Joe Pera – Bir Sığınak Olarak Tuvalet (2021)

Her tuvaletin olmazsa olmazı bir kitap.

Joe Pera’nın mizahi dili ve Joe Bennett’in eğlenceli illüstrasyonlarıyla zenginleşmiş bu çalışma, birazcık huzur bulmak için tuvalete kaçan herkesin vazgeçilmezi olacak.

  • Sessizlik anlarından nefret ediyor, herhangi bir sohbeti kibarca sonlandıramıyor ya da işe ara vermek zorunda kaldığında ne yapacağını bilemiyor musun?
  • Kalabalık bir bayram ziyaretinde “Bence biraz ara vermeliyiz” mesajı mı aldın?
  • Az evvel ücretsiz izne çıkarıldığını mı öğrendin?
  • Yoksa mesanen mi küçük?

Tüm bu nedenlerden ötürü sık sık tuvalete kaçıp nefes almak için klozete tünüyor ya da deterjanların üzerindeki yazıları okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsan bu kitap tam sana göre!

Mustarip olduğun sosyal kaygıyla başa çıkmaya çalışırken, rehber niteliğindeki bu çizgi roman tuvalet dışındaki dünyaya yeniden katılabilmen için sana yardımcı olacak.

‘Bir Sığınak Olarak Tuvalet’, dil ve uzunluk bakımından bir tuvalet molası süresinde bitirilebilecek, akıllı telefonla tuvalete girmeye son verecek ve en önemlisi bulunduğu tuvalette eline alan herkesi kaygılarından arındırabilecek bir çalışma.

  • Künye: Joe Pera – Bir Sığınak Olarak Tuvalet, illüstrasyon: Joe Bennett, çeviren: Erkam Evlice, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 116 sayfa, 2021

Roy Richard Grinker – Kimse Normal Değil (2021)

Yüzyıllar boyunca bilim insanları ve toplum akıl sağlı konusunda ahlaki yargılarda bulundu.

Antropolog Roy Richard Grinker de, 18. yüzyıldan bugüne uzanarak akıl hastalığı damgasına karşı verilen mücadeleyi izliyor.

Kitap, tarih boyunca akıl hastalığına karşı gelişen tutumların ve damgalanmayı sona erdirme mücadelesinin şefkatli ve büyüleyici bir incelemesi olarak okunabilir.

‘Kimse Normal Değil’de Grinker, on sekizinci yüzyıldan Amerika’nın büyük savaşlarına ve günümüzün yüksek teknoloji ekonomisine kadar akıl hastalığı damgasına karşı mücadeledeki ilerlemeyi ve gerilemeleri anlatıyor.

Damgalanmanın kültürel tarihle açıklanabilecek, akıl hastalığını tanımladığımız anda başlayan, toplumdan öğrendiğimiz ve nihayetinde değişme gücüne sahip olduğumuz, sosyal bir süreç olduğunu savunuyor.

Utanç ve gizliliğin mirası bugün hâlâ bizimle olsa da Grinker, akıl hastalarının marjinalleştirilmesine son vermenin eşiğinde olduğumuzu yazıyor.

Yirmi birinci yüzyılda, akıl hastalıkları hızla insan çeşitliliğinin daha kabul gören ve görünür bir parçası haline geliyor.

Grinker, kitabı büyükbabasının Sigmund Freud ile yaptığı analiz, kendi kızının otizm deneyimi ve nöroçeşitlilik üzerine yaptığı araştırmayla sonuçlanan da dahil olmak üzere, ailesinin psikiyatriye dahil olduğu dört neslin kişisel tarihiyle besliyor.

Afrika ve Asya’daki en son bilim, tarihi arşivler ve kültürlerarası araştırmalardan yararlanan Grinker, nöroçeşitliliğe kültürel tepkimizin kökenlerini ve farklılıklarını keşfetmek için hepimizi uluslararası bir yolculuğa çıkarıyor.

Akıl hastalığı etrafında damgalanmanın nasıl birleştiğini araştıran ve depresif veya psikotik hastaların aşağılanma duygusunun verdiği kümülatif zararı değerlendiren ‘Kimse Normal Değil’, akıl hastalığını nasıl dönüştürdüğümüzü açıklıyor ve damgalanmanın gölgesini sona erdirmek için bir yol sunuyor.

  • Künye: Roy Richard Grinker – Kimse Normal Değil: Zihinsel Rahatsızlıkları Damgalayan Kültür, çeviren: Nalan Uysal, Okuyan Us Yayınları, antropoloji, 492 sayfa, 2021

Daryl Van Tongeren ve Sara Showalter Van Tongeren – Acı Çekme Cesareti (2021)

Amacımız hep mutlu kalmaktır, oysa biliriz ki acıdan da çok şey öğreniriz…

Acının kötü değil, varoluşsal bir mesele olduğunu düşünen Daryl Van Tongeren ve Sara Showalter Van Tongeren de, okurunu acının doğasına vakıf olmaya davet ediyor.

Acı, yerinden kımıldamayan bir kaya değil; üzerinde yürünmesi gereken, ancak yüründükçe aydınlanan bir yol.

Bu kitap, okuyucusunu acı çekme kavramına farklı bir gözle bakmaya davet ediyor.

Birbirine kenetli beş adımda acının doğasına vakıf olmanın mümkün olduğunu öne sürüyor: Günbatımı, alacakaranlık, gece yarısı, şafak ve gün ışığı…

‘Acı Çekme Cesareti’, başta Viktor Frankl, Rollo May ve Irvin Yalom’dan bildiğimiz ve razı olduğumuz varoluşsal psikolojinin omuzları üzerinde yükselen; okuyucusunu eksiklerine göre değil, elde avuçtakilerle oluşturulan bir yol haritası için yüreklendiren bir kılavuz.

Belki derinlerde bir yerde farkında olduğumuz ama bir türlü kabullenemediğimiz gerçekleri hatırlatan bir işaret fişeği: Acı kötü bir şey değildir, acı varoluşsal bir meseledir, acı ve gelişim birbirini dışlamaz, acı yoluyla gelişimde anlam üretimi hayati önemdedir.

Kitap, “Mutluluğun olmadığı bir hayat yaşanmaya değer mi?” ve “Cesaret, acının üstesinden gelebilir mi?” sorularına çarpıcı yanıtlar veriyor.

  • Künye: Daryl R. Van Tongeren ve Sara A. Showalter Van Tongeren – Acı Çekme Cesareti: Hayatın En Büyük Krizlerine Yeni Bir Yaklaşım, çeviren: Damla Atamer, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 196 sayfa, 2021

John Paul Minda – İnsan Nasıl Düşünür? (2021)

Ünlü bir deyiş vardır:

“Beyin kusursuz bir hizmetkâr ama berbat bir efendidir.”

John Paul Minda, zihnimizin nasıl çalıştığını aydınlatarak bize ne denli kusurlu varlıklar olduğumuzu ortaya koyuyor.

Satın aldığınız bir kulaklık veyahut saç düzleştirici dahi yanında kullanım kılavuzuyla gelirken, tüm dünyayı algılayıp yolumuzu çizmemize imkan sağlayan beynimizin nasıl çalıştığına pek az kafa yormamız tuhaf değil mi?

Minda’nın ‘İnsan Nasıl Düşünür?’ ile yaptığı şey bu aslında.

Herkes için kolay ve anlaşılır bir zihin kullanma kılavuzu sunmak.

Elbette bu kılavuz, okuyucusuna üstün bir kullanım kabiliyeti vadetmiyor.

Yaptığı şey, kafamızın içindeki protein ve yağdan oluşan o kıvrımlı şeyin nasıl çalıştığına dair genel bir perspektif sunmak.

  • Pazarda meyve seçerken ya da aldığınız evlilik teklifini değerlendirirken kafamızın içinde neler kopuyor sahiden?
  • Dahası, doğru olduğuna inandığımız bir seçeneğe nasıl ulaşıyoruz?
  • Bir karar alırken, yolumuzu çizerken, dünyada olan biteni anlamlandırmaya çalışırken hangi devreler açılıyor, hangi faktörler ağırlığını koyuyor?
  • Farkında olmadan hangi engellere takılıyor, hangi gölgelerden kaçıyoruz?

‘İnsan Nasıl Düşünür?’, beyin ve zihin üzerine yirmi yılı aşkın bir çalışmanın ürünü.

Güçlü bir nörobilim ve bilişsel/davranışsal psikoloji metni.

Ancak eser, ne denli kusurlu varlıklar olduğumuzu bize hatırlatmasıyla eşsiz bir deneyime dönüşüyor biraz da.

Kendimize ve dünyaya dair kavrayışımızın sınırlarında yürümek, kontrolün bizde olduğunu düşünürken aslında ne kadar aciz olduğumuzu fark etmek.

  • Künye: John Paul Minda – İnsan Nasıl Düşünür?: Karar Verme, Hatırlama ve Dünyayı Anlamlandırma Süreçlerimizi Kavramak, çeviren: Fırat Çakkalkurt, Okuyan Us Yayınları, bilim, 436 sayfa, 2021

Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı (2021)

İdeal beden algısı kadınları tüketiyor.

Psikolog Hillary McBride bu harika kitabında, kadınların bedenlerini nesneleştirmelerine neden olan tuzakları açıklıyor, kadınlara bedenleri ve kendileriyle sağlıklı ilişki kurmak konusunda çok değerli önerilerde bulunuyor.

Medyanın, eril dilin, kimi zaman bilinçli ya da bilinçsizce de olsa annelerimizin ve hemcinslerimizin yarattığı ideal beden hapishanesi yeme bozukluklarına yol açabiliyor, hatta yaşamı nasıl ele aldığımızın ve onu nasıl yaşadığımızın da belirleyici faktörü olabiliyor.

McBride da, değerimizin başkalarının hakkımızdaki düşüncelerine, hayatta sergilediğimiz performansa bağlı olmadığının altını çiziyor ve bizzat kendi hikâyesinin yanı sıra, bu kitap için görüştüğü anne ve kızların hikâyelerinden de yola çıkarak bu yolun bizi nasıl büyük bir çıkmaza sürüklediğini ortaya koyuyor.

‘Anneler, Kızları ve Beden Algısı’, kendisini olduğu gibi sevmeyi öğrenmeyi dileyenler kadar, kız çocuğu yetiştiren her okurun başucu kitabı olacak nitelikte bir eser.

  • Künye: Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı: Kendimizi Olduğumuz Gibi Sevebilmeyi Öğrenmek, çeviren: Gül Korkmaz, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 268 sayfa, 2021

Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler (2021)

Tarihteki sahtekârlar ve saplantılı kişiler ordusu üzerine harika bir çözümleme.

Psikiyatrist Anthony Storr, İsa’dan Jim Jones’a, David Koresh’ten Loyolalı Ignatius’a kötü nam salmış gurulardan saygınlık kazanmış tinsel liderlere, yelpazenin farklı tarafında yer alsalar da birbirinin tıpatıp aynı sahte peygamberler üzerine düşünüyor.

Usta işi bir guru rehberi olarak okunabilecek kitabında Storr, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak, guruların öğretilerini ele almak yerine, onları psikiyatrinin ışığı altında inceliyor.

Storr’a göre, hem sadece kendiyle ilgilenen hem de otoriter olan kişilere güvenmemeliyiz.

Zira “Kendinden emin olma karizması hepimizin içindeki çocuğu tuzağa düşüren bir kapandır.”

Gurdjieff, Rajneesh, Jung ve Freud gibi isimlerin de karşımıza çıktığı kitap, adına ister guru, ister sahte peygamber, isterse tinsel lider diyelim, bu tipteki kişilerin ruh sağlığımızı nasıl tehdit ettiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler: Bazıları Deli Ama Hepsi Aynı, çeviren: Aslı Day, Okuyan Us Yayınları, psikiyatri, 306 sayfa, 2021

Jess Hill – Kadının Hiç Suçu Yok (2021)

Aile içi şiddetin hangi sinsi şekillerde yol aldığı konusunda muhteşem bir çalışma.

Jess Hill, kadınların ve çocukların yaşamlarında büyük trajedi ve travmalara neden olan erkek şiddetini ve bu kendine has özelliklere sahip şiddeti nasıl tanıyıp ondan mümkün mertebe korunabileceğimizi anlatıyor.

Kadın şiddet gördüğünde, tecavüze uğradığında genelde devreye giren sinsi ve alçakça soruların başında “Kadının hiç mi suçu yoktu?” sorusu gelir.

Evet, kadının suçu yoktur, çünkü bu durumun asıl sebebi erkeklerin bunu yapma hakkını kendilerinde görmeleridir.

Hill’in çalışması, tam da böyle bir perspektiften hareket etmesi, yani aile içi şiddeti aynı zamanda bir erkeklik sorunu olarak temel alıp irdelemesiyle çok önemli.

Stella Ödüllü ‘Kadının Hiç Suçu Yok: Görmezden Geldiğimiz Ev İçi Şiddetin Tehlikeleri’, erkeklerin şiddet uygulamaya devam etme motivasyonlarını sorgularken, hem şiddetin iki yüzünü okuyucusuna gösteriyor hem de istismarzede ile istismarcının dünyasında neler olup bittiğini anlatıyor.

Dünyada artık bir salgın halini alan erkek şiddeti ve istismarzedelerle ilgili bildiklerimize meydan okuyan Hill, mağdurların partnerlerinin uyguladıkları şiddete mazeret bulmalarına ve istismarcılarına geri dönmelerine ya da onlarla ilişkilerine devam etmelerine neden olan kültürel, psikolojik, ekonomik nedenleri bir bir sıralıyor.

  • Künye: Jess Hill – Kadının Hiç Suçu Yok: Görmezden Geldiğimiz Ev İçi Şiddetin Tehlikeleri, çeviren: Filiz Kurt, Okuyan Us Yayınları, kadın, 508 sayfa, 2021

Rick Hanson – Beynin Mutluluk Ayarları (2016)

Beynimizin olumlu duygulardan ziyade kötü deneyimlere daha fazla ağırlık verdiği, yeni bir bilgi değil.

Nöropsikolog Rick Hanson da, bu gerçekten yola çıkarak beynimizi daha kendine güvenen, rahat ve huzurlu bir beyne dönüştüreceğimizi vaat ettiği, her gün birkaç dakikada uygulanabilecek bir dizi alıştırma sunuyor.

  • Künye: Rick Hanson – Beynin Mutluluk Ayarları, çeviren: Kemal Atakay, Okuyan Us Yayınları

Francine Shapiro – EMDR (2016)

EMDR, göz hareketleriyle farklı tipteki psikolojik rahatsızlıkları tedavi eden bir psikoterapi yaklaşımı.

Bu kitap da, alanın önemli isimlerinden Francine Shapiro’nun EMDR eğitim ve deneyimlerinin bir ürünü.

Yaklaşımın temel prensiplerini, prosedürlerini ve tecrübelerini edinmek isteyen klinisyenler ve öğrenciler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Francine Shapiro – EMDR, çeviren: Murat Şaşzade ve Işıl Sansoy, Okuyan Us Yayınları

Özge Göztürk – Lupu (2016)

Hayatını fahişelik yaparak kazanan Müjde, bir gün yaşadığı sokakta kimsesiz bir kız çocuğu bulur.

Küçük çocuğu sokakta bırakmaya gönlü el vermeyen Müjde, onu evine alır.

Şimdi Müjde, küçük kız ve falcı Ruhane, acımasız kuralların geçerli olduğu, zamanını bekleyen bir intikamın tetikte beklediği, İstanbul’un tehlikeli arka sokaklarında ayakta kalmaya çalışacaktır.

  • Künye: Özge Göztürk – Lupu, Okuyan Us Yayınları