Daryl Van Tongeren ve Sara Showalter Van Tongeren – Acı Çekme Cesareti (2021)

Amacımız hep mutlu kalmaktır, oysa biliriz ki acıdan da çok şey öğreniriz…

Acının kötü değil, varoluşsal bir mesele olduğunu düşünen Daryl Van Tongeren ve Sara Showalter Van Tongeren de, okurunu acının doğasına vakıf olmaya davet ediyor.

Acı, yerinden kımıldamayan bir kaya değil; üzerinde yürünmesi gereken, ancak yüründükçe aydınlanan bir yol.

Bu kitap, okuyucusunu acı çekme kavramına farklı bir gözle bakmaya davet ediyor.

Birbirine kenetli beş adımda acının doğasına vakıf olmanın mümkün olduğunu öne sürüyor: Günbatımı, alacakaranlık, gece yarısı, şafak ve gün ışığı…

‘Acı Çekme Cesareti’, başta Viktor Frankl, Rollo May ve Irvin Yalom’dan bildiğimiz ve razı olduğumuz varoluşsal psikolojinin omuzları üzerinde yükselen; okuyucusunu eksiklerine göre değil, elde avuçtakilerle oluşturulan bir yol haritası için yüreklendiren bir kılavuz.

Belki derinlerde bir yerde farkında olduğumuz ama bir türlü kabullenemediğimiz gerçekleri hatırlatan bir işaret fişeği: Acı kötü bir şey değildir, acı varoluşsal bir meseledir, acı ve gelişim birbirini dışlamaz, acı yoluyla gelişimde anlam üretimi hayati önemdedir.

Kitap, “Mutluluğun olmadığı bir hayat yaşanmaya değer mi?” ve “Cesaret, acının üstesinden gelebilir mi?” sorularına çarpıcı yanıtlar veriyor.

  • Künye: Daryl R. Van Tongeren ve Sara A. Showalter Van Tongeren – Acı Çekme Cesareti: Hayatın En Büyük Krizlerine Yeni Bir Yaklaşım, çeviren: Damla Atamer, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 196 sayfa, 2021

John Paul Minda – İnsan Nasıl Düşünür? (2021)

Ünlü bir deyiş vardır:

“Beyin kusursuz bir hizmetkâr ama berbat bir efendidir.”

John Paul Minda, zihnimizin nasıl çalıştığını aydınlatarak bize ne denli kusurlu varlıklar olduğumuzu ortaya koyuyor.

Satın aldığınız bir kulaklık veyahut saç düzleştirici dahi yanında kullanım kılavuzuyla gelirken, tüm dünyayı algılayıp yolumuzu çizmemize imkan sağlayan beynimizin nasıl çalıştığına pek az kafa yormamız tuhaf değil mi?

Minda’nın ‘İnsan Nasıl Düşünür?’ ile yaptığı şey bu aslında.

Herkes için kolay ve anlaşılır bir zihin kullanma kılavuzu sunmak.

Elbette bu kılavuz, okuyucusuna üstün bir kullanım kabiliyeti vadetmiyor.

Yaptığı şey, kafamızın içindeki protein ve yağdan oluşan o kıvrımlı şeyin nasıl çalıştığına dair genel bir perspektif sunmak.

  • Pazarda meyve seçerken ya da aldığınız evlilik teklifini değerlendirirken kafamızın içinde neler kopuyor sahiden?
  • Dahası, doğru olduğuna inandığımız bir seçeneğe nasıl ulaşıyoruz?
  • Bir karar alırken, yolumuzu çizerken, dünyada olan biteni anlamlandırmaya çalışırken hangi devreler açılıyor, hangi faktörler ağırlığını koyuyor?
  • Farkında olmadan hangi engellere takılıyor, hangi gölgelerden kaçıyoruz?

‘İnsan Nasıl Düşünür?’, beyin ve zihin üzerine yirmi yılı aşkın bir çalışmanın ürünü.

Güçlü bir nörobilim ve bilişsel/davranışsal psikoloji metni.

Ancak eser, ne denli kusurlu varlıklar olduğumuzu bize hatırlatmasıyla eşsiz bir deneyime dönüşüyor biraz da.

Kendimize ve dünyaya dair kavrayışımızın sınırlarında yürümek, kontrolün bizde olduğunu düşünürken aslında ne kadar aciz olduğumuzu fark etmek.

  • Künye: John Paul Minda – İnsan Nasıl Düşünür?: Karar Verme, Hatırlama ve Dünyayı Anlamlandırma Süreçlerimizi Kavramak, çeviren: Fırat Çakkalkurt, Okuyan Us Yayınları, bilim, 436 sayfa, 2021

Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı (2021)

İdeal beden algısı kadınları tüketiyor.

Psikolog Hillary McBride bu harika kitabında, kadınların bedenlerini nesneleştirmelerine neden olan tuzakları açıklıyor, kadınlara bedenleri ve kendileriyle sağlıklı ilişki kurmak konusunda çok değerli önerilerde bulunuyor.

Medyanın, eril dilin, kimi zaman bilinçli ya da bilinçsizce de olsa annelerimizin ve hemcinslerimizin yarattığı ideal beden hapishanesi yeme bozukluklarına yol açabiliyor, hatta yaşamı nasıl ele aldığımızın ve onu nasıl yaşadığımızın da belirleyici faktörü olabiliyor.

McBride da, değerimizin başkalarının hakkımızdaki düşüncelerine, hayatta sergilediğimiz performansa bağlı olmadığının altını çiziyor ve bizzat kendi hikâyesinin yanı sıra, bu kitap için görüştüğü anne ve kızların hikâyelerinden de yola çıkarak bu yolun bizi nasıl büyük bir çıkmaza sürüklediğini ortaya koyuyor.

‘Anneler, Kızları ve Beden Algısı’, kendisini olduğu gibi sevmeyi öğrenmeyi dileyenler kadar, kız çocuğu yetiştiren her okurun başucu kitabı olacak nitelikte bir eser.

  • Künye: Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı: Kendimizi Olduğumuz Gibi Sevebilmeyi Öğrenmek, çeviren: Gül Korkmaz, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 268 sayfa, 2021

Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler (2021)

Tarihteki sahtekârlar ve saplantılı kişiler ordusu üzerine harika bir çözümleme.

Psikiyatrist Anthony Storr, İsa’dan Jim Jones’a, David Koresh’ten Loyolalı Ignatius’a kötü nam salmış gurulardan saygınlık kazanmış tinsel liderlere, yelpazenin farklı tarafında yer alsalar da birbirinin tıpatıp aynı sahte peygamberler üzerine düşünüyor.

Usta işi bir guru rehberi olarak okunabilecek kitabında Storr, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak, guruların öğretilerini ele almak yerine, onları psikiyatrinin ışığı altında inceliyor.

Storr’a göre, hem sadece kendiyle ilgilenen hem de otoriter olan kişilere güvenmemeliyiz.

Zira “Kendinden emin olma karizması hepimizin içindeki çocuğu tuzağa düşüren bir kapandır.”

Gurdjieff, Rajneesh, Jung ve Freud gibi isimlerin de karşımıza çıktığı kitap, adına ister guru, ister sahte peygamber, isterse tinsel lider diyelim, bu tipteki kişilerin ruh sağlığımızı nasıl tehdit ettiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler: Bazıları Deli Ama Hepsi Aynı, çeviren: Aslı Day, Okuyan Us Yayınları, psikiyatri, 306 sayfa, 2021

Jess Hill – Kadının Hiç Suçu Yok (2021)

Aile içi şiddetin hangi sinsi şekillerde yol aldığı konusunda muhteşem bir çalışma.

Jess Hill, kadınların ve çocukların yaşamlarında büyük trajedi ve travmalara neden olan erkek şiddetini ve bu kendine has özelliklere sahip şiddeti nasıl tanıyıp ondan mümkün mertebe korunabileceğimizi anlatıyor.

Kadın şiddet gördüğünde, tecavüze uğradığında genelde devreye giren sinsi ve alçakça soruların başında “Kadının hiç mi suçu yoktu?” sorusu gelir.

Evet, kadının suçu yoktur, çünkü bu durumun asıl sebebi erkeklerin bunu yapma hakkını kendilerinde görmeleridir.

Hill’in çalışması, tam da böyle bir perspektiften hareket etmesi, yani aile içi şiddeti aynı zamanda bir erkeklik sorunu olarak temel alıp irdelemesiyle çok önemli.

Stella Ödüllü ‘Kadının Hiç Suçu Yok: Görmezden Geldiğimiz Ev İçi Şiddetin Tehlikeleri’, erkeklerin şiddet uygulamaya devam etme motivasyonlarını sorgularken, hem şiddetin iki yüzünü okuyucusuna gösteriyor hem de istismarzede ile istismarcının dünyasında neler olup bittiğini anlatıyor.

Dünyada artık bir salgın halini alan erkek şiddeti ve istismarzedelerle ilgili bildiklerimize meydan okuyan Hill, mağdurların partnerlerinin uyguladıkları şiddete mazeret bulmalarına ve istismarcılarına geri dönmelerine ya da onlarla ilişkilerine devam etmelerine neden olan kültürel, psikolojik, ekonomik nedenleri bir bir sıralıyor.

  • Künye: Jess Hill – Kadının Hiç Suçu Yok: Görmezden Geldiğimiz Ev İçi Şiddetin Tehlikeleri, çeviren: Filiz Kurt, Okuyan Us Yayınları, kadın, 508 sayfa, 2021

Rick Hanson – Beynin Mutluluk Ayarları (2016)

Beynimizin olumlu duygulardan ziyade kötü deneyimlere daha fazla ağırlık verdiği, yeni bir bilgi değil.

Nöropsikolog Rick Hanson da, bu gerçekten yola çıkarak beynimizi daha kendine güvenen, rahat ve huzurlu bir beyne dönüştüreceğimizi vaat ettiği, her gün birkaç dakikada uygulanabilecek bir dizi alıştırma sunuyor.

  • Künye: Rick Hanson – Beynin Mutluluk Ayarları, çeviren: Kemal Atakay, Okuyan Us Yayınları

Francine Shapiro – EMDR (2016)

EMDR, göz hareketleriyle farklı tipteki psikolojik rahatsızlıkları tedavi eden bir psikoterapi yaklaşımı.

Bu kitap da, alanın önemli isimlerinden Francine Shapiro’nun EMDR eğitim ve deneyimlerinin bir ürünü.

Yaklaşımın temel prensiplerini, prosedürlerini ve tecrübelerini edinmek isteyen klinisyenler ve öğrenciler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Francine Shapiro – EMDR, çeviren: Murat Şaşzade ve Işıl Sansoy, Okuyan Us Yayınları

Özge Göztürk – Lupu (2016)

Hayatını fahişelik yaparak kazanan Müjde, bir gün yaşadığı sokakta kimsesiz bir kız çocuğu bulur.

Küçük çocuğu sokakta bırakmaya gönlü el vermeyen Müjde, onu evine alır.

Şimdi Müjde, küçük kız ve falcı Ruhane, acımasız kuralların geçerli olduğu, zamanını bekleyen bir intikamın tetikte beklediği, İstanbul’un tehlikeli arka sokaklarında ayakta kalmaya çalışacaktır.

  • Künye: Özge Göztürk – Lupu, Okuyan Us Yayınları

L. S. Hilton – Maestra (2016)

Gündüzleri müzede asistan, geceleri ünlü bir kulüpte escort olarak çalışan Judith, çift kişilikli yaşamının getirdiği karmaşalar yetmiyormuş gibi, kamuoyunun öğrenmesi halinde dengeleri alt üst edecek bir sırrın getireceği stresle de boğuşacaktır.

Bakalım gözü kara Judith, sınırlarını ne kadar zorlayabilecek…

  • Künye: L. S. Hilton – Maestra, çeviren: Selim Yeniçeri, Okuyan Us Yayınları

Gülfam Göknar – Müzik ve Yemek (2016)

Mozart, Beethoven, Chopin ve Liszt gibi önemli müzisyenlerin sofralarında neler yenirdi?

Bu kitapta, müzisyenlerin bizzat yarattıkları ya da en sevdikleri yemeklerin tarifleri bulunuyor.

Verdi’den şampanyalı Trabzon hurması, Maria Callas’tan patlıcan köftesi, Mozart’tan Bavyera usulü lahana, Brahms’tan kahve çöreği ve Liszt’ten konyaklı karpuz, bunlardan birkaçı.

  • Künye: Gülfam Göknar – Müzik ve Yemek, Okuyan Us Yayınları