Juli Zeh – Temize Havale (2011)

  • TEMİZE HAVALE, Juli Zeh, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Metis Yayınları, roman, 189 sayfa

 

Türkçede de bilinen kalemlerden olan Alman yazar Juli Zeh, ‘Temize Havale’ adlı son romanında, eleştirel tavrından taviz vermeyen bir üslupla, içinde bulunduğu Batı toplumunun değerleriyle yüzleşiyor. Yazar bunu yaparken de, çok basit bir kavram üzerinden; Batı’nın temizlikle kurduğu ilişkinin ayrıntıları üzerinden ilerliyor. Zeh’in romanı, baş kahramanı Mia Holl’un karmaşık ve belirsiz hayat hikâyesi aracılığıyla, bir sistemin bedenler üzerinde hijyeni ve sağlığı kullanarak nasıl devasa bir tasarruf kurduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Zeh romanında, Batı dünyasını irade ve vicdandan yoksun, adaletsiz bir sistem olarak resmediyor.

Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği (2011)

Psikanaliz ve felsefe ilişkisini irdelediği çalışmalarıyla bilinen Alenka Zupančič bu eserinde, felsefenin komediyle ilişkisine odaklanıyor.

Komedinin önemli bir düşünce nesnesi olduğu ve böylelikle felsefe ile psikanalizin insana dair kavrayışında komediden öğrenebileceği birçok şey bulunduğu, Zupančič’in çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Komediyle ilgili düşüncelerin çoğu zaman ideolojik bakış açılarına kurban edildiğini, ayrıca gülme ve mizahın ideolojiyle yakın ittifak içinde olduğunu söyleyen yazar, komedi konusunda ideolojinin takındığı katı fanatizmin karşısına, felsefenin içinde bulunduğunu savladığı komedi nüvelerini koyuyor.

  • Künye: Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 214 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein – Filmler ve Rüyalar (2011)

  • FİLMLER VE RÜYALAR, Thorsten Botz-Bornstein, çeviren: Cem Soydemir, Metis Yayınları, sinema, 207 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein, ilginç çalışması ‘Filmler ve Rüyalar’da, Freud’un rüya kuramını film çalışmalarına uyguluyor. Yazar incelemesini, Andrey Tarkovski, Ingmar Bergman, Aleksandr Sokurov, Stanley Kubrick ve Wong Kar-Wai gibi sinema tarihinin önemli yönetmenleri üzerinden yapıyor. Film çalışmalarında rüya kuramına başvururken, rüyaları estetik ifadeler olarak ele alan Botz-Bornstein, adı geçen yönetmenlerin, bu ifadeleri nasıl geliştirdiklerini irdeliyor. Rüyaların, farklı şekillerde kullanabildikleri bir “rüya zamanı”na sahip oldukları ve böylece rüyaların filmlerle bünyevi benzerlikler taşıdığı, yazarın dikkat çeken tezlerinden.

Jacques Rancière – Siyasalın Kıyısında (2007)

  • SİYASALIN KIYISINDA, Jacques Rancière, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Metis Yayınları, siyaset, 163 sayfa

 

Jacques Rancière ‘Siyasalın Kıyısında’da, Atina’da icat edilen siyaset ve demokrasi kavramlarının izini sürerek, günümüzdeki “siyasalın dönüşü” tartışmalarına kadar uzanıyor. Son dönem sol Fransız düşünürleri arasında öne çıkan aktörlerden biri olan Rancière, özellikle siyaset-demokrasi ilişkisi, entelektüellerin rolü ve tarih felsefesi alanında yazdıklarıyla çok tartışılan bir isim. Düşünürün ilk Fransızca baskısı 1990 yılında yapılan bu kitabı, Halk kavramının görmüş olduğu bozguncu işleve atıfta bulunarak, köleler, kadınlar ve proleterler gibi, halkın “sayılmayan”, “esamisi okunmayan” kesimlerinin verdikleri mücadelelerle nasıl “sayılanlar” arasına katıldıklarını göstermeyi amaçlıyor. Kitabın bu çevirisinde, çalışmanın Fransızca ilk basımında ve İngilizce çevirisinde bulunmayan yazıların da yer aldığını özellikle belirtmiş olalım.

David Sloan Wilson – Herkes İçin Evrim (2011)

  • HERKES İÇİN EVRİM, David Sloan Wilson, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 385 sayfa

 

Biyoloji ve antropoloji profesörü David Sloan Wilson, uzun yıllar evrim konusunda ders vermiş. Bu dersleriyle aynı adı taşıyan ‘Herkes İçin Evrim’, Charles Darwin’in doğal seçilim kuramını kolay anlaşılabilir bir üslupla ele alıyor. Wilson’un anlatımında öne çıkan husus, evrim teorisini yalnızca bilim alanına özgü bir konu olarak değil, başka disiplinlerle ve gündelik hayatla iç içe geçmiş bir teori olarak değerlendirmesi. Burada dikkat çeken tezlerden biri de, işbirliği ve dayanışmanın doğal seçilim sürecinde önemli faktörler olduğu. Wilson evrim sürecinin, uyum sağlayan, işbirliği yapan ve dayanışan grupların lehine olduğunu savunuyor.

Juli Zeh – Oyun Dürtüsü (2007)

  • OYUN DÜRTÜSÜ, Juli Zeh, çeviren: Itır Arda, Metis Yayınları, roman, 476 sayfa

Alman yazar Juli Zeh, Türkiyeli okura ilk olarak, ‘Kartallar ve Melekler’ isimli romanıyla görünmüştü. Zeh bu romanında, fikirlerin, ideolojilerin, dinlerin, barışa inancın, insan haklarının ve demokrasinin yerine pragmatizmi koyan iki özel okul öğrencisinin hikâyesini anlatıyor. Bu iki öğrencinin, genel olarak iyi-kötü kavramlarının içeriğinin boşaltıldığı, ahlakın yozlaştığı günümüz bireyini eleştirdiğini söylemeye gerek yok. Zeh’in romanı, bu temel eleştirisinden hareketle, çok sayıda noktaya geçişler yapıyor ve adalet, hukuk, dil ve gerçeklik kavramlarını da sorguluyor.

Ludwig Wittgenstein – Felsefi Soruşturmalar (2007)

  • FELSEFİ SORUŞTURMALAR, Ludwig Wittgenstein, çeviren: Haluk Barışcan, Metis Yayınları, felsefe, 251 sayfa

Metis Yayınları’nın, Ludwig Wittgenstein’in eserlerini yeni bir çeviriyle okuyucuya sunma çabası devam ediyor. Bu çabanın ilk ürünlerinden olan ‘Tractatus Logico-Philosophicus’, Oruç Aruoba çevirisiyle sunulmuştu. Wittgenstein’in ‘Felsefi Soruşturmalar’ı ise, filozofun felsefi hayatının ‘Tractatus Logico-Philosophicus’tan sonraki ikinci dönemi olarak kabul ediliyor. Wittgenstein’ın eserine son şeklini vermeden, 1951 yılında ölmesiyle mirasçıları tarafından yayımlanan kitap, gerek filozofun felsefe anlayışında, gerekse de felsefe tarihinde belirleyici bir yere sahip. Wittgenstein burada, ‘Tractatus’taki görüşlerini eleştirel bir bakışla ele alıyor.

Saffet Murat Tura – Histerik Bilinç (2007)

  • HİSTERİK BİLİNÇ, Saffet Murat Tura, Metis Yayınları, psikanaliz, 238 sayfa

Saffet Murat Tura, ‘Histerik Bilinç’te, bilinç araştırmaları alanına yoğunlaşıyor. Tura çalışmasına şu temel sorularla başlıyor: “Hepimiz atomlardan oluşmuş maddi cisimler olduğumuz halde neden iç dünyamız, iç yaşantılarımız, bir ‘fenomenal bilincimiz’ var? Neden ‘içi karanlık’ biyolojik otomatlar değiliz?” Tura, bu sorunun cevabını ararken, bu soruları bilimsel olarak düşünülüp tartışılabilir sorunsallara dönüştürmeyi amaçlıyor. Tura’nın bunun yapılmasıyla amaçladığı şeyse, histerinin, bilincin gizemini açıklamada önemli bir görev üstleneceği inancı oluyor. Buradaki bilinçle kastedilenin, bilimsel bir bilinç kavramından çok, bilincin fenomenal yapısının, yani ‘fenomenal bilinç’ olduğunu belirtmekte fayda var. Tezini felsefe, psikiyatri, psikanaliz, psikoloji, nöroloji, sinirbilim, fizyoloji ve biyoloji üzerinden açıklayan Tura, klinik vakalardan da yararlanıyor.

Jacques Rancière – Tarihin Adları (2011)

  • TARİHİN ADLARI, Jacques Rancière, çeviren: Cemal Yardımcı, Metis Yayınları, felsefe, 139 sayfa

‘Tarihin Adları’, tarih söyleminin siyasi, bilimsel ve edebi durumuna ilişkin bir deneme olarak düşünülebilir. Jacques Rancière’in, bir seminere sunulmak üzere hazırladığı deneme, tarih araştırması ve tarih yazmanın politikasını konu alıyor; tarihçilerin ortak araştırma nesnesi saydıkları “tarihi” nasıl kavramsallaştırdıklarına, bu “tarih” üzerine nasıl konuşup yazdıklarına ve bu konuda yazarken siyasi anlam taşıyan birtakım yöntemlerle bu “tarihi” nasıl fiilen kurduklarına odaklanıyor. Rancière bunu yaparken de, Jules Michelet, Fernand Braudel ve Annales Okulu mensupları ile E. P. Thompson gibi tarihçilerin tekniklerini, siyaset ve bilim felsefeleri açısından inceliyor ve tarihçiliğin dil ve edebiyatla ilişkisini irdeliyor. Kitap bilhassa, tarihyazımı ve tarih felsefesiyle ilgilenenler için iyi bir kaynak.

Paul Ricoeur – Yoruma Dair / Freud ve Felsefe (2007)

  • YORUMA DAİR – FREUD VE FELSEFE, Paul Ricoeur, çeviren: Necmiye Alpay, Metis Yayınları, felsefe, 494 sayfa

‘Yoruma Dair’ Freudcu yorumlama tarzı üzerine yoğunlaşan bir kitap. Çağımızın önemli filozoflarından olan Ricoeur de tıpkı Freud gibi simgeler ve yorumlara ilgi duyuyor. Ricoeur bu kitabında, yorumlamanın psikanalizde ne anlama geldiğini, bu yorumun insanın “kendiliği” ile ilgili yeni bir anlayışa varıp varamayacağını, kültürün Freudcu yorumunun temel öneminin ne olduğunu ve Freud psikanalizindeki yorumun diğer yorumları dışlayıp dışlamadığını ele alıyor. Kendilik, adalet, sevgi, ahlak, bilgi, zaman, dil ve inanç, Ricoeur’ün tartıştığı başlıca konular.