfa, 2020

Jennifer M. Groh – Mekân Yaratmak (2016)

Beyin neyin nerede olduğunu nasıl biliyor?

Jennifer Groh, beynin görme ve işitme duyularını nasıl harmanladığını gözler önüne seren, özgün bir çalışmayla karşımızda.

Konum ve sınır bilgimiz fiziksel nesnelerle baş etmemizi ve dünya içinde hareket etmemizi sağlar.

Beynin bu sıradan becerileri geliştirmemize yardımcı olan o muhteşem işlem gücüne yakından bakmak isteyenlere.

  • Künye: Jennifer M. Groh – Mekân Yaratmak, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları