Jorge Semprun – Bir Ölü Lazım (2006)

  • BİR ÖLÜ LAZIM, Jorge Semprun, çeviren: Işık Ergüden, Can Yayınları, roman, 165 sayfa

‘Bir Ölü Lazım’, Jorge Semprun’un anılarından yola çıkarak, Naziler döneminde Almanya’daki Buchenwald toplama kampındaki yaşamı, içerideki gizli örgütü ve hapsedilenlerin verdikleri ölüm kalım savaşını hikâye ediyor. İspanya’da Franco hüküm sürerken, Fransa işgal altındadır. Buchenwald toplama kampı Yahudiler,  Alman komünistler ve Fransız direnişçilerle doludur. Semprun da kimilerinin Almanlara daha yakın olduğu, kimilerinin gizli çalışmalar yürüttüğü, kimilerininse ölmek üzere olduğu toplama kampının tutsakları arasındadır. Roman, Semprun’un bu toplama kampından başarısızlıkla sonuçlanan kaçma teşebbüsünü ve onu kurtarmaya çalışan diğer arkadaşlarını hikâye ediyor.

Fakir Baykurt – Kara Ahmet Destanı (2006)

  • KARA AHMET DESTANI, Fakir Baykurt, Literatür Yayıncılık, roman, 403 sayfa

‘Kara Ahmet Destanı’, Irazca’nın torunu Ahmet Oğlan’ın hikâyesine yer veriyor. Şehre göçer göçmez okula yazılan Ahmet Oğlan, çalışkanlığıyla ortaokul ve liseyi bitirir. Ardından çok istediği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girer. Baykurt’un romanı, asıl olarak, Ahmet Oğlan’ın üniversiteye geldikten sonra, bilincinde yaşadığı sıçramaya, dönüşüme odaklanıyor. Burada tanıdığı parkalı “abi”ler aracılığıyla, kendisine öğretilenlerle gerçek hayatın birbirinden çok farklı olduğunu, böylece yoksulların, emekçilerin yanında olması gerektiğini anlar. Roman, bir çocuğun, Ahmet Oğlan’ın, direnerek gün gün nasıl aydınlığa çıktığını, nasıl politik bir kimlik edindiğini hikâye ediyor.

Ferit Edgü – Kimse (2006)

  • KİMSE, Ferit Edgü, Sel Yayıncılık, roman, 128 sayfa

Ferit Edgü’nin ‘Kimse’si, en çok da ‘Hakkari’de Bir Mevsim’in bir anlamda devamı olması yönüyle ilgi çekici. Bu romanda, ‘Hakkari’de Bir Mevsim’in gizemli anlatıcısının, öğretmenlik yaptığı Hakkari’nin on üç haneli Pirkanis adlı dağ köyünde, kendisiyle yaptığı yalnızlık konuşmalarından oluşuyor. Edgü’nün burada kullandığı ‘Birinci Ses’ ve ‘İkinci Ses’ hem birer roman kahramanı, hem de birbirinden farklı düşüncelerin uzlaşmaya varma çabası olarak okunabilir. Romana, ‘Hakkari’de Bir Mevsim’de olay örgüsüne monologlarıyla katılan kahramanın; anmak, anımsamak, anlamak, sormak ve karşılık aramak gibi konular üzerine, ikinci sesiyle, öteki kendiyle yaptığı diyaloglar veya yalnızlık konuşmaları diyebiliriz.

Ketil Bjørnstad – Düşüş (2006)

  • DÜŞÜŞ, Ketil Bjørnstad, çeviren: İris Kantemir, Metis Yayınları, roman, 225 sayfa

Ketil Bjørnstad’ın ‘Düşüş’ü, yazarın daha önce yayımlanan ‘Müzik Uğruna’dan sonra Türkçedeki ikinci romanı. Romanın baş kahramanı sulh yargıcı Erling Fall, bir gün kendisini elinde boşanma ilamı, terk edilmiş, hayatındaki her şeyden kuşkuya düşmüş, şaşkın bir halde bulur. Üstelik hâkimi olduğunu sandığı adaletle de başı belaya girmiştir. Fall bir sorgulama sürecine girmek yerine içine düştüğü sorunlardan kurtulmasını sağlayacak telafi imkânlarına sarılır. Bu anlamda, yazarın zengin, hedonist, kibirli olarak tanımladığı Norveç toplumunda bol bol seçenek vardır. Fakat ilk etapta daha kolay görünmesine rağmen, bu imkânlara ulaşmak için Fall’ın ödeyeceği bedel, diğer zorlu seçenekler düşünüldüğünde oldukça ağırdır.

J. M. Coetzee – Michael K.: Yaşamı ve Yaşadığı Dönem (2006)

  • MICHAEL K.: YAŞAMI VE YAŞADIĞI DÖNEM, J. M. Coetzee, çeviren: Tülin Nutku, Can Yayınları, roman, 211 sayfa

2003 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi J. M. Coetzee elimizdeki romanı ‘Michael K.’ İle, İngiltere’nin saygın edebiyat ödülü olan Booker’ı da kazanmıştı. Coetzee’nin romanlarında kurduğu ikilemler, ırk ayrımı ve sömürgeciliğin pençesindeki Güney Afrika gerçekliğinden temellenir, ama bireyin böylesi bir toplum içindeki yabancılaşması ve umarsızlığının derinliklerine yönelir. Coetzee burada ise, hem bedensel hem de ruhsal bakımdan ayrıksı bir karakterin, anlayamadığı ve denetleyemediği koşullar karşısındaki trajik ikilemini hikâye ediyor. Roman, söz konusu karakterin yaşadığı ikilemlerden ve çektiği acılardan hareketle, Güney Afrika’nın kendine has hüznünü tasvir ediyor.

José Saramago – Yitik Adanın Öyküsü (2006)

  • YİTİK ADANIN ÖYKÜSÜ, José Saramago, çeviren: Dost Körpe, Merkez Kitaplar, roman, 352 sayfa

1998 Nobel Edebiyat Ödüllü Jose Saramago ‘Yitik Adanın Öyküsü’nde, Fransa’da oluşan bir çatlakla Avrupa’dan ayrılan İber Yarımadası’nın hikâyesini anlatıyor. Yarımada bu kopuşun ardından yolculuğuna başlarken, beş kişi bir araya gelecektir. Bunlar, toprağa karaağaç dalıyla bir çizgi çizen Joana Carda, yerin sarsıldığını hisseden Pedro Orce, bir sığırcık sürüsü tarafından takip edilen José Orce, ağır bir taşı denize fırlatmaya çalışan Joaquim Sassa ve nihayet, tavan arasında bulduğu bir çorabı sökmeye başlayan Maria Guavaira’dır. Karakterlerden her biri, Yarımada’nın anakaradan kopuşunun, kendi davranışlarının bir sonucu olduğuna inanır. Yazar bu durumdan hareketle, insan doğasının farklı yönlerini irdeliyor.

Carl-Johan Vallgren – Bir Garip Aşk Öyküsü (2006)

  • BİR GARİP AŞK ÖYKÜSÜ, Carl-Johan Vallgren, çeviren: Ali Arda, Metis Yayınları, roman, 309 sayfa

 

 

‘Bir Garip Aşk Öyküsü’nün yazarı Carl-Johan Vallgren, şu ana kadar çıkardığı beş albümle, müzik alanında da adını duyurmuş bir isim. İlk kitabıysa 1987 yılında yayımlanan ‘Nomederna’ydı. Vallgren’in yeni yayımlanan romanı, on dokuzuncu yüzyılın başında Königsber’de geçer. Filozof Kant’ın da doğum yeri olan bu yerdeki bir genelevde bir hilkat garibesi doğar. Doğarken annesinin ölümüne neden olan bu canavarımsı yaratık sağır, dilsiz ve ürkütücü bir çirkinliktedir. Ne var ki, Herkül adı verilen bebek, gizli yeteneklere de sahiptir: İnsanların zihnini okur, kalplerinin derinlerinde olup biteni bilir. Herkül’ün sahip olduğu tek şeyse, aynı genelevde aynı gün dünyaya gelen Henriette Vogel’dir. Fakat çok geçmeden, içinde yaşadıkları dünya, ikisini de birbirinden ayırır. Romanın polisiyeye yakın olay örgüsü, bu ayrılık üzerinden gelişen bir nefret üzerinden ilerler.

Muhammed Muhammedali – Gizli Rol (2006)

  • GİZLİ ROL, Muhammed Muhammedali, çeviren: Haşim Hüsrevşahi, Kapı Yayınları, roman, 185 sayfa

İranlı yazar Muhammed Muhammedali’nin ‘Gizli Rol’ romanı, 1991 yılında yayımlandıysa da ilgi çekmemişti ve yazarın 2001 yılında yaptığı ufak birkaç değişiklikten sonra olumlu bir karşılık aldı. Muhammedali’nin romanının asıl teması kesinliğin olmayışıdır diyebiliriz. Burada öykü, Tahran’ın sıradan insanlarının yaşadığı sıradan bir sokağında işlenen bir cinayetle başlar. Maktülün oğlu olan ve katilin idam edilmesi için mücadele eden romanın anlatıcısı, gerçekle düş arasında gittikçe belirsizleşen bir sınırda kendi geçmişine yaptığı yolculuğu ve bu yolculukta keşfettiği, hem babasının sevgilisi hem de katilin eski karısı olan bir kadının öyküsünü de anlatır.

Michael Tobias – Öfke (2006)

  • ÖFKE, Michael Tobias, çeviren: Algan Sezgintüredi, Versus Kitap, roman, 335 sayfa

Michael Tobias’ın ‘Öfke’si, insan öfkesinin hayvan katliamına giden yıkıcılığını konu ediyor. Fakat, hayvana yönelen bu şiddet, yazarın da çok iyi gösterdiği gibi, çok kolay bir şekilde, çocuklara, savunmasızlara, güçsüzlere ve siyahlara yönelebiliyor. Tobias, bir yazar olarak, elbette tavrını hayvan haklarından yana koyar. İnsanın cinai halinin hayvanı da kapsayan yoğunluğu karşısında, Tobias da, bir kişisel anlatı olarak düşünülebilecek romanında, bu şiddeti uygulayanlara karşı öfke duyar. “Acıyı hissetmek için kurban olmak gerekmez…” cümlesiyle başlayan roman, insanlarla, şiddet uyguladıkları hayvanlar arasında bir empati kurmayı amaçlıyor.

Andonis Samarakis – Yanlış (2006)

  • YANLIŞ, Andonis Samarakis, çeviren: Ari Çokana, İletişim Yayınları, roman, 204 sayfa

‘Yanlış’ romanı, totaliter bir rejimin iki gizli servis ajanının, tutukladıkları bir şüpheliyi başkente götürmeleriyle başlar. Yolculuk başladığında, Merkez tarafından tüm detayları dikkatle hazırlanmış plan da işlemeye başlar. Bundan böyle ajanlar resmi görevliler değil, “insan” rolüne bürünmüş birer dosttur. Başkente gitmek için feribota yetişme çabalarından kentte beraber çıktıkları gezintiye kadar her şey, şüphelinin kendini güvende hissetmesi için kurgulanmış bu planın parçalarıdır. Amaç, tutukluya suçunu itiraf ettirmektir. Samarakis bu romanında, birbirlerine üstün gelmeye çalışan kahramanları üzerinden totaliter rejimlerin psikolojik savaşıyla alay ediyor.