Neslihan Acu – Kuzgunun Şarkısı (2007)

  • KUZGUNUN ŞARKISI, Neslihan Acu, Epsilon Yayıncılık, roman, 307 sayfa

 

Neslihan Acu’nun ‘Kuzgunun Şarkısı’ isimli bu romanı, bir varoluş öyküsü. Romanın kahramanı Asu, bilincinin izinden ta 1923’lere, atalarının toprakları Girit’e kadar gidiyor. Hayalci, uydurukçu ve huysuz Asu, okuru buradan, İstanbul’un bir kenar mahallesinde ve Marmara Denizi’nin ortasında geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarına götürüyor. 1960 ve 70’li yılları, Türkiye durağında anlatmaya başlayan Acu, göçmen ailenin burada yaşadıklarını trajikomik unsurları kullanarak hikâye ediyor. Romanın asıl olarak, göç kavramını işlemesiyle öne çıktığını söyleyebiliriz. Hikâyede yer alan bireylerinin çelişkili dünyaları ise, kurgunun keyifle okunacak bölümlerinin başında geliyor.

John Dos Passos – A.B.D. 42. Enlem (2011)

  • A.B.D. 42. ENLEM, John Dos Passos, çeviren: Oya Dalgıç, İş Kültür Yayınları, roman, 489 sayfa

 

John Dos Passos, ‘A.B.D.’ üçlemesinin ilk kitabı olan ’42. Enlem’de, Amerikan toplumun çeşitli katmanlarından seçtiği karakterler aracılığıyla, ABD’nin kapitalist vahşetini yerden yere vuruyor. Romanın merkezinde, Fanny, J. Ward Moorehouse, Eleanor Stottard, Janey Williams ve Charley Anderson adlı karakterler yer alıyor. Güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çeken roman, bu karakterlerinin yaşadıkları ekseninde, tüketim hırsının ele geçirdiği ve kayıtsızlığın başat hayat biçimi haline geldiği ABD kültürünü kıyasıya eleştiriyor. Sacco ve Vanzetti’nin idamlarının da yer aldığı romanın bir bölümü de, Enternasyonal’in dizeleriyle başlıyor.

Marguerite Duras – Acı (2007)

  • ACI, Marguerite Duras, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık, roman, 173 sayfa

Melankolik, romantik ve yoğun metinlerin üstadı Marguerite Duras’nın ‘Acı’ isimli bu romanında, dünyanın görüp görebileceği en trajik savaşlardan biri olan 2. Dünya Savaşı’ndan kaynaklanan gerçek bir acıyı hikâye ediliyor. 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Paris işgalinde, Nazi subayları, dönemin ünlü sanatçı ve düşünürlerinin yoğunluklu olduğu bir bölgedeki Yahudilerin izini sürüp, onları toplama kamplarına gönderir. Aralarında François Mitterand ve Marguerite Duras’nın da bulunduğu Direnişçiler, bu kıyımı engellemeye çalışırken, Naziler, Duras’ın eşi Robert Antelme’yi tutuklayıp toplama kampına gönderirler. İşte Duras’ın romanı, bu gerçek olayın hikâyesini anlatıyor.

Fakir Baykurt – Yarım Ekmek (2007)

  • YARIM EKMEK, Fakir Baykurt, Literatür Yayınları, roman, 364 sayfa

‘Yarım Ekmek’, yayınevinin epey bir zamandır yayımlamaya başladığı ‘Fakir Baykurt Kitaplığı’ dizisinin sekizinci kitabı. Baykurt’un bu kurgusu, baş kahramanı Kezik Acar ve ailesi üzerinden, Almanya’daki Türklerin nasıl yaşadıklarını, sorunlarının neler olduğunu hikâye ediyor. Baykurt bu hikâyenin arkaplanına da, Türkiye sol edebiyatının önemli bir ismine yakışır şekilde, 12 Eylül 1980 darbesinin Türkiye’de yarattığı çalkantıları, hiç yoktan verilen ölüm cezalarını, o dönemde yaşanan sosyoekonomik çalkantıları ve sıkıntıları ustaca yerleştiriyor. Demiryolcu Mustafa’yla yaşadıkları aşk sonucunda evlenen Kezik, üç çocuk sahibi olduktan sonra kocasını bir kazada kaybeder. Üç çocuğuyla bir başına kalan Kezik, çareyi Almanya’ya gidip işçi olarak çalışmakta bulur. Kezik’in Almanya’daki zor çalışma şartları, bu zorluklar karşısındaki inadı ve Almanya’yada yeni bir hayat kurması, romanın omurgasını oluşturuyor.

Melania G. Mazzucco – Hayat (2007)

  • HAYAT, Melania G. Mazzucco, çeviren: Alev Sümer, Doğan Kitapçılık, roman, 342 sayfa

Melania G. Mazzucco’nun ‘Hayat’ı, İtalya’dan New York’a yapılan bir göçü hikâye ediyor. İtalya’nın buhranlı 1903 yıllarında, on iki yaşındaki Diamante ile 9 yaşındaki Vita, Güney İtalya’nın bir limanından iki binden fazla bir göçmenle Amerika’ya göç edecektir. Diamante ve Vita’nın New York deneyimi, bu şehrin görkemine ve büyük karmaşasına tanık olacak; New York’un suç oranı yüksek bir bölgesinde, Prince Street’te hayatta kalma, yeni bir yaşam kurma ve Amerikalı olma mücadelesi verecektir. Mazzucco’nun romanı, 2003 yılında Strega Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı.

Bertolt Brecht – Beş Paralık Roman (2011)

  • BEŞ PARALIK ROMAN, Bertolt Brecht, çeviren: Sevgi Soysal, İletişim Yayınları, roman, 359 sayfa

‘Üç Kuruşluk Opera’nın meşhur yazarı Bertolt Brecht, usta kalemlerimizden Sevgi Soysal’ın Türkçeye kazandırdığı ‘Beş Paralık Roman’da, para hırsının olmadık işler yaptırdığı karakterlerinin hikâyesini anlatıyor. Brecht’in epik tiyatrosunun roman türüne uyarlanması olarak düşünülebilecek kitap, aynı zamanda onun devrimci eğilimlerini en belirgin biçimde ortaya koyduğu metinlerden. Brecht, Walter Benjamin’in sonsözüyle yayımlanan satirik romanında, kendine özgü tarzıyla, paranın iktidarının hüküm sürdüğü; havasız ofislerden, rutubetli hamamlardan ve sisli sokaklardan oluşan bir atmosferde, gün geçtikçe çıkarları için çürüyen ve kirlenen insanlığı anlatıyor.

Melania G. Mazzucco – O, Öyle Sevgiliydi (2011)

  • O, ÖYLE SEVGİLİYDİ, Melania G. Mazzucco, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 478 sayfa

Melania G. Mazzucco, biyografik romanı ‘O, Öyle Sevgiliydi’de, iki dünya savaşı arası bohem hayatın simgelerinden, Annemarie Schwarzenbach’ın hikâyesini anlatıyor. Varlıklı bir aileden gelen Schwarzenbach, yazarlığının yanı sıra, gezi gazeteciliğiyle de bilinir. Schwarzenbach bu gezilerinde, güney ve doğu Avrupa, Ortadoğu, ABD ve Kongo gibi ülkelere gitmişti. Hatırlanacağı gibi, kısa bir süre önce Türkçede yayımlanan ‘İran’da Ölüm’, Schwarzenbach’ın 1935 yılında İran’da geçirdiği zamanın meyvesiydi. İtalyan yazar Mazzucco’nun elimizdeki romanı ise, sıra dışı bir kadının inişli çıkışlı hayatının bilinmeyen birçok ayrıntısını günyüzüne çıkarıyor.

Juli Zeh – Oyun Dürtüsü (2007)

  • OYUN DÜRTÜSÜ, Juli Zeh, çeviren: Itır Arda, Metis Yayınları, roman, 476 sayfa

Alman yazar Juli Zeh, Türkiyeli okura ilk olarak, ‘Kartallar ve Melekler’ isimli romanıyla görünmüştü. Zeh bu romanında, fikirlerin, ideolojilerin, dinlerin, barışa inancın, insan haklarının ve demokrasinin yerine pragmatizmi koyan iki özel okul öğrencisinin hikâyesini anlatıyor. Bu iki öğrencinin, genel olarak iyi-kötü kavramlarının içeriğinin boşaltıldığı, ahlakın yozlaştığı günümüz bireyini eleştirdiğini söylemeye gerek yok. Zeh’in romanı, bu temel eleştirisinden hareketle, çok sayıda noktaya geçişler yapıyor ve adalet, hukuk, dil ve gerçeklik kavramlarını da sorguluyor.

Melih Cevdet Anday – Gizli Emir (2007)

  • GİZLİ EMİR, Melih Cevdet Anday, İş Kültür Yayınları, roman, 274 sayfa

İlk baskısı 1970 yılında yapılmış ‘Gizli Emir’ için, Melih Cevdet Anday’ın metinlerinde bulunan “gelecek öngörüsü”nün doruğa ulaştığı roman demek, herhalde abartı olmaz. Çünkü bu romanın kurguladığı yarında hayat, totaliter bir sistemin egemenliğindedir. Kentte yaşamı düzenlemek için kurulan ‘Asayişi Yerleştirme Olağanüstü Teşkilatı’ (AYOT), yönetimi tümden ele geçirmiş, amaçsız sorgulamalar, birbiriyle çelişen kararlar ve sürekli baskınlarla, başta kentin sanatçıları olmak üzere halkı canından bezdirmiştir. Bu aşamada, kentin tüm sakinleri, nereden ve ne zaman geleceği belli olmayan ‘Gizli Emir’i beklemektedir. Çünkü gizli emir AYOT’un kurduğu her şeyi değiştirecektir.

José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (2011)

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, José Saramago, çeviren: Mehmet Necati Kutlu, Turkuvaz Kitap, roman, 206 sayfa

1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, kısa bir süre önce, 2010’un haziran ayı ortalarında aramızdan ayrılmıştı. Yazar, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ romanında, insanlığın ezeli ve ebedi hayali olagelmiş ölümsüzlüğü hikâye ediyor. Bilinmeyen bir ülkede geçen roman, ölümün yeni yılla birlikte tüm faaliyetlerini durdurmasıyla açılır. İnsanlar artık hiçbir şekilde ölmemekte ve böylelikle çağlar boyu peşinde koştukları ölümsüzlüğe kavuşmuş görünmektedir. Fakat kısa bir süre sonra “ölümsüz ülke”de, korkunç bir sorun başgöstermiştir: ölüm ortalıkta görünmemekle birlikte, yaşlılık, hastalık ve kazalar, insan bedeni üzerindeki etkilerini aynı şekilde devam ettirmektedir. Ölümsüzlük bu aşamada, güzel bir rüyadan, tatlı bir hayalden çok, korkunç bir karabasana dönüşmüştür.