Alan Lightman – Einstein’ın Düşleri (2012)

  • EINSTEIN’IN DÜŞLERİ, Alan Lightman, çeviren: Algan Sezgintüredi, Aylak Kitap, roman, 113 sayfa

 

Alan Lightman ‘Einstein’ın Düşleri’nde, Einstein’ın patent bürosundaki katipliği esnasındaki düşlerine ve bu düşlerden yansıyan farklı dünyalara uzanıyor. Einstein, patent ofisinde 14 Nisan-28 Haziran 1905’te görev alır ve bu esnada, zaman üzerine sayısız düş kurar. Bu düşlerde zaman, ya dairesel ya da geriye doğru işlemekte veya olağanüstü bir irtifayla yavaşlamaktadır. Ve hayatın bilinen gerçekliğini ters yüz edebilen bu düşler, Einstein’ın daha sonra büyük bir bilim adamı haline getirecek araştırmalarına öncülük edecektir. Roman, Einstein’in düşleri üzerinden, zamanın ne olduğu konusunda farklı bir bakış sunuyor.

Irvin D. Yalom – Spinoza Problemi (2012)

 

Irvin D. Yalom ‘Spinoza Problemi’nde, bir yandan Spinoza’nın yaşadığı ddöneme uzanırken, öte yandan ondan üç yüzyıl sonra yaşamış Nazi ideologu Alfred Rosenberg’in iç dünyasına iniyor.

Rosenberg, henüz on altı yaşındayken, okuldaki bir konuşmada sarfettiği anti-Semitik sözler yüzünden, okul müdürü tarafından cezalandırılır.

Cezası, Alman yazar Goethe’nin otobiyografisinde, Spinoza’yla ilgili yazdığı pasajı ezberlemektir.

Irkçı Rosenberg için, çok sevdiği Goethe’nin Yahudi düşünüre hayranlığı büyük bir şoktur.

Rosenberg, yıllar sonra, Yahudilerin yok edilmesinde büyük roller üstlenirken, bu problemle yeniden yüzleşecektir.

  • Künye: Irvin D. Yalom – Spinoza Problemi, çeviren: Ahmet Ergenç, Kabalcı Yayınevi, roman, 445 sayfa

Necip Mahfuz – Muhterem Efendim (2012)

  • MUHTEREM EFENDİM, Necip Mahfuz, çeviren: Işıl Alatlı, Hit Kitap, roman, 136 sayfa

 

Mısırlı yazar Necip Mahfuz, kısa romanı ‘Muhterem Efendim’de, devlete tapınma ve iktidar hırsını, küçük bir insanın hayatı üzerinden izliyor. Romanın merkezindeki Osman Bayyumi, önemsiz bir arşiv memuru olarak çalışmaktadır. Yoksul olduğundan eğitimini yarıda bırakan Bayyumi’nin tek hedefi, çalıştığı kuruma genel müdür olabilmektir. Bu konum, Bayyumi için sadece kariyer hedefinin en önemli durağı değildir. Kendisi, devlete hizmet etmenin, neredeyse yaşamanın biricik amacı olduğuna gönülden inanmaktadır. Roman, bunun için her şeyden vazgeçen ve böylece yozlaşıp kendine yabancılaşan Bayyumi’nin hikâyesini sunuyor.

Penelope Lively – Ay Kırıkları (2012)

  • AY KIRIKLARI, Penelope Lively, çeviren: Yasemin Akbaş, Everest Yayınları, roman, 274 sayfa

 

Penelope Lively ‘Ay Kırıkları’nda, ölüm döşeğindeki başkahramanı Claudia Hampton’ın geçmişine yaptığı dokunaklı yolculuğu hikâye ediyor. Tarihçi Hampton, hastane yatağında kanserle mücadele ederken, yaşamının bir tarihini bilincinde yazmaya koyulur. Hampton, dünya tarihi olarak tasarladığı kişisel tarihi ekseninde, 2. Dünya Savaşı’nda tanık olduklarını, aşık olduğu Tom’u, bağımlılık derecesinde sevdiği kardeşi Gordon’ı ve annesiyle ilişkisini, deyim yerindeyse, yeni baştan kurmaya koyulur. Lively’nin geri dönüşler ve farklı anlatıcılarla zenginleştirdiği hikâyesi, en çok, güçlü karakteri Hampton’la dikkat çekiyor.

Yusuf el-Muhaymid – Münire (2012)

  • MÜNİRE, Yusuf el-Muhaymid, çeviren: Esra Kılıççı, Pegasus Yayınları, roman, 255 sayfa

Yusuf el-Muhaymid, yayımlandığı dönemde tartışma yaratan ‘Münire’de, hasta ruhlu bir erkeğin yaşattığı acıların kurbanı Riyadlı Münire el-Sahi’nin hikâyesini anlatıyor. Hasan el-Asi, görüp beğendiği Münire’yi babasından ister. Kendisini binbaşı olarak tanıtan Hasan, babanın onayını alır. Nikah için Hasan’ın yanında teyzesi, nikah memuru ve şahit olarak da iki asker bulunmaktadır. Evliliğin gerçekleşmesinden hemen sonra, genç kadın için korkunç bir süreç işlemeye başlar. Zira Hasan’ın Münire’ye olan aşkı gerçek değildir ve Hasan bu evliliği uzun zamandır tasarladığı bir intikamı gerçekleştirmek için kullanmıştır.

Roberto Bolaño – 2666 (2012)

  • 2666, Roberto Bolaño, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Pegasus Yayınları, roman, 992 sayfa

 

Şilili ünlü romancı Roberto Bolaño, ‘2666’yı ölmeden kısa bir süre önce bitirdi. Bolaño, nihayet Türkçeye çevrilen bu romanında, Teksas sınırındaki Ciudad Juarez’de yüzlerce kadının vahşi bir şekilde öldürülmesinden yola çıkarak kötülüğün sıradanlaşmasını, kendi kendini canlı canlı yiyen aç bir toplumu anlatıyor. Bolaño, sıradan bir gazete haberiyle adım adım anlatmaya koyulduğu bu cinayetleri destan-romanının omurgasına yerleştirirken, farklı dünyalara ait çok sayıda karakteriyle de, Güney Amerika, ABD ve Avrupa gelenekleri, modernizmin vahşi gerçekliği ve küreselleşmiş, dayanağını yitirmiş bir dünyayla hesaplaşıyor.

Ian McEwan – Solar (2012)

  • SOLAR, Ian McEwan, çeviren: Kıvanç Güney, Turkuvaz Kitap, roman, 319 sayfa

Ian McEwan ‘Solar’da, küresel ısınma gibi karamsar bir konuya, karakterinin başından geçen gülünç olaylarla bakıyor. Romanın başkahramanı, Nobel ödülü sahibi fizikçi Michael Beard’dır. Ödülün getirdiği ünle küresel ısınma, çevre felaketleri konularında konferanslar veren Beard, aynı zamanda iflah olmaz bir çapkındır. Fakat şimdi, durum biraz kritiktir. Zira beşinci evliliğini yaşadığı şu anda Beard ilk kez aldatılan olmuştur. İşin ilginci, karısına da hâlâ aşıktır. Bu esnada yaşanan bir olay, Beard’in kariyerini de tehlikeye atar. Kahramanımızın tüm geleceği, bu sınavdan başarılı çıkıp çıkmayacağına bağlıdır.

Metin Aktaş – Harput’taki Hayalet (2012)

  • HARPUT’TAKİ HAYALET, Metin Aktaş, İletişim Yayınları, roman, 431 sayfa

Metin Aktaş ‘Harput’taki Hayalet’te, bir tehcir hikâyesi anlatıyor. Romanın başkahramanı Roc, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’ya asker olmamak için Harput’ta medrese öğrencisi olur. Roc, bu küçük şehirde gayrimüslimler ve Ermenilerin katledilişine tanık olur. Âşık olduğu Ermeni kızı Sato için Hamidiye milislerinin komutanını öldüren Roc, Dersim’e kaçıp başka bir isimle yaşamına devam eder. Fakat bir türlü ulaşamadığı Sato’yu aramaktan da asla vazgeçmez. Romanda, Roc ve Sato’ya eşlik eden Rojda Ana, Kirkor, Papaz Bedros, Aram, Roc’un Dersimli karısı Helin, Musa ve Müderris Deli Hacı gibi karakterler de yer alıyor.

Flann O’Brien – Dalkey Arşivi (2012)

  • DALKEY ARŞİVİ, Flann O’Brien, çeviren: Gülden Hatipoğlu, Everest Yayınları, roman, 241 sayfa

İrlanda edebiyatının önemli kalemlerinden Flann O’Brien’ın bizde ilk yayımlanan eseri, ‘Üçüncü Polis’ti. O’Brien, bir nevi ‘Alice Harikalar Diyarında’ olarak tanımlanabilecek bu romanında, cinayet işleyen anlatıcısının polis karakolunda tanık olduğu absürd olayları anlatmıştı. İşte O’Brien’ın Türkçeye kazandırılan elimizdeki romanı da, yukarıdaki kitaptan da aşina olduğumuz De Shelby karakterine ve onun garip teorilerine yeniden merhaba diyor. Parodi ve hicvin yetkin bir şekilde kullanıldığı romanda, ‘Ulysses’in ahlaksız olduğunu savunan ve din adamı olmak isteyen genç bir James Joyce’la da karşı karşıya geliyoruz.

Hilary Mantel – Kurtlar Hanedanı (2012)

 

  • KURTLAR HANEDANI, Hilary Mantel, çeviren: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur, Artemis Yayınları, roman, 785 sayfa

Hilary Mantel, 1500’lerin İngiltere’sinde geçen ‘Kurtlar Hanedanı’nda, iktidar boşluğuyla boğuşan Kraliyet ailesi ile bunu fırsat bilerek yükselen alt sınıftan zeki bir karakterin kapışmasını hikâye ediyor. İmparatorluğun başındaki VIII. Henry, erkek varis sahibi olamadığı için eşini boşayıp Anne Boleyn ile evlenmeyi planlamaktadır. Fakat Papa ile Avrupa’nın buna karşı çıkması, ülkede kriz yaşanmasına neden olur. Bu kaos, alt tabakadan gelen; kabadayı, rüşvetçi ve siyaset dehası Thomas Cromwell’in işine yarayacaktır. Cromwell çok geçmeden, zekice taktiklerle meclise girecek ve ülkenin kaderini tümüyle değiştirecektir.